Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

RABAT'A DOĞRU

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 8 Yorum | Okunma 1821 Okunma | Yazar Yazan: salim | 03 Kasım 2010 22:05:29

Salim Beye teşekkür ediyoruz.

RABAT’a Doğru.

 

İstikâmet başkent Rabat idi. Dolayısı ile Kazabilanka'dan Rabat'a gitmem lazımdı. Lâkin gitmeden evvel dünyanın en büyük camisi oldugu söylenen Hassan II camisini görmeden gitmek olmazdi. Kazablanka havaalanının alt katına inip  tren ile limana yakın bir istasyonda indim.Ordan da taksiye binerek "Hassan II Mesjid" dedim . Taksi şoförü gevrek gevrek gülmeye başladi zira “Mesjid” demem çok hoşuna gitmisti  ne de olsa bir kelime de olsa arapça konuşmuştuk . Sagolsun biraz fazla para aldıysa da   Atlas Okyanusunu'nun hemen yanında (hatta içinde desek daha doğru olur) duran heybetli camiye varabilmiştim.  Okyanusun hemen yanında olması hasebi ile halk oraya hem ibadet hem de ferahlamak için geliyor.Namazdan sonra kayalıklara oturup okyanus dalgalarinin sesi ile ferahlıyorlar.

 

Söz açılmışken taksi konusuna değineyim. Fas'ta iki çesit taksi var. Birincisi, “petit taxi” denilen küçük ve ucuz arabalar. Fas'a yolunuz düşerse ve ucuz seyahat isterseniz bu taksileri tercih edebilirsiniz . Tabi bazı handikapları da yok değil. Meselâ her yere (Rabat'ta bir yakadan diger yakaya) seyahat etmeleri yasak. Biraz da dolmuşumsu çalışıyorlar. Aynı güzergâha giden birden fazla yolcu alIyorlar. PazarlIk da mümkün. Diğer taksi türü ise, beyaz mercedes marka taksilerdir ve petit taksilerden mesafesine göre 5 ile 20 kat daha pahalı olabilmektedir. Her yere seyahat ederler. Bu taksilere bindiğinizde kendinizi ayrıcalıklı hissediyorsunuz. Petit taksiler her şehirde farklı renk. Rabat’ta sarı, Kazablanka’da kırmızı , Muhammediye’de yeşil. Dikkatinize sunulur.

 

 

Fas , zamanında Fransız sömürgesi olduğu için ülkede Fransızca ikinci dil olarak konuşuluyor. Hemen hemen herkes bu yüzden Fransızca’yı çok iyi biliyor. Aynı sebepten dolayı ülke yönetiminde Fransız ekolünün önemli etkisinin olduğunu söyledi Faslı bir arkadaşım. Eğitim, ulaşım gibi alanlarda fransız etki hemen hissediliyor. Ülkenin medenî kanunu ve diğer ceza  yasaları ise Kur'an'a dayanıyormuş.

Fas devlet okullarında eskiden ilköğretim 3.sınıf son yıllarda ise 1.sınıftan itibaren Fransızca dili öğretiliyormuş. Bir arkadaşımın demesine göre çocuğuna gittiği yuvada Fransızca öğretmeye başlamışlar.  Dil eğitimine ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi oluyor.

 

 

Fas nüfûsunun %70 i Berberî , %30 u Arap imiş. Buna rağmen ülke daha çok arap ülkesi olarak biliniyor. Bunun başlıca sebebi Fas'in Arap Birliği'nde olması ve resmî dilinin Arapça olması imiş. Berberîler bu durumdan biraz rahatsızlar anladığım kadarı ile . Ama son zamanlarda okullarda berberî dili dersi konulmuş. Bu ve benzeri haklar onları rahatlatıyor tabi.

 

Rabat'a hareket saati geldi. 17:30 da Casa Port’tan (Kasablanka Limani tren istasyonu) hareket etti tren.  İlk istasyonda neredeyse dolu olan tren her durduğu istasyondan yolcu alarak daha da doldu, ve nihayetinde yolcular ayakta seyahat ettiler. Yalniz trenin hangi istasyonda durduğunu eğer istasyon girişindeki ilk yazıyı okuyamadıysanız bilemiyorsunuz. Tren içerisinde ilgili ne bir yazı ne de bir anons var. Hele yolculuğu gece yapıyorsanız illa birilerinin yardımına ihtiyacınız olacaktır , aksi halde ineceğiniz istasyonu kaçırmaniz içten bile değil. Saatler 18:45 i gösterirken Rabat'in SALE adı verilen bölgesine vardım. Trenden inip petit taksilere binecektim. Lâkin trenden inen yolcular her gördüğü  taksiye yapışıyorlar, anlaşırlarsa biniyorlardı. Arapça konuştuklari için ben birşey anlamıyordum tabi. Biraz bekledim,  yolcular gitsin ortalık tenhalaşsın elbet boş bir taksi bulurum dedim ama yanılmışım. Son çare olarak simsarı gördüm ve gideceğim otelin adını söyledim. Eleman olumsuz manada birşeyler söyledi ama sonra bana bir taksi ayarladı da sagolsun otele gidebildik.

 

Kazablanka'dan Rabat'a tren ile gelirken, gördüğüm kadarı ile otoyollar gerçekten güzel yapılmış. Tabiri caizse gıcır gıcır idiler. Otomobiller de genelde yeni model. Lâkin otoyolun hemen kenarı ve ara bölgeler maalesef hala bakımsız. Yer yer çöp yığınları, tarlalara dağılmış poşetler, kurumuş ve yakılmış  çalılar, otlar vs, bana 20 sene önceki ülkemi hatırlattı. Öte yandan bir çok bölgede insaat var. Söylenilene göre şimdiki kral çalışkan birisi ve ülkesinin gelişimi için çok çalışıyormuş.

 

Fas’ın her şehrinde “Medina” dedikleri bölgeler var.  Bu bölgeler o şehirlerin en eski yerleşim yerleri, ki eskiden şehirler surların arkasında oluyordu, dolayısı ile tarihin, kültürün ve canlılığın olduğu merkezler anlamına geliyor. Bulunduğum SALE’nin de “Medina”sı var ama eğer eşinize , dostunuza Fas’a özgü hediyelik eşya alacaksanız Rabat’ın “Medina”sına gitmek durumdasınız. Medina’da  alışveriş yapabileceğiniz dükkanların yanısıra özellikle akşamları tezgah açan sokak satıcıları çokca mevcut . Dükkan kirası ve vergi vermedikleri için (bazen de ürünleri defolu olduğu için) fiyatlar  gayet ucuz.

 

Fas nüfûsunun çoğunluğu Malikî mezhebine mensup.  Ezan okunduktan sonra bizim gibi hemen namaza durmuyorlar. Öğle olsun akşam olsun , ezan okunduktan  sonra en az 15 dakika bekliyolar. Bu süre zarfında hem cemaat toplanıyor hem de sünnet kılmak isteyenler sünnet kılıyorlar.  Farz namazlarını da yavaş yavaş ve tadil-i erkanına riayet ederek kılıyorlar.  Namazı cemaatle  kılma hassasiyeti ve blinci Türk insanına göre daha yüksek .   Sünnet namazları genel olarak kılmasalarda farzları olması gerektiği gibi kılmaları benim şahsen daha çok hoşuma gitti.  Bize namaz rekatları hep şöyle öğretilir : Sabah 4, öğle 10, ikindi 8 , akşam 5 ve yatsı 13 rekat. Bu sayılara sünnetler dahil tabi .   Sadece farzları gözönüne aldığımızda sabahın 2, öğlenin 4, ikindinin 4, akşamın 3 ve yatsının 7 (vitir dahil) rekat olduğunu görürüz.  Namaz rekatlarının bu şekilde algılanması iki açıdan daha doğru olduğunu düşünüyorum; 1- Günümüz  insanlarının namaz rekatlarının fazlalığından dolayı namaz kılmanın zor geldiğini düşünürsek (aslında iman zayıflığından kaynaklanma ihtimali daha fazla) namazın farz olan rekatlarını kılmalarının yeterli olacağını söyleyerek onları daha iyi teşvik edebiliriz. 2- Mesai saati içinde vakit bulmakta zorlanan ve güç bela ve kısa bir vakit bulup 10 rekatı, kafamızda işe yetişebilmek düşüncesi ile  alelacele kılmaktansa , 4 rekat farzı hakkını yerine getirerek kılmak daha uygun olsa gerek (yani 10 dakikada 10 rekat yerine 10 dakikada 4 rekat kılmak ) .

Ayrıca namaz kılmayan insanların dahi namaz kılanlarla ilgili bir problemleri olmadığı için insanlar çalışma yerlerinde seccadesini serip namazlarını rahatlıkla kılabilmektedir.  Namaz bitirilirken , istisnalar da olsa, tek selam kelimesi  ile her iki yönde selam veriliyor.  

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ayşegül ERGİN { 08 Kasım 2010 16:34:02 }
Salim Bey, bu güzel yazı için teşekkürler.
Yazılarınızı ilgiyle okuyor devamını bekliyorum.
Saygılar...
Salim Engin { 07 Kasım 2010 23:27:59 }
Merhaba,
Öncelikle yazımı okuyan, beğenen ve yorum yazan tüm hemşehrilerime teşekkür ederim.

Ebubekir bey, isterseniz ilk önce kendimi kısaca tanıtayım zira biraz uzaktan akraba geliyoruz. Ben anne (Döndü Engin) tarafından Hacı Sabri Orakçı ve Hatice Orakçı'nın, baba (Abdurrahman Engin) tarafından Cıncık Bayram ve Ayşe Engin'in torunuyum.
Namaz ve sünnet konularında hem siz Ebubekir bey ile hem de Mustafa Boğa bey ile aşağı yukarı aynı düşünüyorum ve hassasiyetinizi de takdirle karşılıyorum. Allah razı olsun. Benim yazımda bahsettiğim mesele maddelerde de belirttiğim üzere istisnai durumlar içindir. %99'u müslüman denen ülkemizde 5 vakit namaz kılanların oranı çok daha düşüktür. Tembellik veya benzeri sebeplerle namazlarını kılmayan ve kendisine müslüman diyen insanları teşvik amacı ile "gel kardeşim, 10 rekat zor geliyorsa en azından farz olan,ki farz Allah'ın direk emridir, 4 rekatı hiç olmazsa kıl" diyerekten en azından mükellef olduklarını yerine getirmelerini saglamak (ki bu şekilde namaza kalkan bir insanın sünnetleri de kılacağı yüksek ihtimaldir) iyi bir amel olur ve vebal değil sevabı vardır heralde. Diğer ikinci maddedeki mesele de keyfiyet - kemiyet meselesidir. Az fakat iyi yapılmış bir amel, çok fakat baştan savma yapılmış bir amelden daha efdal olsa gerek.

Hadis'te belirtildiği üzere "kolaylaştırınız , güçleştirmeyiniz , müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz". Hiçbir müslüman "neden şu sünneti yapmıyorsun " diye zorlanmaz ama " neden sebepsiz yere şu farzı yapmıyorsun" diye sorgulanır.

Mustafa bey, Fas gibi bazı ülkeler evet ecnebilerin işgali altında kalmışlardır. Ama bu anadili arapça olan o milletlerin İslam'ı bizden daha az anladıkları anlamına gelmez . En azından ben bu anlamı hiç çıkaramıyorum. Ki biz de Türk milleti olarak Osmalı'dan sonra , dinimiz ve kültürümüz ile geçmiş bağlarımız kökünden kopartılmaya çalışılmış, Kuran'ın okutulması yasaklanmış, alimleri elinden alınmış bir milletiz. Sizin önermenizden yola çıkarak bizim de İslam'ı ne kadar anladığımızı ve yaşadığımızı takdirinize bırakıyorum .

Bu arada, sanırım yazımda biraz vurgu hatası olmuş. Fas müslümanlarının genelde sünnetleri kılmadığını yazdım ancak bu benim edindiğim intiba tabi. Belki cemaate gelmeden önce ilk sünnetleri evlerinde kılıyorlardır ki bu Peygamber Efendimiz yapılan uygulama idi.

Hepinize saygılar sunarım, babamın da ellerinden öperim.

Salim
Mustafa BOĞA { 07 Kasım 2010 14:53:33 }
Salim bey,güzel yazınızı,ve bazı ülkelerin güzelliklerini kaleminizden bizlere yansıttığınız için teşekkürler.ne güzel böyle ülkeleri gezip görmek her insana nasip olmaz kıymetini bilesin.
Ama,güzel kardeşim sizinde bahsettiğiniz gibi yıllarca fransız işgali altında kalmış bir devletin insanlarının din anlayışı ne kadar doğru olur veyahutta şöyle diyelim,600 sene dünya hakimiyeti kurmuş ve dini hassasiyetleri ile övündüğümüz osmanlıların torunları olarak ve onların bizlere bıraktığı dinin tam ve eksiksiz uygulayıcıları olarak bizlerden daha iyi bir şekilde dini anlamaları ve yaşamaları ne kadar gerçekle ilgisi vardır bunu insanların takdirine bırakıyorum.Sünneti en iyi yaşıyan bir kavmin çocukları olarak,bizleri sünnetten kurandan uzaklaştırmak için her yolu denemeye çalışıyorlar.din kisvesi altında bazı kişiler bizlerin kafasını bulandırmaktadırlar.öyle sünnetler vardırki vaciple eşdeğer sayılır bazı din alimşerince.araştıracak olursak kıldığımız namazların içerisinde 30 tane sünnet vardır.O olmasa tadili erkan olmaz.tadili erkan da olmasa namaz olmaz.Namazın nasıl kılınacağı sünnetle bize aktarılmıştır.Yoksa herkes kendi yorumuyle namaza durursa kimin ne yaptığı belli olmaz.sen ve bizler boş verelim bizler yine bildiğimiz gibi hareket edelim.en doğrusuda budur.bu gün o milletlerin islamı yaşayışları ve dini anlayışlarının nasıl olduğunu duyuyor ve okuyoruz.selamlar

   Sevgili hacı abdurrahman abi,sizin bu yönde katı olduğunuzu ve allah kabul etsin,bir sofu olarak bu konulara hiç değinmediğiniz ve teğet geçtiğinizi görüyorum.acaba diyorum bacanağın duysa bu konuda ne derdi,mesela hakkı hoca ile beraber bacanağın ve sen bir cemaat olmuşsun, sünnetlere gelince kusura kalmayın karaağılda işim var desen kalksan devamlı böyle yapsan...şöyle bir gözünün ucu ile yan yan bakar değilmi...;Şaka,şaka...saygı ve selamlarımı yollar ellerinden öperim,allah sağlık ve sıhhat versin...Selamlar
ebubekir gür { 05 Kasım 2010 22:32:49 }
Salim kardeşim sizi tanımıyorum ama farklı ülkelerle ilgili izlenimlerinizi severek okuyoruz. Ancak son kısımda namazla ilgili açıklamalarınızın çok sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Namaz müslüman için en önemli ibadettir. Sadece Allah'ı tanımak ve O'na kulluk için yaratılan insanoğlunun ibadetten daha öncelikli bir işi, meselesi olamaz. Yani biz müslümanlar namazlarımızı işlerimize göre değil, işlerimizi namazlarımıza göre ayarlamak zorundayız. Farklı durumlarda istisnalar, zorluklar olabilir. Bu durumda sünnetleri terk etmek yerine zorlukların aşılması için mücadele edilmeli, işin kolayına kaçılmamalıdır. Sünnetleri ifa etmek Allah ve Resulünü sevmenin ve O'nun şefaatini ummanın en önemli kriteridir.Sünnetlerle farz namazların eksikleri tamamlanır. Farz ibadetlerin sünnetleri terkedilmemelidir. Namaz rekatlerini sizin söylediğiniz gibi algılayamayız. Ne Resulullah(as), ne mezhep imamları nede evliyayı izam böyle algılamamış. Böyle algılamak işi kolaylaştırmak değil belki çok büyük vebaldir.Müslüman olan kimse zaten İslamın tüm şartlarını öğrenmiş ve kabul etmiştir. Sadece farzları kılmanın yeterli olacağını söyleyebilmek doğru değil. Seferilikde bile dört rekatli farzlar iki rekat olarak kılınırken sünnetleri terkedin dememişler. Bence bu tür konularda daha hassas olunmalıdır. yanlış beyanlarımızla birileri amel eder de bunun vebalinden kurtulamayız. selamlar.
yunus emre { 05 Kasım 2010 20:10:47 }
salim kardeşim, ben de yazınızı ilgiyle okudum. sitemiz açısından da farklı bir tarz ve zenginlik doğrusu. inşallah bu tür yazılarınızın devamı gelir.
selim { 05 Kasım 2010 14:01:57 }
Salim bey anlatılanların güzelliği hoşluğu enteresanlığı bir yana kıskandım sizi..
çok isterdim sizin gibi gezip görmeyi.
selamlar..
Osman ÇELİK { 04 Kasım 2010 20:06:06 }
Salim Bey;
Bu tür yazılar hep ilgimi çekmiştir. İlgiyle okudum.Elinize sağlık...
abduraman engin { 04 Kasım 2010 15:05:27 }
kıtanın en batısında yer almış olan bu sihirli ülkeyi bende görmek isterdim.Atalarımız .Yıllarca buralarda hakimiyetini sürdürmüş ama asla asimile politikası yapmamış.Seninde yazdığın gibi şimdi ülkenin ikinci dili fransızca vede fransız kültürünü harfiyyen yerleştirmiş.Sadece fasmı Böyle.kıtanın diğer müslüman ülkelerde bunden farklı değil.Oralarıda ingiltere aynı şekilde yapmış.Bir müslüman olarak çok rahatsız olmaktayım.
Fas yolculuğu1.2.yazılarını büyük bir heyacan ve zevkle okudum. ENTERESAN tesbitlerde bulunmuşsun.eline diline gönlüne sağlık.yeni yazılarını bekler gözlerinden öperim...87
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1113 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI