Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

TABAKTAKİ KAYISILAR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1993 Okunma | Yazar Yazan: tatar | 04 Ağustos 2008 12:56:05

Hulusi Ağabeye Teşekkürler...

TABAKTAKİ KAYISILAR


    O geceki nöbeti çok yoğun geçen Yılmaz Vehbi’nin neredeyse ayakta duracak hali kalmamıştı.


Bir an önce eve varıp uyumak istiyordu. İşyerinden çıkınca Güneş’in ışıklarından korunmak için gözlerini kısarak otoparka doğru yürümeye başladı.


    Arabasının yanına vardığında ter içinde kalmıştı. Kendi kendine “bu sabahta sıcaklık bir başka ”diye konuşarak arabasına bindi.


Bugün hakikaten hem hava çok sıcaktı hem de nem oranı oldukça yüksek olduğundan, insanlar kendilerini iki kat daha yorgun ve bitkin hissediyorlardı.
Sabah yoğunluğunda yer yer tıkalı olan trafiği aşıp eve vardığında, ortalığı iki kat fazla sıcaklık kaplamıştı. Bu günün Cumartesi olduğunu hatırlayan Yılmaz Vehbi, evdekileri uyandırmamak için anahtarıyla kapıyı açarak içeriye girdi. Sessizce lavaboya doğru ilerlerken ,”telefonun niye kapalı Vehbi, sabahtan beri arıyorum sana bir türlü ulaşamadım” diye seslenen eşinin sesiyle irkildi.


   Geriye dönünce eşiyle burun buruna gelen Yılmaz Vehbi:”Şarjı bitmişte geceki yoğunluktan fişe takmayı unutmuşum, hayrola Bir şey mi vardı?”diyerek tekrar lavabonun olduğu yere doğru ilerlemeye başladı. Tam musluğu açacaktı ki eşinin:”Sabah erkenden Köyden telefon ettiler dün akşam otobüsle bir koli yollamışlar onu al diyecektim.”Yılmaz Vehbi şöyle bir duraladı. Gittikçe sertleşen sesini belli etmemeye çalışarak” daha yeni o taraftan geldim. Bu sıcakta onca yolu tekrar nasıl gideyim?”diyen Yılmaz Vehbi’ye karşı eşi:”Ne yapalım? Almayalım da koli otobüste mi kalsın?”diye sorunca, verecek cevap bulamayan Yılmaz Vehbi, musluğu neredeyse sonuna kadar açarak tavan yapan sinirlerini yatıştırmak için olanca hızıyla suyu yüzüne çarpmaya başladı. Bu arada da kendi kendine bir şeyler söylüyor Allah’tan söyledikleri çoğu şeyler su sesine karışarak bir şey anlaşılmıyor eşi, arada bir duyduğu kelimelere ise bir anlam veremiyordu.


     Mırıldana mırıldana yüzünü kurulayan Yılmaz Vehbi ayakkabılığa doğru ilerleyerek daha biraz önce astığı anahtarlarla el çantasını alarak aşağıya indi. Arabasına binip garaja doğru yol alırken mırıldanması bitmiş, kendine daha bir kuvvet gelmiş, Yüksek sesle ne dediğinin farkında olmadan ileri geri konuşup duruyordu. Bu hal üzerine ne kadar gitmiş? Nereye gelmiş? Kendi bile farkında değildi.


       Ta ki karşıda yol ortasında sağa yanaşmasını isteyen Trafik Polis’ini görünce kendine geldi.
Sağa yanaşıp durdu. Yanına gelen memur,iyi günler beyefendi ehliyet ruhsat lütfen” dedi. Önce arabanın torpido gözünü, sonra siperliği, en sonunda da el çantasını karıştırarak bulmuş olduğu evrakları buyurun” diyerek polis memuruna doğru uzattı. 


 Polis memuru kendine uzatılan evrakları incelerken Yılmaz Vehbi de evraklarım tamam nasıl olsa emniyet kemerimde takılı diye kendi kendine hülyalar kurarken polis memurunun:”Kırmızı ışıktan geçtiniz. Cezai işlem uygulamak zorundayız. Lütfen araçtan iner misiniz” demesiyle hülyasından uyanan Yılmaz Vehbi kendinin bile zor duyacağı bir sesle:”Ne ışığı, yolda kırmızı ışık mı vardı.”


Sorusunu duymayan polis memuru ceza tutanağını imzalattıktan sonra evraklarıyla birlikte, bir nüshasını Yılmaz Vehbi’ye verdi.


       Şaşkın şaşkın arabasına bindi sesi soluğu kesilmiş biraz önceki o hiddetli adamdan eser kalmamıştı.


Garaja vardığında doğruca yazıhaneye gidip, otobüsün gelip gelmediğini sordu. Daha gelmedi cevabıyla rahatlayarak, gelen otobüslerin yolcu indirdikleri ikinci kattaki peronlara doğru çıkmaya başladı


         Aradan bir saatten fazla zaman geçmiş, gömleğinde ıslanmamış yer kalmamış, sinir katları gittikçe yükselmeye başlamış, ama hala ilgili otobüs meydanlarda yoktu. Doğruca telefon kulübesine giderek eve telefon etti. Telefona çıkan eşine:”Koliyi otobüse saat kaçta verdiklerini sordu.”Eşinin “bende bilmiyorum zaten otobüslerde yer bulamamışlar iki günden sonra işte bu otobüse zorla vermişler” cevabıyla karşılaşan Yılmaz Vehbi çaresiz telefonu kapattı. Şu Temmuz ayının son günlerinde İzmir garajı o kadar kalabalık, o kadar gürültülü, gelen giden o kadar çoktu ki, neredeyse iğne atsan yere düşmeyecekti. Ama kendisi ne bu kalabalığı görüyor nede gürültüyü duyuyordu. Onun tek hedefi karşıdan gelen otobüs isimlerini okumaktı isimleri okudukça” buda değil buda değil “diye kendi kendine konuşuyordu.


       Ömründe hiç bir şeyi bu kadar uzun beklememişti veya kendine öyle geliyordu. Bu arada  sinirleri erimiş,olanlara kızmak bir yana hatta arada birde kendi kendine gülmeye başlamıştı. Derken karşıdan gelen otobüsün ismini okuyunca inanamadı. Gözlerini kısıp bir daha okudu. Şükür beklediği otobüs nihayet gelmişti.


        Otobüsün bagajından koliyi hırsla aldı aynı hırsla arabasının bagajına koydu. Eve geldiğinde bırakın ayakta duracak konuşacak mecali kalmamıştı. Akşam yemekten sonra eşi kolinin içinden çıkan iyice parpı (ezilmiş)olmuş kayısıların bir kısmını attı.  Ele gelenleri güne yardı. Yenecek olanların daha iyilerini komşularına dağıttı. Geriye kalanları da iki tabağa koyarak önlerine getirdi


        Yolda başına gelenleri eşine anlatmayan Yılmaz Vehbi tabağa kayısı almak için her uzanışta gülmemek için kendini zor tutuyordu. Ama sonunda daha fazla dayanamadı katıla katıla gülmeye başladı, soran gözlerle bakan eşi, bu gülme krizinin ne o gün, nede ondan sonraki günlerde sebebini bir türlü anlayamamıştı.
 
          HULUSİ TATAR
 

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun395 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI