NACİ TOPRAK beyden güzel bir öneri
Kategori: Yazı - Makale |
4 Yorum |
2412 Okunma | 17 Ocak 2013 11:47:24

Naci ağabeye teşekkür ediyoruz.
Maalesef Facebook ortamı, arşiv niteliğindeki konuları işlemeye ters düşüyor sanırım. Face'in kısa ömürlü, anlık kayıtları çok tüketici çok hoyrat. Buğulu cama yazılan sevda şiirini komşu kızı nasıl görecek? !! Görse nasıl etkilenecek !!! Eğer kayıt yapılmasa nice yazı ve görseller zamanın çarkında öğütülüp gidiyor. Adeta uçuyor. Sadede gelelim. www.sucati.com daha kalıcıydı.
Bugün Yolçatı'nda da mevzu oldu bazı arkadaşlarla. Kasabanın ortak bir arşivi, ne bileyim bir kültür evi oluşturulsa denildi. Yani folklorik malzemeler, materyaller bir mütevazi müze evde toplansa. Müze ev derken çok uçuk, masraflı bir hayal değil. Yeni kuşaklara eskiye dair kültürel objeler tanıtılırken, hatırlayan kimselere de nostalji olmaz mı ? Eski bir loğ taşı, mesere (ma’sere) taşı, arıstak altında raf, rafda dizili çiftikli sahanlar vs.(eski Telinin metruk evlerinde hala var) yine bir gazocağı, löküs lambası, kapı zırzası, bezden mamul mektep çantası, eski tarım aletleri vs. Eski Öğretmen okulu çıkışlı meslektaşlarımız "sahada derleme yapma" yı bilirler. Örnekleri var. Elazığ tarafında bazı ilçe ve kasaba Web sitelerinde görülüyor.
Hidayet bey (ile Deniz beylerin) gayreti ile güzel bir başlangıç oldu. Ciddi mesafe de alındı. O adreste çok güzel dökumanlar oluştu. Devam ettirip geliştirmek lazım. Mesela Mustafa BOĞA, Hulusi TATAR, Halim BAŞPINAR,Yavuz Selim TAKÇI ve Emrullah TOPRAK (Başka değerli yazanlar da vardır) seri yazı-anı-örneklerine güzel siftahlar yaptılar. Siyah beyaz bir fotoğraf, ancak bir yakınımız vefat edince, tesadüfen paylaşıma düşerse “-vay be…!” lerimiz artıyor. En yakınlarımızda “vesika” yani “belge” değerinde nice fotoğraflar olduğunu hayretle anlıyoruz. Mesela Kırbeşinci yılında ilçe sınırları içine hazin bir jübileyle dahil olacak BELEDİYE’nin ilk yıllarına (Merhum Karakuşların evi altında iken) ait siyah beyaz resimleri ancak, Hüseyin DURDU ağabeyin vefatı vesilesiyle gördü hemşerilerimiz. Daha nice orijinal belgeler vardır. İnsanların özeline saygı duyarak mahremiyeti gözeterek bireysel anılar kolektif hale getirilebilir. Mesela kasabanın değirmenleri (Su, motor, bulgur vs.) köprüleri, camileri ayrı birer yazı konusu. Yayla anıları, unutulmayan ortak hatıralar vs. Öyle akademik araştırmaya da gerek yok. Nesnel belgeler, yaşayanlardan derlenecek kıymetli malumat…
Eksikleri veya yanlışları olabilecek bu gayretlere, yapılacak yorumların daha ileri bir gelecekte eklenmesi ile puzzle’ ın bütününe yaklaşılır umarım. Kimse tek başına Kasabanın tarihini, Kitabını yazabileceğini iddia edemez. Gurbette çok değerli insanlarımız tevazunun gölgesinde gibiler. Çocukluk arkadaşım Hulusi TATAR’ın nefis anlatımı ve güzel şiirlerini yazıp paylaşmasaydı bilemezdim. “Değirmende Çocuk” dizeleri bir roman kadar detaylı, bir yanık uzun hava kadar duygulu. Hala okurum. Şiirleri ile tanıdığımız Ekrem MADENLİ hoca gibi daha nice sessiz değerlerimiz var uzaklarda.. İnşallah olur…
Selamlar..
SUÇATIHABER İyi Günler Diler...
Facebook Sayfamız Zengin İçeriği ile Sizi Bekliyor ...
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Naci abi Siz bir şey ler yazıpda benim yorum yapmamam olmazdı yazınızı belki 20 defa okudum ama nasip bu güne imiş öncelikle selam ve saygılarımı sunuyorum.
Abi proje fikirleri oluşturmak ortaya uygulanabilir fikirler sunmak bence çok önemli bu sizin hala dinç memlekete faydalı işler çırakaracağınızdan emindim birkez haha inandımki siz erken emekli olmuşsunuz . Abi şuna inandımki siz birşeyler üretirken birileride buna mualif fikirler hemen ortaya koyuyor.. muhalif fikirler illa olmalı ama bu yıkmaya yönelik olmamalı anlattığınız faaliyetleri uçundan kıyısında başlayın derin güçler hemen sizi engellemeye çalışacaktır en iyisi burdan nostalji olsun diye paylaşın bizde tebessüm edelim size teşekkür edelim küçük yerlerin dedikodusu bitmez dedikodu olan yerde bereket olmaz buna itiraz edençok olacaktır elbette ama benim köyle ilgili bir hareket olacağı kanatim gitgide azalıyor çok selam
Facebook'da Hulusi TAKÇI kardeşimin bir yazısı üzerine yazdığım bir yorumdu. Galiba kastedilmemiş bir TEKLİF yazısına dönüştü. Teveccühünüze teşekkür ederim. Bir kaç yazı konusu daha meraklısına : Kasabanın çevresindeki mağaralar. Çoban hikayeleri. Çerçilik veya gurbet hikayeleri. 12 Eylülde kasabaya verilen nylon mahalle ve sokak isimlerine ina,t yaygın mevki isimlerinin anlamları veya ismi nereden aldıkları."Develik, Kozluk,Şuğul, Bozyer, Bağiçi vs. Köyün yaylaları. Yayla hikayeleri. Selamlar.
Şu üç günlük dünyadan bir gün hepimiz göçüp gideceğiz, bizden geriye varsa yetiştirdiğimiz evlatlar ve eserlerimiz kalacak. Hani ölüp gitmiş bahtsızlar anlatılırken bir dikili taşı yok denir ya, bu sitede hizmet edenler için bu söz söylenmeyecek. Çünkü, burada yazan çizen herkesin epeyce bir dikili taşı ve eseri var hamdolsun. Kasabamızın hafızası olan bu sitede yer alanlara ne mutlu, yer alamadığı için ölümünden az bir zaman sonra unutulacak olanlara ise yazık. Biz burada tarihe notlar düşerken ve sizlerin de vakti varken buyurun gelin ve birlikte şu güzel hizmete devam edelim. Hem kendiniz için hem de kasabamız için bu hizmet bulunmaz bir nimet. Küsmek, darılmak gibi basit alışkanlıkları bırakalım, bırakamadığımız takdirde henüz viran olmamış yerler de yakında viran olacaktır.
Saygılarımla,
Umarım bu güzel çağrına kulak verilirde bu güzel site eski canlılığına kavuşur.Kasabamızın geçmişini ve zengin tarihini bir belge haline getirip gelecek kuşaklara armağan etmekte sizin de buyurduğunuz gibi bir kişinin yapabileceği bir iş değil.Sizler kasabamızın yetiştirmiş olduğu çok değerli akademisyen kardeşlerimizin el ele vererek bir çalışma başlatırsanız sonuca ulaşılacağına inanıyorum.
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın