
Ayşegül Hanımdan bir yazı ...
HİÇ…
Merhaba,
Sayısız hilenin, yapmacıklığın, sahteliğin altında can çekişen; birbiri peşi sıra takılmaktan pörsümüş, kokuşmuş, milyonlarca maskenin ardından çığlık çığlığa susan o GERÇEK İNSANA selam olsun… Selam olsun ona ve ne olur bir gün de olsa herkes neyse o olarak çıkıversin karşımıza…
Biraz can sıkıcı bir giriş oldu farkındayım ama hangimiz karşılaşmıyoruz ki sahteliklerle, maskelerle ve dahası hangimiz onları kullanmıyoruz ki… Evet, bizim de ara sıra ardına saklanmak için bir köşede tuttuğumuz maskelerimiz var ama bunların hiçbirini bir başkasına öyleymiş gibi görünmek için kullanmıyoruz. Tek amacımız her ortamda rahatça yaşayamayacağımız duygularımızı; belki hüznümüzü, acımızı, öfkemizi ve belki mutluluğumuzu gizlemek…Bu durumun bizden başka kimseye zararı yok. Bize olan zararı da öyle tamir edilemeyecek kadar büyük değil. Fakat öyle insan(ımsı)lar var ki öyle sahteler, öyle yoklar ki onlar…
Hangi maskelerinden arındırmaya kalksanız ardında mutlaka bir yenisi karşılar sizi. O kadar ki en iyi sinema filminde bile bu kadar çok başrol oyuncusu yoktur… Sıyırdığınız her maskenin ardında sizi karşılayan diğer yüzü gördüğünüzde önce “Tamam!” derisiniz, “İşte gerçek yüzü buymuş…”. Bir süre sonra o gerçek sandığınızın da sahte olduğunu anlarsınız ve bu öyle bir kısır döngüdür ki başladığınız yere her döndüğünüzde biraz daha biraz daha tükenmiş bulursunuz kendinizi… Öyle ya bir “hiç” i arıyorsunuz. “Hiç” i ararken “Hiç”leşiyorsunuz… Yok ki o aradıklarınız… Çoktan ölmüşler ama bir türlü maskelerinin hepsini sıyıramıyorsunuz. Böyle olunca da en altta kalan gerçeğe ait cesedi bulup gömemiyorsunuz. Hani belki bunu yapabilirseniz ruhları rahatlayacak diye düşünüyorsunuz ama yok… Olmuyor işte, öyle bir an geliyor ki “Yeter!” diyorsunuz. Kendinizde tüm bunlara dayanacak gücü bulamıyorsunuz. Ha belki ölmemiş de can çekişiyordur o en altta kalan, en gerçek olan ama yok işte, yoruluyorsunuz… Tükeniyorsunuz… Haksız mıyım? Yine de bıkmayan “Eyüp Sabrı”na sahip insanlar vardır mutlaka. Ne mutlu onlara… Ne mutlu en kör kuyulardaki sayısız “GERÇEK İNSAN” ı ortaya çıkarabilenlere…
Bu insan(ımsı)ların tüm özelliklerini saymaya kalksak bitiremeyiz zira her birinin bin bir türlü farklı özelliği vardır ama yine de bir iki örnek verelim isterseniz.
Onlar ki her şey istedikleri gibi olduğu sürece –yanlış da olsa- hiçbir durumdan rahatsızlık duymazlar; herkesi, her şeyi sever görünürler ama bir tek şey çıkarlarına ters düşsün de görün, bir anda vazgeçerler o, yere göğe sığdıramadıklarından.
Onlar ki her işlerini birileri görsün diye yapar, her fırsat ve her ortamda kendilerini öne çıkarmanın bir yolunu bulurlar. Bir işi kırk kişiye yaptırıp tek başlarına sahiplenir, çoğu cümlelerine “Ben…” diye başlarlar, aslında birer “HİÇ…” olduklarını unutarak.
Onlar ki kendilerine sorarsanız –gerçi sormasanız da bunun altını mutlaka çizerler-dünyanın görüp görebileceği en muhteşem yaratıklardır. Konuşurken mangalda kül bırakmazlar, iş yapmaya gelince bir tanesini bile göremezsiniz ortalıkta.
Onlar ki…
Diğer özelliklerini de siz yazın kendinizce. Ne diyelim ki? Ne denilebilir ki? En iyisi “Ya Sabır!” çekip, doğruluktan vazgeçmemek ve tüm bu “HİÇ”lere rağmen “HEP”beraber, inadına, ısrarla doğrunun yanında olmak sanırım. Kimse yanlış anlamasın. Bizler de mükemmel değiliz elbette ama şükür ki bir hata yaptığımızda onun hata olduğunu görebilecek kadar varız. Şükür ki “HİÇ” değiliz…
Her şeye rağmen olduğu gibi olabilen, bazen aldansa dahi aldatmayı aklının ucundan bile geçirmeyen; sevgisi, saygısı, her şeyi gerçek olan güzel insanlar iyi ki varsınız… İyi ki hayatın bir yerlerinde karşılaşıyoruz sizlerle…
Ve sayısız hilenin, yapmacıklığın, sahteliğin altında can çekişen; birbiri peşi sıra takılmaktan pörsümüş, kokuşmuş, milyonlarca maskenin ardından çığlık çığlığa susan o GERÇEK İNSANA selam olsun… Selam olsun ona ve ne olur bir gün de olsa herkes neyse o olarak çıkıversin karşımıza…
***
Vakit ayırıp okuduğunuz için çok teşekkür ederim…
Hepimiz için, mutlu, güzel yarınlarla dolu, GERÇEK bir hayat diliyorum…
Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın…
Ayşegül ERGİN
aysgl-ergin@hotmail.com
Günümüz insanı kaybolmuştur.Kalabalıklar meşguliyetler ,malümatlar içinde kaybolmuştur. Bunu farkettikçede kendine acımaya başlamıştır. Zayıflıklarıyla yüzleştikçe kendisiyle kavga etmekte, beklenilenden daha yüksek hayallere övgüler dizmektedir. İçi boşaltılmış kelimelerle kendimizi arıyoruz mutluluk,gerçek insan,maske vesair .. her tavrında ve ifadesinde artistik bir taraf yakalamaya ve tutturmağa çalışan günümüz insanı gerçekten ne kadar sahici ki..Alkışlarkende, söverkende aynı şeyi yapıyoruz. bir üçüncüye kesilen rol . vay be dedirtebilmek, bu günün insanı için çok şey oldu.. Zamanı kaybettik zemini kaybettik bu da benim ağıdım olsun. selam kendisinin farkında olanlara
bu yazıyı yazarken takmış olduğunuz maskeyi merak ettim doğrusu..biraz alelacele tasarlanmış bir maskeye benziyor..zira yazınız çok içten...