Osman Beye Teşekkürler...
Suçatı’dan Deliilyas’a Gönül Yolu
Sivas ilginç bir şehir. Ne yanından tutarsanız tutun, adeta destanlarla karşılaşırsınız. Hikâyeler, maniler, ağıtlar, türküler yıllar yılı hep kavurur bozkırın çocuklarını.
Sivas tarihine, hele hiç dalmayın. İnanın, ucu bucağı görünmeyen uzun ve köklü bir geçmişle karşılaşırsınız. Karşılaştığınız nice olay, sizi hüzünlendirebileceği gibi, kahkahayla güldürüp aynı zamanda düşündürebilirde.
Dedik ya yazının başında, Sivas gerçekten ilginç bir şehir. Dünya’da böyle bir yer var mı bilemiyorum?
**
Tarihin en derin noktalarına doğru bir gezinim yapacak olursak, karşımıza ilginç rastlantılar çıkmaktadır.
İsterseniz Hitit tarihine şöyle bir göz atalım. Hititlerin Sivas’ta parlak bir döneme imza attıklarını unutmamak lazım. Altınyayla “Kulmaç Dağları”nın en tepesinden geçen “Kral Yolunun” ta Suriye ve Mısır’a doğru ilerlediğini bilmeyenimiz yoktur. Gürün'de bulunan “Şuğul Vadisi” ile de, bağlantılarını hiç yabana atmamak lazım. Öyle ya koca Hitit İmparatorluğu’nun ticaret yolunun bu denli önemli olduğunu da yadırgamamak lazım.
Sivas’a, Hititlerin merkezi de diyebiliriz. Yine Altınyayla’da bulunan”Sarissa” şehri, bu “Kral Yolu”nun en merkezindeki yerleşim yeri konumundadır. “Sarissa’dan” Kadeş Antlaşmasına” uzanan, uzun bir seyrangahtır sanki Sivas tarihi.
**
“İnsanlık tarihi, kendi izi üzre devinip durur” derler. Sahiden de öyle. Eski çağlardan gelen bir gelenek olsa gerek, bir birini izini harmanlama olayı.
Öte diyarlardan gelen ticaret kervanları, hem ticareti geliştirmişler, hem de kültürel dokunun devamını ve yayılmasını sağlamışlardır.
Bir düşününüz, Suçatı’dan “çerçiye çıkanlar”, birkaç eşeğe yükledikleri, “kabuk, dut ve pekmez”i, dağ taş aşarak uzaklara satmaya götürmüşlerdir. Kendileri bilmedikleri halde, belki de içgüdüsel olarak, hep tarihi “Kral Yolu” civarında ticaret yapmaya çalışmışlardır.
**
Suçatı, Gürün ve Darende’den yola çıkan “çerçiler”, Harmandalı, Kızılhöyük, Tahyurt, Altınyayla ve nihayetinde Deliilyas’ta konaklamışlardır. Köy meydanında açılan bu küçük pazarcıklar, insanların kışlıkları için bulunmaz bir fırsatı ifa etmişlerdir.
Bu bölgede dut, pekmez, kayısı olmadığından, bu satıcılar, sonbaharda dört gözle beklenir olmuşlardır.
Çerçilerden alınan dut ve pekmezler, uzun kış gecelerini, “kavurga” eşliğinde adeta şenlendirmişlerdir. Onlar da bu sattıklarının karşılığında, ya para, ya da mümbit arazilerde yetişen buğdayları alarak gerisin geriye, kendilerini bekleyen evlerine, ocaklarına dönmüşlerdir.
**
Buraya kadar işin alış veriş boyutuna değindik. Şimdi yavaş yavaş aslına vasıl olacağız. Bu küçük gezginler, dutun, pekmezin ve kayısının yanı sıra, kültürel bir ortamın oluşmasına da katkı sağlamışlardır.
Yanlarında getirdikleri Kerem ile Aslı hikâyeleri, Hz. Ali Cenkleri ve birçok menkıbe kitaplarını da satarak, Deliilyas ve yöre köylerinde güzel canlılıklar bırakmışlardır. Misafirperver Deliilyas Kasabası’nın “mum sekili odalarında” konuk olan nice insan, bazen Hz. Ali Cenklerini okuyarak coşmuşlar, bazen de Kerem ile Aslı hikâyelerini dinleyerek hüzünlenmişlerdir.
Hele yaşı epeyce kemale ermiş birinin ağzından dökülen “Bay Böyrek” (Bey Püre Bey) ezgisi, zamanı donuklaştırmıştır adeta…
Getirdiğini satıp geriye dönenler, giderlerken de, o yöre de gördükleri ilginç ve güzel şeyleri kendi yörelerine götürmüşlerdir.
Tarih ve kültürün canlılığı bu olsa gerek. Dağ tepe aşan “çerçiler”, nice zahmetlerle, yazı da, yabanda yata yata, evlerine helalinden ekmek götürmenin çabası içinde yaşarlarken, bu milletin hamurunda olan kültür ve hoşgörü rayihasını da, bir birileriyle paylaşmışlardır…
**
Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, gönülden gönüle örülen bu nakışlar hiç unutulmamış. Teknolojinin, insanın ayağına kadar getirdiği her şey, hiçbir zaman, uzak diyarlardan gelen, içlerinde alın teri kokan pekmezlerin yerini hiiiiç tutamamış.
Yaşanan güzel hatıralarsa, yaşlı birkaç kişinin ağzından, acemi bir yazarın kalemine konuk olmuştur…
Peki, Kerem ile Aslı hikâyeleri, ne mi oldu diyeceksiniz? Merak ediyor musunuz?
Hadi ben anlatayım, siz dinlemeye başlayın!…
Osman ÇELİK osmancelikszm@mynet.com