Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Biz Nasıl Bu Hale Geldik?

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 1950 Okunma | 04 Mayıs 2010 16:57:20

Yazarımıza teşekkür ediyoruz

Biz Nasıl Bu Hale Geldik?

 

            Merhaba,

           

            Hepinizin iyi olduğunu umarak yazıma başlıyorum. Aslında size çok daha güzel şeyler yazacaktım ama Gül gibi beş Şehidin ateşiyle yürekler yanarken hiçbir şey yokmuş gibi yapamıyorum. O yüzden bu seferlik affınıza sığınıyorum. Belki buna acemilik diyenler çıkacaktır ama olsun. Eğer profesyonellik, hiçbir şeyden etkilenmemek ya da öyleymiş gibi yapmaksa ben hep acemi kalmayı tercih ederim. Neyse, asıl konumuza dönelim…

 

            Gencecik beş askerimiz Şehit oldu ve biz bu haberi lanet bir altyazıdan öğrendik. Yayın akışını kesip ayrıca yer veren oldu mu bilmiyorum ama benim o an birbiri peşi sıra açtığım kanalların hiçbirinde -alt yazı rengi hariç- herhangi bir değişiklik yoktu. İlginçtir bu kanalların hepsi de Türkiye’nin en büyüğü olduğunu iddia edenlerdi. Bu mudur koskoca televizyonların tek yapabildiği? Nasılsa alıştık değil mi? Bu millet için artık güneşin doğuşu gibi bir şey bir Askerin Şehit edilmesi. Buna da alışalım ve alışıp tepki vermediğimiz her şey gibi buna da tepkisiz kalalım. Tek yapabildiğimiz “Vah! Yazık oldu!” demek olsun. Haberlerde yanıp, dövünen aileleri gördükçe üzülelim sonra bitsin. Bu mudur bize yakışan?

Tabi ki hayır ama tüketim toplumuyuz ya her şey gibi duyguları da tüketiveriyoruz işte. Onlarla birlikte biz de tükeniyoruz ama anlamıyoruz. Çünkü duygular, diğer tükenenlerden farklı bir yol izliyorlar. Bizi birden değil yavaş yavaş, alıştıra alıştıra terk ediyorlar. Biz de sanıyoruz ki olması gereken bu. Eğer böyle gidersek korkarım ki sokakta yuvarlanan bir yığın taş olmaktan öteye geçemeyeceğiz.

 

            Biz nasıl bu hale geldik? Önceleri böyle acı haberler duyulduğunda yayın akışını değiştirirdi kanallar. En azından eğlence programları olmazdı o gün. Müzik programlarında çok hareketli şarkılar çalınmazdı. Bu bahsettiğim en fazla on beş yıl öncesidir. Bu kadar kısa zamanda bizi nasıl terk etti vicdanımız. Yahu ne olur bir gün olsun cebinizi düşünmeyin. Bir an için kendinizi o acıyla yananlardan birinin yerine koyun da bir düşünün. Siz çocuğunuzdan -ya da bir yakınızdan diyeyim- bir haber alabilmek umuduyla telaşla haberleri araştırırken karşınıza ya bir dansöz çıksın ya ne olduğu belirsiz bir ucube ya da zor bela bulduğunuz bir haber kanalındaki borsa muhabbetleri… Ne düşünürdünüz? Bu kadar mı zor? Bir gün olsun onlar için bu kadarını yapamaz mıydınız? Yeri gelince kırk kat yabancıların cenazelerini bütün ayrıntılarıyla gösteriyorsunuz. Hepsi Allah(c.c.)’ın yarattığı candır. Ona sözüm yok ama ciğerimiz yanıyorsa buna duyarsız kalamazsınız. Bu gencecik insanlar sırf Vatanlarını korumak için canlarını feda ediyorlar. Hiçbir şeye değilse de bu amaca saygı duymak zorundasınız. Zorundayız. Bu Vatan hepimizin öyle değil mi? Yeri gelmişken TV58’e –ve varsa benim bilmediğim diğer kanallara- bu konuyla ilgili hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Dilerim bu hassasiyetleri daim olur.

           

Biz nasıl bu hale geldik? Neden bin parçaya bölündük ve neden her bir parça bir diğerinden bu derece rahatsız? Hem herkes kendi düşüncesini savunmakta özgür olsun diyoruz hem de tüm özgürlük savunucuları tek yol olarak bir diğerinin özgürlüğünü kısıtlamayı seçiyor. Hani çok seslilik iyiydi. Hani özgürlük bir başkasının özgürlüğünü tehdit etmemekti aynı zamanda. O zaman neden hala güya özgürlük adına onlarca cana kıyılıyor. Bu nasıl bir çelişkidir?

 

Biz nasıl bu hale geldik? Ya hiç tepki vermiyoruz ya da çok abartılı tepkiler veriyoruz. Ya susuyoruz ya avazımız çıktığınca bağırıyoruz. Neden bir türlü adam gibi konuşamıyoruz. Bir konuşsak her şey yoluna girecek ama yok işte olmuyor çünkü konuşacak kadar şey bilmiyoruz. Bilmiyoruz çünkü okumuyoruz, araştırmıyoruz. Ha çok iyi yaptığımız bir şey var o da televizyon izlemek; orada gördüğümüz her şeye inanmak ve üstüne üstlük bir de eleştirmek. Ne olur biraz daha dikkatli olalım olmaz mı? Bu hayatın tekrarı yok. Özel bölümü de yok. İpin ucu bir kaçtı mı toparlamak o kadar kolay olmuyor.

 

Uyan delikanlı! O derin uykundan bir an önce uyan. Bu gencecik beş Şehit ve bundan önceki niceleri; sen jöleli saçlarınla tespih sallayarak yürürken önünden geçen her kıza laf at, her erkeğe kafa tut diye vermediler canlarını. Erkeklik, mertlik, yiğitlik o aptal dizilerdeki gibi değil. İyi ki değil. Televizyona değil de tarihine bir bak. Bu vatanın, bu dinin ne olduğunu bir öğren. O zaman görürsün neymiş mertlik, yiğitlik. Neymiş erkeklik…

 

Uyan güzel kızım! O derin uykundan bir an önce uyan. Bu gencecik beş Şehit ve bundan önceki niceleri;  sen sürekli boyanmaktan yıpranmış saçların, üç beş kez kıvırarak kısalttığın eteğinle baloya gider gibi okula gidesin; “aşk engel tanımaz.” palavralarına kanıp kuytu köşelerde vakit geçiresin diye vermediler canlarını. Hanımefendilik, ahlak, aile, aşk, o iki kuruşluk insanların oynadığı dizilerdeki gibi değil. İyi ki değil.  Televizyona baktığının yarısı kadar geçmişine bir bak olur mu? Bu milletin anneleri kimlermiş. Neler yapmış ne zorluklara göğüs germişler? Arada bir son moda aşk romanlarından -ki onlara roman demeye bin şahit ister- kaldır da o güzel başını bir dinle bakalım o anneler sana neler anlatacaklar. O zaman görürüsün neymiş hanımefendilik; neymiş ahlak, aile; neymiş aşk…

 

Ateş, bu sefer hepimizin yüreğine düştü ama yine en çok ilk düştüğü yeri yakacak. Allah(c.c.), sabırlar versin.  İnşallah tüm bu acıların bir sonu vardır. Kim bilir belki de ateşin tamamen kesildiğini gördüğümüz o gün, yanan yüreklere biraz da olsa su serpilir.

 

Aziz Şehitlerimiz! Mekanınız Cennet, Yoldaşınız Hz. Muhammed Mustafa(S.A.V) olsun.

 

 

Kıymet verip okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

Hepinize sağlıklı, güzel günler diliyorum. Hoşça kalın…

                                                                                       

Ayşegül ERGİN

Mayıs // 2010


 | Puan: 10 / 3 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ayşegül ERGİN { 11 Mayıs 2010 23:46:59 }
Biraz geç cevap yazıyorum. İnşallah kusuruma bakmazsınız. Kıymetli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Dilerim çok daha güzel günlerde çok daha güzel yazılar yazıp, onları da sizlerle paylaşma mutluluğunu yaşamak nasip olur. Saygılar...
Mehmet Toprak { 05 Mayıs 2010 15:49:15 }
Yazınızla aslında var olan bir hastalığımıza ön teşhis koymuşsunuz bu yazının bitmemesi lazım örnek o kadar çok ki Reşit Haylamaz ın DUYARSIZLAŞMA Yazısınıda okumanızı tavsiye ederim elinize yüreğinize sağlık
Turan KILIÇARSLAN { 05 Mayıs 2010 11:55:03 }
Ayşegül Hanım,harika bir yazı...Harika...
Kendini.insanlığını,kim olduğunu,nasıl ve neler sayesinde varlığını sürdürdüğünü,ne için varolduğunu,vs. vs. unutanlara güzel bir ders..
Bütün bunları,her ne uğruna olursa olsun unutturanlara,aymazlara ve toplum vicdanını,hassasiyetlerini umursamayan,hiçe sayanlara da...
Elinize sağlık...
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun159 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI