Ebubekir Beye Teşekkürler...
ALLAH DOSTLARINDAN MENKIBELER-1
Sözlerin en güzeli Cenab-ı Allah’a aittir. Peygamberlerin tüm konuşmaları vahiy olarak nitelendirilirken Evliyaullah içinde Allah(cc) hadisi kudsi de ; “tutan eli, gören gözü, konuşan dili olurum” buyurmuş ve onların Allah’ın muradına göre konuştuklarını ve yine murad-ı İlahiye uygun iş yaptıklarını beyan etmiştir. Allah dostlarının sözlerinde nice hikmetler, ibretler ve sırlar vardır. O’nlar ancak hakikati söylerler. Sohbetlerinden insan nur ve feyiz alır, muhabbet tahsil eder, gönüllerde neşe ve sürur oluşur.Onlar insanın Allah ile muamelesinin nasıl olması gerektiğini, Allah Resulün(sav)den aldıkları nur ile gerçek kulluğun şifresini verirler. Onlar Allah’ta fani olmuş, ölmeden evvel ölmüş ama ebedi hayatta dirilmiş erlerdir.
Beyazid Bestami Hazretleri(ks)
-Miskinler! Ölü şeyleri ölüden alıyorlar. Ben ilmi öyle bir diriden aldım ki, onun için ilim muhal.
- Vefatından sonra onu rüyada gördüler ve sordular:
- Halin nice oldu?
- Bana “Ey pir, ne getirdin?” dediler. Ben de dedim ki: “Dilenci, padişahın kapısına gelince, ona ne getirdin demezler; ne istersin derler.” Hitap geldi:”Doğru söylüyor, onu bırakın!”
Şah-ı Nakşibendi(ks)
Keşifte Timurlenk’i öldükten sonra görüyorlar.. Fevkalade güzel yüzlü, rahat halli, mesut tavırlı.
Soruyorlar:
- Nicesin?
- Çok iyiyim, affedildim.
- Nasıl affedildin?
- Birkaç kelimelik bir sözden… Cenklerimden birinde Buhara taraflarından geçerken bir yerde karargah kurmuştuk. Dik bir yarın dibinde, kuytu bir noktada… Yarın tepesinden bir halı silkelenmeye ve tozu, toprağı üstümüze dökülmeye başladı. Subaylarım koşuştular ve benim tepemden halı silkelemek küstahlığını gösteren insanı yakalamak istediler. O sırada bir söz oldu:” Halı Şah-ı Nakşibend Hazretlerine aittir” Bende “ bırakın dedim, halı onunsa toprağı başımıza dökülsün” İşte bu söz aşkına top yekun affedildim. Başka bir amelimden değil…
Buyurdular:
- Bu yolda bana en büyük yardım, zilletten oldu. Bizi bu kapıdan içeriye zillet sıfatımızdan aldılar. Neye eriştimse bu sıfattan eriştim.
Hace Ubeydullah Ahrar(ks)
- Hacegan yolunda vaktin icabı neyse ona göre davranılır. Zikir(nafile) ve murakabe, ancak Müslümanlara hizmet edecek bir mevzu olmadığı zaman tatbik edilir. Gönül almaya vesile olacak bir hizmet, zikir ve murakabeden önce gelir. Bazıları zannederler ki, nafile ibadetlerle uğraşmak hizmetten üstündür. Halbuki gönül feyzi, hizmet mahsulüdür.
- Ben bu yolu tasavvuf kitaplarından değil, halka hizmetten elde ettim.
- Dervişlik herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir.
Dediler:
“- Bir gün Bayezid-i Bestami Hazretleri bir yerden geçerken önlerine ıslak bir köpek çıktı ve silkelendi. Sıçrayan sulardan elbisesine bir şey değmemesi için Bayezid Hazretleri eteklerini topladılar ve geriye çekildiler. Köpek lisana gelip dedi ki:” Eteğine benden bir damla değseydi onu bir miktar su ile yıkar ve pak hale getirebilirdin. Fakat eteklerini devşirip kendini benden pak ve üstün görmekle içine düşürdüğün kiri hangi sulara temizletebilirsin?”
Dediler:
- Bu yolda olanlara gerektir ki, canlılardan hangisine bir ıstırap gelse, aynını kendi çekecek kadar incelmiş olsun.
- Halkın cevr ve cefasından haz etmeyen kişinin canına Allah ehli ilminden hiçbir koku gelmez. Zira Allah ehli gözünde mutlak fail Allah’tır ve sevilenden sevene hangi yoldan ve ne gelirse onu baş tacı etmek gerekir.
Muhammed Belhi
Ona sordular:
- Şakilik alameti kimlerdedir?
- Üç türlü insanda, dedi; O insanda ki, kendisine ilim veriliri amel verilmez; amel verilir, ihlas verilmez; ve Allah dostlarının yüzünü görmek nimetine ererde onlara bağlanmayı bilmez.
Dalga dalga hacca gidenlere baktı ve mırıldandı:
- Şu dalga dalga insanın hali ne tuhaf? Hayranım onlara!... Dereler, denizler, çöller ve dağlar aşıp geliyorlar. Allah’ın evini orada nebilerin izlerini görmek için… Halbuki, kendi nefs sahralarını aşabilselerdi, orada doğrudan doğruya Allah’ın izini göreceklerdi.
Horasanın Köpekleri de Böyle Yapar
Şakiki Belhi bir gün İbrahim b. Edhem’e:
- Maişet işini nasıl hallediyorsun, diye sordu. İbrahim b. Edhem:
- Bulduğumuzda şükrederiz, bulamadığımızda sabrederiz, diye cevap verdi.
Şakik-i Belhi:
- Horasan’ın köpekleri de böyle yapar, dedi. Bunun üzerine İbrahim b. Edhem,
- Peki siz ne yapıyorsunuz? Diye sordu. Şakik-i Belhi şu cevabı verdi:
- Bulduğumuzda dağıtırız, bulamadığımızda şükrederiz.
Abdurrahman abiciğim bizim acizane yazdıklarımız ulu adatın sofrasından küçük bir kırıntı. Onları ve tasavvufu hakkıyla anlayabilmek ve anlatabilmek ne haddimize. Keşke bir nebze anlayabilsek. Bence islamdaki aşkı, sevgiyi, muhabbeti,cezbeyi vs. yaşamak isteyen kamil bir mürşide bende olmalı, gönlüne girmelidir. O zaman insan hakikati kendi nefsinde görecektir. Bu iş hakkıyla yaşanmadan anlaşılmaz. Zahir ehlinin bakışı şaşıdır, gördüğü suretten ibarettir. Suret ile hakikat anlaşılmaz. Büyüklerin himmeti sizinle olsun. Allah hepimizi bu yolda hadim eylesin. Allah ashab-ı kehfi 309 sene uyuturken kıtmir onların başında 309 sene gözünü bir an bile kırpmadan ve onlardan ayırmadan beklemiş.Ben uyurken onlar uyanır giderde onları kaybederim düşüncesiyle. Bu olayda bile Allah dostlarıyla beraber olmanın değerini ifade eden müthiş bir hikmet var. Allaha emanet olun.
kardeşim ebubekir. tüm yazı ve şiirlerini pür dikkat okuyorum.çok istifade ediyorum..sizin böyle tasavvufi yönde gelişmiş olmanız beni son derece sevindirdi..Bazı kendini bilmez zevatın mürşitlik,müritlik,tasavvuf hakkında hiçbir bilgileri olmadığı halde çok biliyormuş gibi fikir beyan etmeleri son derece tehlikeli ve acı...Bu seneki Kutlu Doğum Haftasını kutlama yazısıyla tebrik eden bir kardeşimizin yazısını anlamayacak,Peygamber Efendimiz'in doğum gününü bilemeyecek kadar bilgisiz olan bir vatandaşın tenkit yazısı beni çok üzdü.Sayın kardeşim yeni yazı ve şiirlerini sabırsızlıkla beklerken selam eder gözlerinden öperim..CINCIK ABDURRAHMAN