Canip Bey'den bir yazı...
Soyut Şövalyeler
Başlarındaki somut zulümlere son derece “olgun”! yaklaşan ve zulmün kendiliğinden sona ermesini uman zavallılar; mesele soyut bir değerin –güya- savunulması olunca, kendilerinden bekleyemeyeceğiniz kadar cesur davranırlar. İşte ben bu kişilere “soyut şövalyeler” diyorum. Ve bunlar kendilerine, savunmak için, genel olarak “Din”i ve “Milliyetçilik”i seçerler. Pek çoğu aslında ne tam manasıyla dindardır ne de mensup olduğu milletin selameti kendisini o denli ilgilendirmektedir. “Soyut şövalyeler”in derdi; savunabilecek bir değer vasıtasıyla, kendilerine ve etraflarına, aslında “sıradan” ve “değersiz” olduklarını unutturmaktır.
Bu kişilerin cesaretlerini “soyut” meselelerde gösterme eğilimi, biraz korkak biraz aptal oluşlarındandır.
Korkaktırlar çünkü; “soyut” meselelerin düşmanı, ya kendisi gibi soyuttur ya da kendine muhalefet edene karşılık verecek güce sahip değildir. Soyut meselelerin karşısındakiler genel olarak düşünce insanlarıdır. Bu itibarla da muhatabına vereceği karşılık en fazla “söz söylemek”tir. Tek silahı “söz söylemek” olan bir düşmana kavuşan “soyut şövalye”, birikmiş tüm kinini bu yöne aktarmakta hayvani bir coşku duyar. Kendine olan kızgınlığını, soyut yada “düşünen ve söz söyleyen” düşmanına “yansıtır”. Buna karşılık “soyut şövalye”miz, başındaki somut felaketlere ve zulümlere, masum bir çocuk gibi, sevgi ve şefkat bekleyerek mukabele eder. Çünkü somut belaların müsebbipleri de kendisi gibi somut ve kesinlikle karşısına çıkanı cezalandıracak güçtedir.
Aptaldırlar çünkü; soyut meselelerde gerçek savunuculuğun şövalyelikle olmayacağını anlayamazlar. Kısıtlı zihinsel imkanları, soyut (Din veya milliyet yada herhangi bir soyut değer) değerlerine yapılan saldırıyı bertaraf etmek için gerekli düşünsel süreci ne hayal edebilir ne de uygulayabilir. Bu çaresizlik, düşmanın somut cezalar kesebilmekten yoksun olma imkanıyla birleşince, mağrur ve mutlu bir “soyut şövalye” ortaya çıkar.
“Soyut şövalye”,lere genel olarak biz ve bizimki gibi, akıl devriminden yeterince istifade edememiş ve bununla birlikte akıl devriminden önce kendini ayakta tutan değerleri, “soyut düşmanları”nca bulandırılmış toplumlarda daha çok rastlanır.
Ve erken bir sonuca ulaşacak olursak; toplumsal mücadelemizde, öncelikle bu “soyut şövalye”,lerimizden arınmamız gereklidir. Hangi değerin hangi vasıtayla savunulacağını önce kendimiz öğrenmeli sonrada gelen kuşağımızı bu yeteneklere sahip bir şekilde yetiştirmeliyiz. “Soyut şövalye”lerimizden arınmamız da işte bu noktada öncelik kazanıyor. Çünkü bu yolda karşımıza çıkacak ilk engel kesinlikle “soyut şövalye”lerimiz olacaktır. Ki “soyut şövalye”ler en çok da “dahili düşmanlar”dan hoşlanır ve bütün cesaretlerini bunlar üzerinde gösterirler.
Soyutu algılamadan somutta tatmin bekleyen tüm zavallılara Yaratandan acil şifayı, her şeyden önce kendim ve içinde yaşamak istediğim dünya için dileyerek saygılar sunuyorum.
Mehmet Canib ÖKSÜZ
2009/ANKARA
olaylar ve kavramlar dünyasına dalarken bundan sonra daha dikkatli davranırım. uyarınız için teşekkürler. bununla birlikte sizin de bir denemeye eleştiri yazarken, eleştirdiğiniz denemeyi daha dikkatli okumanızı tavsiye ederim. denememi bir kez daha ve bu sefer daha dikkatli okuduğunuzda, üstteki eleştirinize sanırım yanıtı siz verebilirsiniz.
canip bey soyu şövalyeler varsayımınıza katılırsan somut şövlylerdendnde bahsetmek gerekecek. o zaman 2.ciyi birinciye tercihmi etmeliyiz sorusu gelecek. somut zulümlerden bahsederken soyut zulümleride kabulleniyorsunuz izlenimi edinliyor o zaman zulmün somutu daha şiddetli somutu tercihe şayanmı oluyor.. olay ve kavramlar dünyasına dalarken biraz daha dikkatli olursanız mesafe katetmeniz daha manidar olur.