|
Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz |
|
Dil Elden Gitmeden... Kategori: Güncel Olaylar | 3 Yorum | 2505 Okunma | Yazan: emrullah | 26 Mart 2008 08:40:23
Emrullah Beye Teşekkürler... Dile bir iletişim aracı olarak bakmaktan ziyade, onu bir milletin sahip olabileceği en önemli değerlerden saymamız gerekir. Bu anlamda dilimiz Türkçe, bütün incelikleri ve güzellikleriyle korumamız gereken müşterek mirasımızdır. “Kamus namustur” diyen üstad Cemil Meriç, dilin ehemmiyetini veciz bir şekilde vurgulamış, onu kaybetmenin doğuracağı vahim sonuçlara dikkat çekmiştir. Dünyanın zengin ve yaygın dillerinden sayılan Türkçemiz, bugün ne yazık ki unutulmak gibi bir tehlike ile karşı karşıyadır. Giderek zayıflayan kelime hazinemizle kendi dilimize yabancılaşmaktayız. Bırakınız diğer kitleleri, eğitimli nüfusumuzun bile 200-300 kelimeyle konuştuğunu söylemektedir uzmanlar. Başka dillerden dilimize geçmiş ama zamanla Türkçeleşmiş kelimeleri Arapça ve Farsçadır diye tarihe gömerken, hiçbir kültürel temeli olmayan yabancı kelimeleri çağdaşlık adına iştahla kullanmak hevesine düşmüşüz. Geçmiş ile geleceğimiz arasına koyduğumuz bu şuursuz engel sadece dilimizi kaybettirmez, Allah muhafaza diğer değerlerimizi de elimizden alır. Bu meselenin temelinde geçmişte yapılan “dilde sadeleştirme” hareketleri vardı. Hep bilinen bir örnektir ama Mehmet Kaplan’ın şu misalini özetle burada tekrarlamak istiyorum. “ “Akıl” kelimesi Arapçadır diye onu atıp, yerine öz Türkçe olan “us” kelimesini koyarsak, sadece bu kelimeyi atmakla kalmayız; Akıl ile alakalı “akıl vermek”, “akıl sır ermez”, “akıl hocası”, “akıllı düşman” gibi en az yirmi kadar deyimi dilimizden atmış oluruz. Sizce bu akıl kârı mıdır?” Mehmet Kaplan Hoca, bu haklı çıkışını muhtemelen dilde sadeleştirme politikalarının yoğun olduğu dönemlerde dile getirmişti. Bu ve buna benzer, Türkçe’ye kazandırılmış yüzlerce belki binlerce kelime, bir dönem unutturulmak istenmiştir. Ancak, şükür ki bugün bu politikalarından vazgeçildi. Özellikle son yıllarda başta Türk Dil Kurumu olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı da Türkçeyi kendi tarihiyle yeniden buluşturma zaruretini görmüş bulunmaktadır. “Yaşayan Türkçe” vurgusuyla hem geçmişten günümüze yaşayan dilin kullanılması hem de Türk topluluklarıyla ortak dil fikrinin benimsemiş olması müspet bir gelişmedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilk ve ortaöğretime yönelik okutulmasını önerdiği 100 temel eser projesi de Türkçe’nin zengin muhtevasından örnekler taşıdığı için önemli bir adımdır. Elbette ki kurumlar düzeyinde atılan bu adımlar, Türkçe’yi yeniden muhteşem günlerine döndürmeye yetmez. Çünkü dildeki tahribat, sadeleştirme politikasının terk edilmesine rağmen sürmektedir. Hâkim olan popüler kültürün etkisiyle fert ve toplum bazında hafıza kaybı devam etmektedir. Toplum olarak yaşadıklarımız hakikaten çok vahimdir. Bir yandan yabancı dillerden uyarladığımız (by by, okey, pardon, mersi) gibi aşırma kelimeler kullanmaya çalışırken, diğer taraftan zengin dilimizi tarihin tozlu raflarına terk ederek çocuklarımıza Türkçeyi unutturuyoruz. Bir İngiliz çocuğu, yüzyıllar önce yaşamış Shakspeare’i rahatlıkla anlayabiliyorken, bizim çocuklarımız Milli şairimiz Mehmet Akif’i bile anlayamıyor, İstiklâl Marşı’nı anlamak için sözlük kullanıyorlar. Ne hazin bir durum, değil mi? Çıkış yolumuz, suçlu arama faslını bir kenara bırakıp zengin Türkçemizin şaheserlerine yeniden yönelmek, muhteşem mirasa yeniden sahip çıkmakla olur. Günümüz şair ve yazarları ne kadar bizimse, Fuzuliler, Süleyman Çelebiler, Yahya Kemaller ve daha ismini sayamadığımız nice edip şahsiyetler de bizimdir. Şefkatimiz, hüznümüz, kahramanlığımız, dostluğumuz, aşklarımız, vefamız hep Türkçemizde, Türkçemiz de bu ustaların kalemlerinde gizlidir. Mirasımıza sahip çıkmamız dileğiyle…
| Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Bu konuda herkese elbette ki büyük görevler düşüyor.Türkçe söz dizimini iyi algılamak, dilimizin zenginliğinin farkında olamak, konuşurken yazarken bir sesin, bir noktanın veya bir virgülün anlamı ne derece değiştirdiğini görmek, her sözün söylendiği duruma göre anlam kazandığını bilmek ve sözü doğru anlamanın ve anlatmanın değerini bilmek dil bilincinin vazgeçilmez değerleridir. Böyle bir bilincin olmadığı yerde ise ne özenli konuşmadan ne de kusursuz yazmadan bahsedebiliriz. Çünkü böyle bir kaygısı olmayan kişi için doğru konuşmanın, kusursuz yazmanın ne önemi olabilir ki? Halbuki bir virgülün bile yanlış kullanımında anlamın ne kadar değiştiğini bilmeyenimiz yok gibidir. Bu konudaki şu örnek meşhurdur:
Gerçekten dilimiz Dünyanın en zengin dilidir. Atalarımız kelimelerin içlerini engin tecrubeleriyle doldurmuşlardır. Bizler bir tek kelimeyle, bir tek cümleyle çok şeyler ifade edebilmekteyiz.
Mesela Batılılar ölenin ardından "TOPRAĞI BOL OLSUN"derler.
Oysa biz ölüm mutlakiyetini çok zengin bir anlatımla ebediyetleştiririz. Biz ise kaybettklerimize çok derin vedalarla sesleniriz: "Öbür aleme göçtü,yalan dünyadan gitti, Ruhu şad olsun, Allah Rahmet Eylesin, Allah taksiratını affetsin, Mekanı Cennet Olsun, Yolu gül olsun, Allah Utandırmasın..."
İnanın buna benzer onlarca daha veda yazabiliriz. Biz taşa bile hayat veren, onla konuşan, onu konuşturan bir zerafeti taşırız. Batı ise insandaki ruhu alıp, adeta onu taşlandırır.
Kelime hazinesi yoksul olan insanların duygu, düşünce, fikir, birikim, sanat, kültür yaşamı da yoksuldur; kelime dağarcığı zengin olan insanların o tecrübeyi,duyguyu düşünceyi,yaşadığı anı boyayabileceği çeşit çeşit renkleri vardır.
Türkçemizin, dilimizin yoksullaştırılması geçmişle bağının koparılıp alaksız, kim olduğunu bilmeyen topluluklar haline dönüştürülmesi benim şüphelerimi artırıyor sömürge ülkelerinde yapılanları bir hatırlayalım dilinden kültüründen millet ve vatan sevgisinden yoksunlaştırmak, yaşadığı mekanı sahiplenecek, öz değerlerini koruma duyarlılığından, milleti besleyen kuvvetli damarlarından mahrum etmek istila niyetinin bir göstergesidir.
Söz söylemenin gücü dilin kelimelerin zenginliğindedir.Türkçemizdeki zenginliğe rağmen 200- 300 kelimeyle konuşmak ''akıl karı'' değil.
Saygılarımla...
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın
|
|
|
Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz |
|