Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SOHBET HARFSİZ VE SESSİZ OLMALI

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2301 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 28 Mart 2008 16:10:08

Ebubekir Beye Teşekkürler...

SOHBET HARFSİZ VE SESSİZ OLMALI

 

 

Bizler bu dünyada birer misafiriz. Bir gün bu misafirlik son bulacak ve herkes kendi ebedi yurduna intikal edecektir. Eğer ki insan bu dünyada rahat ve güzel bir hayat sürmek ve ebedi hayata iyi bir hazırlık yapmak istiyorsa en önce diline sahip olmalıdır. Her şeyde olduğu gibi bu konuda da Allah Rasülünde(SAV), Sahabelerde ve Allah dostlarında bizim için en güzel örnekler vardır. Onların konuşması da susması da sadece Allah(CC) içindir. Aslında nefislerimiz hep insanlardan yaldızlı, güzel sözler duymak istiyor. Ancak o sözler çoğu zaman bizlere hiç tesir etmez, gönüllere işlemez, silinir gider. Ne söyleyen istifade eder ne de dinleyen. Bir yel eser alır götürür, ne söz kalır ne izi.

 

Yaratan dili iki kere gizlemiş. Belki de bir konuşmak için iki kere düşünmek gerek. Dile gem vurmak er kişinin işi. İnsanın başına gelenler genelde dil belası değil mi?.Allah Rasulü(SAV) vahiyden başka ne konuştu ki? Hayırdan başka söylenecek söz yok. Söz ola torba dola demişler. Torba doldurmak için konuşmaktan ne çıkar?  Oysa söz gönülleri coşturmalı, sohbet harfsiz ve sessiz olmalı.

 

Dostlar vardır, konuşmazlar, dil değil hal ehlidirler, nazar ehlidirler. Onların bakışlarında ne sohbetler, ne manalar gizlidir. Onları ancak onlara dost olanlar anlar. Sevmesini bilmeyenler ne bilir ki? Büyükler diyor ki:” susmamızdan bir şey anlamayan konuşmamızdan da bir şey anlamaz”. “ Nazarı fayda vermeyenin konuşması da fayda vermez”.Anlayacak gönül lazım. İnsan ilahi idrak sahibi olursa  her şeye ibretle bakar. Nice dost nazarları vardır ki bakışları ciltlerce kitabın veremediğini verir de ölü kalpler dirilir, istikamet düzelir. İsyan eden azalar Hakk’a teslim olur, insan olur.

Dostlar vardır, onların sohbetine ve feyiz dairesine girenler amellerle elde edilemeyen nice makamlara, kalp uyanıklığına, sevgiye, muhabbete ulaşırlar. Sahabeler bu fazileti Allah Resulü ile beraber olmakla ve sohbet halkasına girmekle elde etmişlerdir.

Allah dostları görüldüğünde Allah hatırlanır diyor Allah Rasulü. Demek ki hatırlamak için görmek yetiyor. Konuşan sadece dil mi. Dostlar asıl kalple, ruhla ve tüm letaiflerle ve hal ile konuşurlar. Sohbetleri gönülden gönüle olur. Söz ağızdan çıkmasın ne çıkar? Kalpler için harf ve sese ihtiyaç olmaz. Dostların nazarı gönülleri uyandırır, aşka getirir, coşturur. O insan hakikati anlar ve maksat hâsıl olur, o halde söze ne gerek?

 

 “Susan kurtuldu” buyurulmuş. Herkes susacak kimse konuşmayacak mı? Elbette ki bilenler, âlimler, işin ehli olanlar konuşacak. Bu gün söz ayağa düşmüştür. Korkunç bir söz kirliliği ve malayani almış başını gidiyor. Konuşmalarımızda hiçbir estetik kalmamış. Şimdi  herkes her konuda konuşuyor ahkâm kesiyor. Hakkı ve hakikati söyleyen çok az. Cahilin dili kalbinin önünde, sözü katı, sert ve kırıcı, işi gönül yıkmak . Âlim ve akl-ı selim sahibi olanların dili ise kalbinin arkasında. Ölçüp biçmeden konuşmaz, ilmi artanın korkusu da artar. Cahil ise cesur olur. Yalancı gürültü çıkarır, ehli hakikat ise sakindir. Nefisten konuşulan sözden bir şey çıkmaz. Nefisler övülmeyi ister, desinler için konuşur, günün adamı olmayı ister.

 

Cenab-ı Allah(CC)” nefisler size kötülüğü emrediyor” diyor. Bir sözde nefsin payı varsa- ki nefisler tezkiye olmadan her işte pay sahibi olabilir- o toplumda fitneden, huzursuzluktan, anarşiden başka ne olur? Dudaklara kilit vurulmaz ama bu kilit nefsin ıslahı ve kalbin tasfiyesi ile vurulur ve yeri ve zamanı gelmeden de açılmaz. Kalbinde marifet olanın dilinde hikmet olur. Hikmet ehlinin sözü kalplere şifa olur. Hangi söz ki onda hikmet yok o söz kalbe zehirdir.

O halde sözü ehline bırakmalı ve susmalı. Çünkü susmak hayattır, susmak kurtuluştur. Susmak dünya ve ahiret saadetidir. Hele bilenlerin yanında.  Bilmediğimiz konuda susmak aslında ilimdir.  Her türlü bilginin esası bilen kişinin halinden alınır.

 

Bir hal tebliği ve birde kal tebliği vardır ki asıl olan hal tebliğidir. Bu ise güzel ahlakı nefislerde yaşamakla olur.

 

Her duyduğunu söylemek kişiye günah olarak yeter”buyuruyor Allah Resulü(sav). İnsan sır saklamasını bilmelidir. Bazı sözler vardır ki o kişiye emanettir. Emaneti korumak muhafaza etmek gerekir. Emanete hıyanetlik münafıklık alametlerinden birisidir. Bu gün en gizli kalması gereken mahremiyet konuları bile elma kabuğu gibi sokaklara saçılıyor. Bir çok insan bugün daha önce söylediği bir sözün kölesidir. Dünyası kararmış, halkın içine çıkamaz olmuştur.

 

Cenab-ı Allah(CC)” Ey iman edenler sadıklarla beraber olun” buyuruyor. Bu emri yerine getirebilmek için ne bedel ödense azdır. Sahabeler Allah Resulü ile beraberliklerinin meyvesi olarak sahabe oldular. Allah ve Resulü’nün razı olduğu kimseler onlar. Peygamberimiz(SAV)” Allah bana ne verdi ise ben hepsini Ebubekir’in kalbine aktardım” buyuruyor. Demek ki bir ilim var ki kalpten kalbe aktarılır. İşte kalbinde marifet(Allah’ı tanıma) ilmine sahip sadıklarla dost olabilmek, onlarla beraber bulunabilmekten daha güzel ne olabilir ? Onlarla beraber olabilenler için söze gerek yoktur. Yeter ki insan onlarla gönülden bağ kurabilsin, kalpten kalbe bir hat çekebilsin. O zaman insan maksuduna erer. Onlarla beraber olanlarda onlardandır ve onlarla haşrolunur. Gül bahçesinde gezip de gülden nasipdar olunmaz mı? Gül olamazsan da gül bahçesinde biten ot ol demişler. Karga bülbülün sırrını bilseydi oda onun gibi öterdi.

Konuşunca az ve öz konuşulmalı ama şimdi en çok sözü israf eder olduk. Bir cümle ile anlatacağımız şeyi uzatır da uzatırız. Ta ki bizi bir adam sansınlar, biliyor desinler.

 

Bazı insanlarda tüm maddi ve manevi değerlerimize saldırmak için kanal kanal gezerken iğrenç ve lağım kokan ağızlarıyla sözlerin en kötüsünü söylüyorlar. En güzel sözler Allah’ındır. Bu sözlere karşı söz söyleyenlerin akıbetlerini tarih yazmışken hala bu yolda devam edenlerden daha ahmak ve bedbaht kim olabilir?

 

Aslında küpte ne varsa dışarıya da o sızar. Dil kalbin aynasıdır. Dilden dökülenler kalbin içinde birikenlerdir. Çözüm elbette kalbin temizlenmesindedir.

 | Puan: 9 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

sahih { 24 Mayıs 2008 10:00:29 }
selamün aleyküm kardeslerim. öylesine güzel ifadeler yazdinizki sanirim tarikata ve tarikat büyüklerine karsi gelenleride   etkileyecek bir yazi fakat tabiki bunlar gün isigi gibi hakikattir. fazla söze ne hacet siz gerekeni yazdiniz. ben sadece size ALLAH razi olsun derim.. selamün aleyküm
Habip BEDİR { 29 Mart 2008 10:57:36 }
Ebubekir bey makalenize yürekten katılıyorum.Günümüz insanının ilim anlayışı bildiği birkaç şeyi yaldızlı kelimelerle ifade etmekten başka bir şey değil malesef.Hz.Ebubekir efendimizin dünya hayatında sarf ettiği kelimeler sayılabilecek kadar az idi ama hal dili kal-e ihtiyaç bırakmıyordu.dua ve selam ile...
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun308 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI