Osman Beye Teşekkürler...
SARİSSA
Yapılan bilimsel çalışmalarda Sivas ilinin birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar 1927 yılından itibaren yapılmış olup, yaklaşık 130 yerleşim yeri tespit edilmiştir. Bunlardan en önemlisi Altınyayla'nın Başören Köyü’nde ortaya çıkmıştır.
Dr.Andreas Müller Karpe tarafından 1992 yılında yüzey araştırmaları yapılan, Hitit İmparatorluk çağına ait şehirde, 1993 yılından itibaren Sivas Müzesi adına kazı çalışmaları başlamıştır.
Yapılan kazı çalışmalarında, Anadolu’ da büyük bir medeniyet kuran Hitit’lerin, Hattuşaş’tan sonra en önemli ve kutsal şehirlerinin burası olduğu ortaya çıktı. Bulunan tabletlerde ise bu şehrin adının “Sarissa” olduğu anlaşıldı. “Sarissa” da kale, teras yerleşimi ile yukarı şehri çevreleyen sur duvarı ile aşağı şehir bölümü bulunmaktadır...
HİTİT GÖLÜ: SUPPİTASSU
Bu kazı çalışmaları sırasında tespit edilen, Hitit tarihinde göl adıyla da bir ilki temsil eden Sarissa şehrine yaklaşık 3 km. uzaklıkta, dağın eteğinde 1900 rakımda, büyük ihtimalle şehrin su ihtiyacını karşılamak için tabanı taşla döşenerek oluşturulmuş bir göl olan “Suppitassu” ise, bir göl olmanın ötesinde, her ilkbaharda büyük kralın “Hattuşaş”tan gelip burada ibadet ettiği önemli bir merkezdir. Tarihi Kral Yolu’nun çevrelediği yörede, Suppitassu’nun hâkim bir noktada yer alması, hem bir manevi içerik arz etmekte, hem de yolcular için konaklama ihtiyacı konumundadır.
Halk arasında “Göl Gediği” olarak bilinen bu Hitit gölünün yanı başında bir tapınağın olduğu da varsayılmaktadır.
Büyük Hitit tarihinde, bu gölün daha ne denli öneli olduğu, zamanla gün ışığına çıkmayı beklemektedir. Yüzey araştırmacıların tespitine göre Altınyayla yöresinde, Sarissa ve Suppitassu’dan başka onlarca eski yerleşim yeri olduğu söylenmektedir.
Başta Kızılhöyük, Harmandalı, Küçükyurt, Altınyayla, Deliilyas olmak üzere birçok alan, bilim insanlarının tarihe ışık tutmalarını beklemektedir.
HİTİTLERİN EN BÜYÜK TAPINAĞI...
1993 yılından bu yana titizlikle sürdürülen kazı çalışmalarında “Sarissa”nın arkeologlara sürprizleri de devam etmektedir. Bunun en büyük göstergesi, yine bu çalışmalar sonunda ortaya çıkan, Hititlerin bilinen en büyük ibadethaneleridir.
Bulunan tabletlerde, “Sarissa”nın Fırtına Tanrısı’ndan çokça bahsedilmektedir. Tarihte ilk antlaşma olarak bilinen ve dönemin iki süper gücü olan Mısırlılar ile Hititler arasında vuku bulan “Kadeş Antlaşması’nda, şahit tutulan Fırtına Tanrısı’nın Sarissa’nın tanrısı olduğu ortaya çıktı. Eğer anlaşmaya uyulmadığı takdirde “Fırtına Tanrısı” nın gazabına uğranılacağı sanılmaktadır. Sarissa’nın Fırtına Tanrısı’na birçok tablette de rastlanmaktadır.
HİTİTLERİN İLK AHIRI
Çalışmalarda şimdiye dek büyük bir tapınağa, bir mektuba, çömlekten yapılmış ‘İkiz Boğa Rhyton’ heykeline ve çeşitli tabletlere ulaşıldı. Kazılar sırasında at iskeletine ve hayvanların su içtiği bir yalağa da rastlandı. O dönemde Sarissa’da bir at ahırı olduğu varsayılmakta. Eğer ileri çalışmalar bu varsayımı doğrularsa, bu Hitit tarihi açısından bir ilk olacak.
SARİSSA’NIN USTA ARKEOLOGLARI...
Prof. Dr. Andreas Müller Karpe başkanlığında, yaklaşık 2 ay süren kazı çalışmalarında, Başören Köyü sakinleri çalışmaktadırlar. Burada yıllardır çalışan köylüler, usta arkeologlar gibi, titizlikle “Sarissa”yı gün ışığına çıkarıyorlar. Hem kazı yapıyorlar, hem de restore çalışmasını gerçekleştiriyorlar.
Parça halinde çıkan eserleri de bir kuyumcu titizliğiyle birleştiren köylü arkeologlar, yaptıkları işi, bir medeniyeti gün ışığına çıkartma bilinciyle yapıyorlar.
Sarissa’da çıkan eserler Sivas Müzesinde sergilenmektedir. Nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Sivas, Sarissa şehrinin de ortaya çıkmasıyla önemini bir kat daha artırmıştır.
Eğer yolunuz Sivas’a düşerse, eğer tarihin gizemli senaryosunda rol almak isterseniz mutlaka ama mutlaka “Sarissa”ya uğrayınız. Sarissa’nın o enfes tarihi dokusu ve dağın eteğinde kuş bakışı etrafı gözetleyen, Suppitassu sizleri beklemektedir...
OSMAN ÇELİK