MÜNKİRAN
Kategori: Yazı - Makale |
8 Yorum |
2685 Okunma |
Yazan: ebubekir | 05 Mayıs 2009 15:42:43
Ebubekir Beye Teşekkür ediyoruz.
MÜNKİRAN
Geçmişte bütün peygamberleri inkar eden, getirdikleri hakikatleri kabul etmeyen, sihirbazlıkla, büyücülükle itham eden insanlar hep olmuştur. Bazen peygamberin en yakınları(oğlu, hanımı vs) bile inkarcılar içerisinde yer almış ve ilahi rahmetten mahrum kalmışlardır.
Aynı şekilde peygamberimizden sonra gelen Evliyaullahı da inkar ve eziyet eden insanlar da olmuştur. Bu aslında peygamberimize ittiba etmenin bir sonucudur. Peygamberimize tabi olup sünnetini yaşayan evliyalar bu noktada da Resulullah(sav)’a benzemişler ve bir çok münkirleri olmuştur. Bu birazda evliyayı tanıyamamaktan olmaktadır. Zira evliyayı tanımak peygamberi tanımaktan daha zordur. Peygamberler peygamberliğini açıktan ilan edip gerektiğinde açıktan mucize gösterirken evliya “ben evliyayım” demez ve açıktan keramet göstermekten de haya ederler, ancak mecbur kaldıklarında gösterirler. Diğer taraftan sünnete tam ittiba eden ve görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan evliyaları ayan beyan görmek ve bilmek görmek isteyenler için hiç de zor değil.
Evliyayı inkar etmek ve onlara karşı tavır takınmak, hafife almak, küçük görmek günümüzün önemli hastalıklarından birisidir. Cahil cesur olur düsturunca evliyayı tanımayan ve evliyaya münkirlik yapmanın sonuçlarını idrak edemeyen insanlar çok rahatlıkla bu zatlar aleyhinde cesurca konuşabilmektedirler. Oysa bu çok tehlikeli bir iştir.
Bu konuda özellikle İbni Teymiyye ile talebesi İbni kayyım ve bunların fikirlerini benimseyen Vehhabiler evliyaya münkirlik yolunda çok ileri gitmişler ve ehli sünnetten ayrılmışlardır.
Evliya Allah(cc)’ın dostudur. Bu seçilmiş insanlarla ilgili olarak Cenab-ı Allah Yunus(62-64) suresinde şöyle buyurmaktadır;” İyi bilin ki, Allah(c.c.)'ın veli kulları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır. Dünya hayatında da ahrette de onlar için müjdeler vardır. Allah(c.c.)'ın verdiği sözlerde asla değişme yoktur. Bu en büyük saadetin ta kendisidir."
Evliya, Peygamberimizden sonra O’nun varisi olarak insanları hidayete çağıran, insanları karanlıktan aydınlığa çıkaran, irşad için görevlendirilmiş Allah’ın memurlarıdır. Mevlana(ks) ''Mürşidim Hakk'ın kapısıdır. Çünkü Hakk'a onunla vasıl oldum.'' diyerek evliyanın tezkiye ve tasfiye noktasındaki önemini beyan etmiştir.
Veli, Allah’ın şahididir; O’nu tanır ve O’nu tanıtır. Gayesi sadece Allah’ın rızasıdır. O’nlar insanları Allah’a, Allah’ı da insanlara sevdirirler. Onların işi çözüp bağlamaktır. İnsanların kalplerini dünyadan çözüp ahrete bağlarlar. Bunlarla beraber olanlar Allah’a hakkıyla kul olmaya çalışırlar. Hadisi kudside Cenab-ı Allah; "Kulum bana farzlarla yaklaştığı gibi nafilelerle de yaklaşır. Ben bir kulumu sevince onun tutan eli, konuşan dili, gören gözü, yürüyen ayağı olurum. O benimle görür, benimle konuşur, benimle işitir." (Buhari) buyurarak evliyanın Allah’ın muradına göre iş yaptığını beyan etmiştir. Bir hadiste Peygamberimiz(as); "Allah'ın öyle kulları vardır ki onlar bir şey üzerine yemin etseler, Allah onları yalancı çıkarmamak için onu halk eder!" buyurmuştur. Evliya Allah’ın yanında nazlıdır.
Bediüzzaman(ks); velayet bir hücceti risalettir yani evliyalık, peygamberliği doğrulayan çok önemli bir delildir derken kerametin de aynen mu’cize gibi Cenâb-ı Hakk’ın fiili, hediyesi, ihsanı ve ikramı olduğunu ; beşerin fiili olmadığını söylemektedir. Böyle bir delili yok saymak, inkar etmek çok tehlikelidir, insanın mahrumiyetine sebeptir. Bu zatlara dil uzatmak, alaya almak, karalamak, düşmanlık yapmak büyük bir bedbahtlıktır. Allah’ı hakkıyla tanıyan bir insanın evliyanın aleyhinde olması mümkün değildir. Kamil zatlar insanlara ne zarar verdiler yada düşmanlık ettiler ki bizler onlara kaşı lakayt, alaycı ve düşmanca davranıyoruz? Silsile yoluyla Allah Resulünden bu güne İslamı hakkıyla yaşayarak bid’atlardan temizleyenler onlardır.
Madem evliyalar Allah indinde çok değerlidir. Onlar hakkında konuşurken dili, onlarla beraberken de kalpleri muhafaza etmelidir. Her nefiste firavundaki gibi hemen ortaya çıkmayan bir uluhiyet ve inkar davası vardır. Eğer zaman ve zemin müsait olursa bu rahatlıkla ortaya çıkacak bir haldir.Aslında nefisleri inkardan ve bu uluhiyet davasından temizlemek için Efendimiz adına insanları irşad eden evliyalar hakkında hayırdan başka bir şey söylenemez. Ancak ne var ki bilmediğimiz meselelerde ulu orta konuşmak, “bana göre” diye başlayarak onları tanımadan ve tasavvufu bilmeden fikir yürütmek bu zamanda çok yapılan cahilane ve gafilane bir davranıştır. Konuştuklarımızın sonucunun nereye varacağını düşünmeden konuşuyoruz genelde. Büyük zatlar şöyle söylemişler;”İnsanlar bu gün evliyaya, mürşidi kamillere nasıl davranıyorlarsa eğer onlar Allah Resulü zamanında yaşasalardı peygamberimize de aynı şekilde davranırlardı”. Demek ki evliyaya bakış açımız ve davranışımız bizim için bir ölçüdür.İnsan bilmediği şeyin cahilidir. Hakkıyla bilmediğimiz ve hassas bir konuda dedikodularla hareket etmek, hakikati araştırmadan yanlış hüküm vermek mesuliyeti çok ağır olan bir iştir.
Allah dostları imtihan edilmezler.Kamil mürşidin ekmeğini, çorbasını bile alay konusu yapmak mahrumiyetin ta kendisidir.Bu insanlar Kamil zatları bizim tamamen nefislere hitap eden firavun sofralarıyla kıyaslayıp hor ve hakir göreceklerine Allah Resulü’nün ve sahabelerin sofralarıyla, sünnetleriyle karşılaştırıp değerlendirsinler. Her şeyde mihenk taşı sünnet-i Resulullahtır. Ne tuhaftır ki bu zatları tenkit edenler kendileri hakikati bilmediklerinden tenkit ettikleri şey ya bir sünnet yada bir hayır olmaktadır. Bu birazda din cahili olmamızın sonucu değil mi?
İmam-ı Rabbani(ks) Hz.leri; “Raziye, merdiyye, mutmaine makamında olan bir veliye itiraz Allah’a itiraz kabul edilir. Çünkü onun muradı, ilahi murad olmuştur. Nefsi adına his ve hareket içine girmez. Sakınmalıdır” buyurmuştur.(mektubat1, 101. Mektup)
Hadisi kudside Cenab-ı Allah;"Her kim benim veli kullarıma düşmanlık ederse ben ona harb ilan ederim."(Buhari) buyuruyor. Allah’ın harb ilan ettiği bir insanı kim kurtarabilir?
Rasulullah (A.S.) Efendimiz şöyle uyarıyor: “Allah adamlarını hafife alanın kendisi alçalır.” (Tirmizî, Ahmed). Ebu Turab(ks) ise evliyaya sataşanların Allah’tan yüz çevirenler olduğunu söylemiştir.
Ariflere göre; Allah (CC) bir kulunu kendine düşman etmek isterse, velisine düşman eder . Bir Hakk dostu da “ Ya Rabbi! helak etmek istediklerini bizim aleyhimize düşür” der ve evliyaya münkir olmanın tehlikesine dikkat çeker..Yine bazı büyük zatlar evliyaya münkir olarak ölenleri yüz yirmi dört bin peygamberin kurtaramayacağını ifade etmişlerdir. Bir Peygamberi eleştirmek küfür olduğu gibi bir peygamber varisini inkar etmek ise dünya ve ahrette mahrumiyete sebeptir.
Akşemseddin(ks) Hz.leri, Makamat-ı Evliya adlı eserinde;”Ağaçtan düşenin parçası bulunur ama şeyhin kadrine uğrayanın parçası bulunmaz” demiştir. “Allah'ın dostları, kınından çıkmayan kılıç gibidirler. Onlar nice işkencelere ve zulümlere maruz kalsalar da kınından kılıçlarını çıkarmazlar, sadece insanların bir kısmı (münkirler) kılıca çarparak mahvolurlar” buyrulmuştur. Evliya merhamet sahibidir,kendisine yapılan eziyete, zulme sabreder lakin Allah(cc), kendi dostlarına yapılan haksızlığın intikamını çabuk alır. Bu nedenle de evliyaya münkirlik yapanlar, eziyet edenlerin akıbetleri iyi olmamıştır.
Allah’ın dostlarını seven Allah’ı sevdiğinden dolayı sever, onlara buğz eden de Allah’a buğz ettiğinden dolayı buğz eder. O halde insan kendi eliyle kendisini tehlikeye atmamalıdır. İnsanların evliya olarak kabul ettiği zatlara evliya muamelesi yapmanın kimseye bir zararı olmayacaktır. Ama onlara münkirlik yapmanın öldürücü bir zehir olduğu açıktır.
Farklı cemaat ve meşrep sahiplerini veya başka mürşitleri bir hasım gibi görmenin mantıklı ve hayırlı bir tarafı yoktur. Tüm evliyalar Allah’ın dostudur ve hepsi kendi görevini yapmaktadır.Hepsi aynı davaya hizmet etmektedir. Bu onları tenkit etmeyi değil sevgi ve muhabbet duymayı ve yardımcı olmayı gerektirir. Allah’a dost olanlara dost olmaktan başka yol yoktur.İnsan yapacaksa kendisine en büyük düşman olan nefsine münkirlik ve düşmanlık yapsın
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Mustafa kardeşim ben belli bir yeri işaret etmiyorum. Ben açık sözlü bir insanım. Hiç bir şeyide gizleme ihtiyacı duymam. Ben memur ikende her ortamda inandıklarımı en üst kademedekilere çekinmeden söyledim. Daha önceki makalelerde irtibatlı olduğum yerden bahsettiğimi zannediyorum. benim yazıdıklarım genel şeyler. Mürşidin hakikiside var sahteside.Ben bu konuda yazarken kamil, salih, arif Allah dostlarına göre yani gerçek mürşitlere göre onları kastederek yazıyorum. Sen ise sahtelerini göz önüne alarak yorum yapıyorsun. Senin tarafından yani sadece sahtelerini görerek bakarsan gördüğün doğruda olsa eksiktir.Ben sahtelerinin varlığını ve bunların çok tehlikeli olduklarını biliyor ve kabul ediyorum. Bu zatlar hakkında yani sahte şeyhler hakkında "onlar dağda eşkiyalık yapsınlar, ümmeti Muhammede daha az zarar verirler" demişler. kalkancıların, müslüm gündüzlerin piyasaya sürülmesi boşuna değildi. Anlaşılıyorki bir hayli mesafe almışlar. Fazla söze hacet yok.Evliya her devirde, kıyamet kopuncaya kadar devam edecek. Bu konuda hadisler ve alimler arasında ittifak var. Hayat onların hürmetine devam ediyor. Kamil zatlar böyle söylüyor. Özellikle söylüyorum benim yorumum değil(Sonra yine beni taşlarsnız). SAmimi olarak bir insan onları tanımak isterse tanır.Çoğu kişiler genelde hiç görmedikleri halde hüküm yürütüyor. Eğer kamil olanlar görülürse sahtelerin ayarı anında ortaya çıkar. Allah Resulü "Allah dostları görüldüğü zaman Allah hatırlanır" buyuruyor. Eğer bir kimseyi gördüğünde sana Allah'ı hatırlatıyorsa o evliyadır. Büyükler herkesi hızır bilin demişler. Tevazudan kimseye zarar gelmez. Güzel kardeşim bu gün herkesin gönülden kabul edip sevdiği Mevlana Hz.leri, Abdülkadir Geylani hz.leri gibi zatlar hayatta iken onları da evliya olarak görmeyen, hakaret eden, eza eden insanlar vardı. Onların haklı olmadığını bugün hemen hepimiz itiraf ediyoruz.Evliya evliyadır. Dünün evliyası iyi bu gününkü iyi değil denilemez. Allah kimi dilerse onu kendi dostluğuna kabul eder. Biz kabul etsek yada etmesek onlara ne olurki Allah "dostum" dedikten sonra. Biz zannediyoruzki bu tür zatlar hep geçmişte yaşamış ve şimdi kalmamış.Nedense bazı zatların değeri hayatta iken bilinmiyor. Önemli olan bilip istifade etmek. Allah bizleri hidayetten ayırmasın.
Yazdıklarım itidalli ve temkinli olmaya bir çağrıydı sadece. Tasavvuf ve tarikatler üzerinden din tartışmasına girmem yakışık almaz. Allah yolunuzu açık etsin. Allah cümlemize hidayet ihsan etsin. Selametle
Aleyküm selam Hulusi bey
Herkesin kendine göre bir din anlayışı olabilir. Mezhep imamları şeriat ve tarikatı ayrı şeyler olarak kabul edenlere çok ağır vasıflar yüklemişler.Tasavvuf ehlide hep böyle görmüş. Dolayısıyla tasavvufun hedefi islamı nefislerde yaşatmaktır. Yani tasavvuf İslamın ta kendisidir. Bir mm bile dışında bir şey yoktur. Hal böyle olunca bir müslümanın islama teslim olması ve tavizsiz olması gerekmez mi? Ben kendimi böyle görmüyorum ama inşallah öyle oluruz. Zaman ahir zaman olunca dinde tavizsiz davranmak yerilir olmuş..Bunu tasavvufun borazanlığı olarak görüyorsanız bende reddetmem. Benim yazdıklarımdan “bize gelmeyenler, bizi benimsemeyenler, hak olarak algılamayanlar ziyandadır” manası çıkmıyor. Bu yazıda böyle bir kasdım yok, sadece eğer varsa yanlış ve insana zarar verecek düşüncelerin zararını telafi etmek. İnsan tasavvufa girer veya girmez, bu konuda kimse zorlanmaz, bu bir nasip meselesidir. Bizim yapmaya çalıştığımız şu ahir zamanda herkes kalbini korusun diye çalışıyoruz. Ta ki imanına bir zarar gelmesin. Bunu bir hizmet anlayışı ile yapmam eğer bazı insanları tasavvuftan soğutur mu bilemem . Ama hiçbir aklı selimin böyle düşüneceğini zannetmiyorum.Ve ben yorum yapmıyorum.Gayet açık olan ayet, hadis ve evliya sözlerini aktarıyorum. Dikkatli okursan ,İmamı Rabbaniden bahsetmişsin ama “Raziye, merdiyye, mutmaine makamında olan bir veliye itiraz Allah’a itiraz kabul edilir.” Sözü ona ait. Bunun manası açık değil mi? Bu zatların çok önemli gördükleri meseleleri bu gün müçtehit edasıyla abes görmek nefsani bir hastalık olsa gerek. Bu yazılanlar her ne kadar bazı nefislere ağır geliyor ve itiraz ediliyor olsada elhamdulillah halkımızın büyük ekseriyeti tasavvuf konusunda müsbet düşüncelere sahipler.Evliyaya ve kerametlere inanmak bir fıkıh konusudur. Ehli sünnet alimlerinin ilmihallerine bakarsanız bunu görürsünüz. Cumhuriyet döneminde yarı okumuşlar cehaletlerinden dolayı dinde tahribat yapmış olabilirler ama asıl tahribat şuurlu bir şekilde yabancı kaynaklı, reformist, ehli sünnete aykırı, ehli bid’at akımların ülkemize girmeleri ve dini tahrif etmeye çalışmaları da yine bu dönemde olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Ehli sünnetin gayreti de bu tahribatı durdurmaktır. Bediüzzaman ömrünü bu mücadele ile geçirmiştir.Hulusi bey kardeşim bizler hikmet ehli değiliz. Yazdıklarımızın hikmetini de evliyanın yorumlarıyla öğreniyoruz. Eğer bu yazılanların farklı hikmetleri var diyorsan ve bizlerle paylaşırsan bizlerde istifade etmiş oluruz.herkese selamlar
Sevgili arkadaşım,şunuda ilave etmek isterim,Diyorsunki bilmiyorsan bak birilerinden sor öğren...Bakıyorumda o sorup öğreneceğim ve o dediğin yerlere giden insanlarada ben şahsıma kendim utanıyorum yaptıklarına...ve yine bakıyorumda onlarında benden iyi değil daha kötü olduklarına kanaat getiriyorum.Yine dünya küçük zaman önceki gibi değil,insancıkların insanları nasıl kandırdıklarına da şahit oluyoruz,kimin nereye kime inanacağı gayri bir muamma bir bilmeceye döndü.O zaman aklı selim düşünüp akıllı karar vereceğiz Sonuçda çıkılmaz sokaklar ve türlü türlü dalavereler topluluğuna rastlamak en doğal hale geldi zamanımızda.işte veli veya evliya türü dediğimiz mantıksız ve itibarsız insanlar,insanı hem tasavvufdan hemde dinden ediyor sizde şahit oluyorsunuz.Bunları anlamak sadece inanmakla ona tabi olmakla yetmiyor senin ölçün başka benim ölçüm başka sen bir tarafından ben bir tarafından bakıyoruz ama ikimizde sonuçta aynı şeyi söylüyoruz veya öyle sanıyoruz ama karşılaştığımızda bakıyoruzki aramızda dağlar kadar fark var..Evet kardeşim Humeynide bir yerde islam için uğraştı,Ladinde,hasan sabbahda,hallacı mansurda allah diyor onlarında arkalarında kitleleri vardı inanları var,neyi neyden kimi neyden korumak istiyorlar kim nereye gidiyor,hangisi nerde haklı kimin yaptığı doğru...Ben inanıyorumki benim inandığım değerler yolundan gittiğim insanlar doğru...Ben inanıyorumki Hz. peygamberin yolu doğru ama bu yolu parça parça ettiler bölük bölük böldüler,Bu yol sayesinde insanları ayrımcılığa insanları parçalayıp hem burdan nemalanmak hemde islamı zayıflatmak istiyorlar...Onun için çok dikkat etmek lazım islamı tam anlamak ve anlatmak gerek.Böyle zor ve katı olarak değilde biraz olsun kolylaştırmak lazım. İslamın çok kolay tarflarıda var zevkli ve insanları kendisine çekecek tarafıda çoktur.İslam bu değildir filanı veli filanı deli filanıda evliya olarak kabul etmek ve eğer kabul etmezsen şöyle olursun böyle olursun diye insanları zora ve mecbura sokmak iyi sonuçlar vermez...Bizlerde biliyoruz İslam öyle kolay değil yaşamak öyle kolay değil ama kolay tarafından işi götürmek lazım,insanları ürkütmeden zora sokmadan.Saygılar sunuyorum
Sevgili Bekir bey,selamlarımı iletiyorum.Bu konuyu uzatmak istemiyorum birazda sıkıcı oluyor bazılarına ama bazı şeyleride belirtmek isterim.Ben sadece şunu söylemek isterim,sizin devamlı bir yönü sadece bir tarafı işaret ettiğinizi görüyorum ve öylemi anlıyorum yoksa yanılıyormuyum.yani bir yerleri ima ediyorsun ve birilerinin veli veya evliya olduğunu bizlere devamlı işaret ediyorsun.Bende diyorumki;sevgili arkadaşım senin tanıdığına veya bildiğin bir arkadaşına veyahutta tanıdığın bir insana benim veli yahutta evliya demek mecburluğummu var.İslamda böyle bir şartmı var.Mesela filan adama evliya diyeceksin ve onun hizmetinde olacaksın diye.Yani o na innanmamam haşa dinden çıkma sebebimidir,''''Münkir''''likmidir. şurasını hiç düşündünmü acaba yanılıyorsak o veli dediğimiz kişi ''''Rabbani''''değilde ''''Şeytani''''yse ne olacak.Evet eskidenki velilerin ve ulemaların sözlerine hiçbir şey diyen yok inkar edende yok,yalnız benim şu bizim yaşadığımız zamanın evliyalarının kimler olduğuna itirazım var.Senin dediğine benim benim dediğimede senin evliya veya veli deme zorunluluğunun olmadığına işaret ediyorum.Ve ben kimseye nede sen kimseye tam emin olamadığımız için ''''Münkir''''likle yani inkarcılıkla suçlayamayız haddimize değil büyük günahdır.Ben diyorumki,evliyalık zamnımızda kolay mesele değildir,herşey insanların gözü önünde cereyan ediyor,eskiki gibi değil insanların yaşantıları ve davranışları gizli değil ne yaptıklarını bilme şansımız var.Dikkat edersen o hadislerde ve alimlerin söylediklerinde isim olarak zikredilmez geneldir,buna çok dikkat etmek lazımdır.Onun için kimin veli kimin deli kiminde evliya olduğunu hiç kimse kati olarak bilemez ve diğerlerinide bu konu üzerine zorlayamaz ve haşa dinden çıkma olarak kabul edilen''''Münkir''''liklede suçlayamaz.Diyeceğimde budur.Ve ne kadar yazılarımı oku veya okumada desen ben okuyorum ve hoşumada gidiyor ellerine sağlık,sizin iyi ve dürüst bir insan olduğunuzu yakinen bilenlerdenim.Bu yazıyı yazdığınız andan itibaren sizden çıkmıştır,insanların malı olmuştur.yorumlamak ve katılıp katılmamak insanların kendi bileceği iş..Ne olursa olsun yazılarınız mükemmel,zevkle okuyorum,yola devam...selamlar
Mustafacığım, sevgi ve selam bizden..
Yazılara ilginç yorumlar yapıyorsun..Ama bir kısmına katılmıyorum.
1- Söylediğin gibi genelde tasavvuf konusunda bir şeyler karalamaya daha doğrusu bilinen bazı şeyleri hatırlatmaya çalışıyoruz. Ehil olanlar yazmayınca meydan bizim gibilere kalıyor. Tasavvuf İslamın özü, batını, ihlası, takvası demişler. Tasavvuf ihsanı elde etmektir. Hakaiki imaniyenin elde edilmesi, insanların hidayeti ve güzel ahlakı elde etme noktasında en kısa ve emin yollardan birisi ve Müslümanlar için özellikle iman zafiyetinin çok olduğu bu zamanda önemli olduğu için bu konuda yazıyorum. Yazarken de çok dikkatli olmaya ve ehlisünnet inancının dışında bir cümle sarf etmemeye özellikle dikkat ediyorum. Tarih boyunca büyük evliyaların bazı sözleri zahir ulemaya ters geldiği gibi şimdi sana da ters geliyor olabilir. Bu olayların sonuçlarını kitaplar yazıyor. Benim hep tasavvuf konusunda yazmam sana biraz tuhaf gelmiş gibi bahsediyorsun ama okumama özgürlüğün var.
2-Bu sitenin okuyucuları arasında böyle insanlar yoktur demek gerçekçi değildir. Çünkü bu site tüm dünyaya açık bir sitedir. Küçük bir kasabada olsa herkesin aynı şeylere inandığını söylemek mümkün değil.
3-Yazdıklarımla birilerini yargıladığımı düşünmüyorum. Ben sadece kendimce önemli gördüğüm noktalarda bilinen doğruları yazmaya çalışıyorum. Şimdi “şunlar münafıklık alametidir” diye hadiste bahsedilen özellikleri yazsam birilerini yargılamış mı olurum? Burada yazdıklarım da hadisi kutsi, hadis ve evliya sözlerinden ibaret.
4-Kim evliyadır kim değildir anlayamam diyorsan bende temkin açısından milletin evliya olarak bildiklerine sende evliya muamelesi yap, zarar etmezsin diyorum. Sakıncası var mı? Ayrıca gerçekten öğrenmek istersen bilenlere sor, öğrenirsin.
5-Yazıyı dikkatli okursanız buradaki münkirden maksadın Sünni tarikatlar ve evliyalar olduğunu anlarsın.
6-Münkirlik sadece tarikatları ve evliyaları inkâr değildir. Bu zatlar “dala münkir köke münkirdir” demişler. Gerisini de sen anla.
7-Bunları yazarken hüküm vermekten bahsetmişsin. Hüküm vermek Allah ve Resulüne aittir. Ve ehlisünnete göre bir insanda doksan dokuz tane küfür alameti olsa bir tane iman alameti olsa onun imanlı olduğuna hükmedilir. Allah ve Resulünün verdiği hükümleri yazınca beni hüküm vermiş gibi suçluyor musun? El insaf! Hüküm Allah ve Resulünün, yorumlar Allah dostlarının. Benim neyim var? Hiç…Tasavvuf ehli onun bunun kâfir mi, münafık mı olduğu ile uğraşmaz. Tasavvuf güzel ahlakı anlatır, herkes kendi payına düşeni alır.
8-Münkir kimin münkiri olursa olsun neticede aynı kapıya çıkar. İster Mevlana’nın, isterse İmam-ı Rabbani’nin, ne fark eder. Adam Hz. İsa’yı kabul ediyor ama Peygamberimizi kabul etmiyor. Düşünürsen bulursun..Selamlar
SELAMÜN ALEYKÜM EBUBEKİR BEY
Tarikatler hakkındaki tavizsiz tavrınız birazda olsa tarikat tasavvuf olayına sıcak bakanlarıda kaçırırır nitelikte. Sevmekte benimsemekte taraftar olmakta bir beis yok tabiki. Ama bunun borazanlığına soyunup ,bize gelmeyenler bizi benimsemiyenler bizi hak olarak algılamayanlar ziyandadır diye düşünmek abestir.Bir taraftan Yunus Emre lerin, Mevlanaların, AhmetYesevilerin, imamı Rabbanilerin yoluna talip olacaksınız. Bir taraftanda veli telakkisini sizin gibi yorumlamayanları münkirlikle yargılayacaksınız. Tasavvufi yorum çok engin ve genişken, tasavvufu fıkhın mantığıyla anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmak işi çıkmaza sokmaktır. Haberden hüküm çıkarmak o kadar kolay olmasa gerek. Cumhuriyet dönemindeki yarı okumuşlarımızın ayetten ve hadisten direk istifade yoluna giderek kendilerine ilginç bir din ürettiklerine şahit olduk ve halen bu durum devam ediyor. Hikmetine vasıl olunmadan hükümler devşiriliyor.Allah akıbetimizi hayreylesin. Titizlik imandandır. Biraz daha titiz olmalıyız inancımızla ilgili konularda. Saygılar
Sevgili arkadaşım Bekir bey,sevgilerimi ve selamlarımı yolluyorum.Epey zamandır makalelerini okuyorum gerçekten beğenerek okuyor aynı zamandada düşünüyorum.Ve bilmiyorum bu benim düşüncemmi yoksa yanılıyorummu devamlı bir konu üzerine yazıyor ve insanlarıda yargılama yoluna gidiyorsun.Veli'lere ve evliyalara bu sitenin okuyucuları arasında karşı çıkan veya reddeden insanların olduğunu zannetmiyorum.Ama bu evliyaları zamanımızda nasıl tesbit edceğiz,herkesin bunları bilmesi mümkünmü helede zamanımızda bunların kaçta kaçı evliya.Çok tarikatçıyım diyenler karşı tarikatleri inkar yoluna gidiyor.Ve ayrıca bazı islami konularıda bilmeden herkes yorum yapamaz kestirip atamaz bu bizimgibilerin haddine değil.Münkir,Allah'ın varlığını,birliğini kabul etmiyen inkarcı,imansız manasına gelir.Yani sadece bir kimse kati delil ile sabit olan haramı helal,helalı ise haram sayıyorsa kafir olur.çünki dini zaruretleri kabul etmemiş sayılır.Demekki bir hüküm ister itikat isterse amelle ilgili olsun onu inkar edn kişiyi dinden çıkarır.kaldıki islamda ve kur'anda falan evliyayı filan veliyi inkar etmeyiniz diye isim olarak zikretmez.O hadisler de genel olarak alır yani isim olarak zikretmez.zaten evliyaları genel olarak inkar edende yok.İnsanların da hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu tam kestiremez,bilmeside mümkün değildir ve böyle kişilere de haşa ''Münkir''veya inkarcı,kafir diyemezsiniz.Sevgili arkadaşım,Tek başına münkiri kullanmak yetmez.islam'ın münkiri(inkarcısı) Ahmed'in,Mehmed'in veyafalan tarikat'in filan veli'nin münkir'i diye konuşmanız lazımdır.Neden;İslam'ı kabul edip herşeyine inanan insana kafir diyemezsiniz,bu sizin ve benim haddime değildir...İslamı kabul edipte genel olarak herkesin üzerinde mutakıp kaldığı insanlarada veli,evliya diyorsa,çok kimselerin falan veya filan kişiye ad olarak evliya demiyorsa,sadece bir kaç kişi diyorsa ve ona evliya'demiyen kişilere ''Münkir'' veya ''kafir'' deyip kestirip atamazsınız.Bir kişiye kafir demeniz için onunda birsürü şartları vardır emin olamadığınız kişilere ''Kafir''diyemezsiniz eğer böyle yaparsanız insanları yargılar iseniz çıkmaz yollara düşersiniz,insanlar birbirine düşer buda daha çok günahdır.Ben tarikat'leri ve tarikat'ı kabul etmiyorum diyenler sadece cahildirler onları başka şekilde bilgilendirmek lazımdır.Böylesi kişilere sorarsanız Allahı ve dinini kabul ediyor namazını kılıyor herşeyini dört dörtlük yapıyorsa o insana dini bütün ''Müslüman''denir.Yani velhasıl velkelam isim olarak falanı ''Evliya''olarak kabul etmiyorsa o kişiye kafir diyemeyiz,sadece falanın inkarcısı ''Münkiri''diyebiliriz.Allah hepimizi islah etsin ve doğru yolundan ayırmasın.İslam kimsenin veya tarikatin veya kendine evliya' süsü verenlerin tekelinde değildir.Selamlar
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın