Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Şefimiz Sakızcı Mehmet Amca

Kategori Kategori: Portreler | Yorumlar 9 Yorum | Okunma 5294 Okunma | Yazar Yazan: emrullah | 06 Ağustos 2008 11:41:12

Emrullah Hocamıza Teşekkürler...

Şefimiz Sakızcı Mehmet Amca

 

Bazı insanlar vardır, sessiz sedasız gelirler dünyaya. Biraz büyüyüp de yaşayacağı anlaşılınca nüfus kâğıtları çıkarılır. Çileli bir hayat vardır önlerinde, fakat şikâyet etmezler. Sabır ve alın teri onların en büyük sermayesidir. Farkında olmayız ama memleketin kahrını çeken gerçek kahramanlardır onlar.

 

Mehmet Sekitarla yada bildiğimiz adıyla Şefim’den bahsediyoruz. Suçatı ve Gürün’de büyük küçük herkes ona Şefim diye hitap eder. Gürün ve Darende’nin yaylalarından kesilen en güzel kenger sakızlarını onda bulabilirsiniz. Haftanın hemen her günü Gürün Ulu Camii civarında, o tatlı diliyle “yayla gülleri geldi, yayla kuzuları bunlar” diye kenger sakız sattığını görürsünüz. Biz de böyle bir günde, bir Cuma namazı çıkışında yakaladık Mehmet Amca’yı. Çilelerle dolu çocukluk ve gençlik yıllarını, kâh gözleri dolarak kâh gülümseyerek hem de manzum bir dille anlattı bize…

 

Bu ne gaflet bu ne uyku

Şafak atmış haberim yok

Hizmet ettim yarım asır

Ömrüm bitmiş haberim yok

Nefse dedim sadık dostum

Her sözüne kulak astım

Bal yedirdim geri kustum

Zehir katmış haberim yok

Bir gün bizim köye vardım

Viran olmuş baba yurdum

Hem komşuları sordum

Ölmüşler hep haberim yok

Doğan ayı kınıyordum

Yükseklere konuyordum

Ecel uzak sanıyordum

Yakamı tutmuş haberim yok

 

Her biri hayatından ayrı bir dramı anlatan bu şiirlerini hiç yazmamış Mehmet Amca. Her sorumuza doğrudan şiirle cevap veriyor. Doğduğu yılı ise tam olarak bilmiyor ve nüfus kâğıdında 1933 yazdığını söylüyor. Telin’de doğmuşum, diyor. O yılları anlatırken hemen gözleri doluyor Mehmet Amca’nın. Ana-baba şefkati tatmadan, kader yollarını ayırıyor. Kendisi çok küçük yaşlardayken yani daha sabi iken kaderin cilvesi, babası annesini boşar ve başka bir kadınla evlenir. Annesini de başka biri alır. Küçük Mehmet, ne üvey annenin ne de öz annenin yanında kalamaz artık. Kıt imkânlarla anneannesinin elinde biraz büyür. Sonra bir ailenin yanına hizmetkâr olarak verilir…

 

Bir eve beni hizmetkâr tuttular

Akşam olunca da ahır sekisine attılar

Üstüme elli kiloluk bir vala attılar

Kendileri de üst katta yattılar

Buna Allah razı olur mu ey ağalar

Sabah oldu iki eşek üç de inek kattılar önüme

Boş çantayı bağlamışlar belime

Görenler ağlar perişan halime

Uyuz Pınarı’nda dut sallarım fıçı çekerim

Üstüm başım yırtık pis pis kokarım

Ellerin kahrını bir lokma için çekerim

Sen benim halime acı ya Rabbi

 

Mehmet birgün öz annesini çok özler ve gizlice annesinin yanına gider. Annesinin ona bir parça ekmek verdiğini gören zalim koca, küçük Mehmet’i kovalar. Mehmet suya düşer. O zamanlar Tohma Suyu azgın. Aman vermez Mehmet’e. Epeyce gittikten sonra bir yerde fırsat bulup çıkar sudan…

 

Ta Telin’den gelirim annemi görmeye

Dizinde yatıp da murad almaya

Yarım saat bile isterim yanında kalmaya

Bir dakika bile müsaade etmediler bana

Taşlar yağdırdılar benim başıma

Meses alıp düştüler peşime

Tuttular kolumdan attılar su ortasına

Dondum, sızladım, buz doldu koluma

Yeni girmişim on bir yaşıma

Seyrettiler gözümden akan yaşıma

Perişan halime baktım ağladım

Sen benim halime acı ya Rabbi

 

Sudan çıkmasına çıkar Mehmet, ama öz babası Tohma’dan daha acımasızdır. Bu defa Mehmet’i Mahgen ağalarına satar, hizmetkâr olarak. Anadan ayrılan evlat, bu kez vatandan da ayrılır…

 

Cağşak dağında koyun kuzu yayılır

Gelen geçen yeşilliğine bayılır

Babam geldi buldu izimi

Kime bırakayım koyun ile kuzumu

Heyiklerden aşağı Sarıkaya Suyu’ndan geçtim

Gâvur Şuğulu’nda kayadan düştüm

Mahgen’e varınca yorulup şaştım

Mahgen’e varınca babam kapıyı çaldı

Dedi ki, size getirdim satılık bir kuzu

Baba nere bırakıp gidiyorsun sen bizi

Kime arz edeyim garip halimi

Sen benim halime acı ya Rabbi

 

Mehmet, Mahgen’de henüz 11-12 yaşlarında, köle gibi çalışırken annesinin öldüğünü duyar. Bu olay onu derinden etkiler. Annesini son gördüğü haliyle hatırlar, bir parça kuru ekmek verirken eline…

 

Anam öldü kaldım elin eline

Sığamaz oldum yeşil Telin’e

Bir lokma için bakarım elin eline

Sen benim halime acı ya Rabbi

Ağırdır kalkmıyor yükümün tayı

Demirdir feleğin çekilmez yayı

Hısım akrabadan aldım ben payı

Böyle kullarına fırsat verme ya Rabbi

Yaş otuz olmadan ağardı saçlar

Ağzımda döküldü kalmadı dişler

Garip olana verilir zor işler

Sen benim halime acı ya Rabbi

 

Mehmet, yad ellerde uzun yıllar çalışır. Artık delikanlı olmuştur. Memleketi gözünde tütmektedir. Ana yurdu, baba ocağı, bir türlü çıkmaz aklından. Hizmetkâr olarak katıldığı bir çerçi kervanından bir fırsatını bulur ve kaçar…

 

Sabah oldu yine çıktık Kangal yoluna

Vara vara vardık Terelik suyuna

Kangal’a varınca perişan halim

Kangal’a varınca bir hana girdik

Sobanın karşısında oturup kaldım

O anda uykuya daldım

O anda gördüm yeşil Telin’i

Sen benim halime acı ya Rabbi

Sabah oldu yine çıktık Gürün yoluna

Gele gele geldik Böğürdelik Köyü’ne

O anda uyku gelmişti gözüme

Bal börek bile olsa bakmam yüzüne

Görenler ağlar perişan halime

Sen benim halime acı ya Rabbi

 

Köyler, dağlar aşarlar. Her geçtiği vadiden çok sevdiği Telin’in kokusunu biraz daha almaktadır. Hem anadan hem yardan hem de vatandan ayrılmanın en derin ıstırabını yaşamıştır yıllarca. Bilmektedir artık ana yurdu çok yakında. Yıllar önce kaybettiği annesinin kokusunu bile almaktadır…

 

Gele gele geldik Gedikbaşı’na

Yüzüm sürdüm vatanın toprağına taşına

Koşa koşa indim Karabayır düzüne

Bitler dolmuştu kulağıma gözüme

Eve varınca kimse bakmadı yüzüme

Sen benim halime acı ya Rabbi

Doksan liraya satmıştı beni öz babam

Kaçmaya çalıştım kalmadı çabam

Arkamdan ağladı emmimle abam

Sen benim halime acı ya Rabbi

Kalmamıştı ata baba imanı

Yalın ayak yırtık tumanı

Hasretlik çekmiştim anne zamanı

Sen benim halime acı ya Rabbi

 

Mehmet bir daha ayrılmamak üzere kavuşmuştur çok sevdiği Telin’e. Artık evlenmiştir, mutlu bir yuvası vardır. Bir müddet çerçilik yapar, iplik satar. Sonra bırakır çerçiliği, kısa süreliğine de olsa artık ayrılmak istemez Telin’den. O, hayatın her safhasını feleğin çemberinden geçerek yaşamış biridir. Kökünden ayrılmış bir kenger dikeni gibi oradan oraya savrulup sonra özlediği vadiye konmuştur artık. Bugün Mehmet Amca, adı kendisiyle özdeşleşmiş olan kenger sakızlarını, yayla güllerini satmaktadır. Tıpkı kendisi gibi ıssız yaylalarda yetişen yayla kuzularıyla hemhal olmaktadır.

 

 

25.07.2008 / GÜRÜN

Röportaj: Emrullah TOPRAK

 | Puan: 10 / 5 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

cabbar { 19 Mart 2009 16:55:41 }
evet herkesin bi hayat hikayesi var,kiminin acı kiminin de tatlıdır,, rabbim Ebedi Hayatta yardımcımız olsun....
Saygılar....
erol takçı { 12 Şubat 2009 22:33:17 }
Emrullah yazını okuduğumda bende çok duygulandım.Kalemine yüreğine sağlık.Mehmet amca mükemmel bir insan.Allah uzun ömürler versin.
Selma Sarıpınar { 14 Ocak 2009 23:26:00 }
göz yaşları ile okudum dayı yazını....Allah Mehmet amcaya hayırlı uzun ömürler nasipetsin...kalemine, yüreğine sağlık...
MUHAMMET ÖZTÜRK { 14 Ocak 2009 15:13:36 }
tasvir ,tarih,ana,dağ ,koyun kuzu,gurbet , kahır,açlık, eski hayatlardaki otantik dram,aile ,telin en yalın kelimelerle en çok çağrışımı sunmuş, yazınızda okuyuculara ....
güzel ve okunası bir yazı olmuş tşk...
taner { 20 Aralık 2008 20:31:47 }
sizi bilmem ama ben şefimi gerçekten sevip takdir ederim çünki cefakar insandır. ama dişler takma olunca alıp çiğneyemiyorum onun içinde yayla dirseklerini çiğneyemiyoruz saygılarımla
VEDAT { 24 Ağustos 2008 16:45:13 }
meraba emrullah abi ben sakızcı şef emmimin karısının yıgenı oldugum halde hayatını bunca ızdırab geçmıs gunllerını bılmıyodum valla allah bundan sonra şef emmime guzel mutluve uzun ömür nasib edsın (bunev ulan bunev ulan yayla guzuları bunlar yaylaaa):))))
GÜRBÜZ ÖNDER { 11 Ağustos 2008 18:25:21 }
GARDAŞ ,ELİNE ,AĞZINA ,DİLİNE YÜREĞİNE SAĞLIK HARİKA BİR YAZI OLMUŞ.RABBİM YAR VE YARDIMCIN OLSUN.
nesibe { 10 Ağustos 2008 21:48:30 }
amca, yazını okuyunca çok duygulandım mehmet amcaya Allah bundan sonrası için hayırlı bir ömür verir inşallah
ömer faruk toprak { 06 Ağustos 2008 13:00:57 }
AMCA ELLERİNE SAĞLIK.COK GUZEL BİR DİLLE ANLATIM. GERÇEKTEN GÖZLERİM DOLARAK OKUDUM.MEĞER DEVAMLI GÖRDÜGÜMÜZ ,SAKIZ ALDIĞIMIZ MEHMET AMCANIN NE ÇİLELİ, NE IZDIRAPLI HAYATI VARMIŞ.BOYLE HAYATLAR SADECE TURK FİLMLERİNDE VAR SANIYORDUM.ALLAH MEHMET AMCAYA UZUN ÖMÜRLER VERSİN.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun23 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI