Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

GÜZEL KOKMAK GÜZELDİR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2192 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 23 Nisan 2009 12:33:26

Ebubekir Beye Teşekkür ediyoruz...

GÜZEL KOKMAK GÜZELDİR

Bir çok varlığın kendine has bir kokusu vardır. Bizler bunu hissedebiliyoruz ama ölçemiyoruz. İyi ve kötü kokuları birbirinden ayırabiliyoruz. Bazı kokular bizlere çok güzel gelirken ve ferahlık verirken bazı kokulara ise tahammül edemiyoruz.

Güzel kokunun  insanın ruh ve beden sağlığına olumlu etkisi vardır. Peygamberimiz(as), güzel koku gamı, güzel, temiz elbise kederi azaltır buyurmuş ve yine güzel kokunun bedeni besleyeceğini ifade etmiştir. Kötü bir koku ise insanın ruh ve beden sağlığını bozabilecek bir etkiye sahiptir.

Güzel kokmak elbette çok güzel bir şeydir. İnsan ya güzel kokular sürerek güzel kokabilir yada kendisi güzel kokular yayar. Ancak güzel koku sürünürken bile Müslüman niyetini kontrol  etmelidir. Bu konuda Efendimiz(as); “Allah(cc) için koku sürünen kimse haşir meydanına miskten daha güzel bir koku ile, nefsi için koku sürünen de leşten daha pis bir koku ile gelir” buyurmuştur.

Hani yeni doğmuş küçük çocukların farklı ve güzel bir kokusu vardır. İnsan hep o kokuyu koklamak ister. Peygamberimiz bunun cennet kokusu olduğunu söylemiştir. Dünyaya gelirken cennet kokusuyla gelen bizler burada hangi kokuları taşıyoruz ve ölürken nasıl bir kokuyla gideceğiz? Bazı mezarlık görevlileri ölülerin farklı hallerine vakıf oluyorlar. Bazı mezarlardan güzel kokular koklarken bazılarının kokularına ise asla tahammül edemezler. İnsanın kokusu da insanı ele veriyor demek ki.

 Allah Resulünün çok güzel bir kokusu vardı. O miski amberden daha güzel kokuyordu. O’nun kokusuna benzer bir koku yoktu. O koku sadece Allah Resulüne aitti ve ne zamanki O bir yoldan geçse orada bıraktığı kokudan peygamberimizin o yoldan geçtiğini anlarlardı.O’nunla musafaha edenlerin ellerinden o koku bir süre gitmezdi.Çünkü o nurdan ibaretti ve tertemizdi. Bu nedenle gölgesi de yoktu.

Kamil insanlarda kendi hallerine göre derece derece bu güzel kokudan nasipdar olurlar. Güzel koku dünyada Allah Resulüne sevdirilmiş üç şeyden birisidir. Büyükler “insan kendi kokusunu kendisi salgılamalıdır” demişler. İnsan kalben temizlenip ahlakı güzelleştikçe kokusu da güzelleşmeye başlar. Günahlara daldıkça insanın kokusu da kötü olur.

Peygamberimiz(as) zamanında bir gün kötü kokulu bir rüzgar esmesi üzerine peygamberimiz bu rüzgarın münafıkların müminlerin gıybetini yapmaları neticesinde estiğini beyan buyurmuştu. Gıybet etmek bir taraftan “ölü kardeşinin etini yemek “olarak addedilmiş diğer taraftan da gıybet eden insanların kötü bir koku salgıladıkları açıklanmıştır. Beklide her günahın kendine has bir kokusu vardır. Bu kokularda her günaha ait şifreler olsa gerek.Ve her türlü günahı işleyen bizlerin hakikatte nasıl bir kokuya sahip olduğumuzu düşünmek bile istemeyiz.

Süfyan bin Uyeyne Hz.lerine: "Bir insan, bir işi yapmaya niyet eder, sonra yapmazsa, o kimse o ameli işlemediği halde, Kirâmen Kâtibîn melekleri nasıl yazarlar?" diye sordular. Şöyle söyledi: "İnsanın iyiliğini ve kötülüğünü yazan melekler gaybı bilmezler. Lâkin güzel ve hayırlı bir amel yapmayı kalbinden geçirince, kişiden misk gibi güzel kokular yayılır. Melekler bu kokuyu aldıkları zaman o kimsenin iyilik yapmaya niyet ettiğini anlarlar. Kötülük yapmağa niyet ettiğinde de, kişiden rahatsız edici bir koku yayılır. Bu kötü kokudan melekler o kimsenin kötülük yapmaya niyet ettiğini anlarlar. Güzel amel işlemeğe niyet edince, kul yapmasa da melekler o niyeti yazarlar. Kötülüğe niyet edince ise, o kötülüğü yapmadıkça yazmazlar. Bu, Allah Teâlâ'nın kuluna fazl ve ihsanındandır." Demek ki bir işi yapmaya niyet etmekle bile güzel yada kötü kokuyoruz.

 

Gıybet hemen herkesin kendisini alıkoyamadıkları önemli kalp hastalıklarından birisidir. Nefisler ıslah olmadan gıybet ve diğer hastalıklarımızdan kurtulmak imkansızdır. Genelde başkalarını arkalarından çekiştirirken haklı olduğumuzu yada doğru söylediğimizi düşünür kendimizi avuturuz. Oysa zaten gıybet doğru söylemekle oluşur. Eğer söylenen doğru değilse yapılan iftiradır.

Cenab-ı Allah birbirimizin kusurlarını araştırmayı ve gıybetini yapmayı yasaklamıştır. Ancak bu gün gıybet her devirden daha korkunç bir şekilde yapılmaktadır. Bir taraftan televizyonlarda yapılan dedikodularla  insanların en mahrem konularını bile ulu orta dile getirerek kitlesel bir boyut kazandırılmıştır. Diğer taraftan da yine istisnalar dışında çoğu birlikteliklerde gıybet etmek tabii bir hale gelmiştir. Televizyon izlerken ve dinlerken bizlerde bu gıybete ortak olduğumuzun belki farkında değiliz. Diğer bir cepheden ise kendi amellerimizi gıybeti yapılan insanlara hediye ettiğimizi ve beklide bu yüzden haşir meydanına müflisler olarak çıkabileceğimizi göz ardı ediyoruz.

Resulullah zamanında esen rüzgar bu zamanda artık bir fırtınaya dönüşmüştür. Bizler bu fırtınadan habersiz, beş duyumuzla bu olayı anlayamadan yaşıyoruz. Zahirde çok güzel elbiseler giyinip güzel kokular sürünmemiz yeterli değil. Bundan önce kalpleri temizlemek , güzelleştirmek ve güzel kokularla bezenmek daha önemlidir.

Bazı hastalıklar bazı kokuları almamızı engeller. Belki kalbi hastalıklarımızdan dolayı gıybet ehlinin kokusunu bizler alamıyoruz ama kalbini temizlemiş, saflaştırmış kamil insanlar alıyorlar. Bu nedenle de onlar avamın içerisinde olmaktan mecbur kalmadıkça kaçınırlar. Bediüzzaman’ın “zındıkaya sokulmazlar” sözünün nedenlerinden  biri de belki budur. Bu zatların insanlardan uzak bulunmalarının mutlaka başka nedenleri de vardır. Bizler kötü kokulara tahammül edemiyoruz ama kendi kokularımızı da alamıyoruz.Oysa Yakup(as) Yusuf(as)’un kokusunu Mısırdan alıyordu.

Bizler bu kokuyu neden alamıyoruz diye düşünenlere Eşrefoğlu Rumi (ks)Hz.leri şu cevabı vermiştir: “Dedikodu halk arasında o kadar çoğalmıştır ki, halkın burnu artık bu kokuya alışmıştır. Debbağları (deri terbiye eden) ve kirişçileri (bağırsak işleyen kişi) görmez misiniz? Onların çalıştıkları yerdeki kokuya kimse tahammül edemez. Ama kendileri bunu hissetmez ve iğrenmezler. Çünkü gece gündüz o koku ile haşır neşirdirler. İşte dedikodu yapanlar da böyledirler.”

Peygamberimizin zinadan otuz altı kat daha şiddetli olarak ifade ettiği gıybeti küçük görüyoruz, yeterince önemsemiyoruz. Gerçi emmare nefis kendisini hep över, yerilmeyi sevmez, yaptıklarının hep güzel olduğunu zanneder. Yusuf(as) bile; “Ben nefsimi temize çıkarmam” derken bizler nefislerimizi nasıl temize çıkarabiliriz ki?

 Güzel kokmak için güzel ve temiz olmak lazım. Ey nefis! güzelleş ki  gül kokasın.. Güzelleş ki ölürken ölüm meleği sana cennet kefeni ve kokusu getirsin.. Güzelleş ki kabrine cennet esintilerinden kokular gelsin. Güzelleş ki  güzeller sana gıpta etsin..Güzelleş ki insanlar ve melekler senden rahatsız olmasın..

 

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ayşegül ERGİN { 27 Mayıs 2009 21:40:49 }
Kıymetli Dayıcığım, elinize, yüreğinize sağlık. Yazınız çok güzel olmuş. İnşallah hepimiz(bütün insanlık) kendimize çeki düzen verir, olmamız gerektiği gibi olmayı başarabiliriz. İşte o zaman Dünya hiç olmadığı kadar güzel kokacaktır. Olmayacak şey değil. Umutsuz olmamak lazım. İnşallah Dünya ve insanlık çok daha iyi yerlere gelecek. Ve inşallah burada ne kadar iyi şeyler yaşar etrafımıza ne kadar hoş kokular yayarsak gerçek mekanımız da o kadar rahat ve güzelliklerle dolu olacak.
Güzel yazınız için tekrar teşekkürler Dayıcığım.
Saygılar...
Hidayet Takçı { 03 Mayıs 2009 21:30:32 }
Ağabey yine önemli bir konuyu yine güzel şekilde anlatmışsınız, elinize sağlık.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun275 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI