KALB-İ SELİM
Kategori: Yazı - Makale |
8 Yorum |
3321 Okunma |
Yazan: ebubekir | 15 Ocak 2012 00:29:23

Ebubekir Ağabeye teşekkür ediyoruz.
Kalp insanın en değerli varlığıdır. İnsanın merkezi kalbidir, kalp nazargah-ı ilahidir. Rabb'ül Alemin insanın suretine değil kalbine bakmaktadır.
Sanma ey hace ki senden zer u sim isterler.
Yevme la yenfeu’da kalb-i selim isterler.
Başlangıçta insana tertemiz bir emanet olarak verilen kalbin, aynı safiyet ve temizlik içerisinde asıl sahibine teslim edilmesi istenir.
Cenab-ı Allah(cc) kalbi kendisi için yaratmıştır. Kalpte kendisinden başka bir şeyin sevgisini ve muhabbetini istememektedir.
Kalpler bir ayna gibidir. Nasıl ki kirler aynadaki görüntüyü bozarsa işlemiş olduğumuz günahlarda gönül aynasına bir perde oluşturur. Zamanla günah kirleriyle öyle bir hale gelir ki artık iyiyi kötüden, hakkı batıldan seçemez hale gelir. Artık o kalp ölü bir kalptir. Nefse ve şeytana tabi hale gelen bir kalp sahibi kendisini kolay kolay günahlardan kurtaramaz. İbadetler ya tamamen terk edilir ya da suretten öteye geçmez. Böyle bir kalpte huzurdan eser yoktur, katı ve sert mizaçlıdır. İnsanları kırmaktan, başkasının hakkına tecavüz etmekten çekinmez. Günahlar çok kolayca işlenir. Nefsani arzular bedene hâkim olmuş ve şeytanın müridi haline gelmiştir. Belki de bir süre sonra iman nuru kalmaz. Hele bu zamanda bu tehlike çok daha fazladır.
İşte bizlere düşen, günah kirleriyle kararmış kalbi Nur-u İlahi ile temizleyerek güzelliklerin membaı haline getirmektir. Rabb-ül Âlemin(cc), kalplerin ancak Allah’ın zikri ile mutmain olacağını, temizleneceğini beyan buyurmuştur. Allah’ın zikrinde O’nun nuru vardır ve günah kirlerini yakıp temizleyecek olanda bu nurdur. Bu nedenle ehl-i tasavvuf kalbi temizlemek için reçeteye Allah’ın zikrini koymuştur.
Allah(cc)’ın huzuruna tüm güzelliklerle donatılmış temiz bir kalple çıkmak gerekir. Bu manada Rabb-ül Âlemin(cc), Şuara suresinde; “O gün ne mal fayda verir nede evlat. Ancak Allah’a kalb-i selim ile gelenler müstesna” buyurmaktadır. Allah bizden huzuruna temiz bir kalple çıkmayı istemekte ve ancak kalb-i selimin fayda vereceğini ifade etmektedir. Bu gerçeği bir şair şöyle ifade etmiştir: Sanma ey Hace ki senden zer u sim isterler. Yevme la yenfeu’da kalb-i selim isterler
Kalb-i selim, şüphelerden, şirkten ve isyandan temizlenmiş bir kalptir. Kalb-i selim, Hakk’ın güzelliklerine, hakikatlere ve ilahi sırlara ayna olacak bir kalptir. Selim bir kalp de imandan, sevgiden başka bir şey bulunmaz. O tüm mahlûkata merhamet eden ve Allah(cc)’ın Rahman sıfatının bir tecellisidir. O’nun kalbi aynı zamanda ilahi nurları ve sırları aksettiren bir makestir. Kalbini böyle zatların kalbine bağlayanların da kalplerine ilahi nurlar akar ve bununla kalpler temizlenir.
Kalb-i Selim, nefsin ve şeytanın tahakkümünden kurtulmuştur. Tasavvufta bu durum tezkiye ve tasfiye olarak adlandırılmıştır. Tasavvufun asıl hedefi kâmil bir mürşid vesilesiyle kalpleri bütün manevi kirlerden temizleyerek Hakk’ın rızasına mazhar bir hale getirmek ve nefsi ıslah etmektir.
Kalbini temizleyen kimseye bir nur verilir ki bu nur ile insan artık iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırır ve hatta hayrın içinden hayrı seçecek bir hale gelir.
Bu konu da Reşahat kitabının sahibi Şeyh Safi(ra) şöyle bir menkıbe anlatıyor:
“ Hacegan yolunun büyüklerinden Mevlana Hüsameddin Buhari’nin babası Hamidüddin Şaşi(rah) vefat döşeğinde idi. Bu zat büyük âlimlerdendi. Şah-ı Nakşiben’le aynı dönemde yaşamıştı. Şah-ı Nakşibend’e büyük hürmet, sevgi ve saygıları vardı. Fakat o kalp doktoruna teslim olup seyru sülük terbiyesi almamıştı. Kendi ilim ve tedbiri ile yetinmişti. Oğlu Hüsameddin Buhari ise Emir Hamza’nın(ks) irşadda halifesi idi. Emir Hamza’da Seyyid Emir Külal’in(ks) oğludur. Hamidüddin Şaşi vefat anında sıkıntı ve ıstıraba düştü. Oğlu ve dostları başucunda idiler. Bir ara oğlu;
-Baba ne haldesin? Diye sordu. Babası:
- “Benden şu anda kalb-i selim istiyorlar. O da bende yoktur. Nasıl elde edileceğini de bilmiyorum” dedi. Hüsameddin Buhari babasına:
- “Sakin olun, kalbinizi bana bırakın. Selim kalbin ne olduğunu anlayacaksınız” dedi. Ve derin bir murakabeye daldı. O anda Cenab-ı Hakk’a yönelip babasını bu ıstıraptan ve endişeden kurtaracak ilahi rahmet ve sekinet istedi. Orada bulunan diğer müminlerde dua ettiler. Gözlerini açtığında, babasının yüzüne bir nur ve huzur inmişti. Kalbi dünyadan ayrılık, yalnızlık ve ölüm endişesinden kurtulup Allah ile huzur bulmuştu. İnen rahmet ve sekinet ile ıstırabı gitmişti. Bu arada gözlerini açtı, bulduğu huzurun sevincini ve kaçırdığı fırsatın hasretini şöyle dile getirdi:
-“Oğlum! Allah sana bol mükâfat versin. Meğer bize lazım olan işi bütün ömrümüzü bu kalbi etme yolunda harcamak imiş. Fakat ne yazık ki ömrümü başka türlü zayi ettim!” Dedi.
Akl-ı selim de kalb-i selimin eseridir ve akl-ı selim, kalbi selim sahibi mukarrebun zatlarda bulunur. Nefsini tezkiye edemeyenler her ne kadar akl-ı selim sahibi olduklarını düşünseler de bu doğru değildir.
Bazı kimseler de vardır ki sürekli “sen kalbe bak, benim kalbim temiz” derler. Ancak benim kalbim temiz demekle kalp temiz olmaz. Hele amelsiz, zikirsiz böyle bir iddiada bulunmak boş bir iddiadan ibarettir. Her insanda elbette bazı güzel sıfatlar bulunabilir ama kişinin imanı, hali ve yaşantısı Allah Resulü(sav)’ne benzemiyorsa o güzelliklerin bir değeri yoktur.
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Abi görüşürüz Tamam
Kardesim seni ariyorum görüşelim inşallah selam ve dua ile
Günahların birer gulyabani gibi köşe başlarını tuttuğu ve bu vesileyle temas etmediği,dokunmadığı kimse kalmadığı günümüzde kalb safvetine ne kadar da ihtiyacımız var...Ellerinize sağlık kalbimizin bamtelini titreten yazınızdan ötürü teşekkür ederim...
Abdurrahman abi..her şeyde bir vesile gerektiği gibi kalbin temizlenmesi ve nefsin ıslahı içinde bir vesileye yapışmak gereklidir.Bu dünya sebepler alemidir.Hasta olan kalplerin tedavisi için de manevi kalp doktoru olan mürşidlere gitmek gerekir.
Goncagül hanım, güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.Elbette insan kalbini temizleyebilirse Allah(cc) o kuldan razı olacaktır ve O'nun rızası her şey demektir.Allah'a aşık olmak içinde aşıklarla olmak lazım. Allah dostları bu konuda:" aşıklar ile otur, aşkı eyle ihtiyar. Kim ki aşka kul değil, olma onunla yar demişler".Kim ki canı gönülden Allah'tan mutmain bir kalp isterse Allah o kişiye bunun kapısını açar. Allaha emanet olun.
Çok güzel kal bir yazı KISKANMAMAK elde değil..
Yüce Allah'ın C.C. huzuruna temiz bir kalple çıkmak hepimize nasip olur İNŞALLAH.
İyi ve kötüyü birbirinden ayıran bir beyin ve allah aşkı ile atan bir kalp başka ne olsun ne mal ne mülk hepsi bu dünyada kalacak..
Sağlıcakla kalın
Kardeşim Ebubekir.yazmış olduğun güzel yazına:YUNUS EMRE'nin iki dörtlüğüyle katkıda bulunmak istiyorum.
Gel ey kardeş hakkı bulayım dersen,
Bir kâmil mürşüdi bulmayınca olmaz
Resülün cemalin göreyim dersen
Bir kâ'amil mürşide varmayınca olmaz.
Niceleri gitti mürşit arayı
Arayanlar buldu derda devayı
Ne kadar okusan ağdan karayı
Bir kâmil müşide varmayıca olmaz.
Kadılar, Müftüler,cümle geldiler
Kitapların bir kenara koydular
Sen bu ilmi nerden aldın dediler?
Bir kâmil mürşidi bulmayıca olmaz.
Diyerek mürşidin gerekli olduğunu ,bizlere hatırlatıyor.herkes bulur bulmaz o onun bileceği bir iş fakat asırlar öncesi bunu yazmış bizlere ulaştırmış.Selçuklu, osmanlı hanedanları ve tebaası hepsinin mürşidi vardı.Saygılar ,hürmetlerimi sunarım.
Nuri bey kardeşim bizim kalbi tasfiye ve nefsi tezkiyeden daha önemli bir görevimiz yok...Bunu başarabilenler ancak Allahı hakkıyla tanıyacak ve kulluk yapabilecektir. Allah hepimize ölmeden önce kalbi selim sahibi olmayı nasip etsin. Allaha emanet olun
Ebubekir Bey merhaba,
Güzel yazınız için çok teşekkür ederim.
Bu vesile ile yazınızla ilintili başka bir yazıyı da değerli hemşehrilerimin bilgilerine sunarım.
http://www.mehmetaliaktar.com/kalb-i-selim.html
Kalbiselim, içinde dünyaya ve fani değerlere ait bir tutku taşımayan, Allah’tan başkasına yer olmayan sağlıklı kalp demektir.
Ahirette kurtuluşun tek reçetesi kalbiselimdir.
Kur’an’da buyrulur: “O gün kalbiselimden başka ne evlat, ne mal fayda verir.” (Şuarâ, 88-89) Kalbiselimin yolu, dünya ilgi ve sevgisinden uzaklaşmaktan geçer. Çünkü ahirette, yapılan iyiliklerin dışında, altın ve gümüş gibi dünyalık şeylerin bir değeri yoktur.
devamı ilgili yazıda ...
Selamlar
Saygılar
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın