
Musa Beye teşekkür ediyoruz
ÇOCUKLUK YILLARI
Taze ekmek kokusu
Yağmur sonrası toprak kokusu
Ve bağbozumu bahçelerin küflü yaprak kokusu
Nasıl da sinmiş içimize
Neydi be
Tozpembe hülyalarla
Dünyaya meydan okuduğumuz çocukluk yılları
Silinmeyen yazgıların
Şafak vaktine yansıyan
Aydınlığıyla dünyamızı kurmuştuk
Kıpır kıpır yüreğimiz
Kocaman düşleri ağırlardı
Sonuna kadar sever
Ve aşklarımızı
Kendimizden bile saklardık
Ay ışığı akşamlarda hüzünlenir
Geceyi katıksız yaşar
Yıldızlarla sahiden konuşurduk
Tan yerinin ağartısını
İlk görenler de biz olurduk
Vadilerin ne kadar engin
Dağların da ne kadar gururlu olduğunu
En iyi biz fark ederdik
Yosun tutmuş ırmakların
Kaygan taşlarından öğrenirdik
Yaşamanın biraz da uyanıklık olduğunu
Gökyüzünde uçan kuşla biz uçar
Dallarda kızaran meyvelerle
Yine biz kızarırdık
Su sesleriyle uykuya dalar
Geçim telaşı serzenişlerle
Uykudan uyanırdık
Ve zamanı
Yalçın kayaların
Gölge boylarından anlayarak
Alın teri kokan
Sofralara otururduk sessizce
Topraktan çatlayan ellerin
Bir başağın rüzgarla dansının
Ve serin ağaç gölgelerinin
Sevincini duyar
Sefasını sürerdik
Bilirdik her nasılsa
Her şeyden bir mutluluk çıkarmayı
Bilemediğimiz şeyler de vardı elbet
Nereden bilirdik
Taze ekmek kokusunun
Yağmur sonrası toprak kokusunun
Ve bağbozumu bahçelerin küflü yaprak kokusunun
Bu kadar içimize sineceğini
Ve nereden bilirdik
Bir rüya gibi geçen çocukluğumuzun
Bizi bir gölge gibi izleyeceğini
Ve küllendikçe geçmişin anıları
Yeni mutluluklar ekleneceğini mutluluklarımıza
Musa TAKÇI
Bu güzel şiiri okurken çocukluğuma döndüm tebrik ediyorum...
Yaşanmış, his dolu satırlar. Bu şiir sanırım bu yüzden böylesine güzel, böylesine değerli. Elinize sağlık...
sayın hocam bizleri böyle duygu yüklü zamanlara götürmeyin geri dönüşü zor oluyorAHHHAH elinize sağlık
Sevgili Musa hocam,ellerinize sağlık.Bizleri gerçekten herşeyden habersiz ama herşeyi yapabilen hayeller kurulabilen bir zamana çocukluk yıllarına götürmüşsün.Bizlere bazen Fatih'in çocuk yaşta İstanbulu fethettiği bazende Fatih'in babasının ihtiyarladığında pes edip koca saltanatı bir çocuğa teslim ettiği hep anlatıldı okullarda.Bu hayellerle ne işler yaptık ne hayeller kurduk büyüyünce yapmak için ama büyüdüğümüzde gördükki hepsi boşmuş...geride kalan sadece kaf dağındaki devlerle savaşımız kaldı..Ama yılmadık yılmayacağız...O çocuk masumluğu ve temizliği eğer bizleri terketmeseydi şimdi dünyamız belkide bambaşka olacaktı...Yinede büyüklerimize öğratmenlerimize çook işler düşüyor..saygı ve selamlar