Aziz Bey yeni kelimeler ile sözlüğü biraz daha genişletmiş...
Sözlüğümüze katkısı olması için acizane yazmış olduğumuz unutulmaya yüz tutmuş ceddimizden bize miras kalmış konuşulmasından lezzet aldığımız birkaç tatlı kelime daha ilginize bilginize sunulmuştur. Bu kelimelerden bazılarının Osmanlıca olması geçmiş dönemlerde edebiyatta da kullanılmış olması yöremize ait olmadığı izlenimi uyandırabilir. Bu durum Osmanlı zamanından bu yana memleketimiz insanının okuma oranının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Başka yerlerde duyup işitmediğimiz bu Osmanlıca kelimeler halkımızın yöresel diline sirayet etmiş ve gündelik dilde kullanılır olmuştur. Halen de kullanılmaya devam etmektedir. Bu nedenle yöremize ait kelimeler olarak bu kelimelerin sözlüğümüzde yer almasının doğru olacağını düşünüyorum. Saygılarımla…
Fıttırmak : Aklını kaçırmak, delirmek, çıldırmak
Meres : Köpekte yaş
Yês (Ye’s): Ümitsizlik, kıt, eksik
Yeis : Ümitsizlik
Farı : Yorulmak (Yöremizde genelde farımaz olarak kullanılır. Yani yorulmayan kesilmeyen güçlü vs.)
Rahvan : hızlı seri yürüme
Mendebur : Sümsük, sünepe, pis, iğrenç
Firek : Kapı zırzası
Köseği : Ucu yanmış odun
Dümük : Koyulmak, daldırmak, vazgeçememek, konsantrasyon
Çotuk : Dışarıda kalmış ağaç kökü
İnkişaf : Açığa çıkma
Kepir : Verimsiz, kuru, bozkır, kıraç
Melul : Üzgün, ağlamaklı
Melal : Bezginlik, bıkkınlık, hafakan, kasavet, yorgunluk, usanç (hali pür melal)
Pür : Çok, Dolu, çok fazla (bitki yaprağı için söylenen pürden farklı bir pür, mesala :pür dikkat olarak yukarıda yazılan şekilde “hali pür melal”cümlesi içinde olduğu gibi yöremizde kullanılır.)
Cibilliyet : Yaradılış, hilkat, meşrep, mizaç
Tıynet : Yaratılış, huy, maya, cibilliyet
Havf : Korku ( Havfli yatmak yada uyumak olarak kullanılır)
Mecal : Derman, güç, kuvvet, takat
Tâkat: Mecal, derman, güç, kuvvet
Encam : Akibet, son
Geyginlenmek : Kinlenmek
İslim : Kükürtlenmiş kaysı, kükürtleme işlemi
Zongur : Bu ismi karşılayan bir hayvan yok ama kalkmayan ağır eşyalar için yöremizde “ O çok ağır Zongur Ölüsü gibi” derler. Böyle denildiğine göre yaşayan ve cüssesi ağır bir varlık. Çevremizde kullanıldığı için buraya almakta fayda mülahaza ettim. Türkçemizde Dinazor kelimesinin karşılığı olsa gerek. Ne dersiniz ? Türk Dil Kurumuna Dinazor kelimesinin Türkçe karşılığı olarak yöremize ait bu kelimeyi takdim edebilirmiyiz.
Martava : Abartma, yalan
Berbat : Kötü
Didikleme : Eşeleme, parçalama, katma, karıştırma
Selpik : Seyrek dokuma
Döşşek: Yatak
Bazlama : Bir tür ekmek
Berdi : Akarsu kenarında biten ucunda kahverengi topuz bulunan pırasa benzeri bir bitki
Gındık : Kevene benzer dikenli bir bitki
Feyil : Aç gözlülük
Nüzul : Felç
Tabas : Alerji
Bizez : Gaz lambası, löküs ve fenerlere takılan cam
Cavlama : Kavlama (cevizin kabuğunun çatlayıp soyulması)
Bürük : Yazma
Payamca : Yabani badem
Kürük : At yada eşek yavrusu
Aygün Çiçeği : Ayçiçeği (Yöremizde ay ve gün ikisi bir arada kullanılmış ve öyle söylenmiş)
Buğanak: Aniden bastıran tozu dumana katan yağış
Nodul : Sivri demir çivi, ucu çivili deynek
Talatos : Düzensiz, intizamsız
İrdemek: Tiksinmek, çiğremek
İğ : İp eğirmek için kullanılan araç
Çözeğlenmek : Darlıktan kurtulmak için eğlenmek, yorulmadan maksatsız gezmek
Göcek : Kırık buğday, başaksız taze ekin
Tezmek : Ürkmek, ürküp nereye gittiğini bilmeden başını alıp gitmek
Perikmek: Korkudan dolayı yaşanılan yeri terk etmek
Süyem : Bir ölçü birimi olsa gerek Mesala : Suçatımızda Bir süyem iplik şeklinde kullanılıyor. Tam anlamını bilenler yazabilir.
Cemberek: Hayvanların çenelerinin alt kısmı boğaz kısmı
Şaplak : Tokat
Dalcınmak : Açlık hissi (Tok iken de hissedilebilir. Bir tür vitamin isteği)
Yeksan : Dümdüz, yerle bir
Dirgen : Bir tür tarım aracı
Hızmık : Yunakta tahıl yıkanırken su yüzüne kalkan saman, başak vs.
Çıynak : Kedi tırnağı, kedi tırmalaması
Yılmık : Kıymık
Ödükleme : Şaşırma, afallama,
Firez : Tarladan kaldırılan ekinden arta kalan başak, ekin sapı, saman vs.
Firezleme : Çayırın göğermesi (güvermesi)
Bider : Tohumluk tahıl
Anık : Dağ nanesi veya bir tür kekik
Pırçalık : Kıraç arazide biten kökü yenebilen bir bitki
Nezelmek : Yıpranmak, aşınmak, incelmek
Pöçük : Kuyruk sokumu, kuyruk, arka, taban
Tehliyetsiz : Biçimsiz, yakışıksız, dengesiz, orantısız manasında kullanılıyor. Bu kelimenin olumlu şekli kullanılmamaktadır.
Zağar : Bir cins çoban köpeği (Yöremizde kangal olmayan melez köpeklere genelde söylenir)
Tatoğ : Gürün Elması
Emlik : Zamanından daha geç doğan kuzu yada oğlak
Hoşman : Kendi kuzusu yada oğlağı olsun yada olmasın önüne geleni emziren koyun ve keçi
Ekti : Annesinden başka koyunları zorla emerek süt çalmaya çalışan kuzu
Tokluman : İyi gelişmesinden dolayı normal zamanından önce yavrulayan toklu
Oğlaman : Yavrulama yaşına gelmeden yavrulayan oğlak
Hoğur : Ham, kalitesiz
Kip : Şık, derli toplu, dığrak, kibar
Çutur : Terslik, aksilik
Diğildek : Hareketli, yerinde durmayan duramayan
Cüraat (Cerahat): İltihap, irin
Zorzap : Ağaçtan ağaca kabuk nakli ile yapılan bir tür aşı
Şıvga : Genç ağaç sürgünü
Mıtırıp : Kısmık, cimri, eli sıkı
Sağılmak : Yırtıcı kuşların dalış yapması
Seğirtmek : Harekete geçmek, davranmak
Yeltenmek : Hamle yapmak, bir hareketi davranışı yapmak için niyetlenmek
Guz : Kuzeye bakan yer
Korlam : Tehlikeli dik yamaç
Gumacık : Sinek larvası
Büğelek : Sineğe benzer sinekten büyük kan emici bir haşere
Bıngıldak : Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü yöremizde ise çocuğun tepesindeki yumuşak bölgeye söylenir.
Bendek : Küçük ot destesi
Burma : Yonca, çayır gibi otların galıçla bükülmesi ile yapılan sarmal yapıya sahip balya şekli
Sanarak (Sagarak) : Hayvanlarda üst solunum yolları enfeksiyonu
İrat : Mahsul, kazanç
Sammarık : Zahmet, Meşakkat, etkisi devam eden olumsuz etki
Som : Katkısız, katışıksız, sade, saf, yalın
Gapdaş : Su deposu
Boğnamak : Odunu istenilen ölçülerde doğramak
Tokmak : Ağaçtan yapılmış balyoz
Üyez : Sivrisinek
Kürümek : Temizlemek
Hamıt : Çüt süren, araba çeken; at, eşek ve diğer taşımacılıkta kullanılan hayvanların boynuna takılan hacat
Gamalak : Apışıp kalma, hareketsiz kalma, kararsızlık
Yitimek : Bozulmak, özellik yitirmek, besin bozulması
Yığır yığır : Kötü kokunun etrafa dalga dalga yayılması. (Güzel kokunun buram buram yayılması gibi)
Milek : Balçık
Garez (garaz) : Düşmanlık, adavet, nefret, husumet
Hısım : Akraba
Maraz : Rahatsızlık, hastalık ( Merhamet maraz getirir)
Mazarrat : Zararlar
İllet : Rahatsızlık, Hastalık, Sıhhatsizlik
Cıkla : Sade, katışıksız, katkısız, yoğunluk
Sırf : Yalnızca, tümüyle, bütün olarak
Sırkmak : Islanan eşyadan suyun süzülüp akması
Soruşmak : Emilip yok olmak, ıslak olan şeylerin kurumaya başlaması
Buğuz : Kin besleme, nefret etme
Kercikmek : İma yoluyla yapılan eleştiri, ima ile taşlama, dokundurma
İmla : Asıl anlamı yazım olsa da yöremizde tarlada hasıl edilmesi zor olan taştan yada purdan meydana gelmiş ham yer
Bor : Yöremizde ham yer, kıraç yer manasında kullanılır. ( Bor sürüp tarlayı genişletmek)
Cırtlak : Hoşa gitmeyen renk yada ses
Aşkarsız : Yakışıksız, çirkin, dağınık
Şikirsiz : Yakışıksız, çirkin, biçimsiz
Şemal : Sözlük anlamı “Ahlak” ancak yöremizde şöyle cümle içinde şöyle kullanılır. “Şeklime şemalime bir bakayım” veya eleştirirken “ Şekline şemaline bir bak” ikinci cümlede gerçek anlamı ile kullanılmakta.
Cılgısız : Nizalayan, durmayan, sıkıntılı
Uluorta : Açık alan, açık meydan, topluma açık ortam yer
Buruşuk : Kırışık, kırış kırış, pörsümüş, suyu çekilmiş, kurumaya yüz tutmuş
Gangıldamış : (Kân:Ahmak, ebleh, cahil, idraksiz, düşüncesiz) Mantıksız hareket eden, bunamış, azmış, aksi. Yöremizde genelde ihtiyarlara söylenir.
Maşatlık : Mezarlık, Kabristan
Teneşir : Üzerinde ölü yıkanan ayaklı tahta
Tazillemek : Ayıplamak, eleştirmek
Teremlik : Yumuşama, gönle gelen iyi niyet, merhamet, olumlu his
Toklu bizim yörede erkek koyuna verilen addır. Tokluman ilginç geldi. Erkek koyun nasıl yavrular
Tokluman : İyi gelişmesinden dolayı normal zamanından önce yavrulayan toklu
Suçatıya özgü, suçatılının ürettiği bir sözcük yok aslında Suçatı Sözlüğündeki maksat ya da Mehmet beyin 'hedef'ini şaştı dediği suçatıda üretilen sözcüklerin derlenmesi değil Öz-Türkçe'de olan ve Suçatımızda da kullanılan, kimi zamanda telin şivesiyeyle değişen, zamanla unutulan, kelimelerin bir listeye alınması takdire şayan benim nazarımda, bu kadar da yöre milliyetçiliğiyle yapılan tenkitleri doğrusu tasvip etmiyorum.
Saygılarımla..
mehmet bey e aynen katılyorum.
Suçatı da kullanılan kelimeleri derleyen arkadaşlara teşekkür ediyorum. Ancak artık bu iş biraz hedefini şaştı gibi. Sanki artık bu Suçatı sözlüğü olmaktan çıkıp eski türkçe sözlüğü haline geldi. Çünkü özellikle sizin yazdıklarınız Emrullah beyin yazdıklarının tersine Suçatı'ya özgü olmayıp zaten yurdumuzun bir çok yerinde yaygın olarak kullanılan ancak medya organlarında ve yazın dilince yeteri kadar yer bulamadığı için unutulnmaya yüz tutan öz be öz türkçe kelimelerdir. Bu işle ilgilenen arkadaşlar da hak vereceklerdir, özellikle göçebe türkmenler arasında yukarıdaki kelimeler günlük dilin birer parçasıdır.
Saygılarımla...
Aziz kardeşime bu güzel çalışmasından dolayı teşekkür ediyorum.Gerçektende titizlikle yapılmış bir çalışma, böyle çalışmaların devamı dileğiyle..... Emeği geçen tüm dostları, tellinli gardaşları en kalbi duygularla selamlıyorum....