Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

ÖZ'E DÖNÜŞ ve ÇANAKKALE RUHU

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 1 Yorum | Okunma 2186 Okunma | 24 Mart 2008 18:32:09

Habip Bedir Kardeşimize Teşekkürler...

ÖZ’E DÖNÜŞ; ÇANAKKALE RUHU


Fedakâr ecdadı şanlı geçmişiyle anma ve bugünün nesline bu hakikati anlatma adına ünlü yazar Hasan Hüseyin Maltepe’yi konferans vermesi için davet ettik.Yaptığım araştırmalar ve notları kısaca sizlerle de paylaşmak istedim.


ÇANAKKALE MUHAREBELERİNDE
ECDADIMIZIN EŞSİZ FEDAKÂRLIKLARI VE MEHMETÇİĞİN HALETİ RUHİYESİ
 

Çanakkale savunması destanlara geçecek nitelikteki kahramanlık ve fedakârlık örneklerinin şahikaya ulaştığı bir savunmadır. Orada Anadolu’nun kuş uçmaz kervan göçmez köylerinin şehir görmemiş çobanları ile gencecik öğrenciler, subaylar, öğretmenler, doktorlar daha niceleri birbirleriyle bütünleşmiş ve yekpare bir siper halinde aşılmaz engel olmuşlardır.

 
Birlik ve beraberliğini sağlayan Türk milletinin nelere kadir olduğu orada görülmüştür. Orada Mehmetçik vatanın bir karış toprağını düşmana bırakmamak için vücudunu parça parça toprağa bırakmıştır.


Çanakkale bir milletin bütün tarihini şerefle yüceltmeye yetecek bir destandır.


Çanakkale’de kuvvetler arasında denge diye bir şey yoktur. Orası zaman zaman bir manganın bir taburla, adi ateşli bir topun en güçlü harp gemileriyle dövüştüğü yerdir. Böyle bir yerden Türk milletinin zaferle ayrılması ancak ve ancak Mehmetçiğin göğsündeki imanın vatan sevgisiyle bütünleşmesinin ve neticede Yüce Allah’ın yardımlarının sonucudur.


İşte bu bütünleşmenin doğurduğu fedakarlıklardan birkaç örnek:


Harbin bütün şiddetiyle devam ettiği bir sırada Bigalı Ali Çavuşun eli aldığı bir şarapnel darbesiyle kopma noktasına gelmiştir. Elin yere düşmesine zayıf bir deri parçası mani oluyordu. Ali Çavuş bu haliyle Komutanın karşısına
çıkar ve sol elindeki çakıyı uzatarak;
-- Şunu kesiver kumandanım....!!! der.
Bu üç kelimelik cümlede öyle yıldırıcı, ürpertici bir istek, öyle bir mecburiyet ifadesi vardı ki, kumandan gayri ihtiyari çakıyı alarak derinin ucunda kanlar içinde sallanan eli koldan ayırıverir.
Ali Çavuş yalnız elini değil çok geçmeden hayatını da memleketin şerefini ve namusunu korumak uğruna feda etti.
İngiltere’nin Çanakkale’deki Kara Kuvvetleri Komutanı İan Hamilton hatıralarında savaştan önce gördüğü bir rüyadan bahseder. ”Helles kıyılarında boğulmak üzereydim. Boğazımı demir kıskaç gibi sıkan bir el beni suyun dibine doğru çekiyordu. Uyandığım zaman kan ter içerisindeydim ve titriyordum. O an için çadırımda biri var zannettim. Sanki biz daha buralara gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı.“


Kim diyebilir ki Hamilton’un rüyasında gördüğü demir kıskaç gibi el, Ali Çavuşun kolundan ayrılıp toprağa karışan eli değildi ? Hamilton şunu da çok bilmeliydi ki bizde eski savaşlarda şehit olanlar yeni savaşlara katılır ve dolaşırlar çadır çadır.

Vanlı İsmail, Nur-ül Bahir gemisinde nöbet tutmaktadır. Birden gecenin karanlığını titreten derin bir gürültüyle dikkat kesilir. Uzaklardan yakamozlar saçarak küçük bir nesne hızla gemiye doğru yaklaşmaktadır. Bu bir torpidodur ve gemiyi batırmaya ahdetmişçesine hedefini şaşırmayacağa benziyordur. Gambotun kenarına doğru sıçrar İsmail. Kısa bir bekleyişten sonra kendini denize atar. Az sonra büyük bir gürültü duyulur ve İsmail zerrelere bölünür. Torpidoyu vücudu ile karşılamıştır. Fırlayan parmakları gambota düşer. İsmail’den geriye bu parmak parçaları ve az önce mırıldandığı Kelime-i Şahadet kalır. Bu ne fedakarlıktır. Bu nice yiğitliktir. Bu ne biçim bir vatan sevgisidir. Bu ne güzel bir görev aşkıdır.

İngilizlerin mağrur zırhlısı ve amiral gemisi Queen Elizabeth’i batıran sadece ve sadece kahraman bir neferdir. Adı da kendisi gibi koca olan Havranlı Koca Seyit. 25 yaşında hayatının baharında Kilitbahir’de ki 28’lik Mecidiye bataryasında görev yapan 40 kişiden biridir. Güçlü kuvvetli olduğundan ve güreş tuttuğundan ona bu adı takmışlardır.


18 Mart günü güneş tepeye çıktığında serseri bir mermi bataryanın cephaneliğini havaya uçurur. Koca Seyit ayıldığında bataryadan geriye kendisinden hariç iki kişi, mataforası kırılmış bir top ve birkaç gülle kalmıştır. Queen ise bataryanın ateşini susturmanın verdiği gururla yavaşça içerilere doğru süzülmektedir. Seyit bir boğaza bakar birde vinci kırılmış topun yanında “Haydi bizi düşmanın üzerine gönder. Bu senin son şansın.” diye seslenen 276 kiloluk güllelere. Allah’tan yardımını ister ve gülleyi kucakladığı gibi kemiklerindeki çatırtılarla beraber topun namlusuna sürer. Bu hal tam üç kere devam eder. Üçüncü atışta Queen zırhlısından yükselen canhıraş feryatlar ve yardım çığlıkları boğazın çevresini sarmaya başlamıştır bile. Bu atıştaki isabet düşmanın boğazı geçme ümitlerini Çanakkale’nin soğuk sularına gömmüştür.

Bu ülke her şeyini kaybetse bir tek Mehmetçiği kalsa yine dizlerinin üzerinde doğrulup kükrer, kalkıp ileri atılır. Çünkü bütün mazimiz, toprağımız, onun yüreğine istif edilmiştir.

Savaşın kaderini değiştiren hatta denizdeki muharebelerimizin zaferimizle sonuçlanmasını sağlayan 26 mayın vardır ki onun hikayesi Çanakkale’de ki manevi yardımın sadece bir örneğidir:

Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’ya bir gece rüyasında “Denizin üzerine bak“ denilir. Denizin üzerine bakan Paşa nurlu dalgalar arasında çiçeklerle bezenmiş Kef ve Vav harflerini görür. Sabah uyandığında gece gördüğü rüyanın tesirinde olduğu halde tabyaları teftişe çıkarken kızının kabrini ziyaret eder. Gece rüyasındaki duyduğu sesi burada da duyar. Şöyle diyordur ses “ Cevat depolardaki 26 mayını denize döşe. Bilesin ki Türkün Türk’ten başka dostu yoktur. “ Paşa korku ve şaşkınlık içerisindeyken karşısına yüzüne bakılmayacak kadar nurlu bir pir-i fani çıkar ve sorar:

-- Bir derdin mi var evladım ?
Paşa rüyasını ve duyduğu sesi bir çırpıda anlattığında pir-i faninin cevabı:
-- “Nur zafer işaretidir. Ebcet hesabında kef harfi 20, vav harfi ise 6’dır. İkisi 26 eder. Sen mayınları boğaza uygun şekilde döşe ve Yaratana sığın evladım. Allah muvaffakiyetler versin.“ olur.
Cevat Paşa derhal emir vererek depolardaki 26 mayını, boğazdaki Alman yapımı diğer 377 mayının aksine, kıyıya paralel olarak 7 Mart gecesi Nusret mayın gemisiyle döşettirir. 18 Mart İrezistibl, Enfeksibl ve Oşin adlı İngiliz zırhlıları bu mayınlara çarpıp savaş dışı kaldılar. Denizde aldıkları bu yenilgiden sonra Çanakkale’yi kara savaşlarıyla geçmeye kalkışacak olan düşman bu sefer denizdeki 26 mayından daha etkili olan Mehmetçiğim imanına çarpacaktır.

Yiğit olmak zordur. Düşmanla savaşırken yiğit olmak daha zordur. Mehmetçik çoğunluğunu beyni yıkanmış istilacıların oluşturduğu düşmana karşı koyarken, savaş alanında en büyük yiğitlik olan insanlığını hiçbir zaman unutmamıştır. Canından benzersiz fedakarlıklar vermiş fakat insanlığından asla. Bilhassa Çanakkale’ye İngiltere ve Fransa’yı korumaya geldiklerini zanneden ANZAK yani Avustralya ve Yeni Zellandalı askerler cephede tanıdıkları askerimize karşı büyük bir sevgi ve hayranlıkla ülkelerine dönmüşlerdir.


Onlar dünyanın en ücra köşesinden savaşmaya geldikleri askerlerin, kendi yarasına ot tıkayıp düşmanının yarasını saran Mehmetçik olduğunu nereden bileceklerdi. Onlar Balkan savaşında esir düşüp esaretten kurtulduktan sonra utancından evine kapanıp dışarıya çıkmayan Üsteğmen Sait’e 1. Dünya Savaşı patlayınca “Sait, haydi... Alnındaki lekeyi temizleme zamanındır. Hiç durmadan cepheye koş!" diyen kahraman Türk anasını nerden bileceklerdi. O kahraman ki yaralanan komutanını hastaneye yetiştirdikten sonra “ İbrahim cepheden kaçtı dedirtmem komutanım. Cepheye dönüp arkadaşlarımın yanında vatanımı kanımın son damlasına kadar korumaya ahdettim. Ne olursunuz bana izin verin de gideyim.“ diye yalvaracak bir ruha sahiptir.


O askerin “ Hüküm yüce Allah’ındır. “ Diyen 57. Alay komutanı Hüseyin Avni Bey gibi komutanları vardır. Bunları nereden bileceklerdi. Zaten bilselerdi vatanlarını bırakıp Türk ile savaş yapmaya gelmezlerdi. Onların nakkaşı güzeldir.

Onların yiğitçe bakışları, kalbe süzülüp akışları da güzeldir. Onlar, gökler ölüm indirirken, yer ölüm püskürtürken de güzel kalmayı becerdiler.


Sen geldin o güzelliğe çattın. Seni Çanakkale’de perişan eden o güzelliktir. Sana ne çare.

Kahramanlık tadını, rengini, şeklini Mehmetçikten almıştır. Bakışı kahramanlık, yürüyüşü kahramanlık, türküsü kahramanlıktır Mehmetçiğin.

Mehmetçik ruh mimarımızın bütün çağların gözünü kamaştıracak bir abidesidir.


Nişanlısının künyesi geldiğinde evine al bayrak çeken Emine’ de ruh mimarımızın bir abidesidir. Çerkeş önlerinde cephane ıslanmasın diye çocuğundan esirgediği battaniyeyi kağnının üzerine seren ana bir abidedir. Bir öncü müfrezesini takımıyla karşılayan Mehmet Çavuş’ un silahı kullanılmayacak hale gelmiştir. Ama Mehmet Çavuş toprağını korumaya yeminlidir. Düşmana taş atmaya başlar ! Tarih onu yazmaya kararlıdır bir kere. Onu hiç kimsenin indiremeyeceği tahta çıkarmaya kararlıdır. Göğsündeki ve başındaki yaralar şakır şakır kanarken düşmana attığı taşlar “Allah” diye zikrediyordu.
Şüphesiz sen de bir abidesin.


İan Hamilton’un günlüğüne “İŞTE TÜRKLER GELİYOR... NASIL OLUYOR BİLMEM... BUNLAR NASIL ASKERDİR... AKLIM ALMIYOR.. “ yazdırtan vatanın tüm evlatları birer abidedir. Kısaca Çanakkale baştan sona kadar bir destan bir abidedir. Dünyanın en kıymetli ve en acıklı destanı. Çünkü orası göklerle yerlerin boğuştuğu yerdir. Kırkların, yedilerin, cümle pirlerin, yurduna can vermiş eski erlerin son meydan sayıp da doğrulduğu yerdir…….

Ruhun şad olsun aziz ecdad…yasinler,fatihalar eşliğinde dua ile….

Habip BEDİR….Bolu

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

yunus emre { 25 Mart 2008 22:58:09 }
sevgili yeğenim,
yazını bir nefeste okudum. öncelikle, böylesi bir konuyu sıkmadan ve anlam bütünlüğünden kopmadan akıcı bir üslupla dile getirdiğin için tebrik ederken aynı zamanda aramıza hoş geldin diyorum.

yaşanmış bir varlık-yokluk mücadelesi değişik yönleriyle, özlü olarak ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi doğrusu. çanakkale destanından bugüne bakan yönleriyle inşallah gerekli dersleri alırız.eğer o ruh yakalanırsa şu anda karşı karşıya olduğumuz sorunların üstesinden rahatlıkla gelebiliriz.

soluk soluğa okuyacağımız yeni yazılarını bekliyoruz. selam ve dua ile. y.emre

Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun311 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI