Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SONBAHAR GÜZELLİKLERİ

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 4 Yorum | Okunma 1967 Okunma | Yazar Yazan: gonca | 01 Ekim 2011 15:15:04

Aklıma gelen anıları yazdım birazda yaşadım, sizlerle paylaştım, umarım sizleri de okurken o günlerinize götürdüm benim gibi özlem duyanlar 2012 yani seneye bunları yaşamak için kasabama SUÇATINA bekliyorum

SONBAHAR GÜZELLİKLERİ

 

Cuma günü özlemle aradım memleketimdeki sevdiklerime nasılsınız dedim, nerdesiniz dediler. Nasıl olalım iş çok adam yok dediler.  Kış gelmiş sonbahar çabuk bitmiş yağmur çamur başlamış ürünleri içeri alma koşturması gelin dediler yardıma ihtiyacımız var ama elim kolum bağlı çok üzülüyorum…

 

10 yıl öncesi ve eskisi geldi gözümün önüne,

 

  • Üzümler toplanacak, ama eyvah yağmur yağdı ise o üzüm para etmez güzelim üzümler hep çatlar ve hemen çürür. Bir yaz saçtığın ilaç, sürdürdüğün tarla eline sağlık der sonbaharda zamansız yağan yağmur ile..
     
  • Ceviz Allahın bir hikmeti en sevdiğim şey yaş ceviz, sabah rüzgar varsa uyanması bir zevkli olurdu, el örmesi hırkaları giyer inerdik agaçların dibine “çat” diye ses duyduğumuz da koşardık düşen ceviz toplamak için, bulunca nasıl sevinirdik… tabi benim ganimet az olurdu bulduğumu kırar yerdim… Allahtan ceviz ağacı çoktu yediklerimle zarar etmediler.. ellerim kapkara olurdu kınalı gibi ama umursamazdım o tat her şeye değer, ceviz kabuğunun karası olmuş umurum da olmazdı, elime bulaşan ceviz kabuğunun acısı yerken değen dudaklarımı kıpkırmızı yapar sonra dudaklarım kurur çatlardı ama yemekten asla vazgeçmedim…
     
  • Kuru fasulye sökülür betona güneşe serilir kabuklarını çıkarmak icin her gün bir sopa ile vurulur kabuklardan çıksın yere döküldün diye, sonra kalburla içindeki kabuklar ayıklanır ,dip not aman yağmur değmesin sonra geç pişer kuru fasulye …
     
  • Patatesler sökülecek, ayaklara küreklere kuvvet  kim patatesin çıktığı en çok gözeyi bulacak, toplayanlar kim önce dolduracak kovasını, küçükleri ayırın akşama mangal kömürüne gömülecek, üstünde mısır közlenecek, mısır sevdasına hep yakardım patatesleri  kapkara olurdu ortasında azcık yenecek patetes olurdu bir türlü yanmamış küçük patates yiyemedim.. sobada hariç..
     
  • Sumaklar toplanacak, sumak ta ceviz gibi kapkara eder adamın elini ama, bulmuştum onun karasını nasıl çıkartacağımı sırrımı söylüyorum ekşi- ekşiyi çözerdi, limon suyu sürün ellerinize sumaktan sonra tamamen çıkarmasa da rengini açardı, ceviz için aynısını söyleyemem tüm bulaşıkları ben yıkardım ellerim rengi beyazlasın diye.. ee her güzelliğin bir zorluğu vardır
     
  • Elmaları toplanacak, severdim bu işi kasaya düzme işini bana bırakın bu bir ustalık işi… ama lütfen elmaları koparanlar saplarıyla koparsın, saplı olursa elma kışa daha iyi dayanır birde yüzünün tozunu sakın silmeyin ve yavaşca  yukarı bükerek koparın, verin bana kasaya koyarken yan yan koyun sapları hepsi aynı yöne gelecek şekilde  yerleştirin sonra bana kışın bir kasa sağlam elma yedik diye teşekkür edersiniz, sakın yerde düşen sağlam diye kasaya koymayın o çürür diğerlerini çürütür onları ayrı bir kaba alın akşam otururken elmalar soyulur dilimlenir “KAK” olması için güneşe serilir, kışın kompostosu süper oluyor.
     
  • Kuşburnu toplanacak, o dikenler canımı çok yakardı ama olsun elinize kanca şeklinde bir değnek alın kuşburnu dalını kendinize çekin ama sakın elinizden kaçmasın sonra dikenleri battığı yerden çıkarması çok zor oluyor, akşamları yanan sobanın üstüne, çaydanlığın altını alın içine kuşburnu koyun üstüne su o kaynasın, ilk suyu fazla sevmezdim ama ikinci eklenen suya çıkan turuncu rengi o ekşi tadı varya  muhteşem afiyet olsun.
     
  • Kuruyan kayısıları topladınız değilmi?
     
  • Dut Pekmezlerini kavanozlara aldınız değilmi? Dut kurularını ağzı sıkı kapanan bir kaba koyun kışın yemesi güzel oluyor.
     
  • Biber kuruları toplayın, evlerin gerdanlıkları her evin çatısında olmazsa olmaz kırmızı yeşil biber kurusu iplere dizilmiş güneşe asılmış, hep biberleri iğne ile ipliklere geçirirken unutur elimi  yüzüme sürerdim içinde acı biber olurdu sonra yıka geçsin acısı, aman dikkat edin elinizi mümkünse biberden sonra fazla kullanmayın sudan çıkarmayın acısı gidene kadar.
     
  • Yoncalar biçilirdi ve doğranırdı bu mevsimde ahırda kalan hayvanlar için ama Eskiden hayvancılık vardı şimdi yok, evlerin önünde köpek -kedi bile kalmadı, eskidende fazla yoktu, olmasını istemem kedi - köpeği fazla sevmem,.. korkak demeyin ama itiraf ediyorum korkuyorum ve sevmiyorum. Koyunlarımız vardı çok korkardım ama çok severdim onları önlerinden bir kişi gidecek ki onlar gelsin ama bende o cesaret nerde… arkadan kaysı döktüğümüz uzun değneklerle koyunları iterdim yerlerinden oynamazdı kuzen önlerine düşüp koşana kadar sonra arkalarından yetişemezdim…

    Bir sarı ineğim vardı Ahırın en güzel ineği o benim demiştim, koyu sarı biraz kahverengi gibi en çok ve en yağlı süt onundu birde en uslu inekti, süt sağanları hiç üzmezdi benim sarı kızım diye demiyorum, büyüklerim yaşlanınca süt sağamaz hale gelince,  satmak zorunda kaldılar, aman ne üzüldüm ne ağladım.. Rahmetli dedem sattığı inegin parasını kocaman bir cumhuriyet altını etmiş bana vermişti ben yinede ineğim demiştim.. o da çok üzülmüştü şimdiki aklım olsa yaparmıydım üzer miydim canım dedemi “mekanın cennet olsun dedeciğim”..

    Tavuklarımız vardı sarı kocaman yumurtaları olan, tavuklar alışmıştı yumurtlamak icin girdikleri raflarda bizi görünce ayağa kalkar altındaki yumurtayı verirdi bize… Kardeşim bir gün aynı ustalıkla sırıtarak tavuğun altından yumurtayı almak isterken, sanırım tavuk o sırada yumurtluyordu ki gagazı ile vurdu kardeşimin dişine kırdı, yinede uslanmazdık ceplerimize doldururduk sıcacık yumurtaları, kardeşim dar bir pantolon giymişti her bir cebine 3 yumurta koymuş evin önünde bir yükseklik var oradan geçerken ayağını kaldırınca 3 yumurta sizlere ömür, paçalardan akan sapsarı yumurtaya çok gülmüştüm, annem onları yıkarken aynı tebessümü bizlere yapmadı tabi  birde o kokusu güzel değildi Allahtan diğer 3 yumurta sağlam kalmıştı şükür …
     
  • Yonca biçilir bükülür,  ah eski yonca biçme ve bükme günleri çok şenlikli olurdu, tırpanla biçilen yonca, bir kişi tarafından yedirilir (yonca bükülmek için hazır kale getirilir), bir kişi tarafından bükülürdü bu bir ustalık işi yoncayı koparmadan büken kişiye hazır hale getirmek her kişi bir maşara da ( bölümmüş tarla parçası) olurdu kim önce bitirecek yarışı ve kim fazla bükülmüş yonca yapacak, küçükler bükerdi yoncayı,  bükerken arka arka gidersin ama dikkat edin hızlı yapacağım diye sakatlık çıkarmayın,  ben cok kaza ve badirelerden geçtim, tırmıga basıp kafama birkaç defa vurmuşumdur, tırmık yapan kişiye çok kızmıştım neden ortaya buraktı bu zıkkımı diye ama olan olunca istersen kız, bir önemi yok gülmek en güzeli..  o hatıra olmasa şimdi size yazacak bir satırım olmazdı. Tırmık kalan otları tarladan toplamak icin kullanılır, bir de yonce biçildiğinde orta alana toplamak için, zor ve yorucu bir iş, aslında hepsi zor ve yorucu, oturup ayakları üstünde yoncayı hazırlayan, onu büken, sonra onları toplayıp kuruması için güneşe seren kişide en az o kadar yoruluyordu ama yorgunluk o zamanlar yoktu eğlence idi bizim için kalabalıkla yapılan iş her zaman iş değildir.. eğer tek başına yapıyorsan o iştir işte asla bitmez ve yorucu olur.. içinde kahkaha ve sohbet yoksa iş her zaman sıkıcıdır…
     
  • Kiraz ve vişe toplanır suları sıkılırdı ama bu yazın ortasında yapılan bir iş, vişne toplamak yerine  ben genelde fotoğrafa poz verir, dalların tepesinde eğlenen olurdum ha  bir de toplan vişneleri el arabası ile evin önüne sıkılması için götüren,  evden gelirken soğuk su ve tandır ekmeği yemesi için aileme götüren kız o bendim işte hey  gidi güzel günler kıymetini bilmeden geçirmişim o günleri, vişne yendiğinde midede bir agrı yapar ekşidir biraz onun imdadına tandır ekmeği ve kete yetişir. İşte o kurtarıcı benim…midesi yananların müracaat ettiği ilgili kişi..
     
  • Tandır ekmeği kışa girmeden pişirmeyi unutmayın, kışın zor olacağı için güzden 3 legen (büyük kab) hamur yoğrulur,  sabah namazı kalkılır, yogrulan hamurları yumak yapılır,  bir odanın yeri, alınan yumaklarla dolardı, eskiden koltuklar yoktu minder ve somya , minder toplanınca kocaman bir alan olur ben o alana itina ile yuvarlanan hamurları birbirine değmeyecek şekilde sık ve düzgün dizme işi edinmiştim, üstüne ıslak bezle dizdiğim hamurun üstünü kapatırdım sonra, tandır yakılır, ağzı kapanır ve koca odunlar köz haline gelirdi, hamurları getirin derdi büyüklerim, siniye koyar götürürdüm Bismillah ilk ekmek açılır, tandıra vurularak yapıştırılan ekmek pişer bende, kenarda elimde tereyağı ve çökelek (peynir ufağı)  ile beklerdim ikinci sini getirene kadar yağlayıp arasına çökelek koyup dürüm yapardım kahvaltılık .. kokusu geldi pişen akmeğin burnuma .. koskaca odadaki hamur biter hemen kışın ıslatıp yemeye iki yığın ekmek olurdu bir koca leğen de ketemiz olurdu mis gibi…

Aklıma gelen anıları yazdım birazda yaşadım,  sizlerle paylaştım, umarım  sizleri de okurken o günlerinize götürdüm benim gibi özlem duyanlar seneye bunları yaşamak icin buluşalım kasabamda inşallah..

 

Kendinize iyi bakın sağlıcakla kalın…

Goncagül Balki Yıldız
01 Ekim 2011/ İstanbul

 

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Goncagül Balki Yıldız { 14 Ekim 2011 08:33:27 }
Çok şansısınız ve cok şanslı bir evladınız var. Her şeyin doğal olanı güzel ve makbül,Evet sıgır dediniz o benim cocukluğumdada vardı sabah verirdik çobana inekleri, akşam inekler kendi ahırlarına girerdi... şaşırırdım nasıl evlerini buluyor bu inekler diye, sürüden ayrılır direk ahıra girerdi. Birde ben hediği nasıl unuttum şimdi siz diyince şaştım aklıma en sevdiğim işlerden biri idi buğday yıkamak, özel yıkama yeri vardı.. kimi zaman bugdayın aktıgı bezi tutardım, kimi zaman içinde yıkıyan olurdum, pişince o hediği cevizle yemesi uf uf , piştikten sonra damda kuşlar yemesin diye nöbetleri, kuruduktan sonra sinide ikinci kere taş ayıkladıgımız günleri, en son Un ve buldur için eşeklerin sırtında Efe amcaların değirmenine götürdüğümüz günleri, EFE amcayı cok severdim allahım ona sağlık sıhat versin inşallah..eşeğe asla binemedim korkardım ama onlarda un ve bugday taşındı. o zamandan Sonrada eşeklerde yok oldu her evin kapısında şimdi en az 4 tane araba var bahceye arabalar sığmıyor özellikle bayramda herkes toplandığında.. cocukların ve torunların arabaları hepsi bir anda gelince yol boyu sokaklar araba oluyor... diyorumya köyüm şehiri aratmaz olmuş şöyle büyük marketler olsa tamam.. Sağlıcakla kalın güzün tadını cıkartın şimdi oraların en güzel zamanı sonbaharı çok severim güzel memleketimin gözünüzü ve gönlnüzü bolca o güzelliklerler ile doldurun burda onu bulamayan garibanlar (ben) var.. Bunu unutmayın
İsmail { 07 Ekim 2011 11:35:53 }
:) güz mevsimine ait işlerden bir senelik pilavlık bulgur için hedik kaynatılırdı... bu sıraladığınız işleri okurken bu yıl izni güze bırakmanın avantajıyla bir çoğunu tekrar gözlemleme fırsatım oldu, çelelerin çekilmesi elmaların bir kısmının dökülmesi armut ,şeftali, ceviz bu sene de bol vermiş Allah, bağ bahçe cennet gibi Maşallah.

Allah Ana'mdan razı olsun tandır ekmeği hala bizim evde pişer Allah ömrünü uzuun etsin, hayvancılığı yanlızlığına rağmen illada devam ettiren babama da teşekkürlerimi iletiyorum 9 aylık bir oğlum var tatil süresince inek sütüyle beslendi doğal gıda hemen kendini gösteriyor.Köyüm şehirleşmiş sözünüz çok doğru suçatı gibi hayvancılığa müsait bir yerde kimse gahır çekmiyor hazır pastörize yoğurtlar sütleri tüketmek daha zahmetsiz! benim ortaokullu yıllarımda suçatıdan bir sürü sığır çıkardı ama malesef hayvancılık köylerde de kalmadı,dışardan takviyelerlede çözülecek gibi görünmüyor.

Özlediğimiz değerlere kavuşma temennisiyle...
Goncagül Balki Yıldız { 03 Ekim 2011 10:14:37 }
Annemler bu geçen şeker bayramın da tandır ekmeği pişirdiler ama ben o güne yetişemedim, Malesef hayvancılık gerçekten yok olmuş bir inek sütüne muhtaç olmuş köylüm.. İnek sütü olanlarda zaten kendilerine ancak yetiyor, o sebepten süt vermek bile istemiyorlar haklılar, adı köy ama şehirleşmiş benim köyüm... ben istanbulda taze inek sütünü daha kolay buluyorum .. köyümdeki kalanların yaş oranları belli nasıl yapacaklar, gençler ise kazançlarının peşine düşmüş ya okuyor ya çalışıyor.. tam bir tatil köyü olmuş,
Abdurrahman Engin { 01 Ekim 2011 23:03:09 }
Sonbaharla ilgili yazını dikkatlıca okudum. Konuların bazısını bugün yaşadım. Örneğin ceviz dökme ve kuşburnu toplama işi günlük yaşadığmızdı. Ali Toprak hocamla mezarlık dönüşü ona nerde inmek istediğini sordum, Bizimkiler ceviz döküyorlar bahçedeler onların yanına gideceğim dedi kimler var deyince, Emrullah var Sırrı var hasoğgilin Enver var daha bir kaç isim daha saydı onları görmek niyetiyle vardıkkı cevizlerin birçoğunu toplamışlar yedi sekiz çuval olmuş bende toplamaya yardım ettim bu arada hemde yedik tabiki seninde dediğin gibi gerçekten cevizin yaşını yemesi kurusundan daha güzel oluyor.Emine kuşburnu topladı.Yazdığın konular hepimizin birebir yaşadıklarımız.Fakat o kadar güzel yazmışsınki,bazılarının ortadan kalkmış olmasına rağmen bu gün yaşıyormuş gibi hissettim. Örneğin koyun kuzu inek dana tandır ekmeği pişirme gibi. Bunlar hep hayalimizde yaşananlar olarak kaldı.Yazdığın güzel yazı için tekrar teşekkür ediyorum eline sağlık..
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun158 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI