
Salim beye bu güzel yazısından dolayı teşekkür ediyoruz...
FAS Seyahati
Bu seferki seyahatim ani oldu. Hafta içi Fas’a gidecek olan arkadaşın işten ayrılacağı için Fas işinin bana kalacağını söylediler. Ve hafta sonu kendimi Fas’ta buldum. Sözkonusu FAS yolculuğumunda yaşadıklarımı ve izlenimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
1- Yahudi ile Yolculuk
----------------------------
Hava alanında check-in yaptırıp belirtilen salona gittikten sonra uçak kalkış saatini beklemeye başladım. Bir müddet sonra bir kaç adet yahudinin , ki siyah takımları, fötr şapkaları , kıravatları ve uzun sakallarından yahudi oldukları hemen belli oluyordu, bulunduğumuz salona doğru geldiğini gördüm. Sonra bir kaç tane daha derken sayıları heralde onbeş yirmiyi bulmuştur. Bekleme salonunun en arka tarafında toplandılar ve birşeyler için hazırlığa başladılar. Sırtlarına beyaz şal benzeri birşey attılar, yine kafalarına tanımını veremediğim birşey geçirdiler sonrasında bir yöne dönerek (muhtemelen Kudüs) ellerinde kitapları ile ileri geri sallanmaya başladılar . Daha önce izlediğim Hz.Meryem dizisinden hatırladığım kadarı ile yahudiler bu şekilde namaz kılıyordu.
Adamlardaki rahatlığa hayret etmemek elde degildi.
Uçağa biniyorduk artık. Binerken "bu kadar yahudi var inşallah yanıma oturan olmaz " diye içimden geçiriyordum. Bir yandan da 1 yahudi ve 20 yahudinin olmasi durumunda yanıma yahudi oturması ihtimalini düşünüyordum. Uçağa girdim ve pencere kenarı olan yerime oturdum. Göz ucuyla da yanımdan geçenlere dikkat kesilmiştim. Derken birisi yanımdaki koltuğa çantasını koydu. Evet acı ama gerçek o bir yahudiydi. Aklıma gelen başima gelmişti. Artık 5 saat yanyana yolculuk edecektik ve 5 saatliğine yahudilere beddua değil dua etmeliydim yolculuklarını sağ salim tamamlasınlar diye. Ne de olsa yanyana oturuyorduk. :)
Yanıma oturan şahıs 60 yaşlarında ve konuşkan biriydi. Bana hello mello dedikten ve hangi dili konuştuğumu sorduktan , yani bir anlamda girizgâh yaptıktan sonraki ilk sorusu şu oldu: "Ne iş yapıyorsun , iyi para kazanıyor musun ?" Tam bir yahudiden beklenecek soruydu bu aslında ama bu kadar da çabuk beklemiyordum açıkçası.
İkinci konumuz Türk insanının İsrail'e olan kızgınlığı ve nefreti idi . İsrail'in Gazze'ye saldırısı ve Mavi Marmara olaylarında israil Konsolosluğu epey bir tepki almış, hükûmet de aynı yönde tepkisini dile getirmişti. "Neden Türkler bize karşılar?" diye sordu. Ben de şöyle dedim :"İsrail herseye ve herkese karşı. Ne bekliyordunuz? Amaçları sadece Gazze'ye yardım yapmak olan 9 Türkü uluslararası denizde neden öldürdü İsrail ?" . "Onlar bizi öldürmek istiyorlardı " diye cevap verdi. Ben de "silahları yoktu ki öldürsünler hem de istikâmet Gazze idi İsrail değil" dedim. O da "Sizin kaynaklar size böyle haber veriyor" kabilinden cevap verdi kendi kaynaklarının yalan haberlerine bakmadan. Kısa sürdü ama önemliydi bana göre bu konuşma. Ardından uzun süre sessizlik oldu.
Araya yemek molası girdi. Hostes her yolcuya menüde bulunan iki yemekten hangisini tercih edeceğini soruyor ve yolcuya istediği yemeği veriyorken, uçakta bulunan yahudi topluluğuna ayrılmış özel yemekleri servis etti. Yahudilere servis edilen bu yemek, yahudilerce caiz olmayan besinlerin olmadığı (koşer deniyor) yemeklerdir . Nasıl müslümanlarca haram olan yiyecekler varsa yahudilerce de yenmesi haram olan yiyecekler bulunmaktadır ve dindar yahudiler bu hususa azami dikkat göstermektedir. Yemeği yerken “Sizin için özel, koşer mi?” dedim. “Evet, sen de biliyorsun ?” dedi.
Bir müddet sonra bu kez ben söze girdim. Onun mesleğini, ne iş yaptığını sordum. Birden fazla iş yaptığını söyleyince içimden "oha" diyesim geldi. Asıl işi "network marketing" imiş . Merak edenler için söyle izah edebilirim : Bir ürün var. Bu ürünü çevresine, arkadaşlarına vs tavsiye ederek hem satıyor hem de onlara sattırıyor. Böylece hem kendi sattığından hem de sattırdıklarından para kazaniyor. Bu işten iyi para kazandığını söyledi. Diğer işi Tevrat öğretmekmiş. Heralde bunu Allah rızası için yapıyordur. Üçüncü işi ise müzisyenlik. Radyolarda gitar çalıp şarkı söylüyormuş. Dedim “Kazanıyor musun müzikten para?” . “Evet ama fazla değil, zaten zevk için yapıyorum” dedi. Bir müddet sonra da bir top kağıt çıkardı üzerinde ibranice yazılar olan. “Bu nedir?” diye sordum. Kitap yazdığını söyledi ve imlâ hatalarını düzeltmeye çalıştığını belirtti.
Hep söyleriz ve hayret ederiz bir avuç yahudi dünyayı nasıl yönetiyor diye. Sebebi bu olsa gerek...
Biz ne yapıyoruz işimiz haricinde? Bir diziden diğer diziye koşuyoruz, sonra da şikayet ediyoruz.
Bu arada bir hanımı 10 tane de çocuğu varmış. Çocuklarının yedisi evliymiş. Ben sormadan söyledi hatta cep telefonundan fotoğraflar gösterdi .
Türkiye’ye de geldiğini, İstanbul, İzmir ve Urfa şehirlerini gezdiğini söyledi . Allah’ın yarattığı guzel dünyayı gezmeyi ve güzel mekanları görmeyi sevdiğini belirtti.
Derken yolculuk ve benim sıkıntım bitti sağ salim ve çok sükür. Kasablanka'ya sağ selamet indik.
Hidayet hocam. Bu yahudilerin olayı bambaşka. Dediğiniz gibi japon da çalışıyor ama her büyük mali olayın altında yahudi parmağı var. Savarona yatının iç yüzünü ögrenmek isterseniz şu yazıyı okuyunuz: http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=24455&y=IbrahimKaragul
yahudiler herseyde cok organizeler salim o yuzden cok basarililar. ben thailanda bir doner dukkanina girdim isme turkish doner kebap yazmis sahibii israilli yahudi calisnada turktu baya bi sohbet ettik cocukla sahibi 30 yaslarinda bi cocuk ve sadece thailnda 15 tane doner dukkani varmis dusunebiliomus. adamlar bilgi teknik teknoloji hatta ticarette bile dunyada en iyisiler malesef. bu daha bitanesi yuzlercesine sahit oldum