Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SİYASET ÇUKURU

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 4 Yorum | Okunma 1522 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 28 Ağustos 2010 21:00:38

Ebubekir beye teşekkür ediyoruz

SİYASET ÇUKURU

Siyaset bir yönetme sanatıdır. Devleti idare edenlerin bilmesi gerektiği gibi her kademede idareci olanların hatta aile içerisinde aile reislerinin de siyaset ilminden nasipdar olmaları gereklidir.

İdareci, tebaasını iyi geçindirmek, yönetmek, huzuru, gelişmeyi, kardeşliği sağlamakla mükelleftir. Bunun için de İslam toplumunda her hangi bir makama getirilecek olanlarda iki şart aranmıştır. 1. Salahat yani Salih bir mümin olmak, 2. İse ehliyet yani işinin ehli olması gerekmektedir.

Bu şartları haiz olmayanların bir makama getirilmeleri demek orada suiistimalin olması demektir. Ehil olmayan bir kimse bulunduğu makamı kendisinin, yakınlarının ve yandaşlarının menfaati, toplum ve ülke zararı için kullanmaktan kaçınmayacaktır.

Bizler toplum olarak ne zaman ki ihlâs ve takvayı yitirip İslam’ın güzel ahlakından uzaklaşmaya başlamışsak her işimiz bozulup kirlendiği gibi siyasetçimiz ve siyasilerimiz de kirlenmiştir. Bu gün de bu kirli ve kör siyaset bir virüs gibi tüm bünyemizi sarmıştır.

Şimdi günümüzdeki siyasetçilere ve siyasetlerine bakacak olursak;

Bu gün ki siyaset baştan sona gıybet, iftira, yalan, çalıp çırpma, menfaat, kibir, gurur, övünme, tahkir, hased ve hatta tekfir etmekten ibarettir. Bu sıfatlarla mücehhez siyasetçilerin siyasetinden hayırlı bir sonuç çıkması zordur.

Bu gün siyaset bir fitne halini almıştır. Kardeşlik duygularımız zedelenmiş, farklı cephede olanlar neredeyse düşman hale getirilmiştir. Rakip cepheden ne kadar güzel, hayırlı bir fikir ortaya konulmuş olsa bile skolâstik bir düşünce ile reddedilir olmuş toplumda akl-ı selim kaybedilmiştir.

Ülkemizde dayatmacı ve lider sultasına dayalı bir siyaset yürütülmektedir. Parti içi demokrasi işletilmemekte, çoğu zaman tek belirleyici lider olmaktadır. Milletvekili ve parti mkyk listeleri lider ve etrafındaki birkaç kişi tarafından yapılmakta, belirlenen bu kişiler halk tarafından seçilmek zorunda kalınmaktadır. Liderin ve partinin politikalarına parti içinden tenkit getirmek mümkün olmamakta, getirenler ise hemen cezalandırılmakta hatta ihraç edilmektedir.

Herkes siyasi liderlerin hazırlayıp etbalarına dağıttığı gözlüklerle olaylara bakmaktadırlar. Bu ise hakikatleri inkâr etme, gizleme, güzellikleri görmeme, insafı, feraseti, tevazuyu, kardeşliği, sevgiyi rafa kaldırma sonucunu doğurmuştur. Herkesin yaptığı yanlışlar ve doğrular vardır. Ama Türkiye siyasetinde hep “bizim yaptığımız doğru, diğerlerinin yaptığı yanlış” düşüncesi hâkimdir. Kendisi gibi düşünmeyen mutlaka vatan hainidir. Bu tür siyasetçiler eğer başka bir partiye geçerlerse bir anda hidayete erer ve vatansever bir kimse oluverir. Bu siyaset aklı, insafı saf dışı bırakan bir siyasettir.

Kendi dinlerini kabul etmediğimiz sürece asla bize dost olmayacak” ların ülkemizi bölmek ve parçalamak için siyasetçileri nasıl kullandıklarını ve kardeşi kardeşe kırdırdıklarını 12 Eylülden sonra hepimiz bir nebze anladık. Bu gün de bu kör siyasetin yine bizi yok etmek isteyen iç ve dış düşmanların oyunlarının yeni bir versiyonu olduğunu görmek için yine ihtilallerin olması mı gerekiyor? Bunu göremeyen siyasetçilerimizin yaptıkları bu düşmanların ekmeğine yağ sürmek, değirmenine su taşımaktan başka bir şey değildir.

İşin ehli olmayan siyasetçilerin belirli makamlarda yapacakları yanlışların vebali, onu o makama getirenlere ait olacaktır. Siyasette haksızlık ve adaletsizlikler diz boyudur. Haksızlığın ve adaletsizliğin olduğu her yerde ise zulüm vardır. Zalimin zulmünü artıran ise zalimin yardımcılarıdır. Yardım ve destek olmazsa zulüm devam edemez. Zalim ruhlular tıpkı yarasalar gibi karanlıktan hoşlanırlar. Zalimlere meyletmeyi, sevgi beslemeyi, rıza göstermeyi, muhabbet duymayı dinimiz yasaklamıştır. Zulme rıza da zulümdür.

Ehl-i siyaset arasında hep süregelen bir cedelleşme ve mücadele vardır. Cedelleşme de kişi haklı dahi olsa susmak ve mücadeleyi durdurmak en güzel ve övülen yoldur. Haklı olduğu halde mücadeleyi terk edenlere cennet vaat edilmiştir. Karşı tarafı kırmak, yıkmak, perişan etmek, hakaretler savurmak bir hüner değildir. Gönül bir sırça saraydır, kırılınca tamiri mümkün değildir. Yunus’un dediği gibi; Gönül Çalabın tahtı, Çalab gönül’e baktı, İki cihan bedbahtı, Kim gönül yıktı ise

Mücadele insanları genelde sert tabiatlı olurlar. Bunların zararları önce kendilerine olur. Mücadele mikropları insanda bir hastalık halini alınca artık ne maneviyat ne de insaniyet bırakır. İnsanı aşağıların aşağısına düşürür.

Nefisler hep başkalarına üstün gelmek ister. Tezkiye ve terbiye edilmeyen nefisler daima mağrur olurlar. Altta kalmamak için her çareye başvururlar. İnsanı helake sürükleyecek olan nefsin arzularına uymamak gerekir. Nefse tabi olanın asla huzuru, felahı ve selameti olmaz.

Siyasilerin siyasetlerinde zanların önemli bir yeri vardır. Zan’larla, niyet okumalarla siyaset yapılmaktadır. Şüphe ile zan ile yapılan siyaset ancak iftira ve yalandan ibarettir.

Zaman zaman rakiplerin gizli hallerini, ayıplarını araştırarak halkın gözünden düşürmek isterler. Bu ise çok kötü bir şeydir, ahlaksızlıktır.

Halkın, taraftarın methetmesinden hoşlanırlar. İsterler ki halk kendilerine bir kıymet ve paye versin. Bazı siyasetçilerin zulmüne ve kötü akıbetlerine sebep halkın bu şakşakçı tavrı olmuştur.

Ehl-i siyaset birbirleriyle alay ederler, birbirlerini hor ve hakir görürüler ve kibirlidirler. Kibir Hakk’ı kabul etmemektir. Ucub ise tüm güzellikleri kendilerine mal ederek başkalarını cahillikle itham edip küçük ve hakir görmek, beğenmemektir. Kendilerinde olmayan sıfatlarla övünürler. Eğer rakipleri kadar başarılı değillerse onların yaptıklarını önemsiz göstererek, karalayarak kendi seviyelerine indirmeye çalışırlar.

Ehl-i siyasetin edebi noksan, sözü ağır, haklara saygısız, bencil ve merhametsizdir. Konuştuğu zaman acı ve kötü söylerler.

Ehl-i siyaset Cenab-ı Allah’ın başkalarına verdiği nimetlere, güzel hallere razı olmadığından rakiplerine kin duyar. Kin ise insanı hırslı ve gazap ehli kılar da ne huzuru ne rahatı ne de uykusu kalır.

Ehl-i siyasette hak kendi tarafında olduğuna göre ülke geleceği için yöneten de kendisi olmalıdır. Oysa riyaset sevgisi, insanları idare etmek arzusu dünya sevgisinin bir tezahürüdür. Devlet idaresinde bir makamı isteyene o makam verilmez. Şimdi ise basit makamlar için aynı siyasi düşüncenin fertleri dahi birbirinin kuyusunu kazmaktadırlar.

Bazı ehl-i siyaset dini inançlarımızı siyasete alet etmiş, kendilerini dinin tek sahibi olarak görürken kendinden olmayanları neredeyse İslam dışına çıkarmıştır. Bazıları ise siyasetlerinin temeline din düşmanlığını koyarak çeşitli kılıflar altında halkın dini ile uğraşmış ve inancından dolayı nice mazlumların zulme uğramalarına sebep olmuşlardır.

Peygamberlere ve kâmil zatlara dostluk ve teslimiyet güzel bir davranış iken nefsin ve şeytanın tahakkümünde bulunan ehl-i dünyanın ekâbirlerine ülfet- ünsiyet ve teslimiyet öldürücü bir zehirdir. Ahirette bu insanların dostluğu düşmanlığa dönüşecek ve insan bu dostluğa pişman olacaktır.

Tüm bu ve benzeri hastalıklara duçar olmuş, huzuru, rahatı ve güzel kulluğun zevkini kaybetmiş ehl-i siyasetin haline acımamak elde değil. Siyasilerin aynı çukurda kirlendiklerini anlamak için birbirlerine karşı kullandıkları dile ve üsluba dikkat etmek yeterli olacaktır. Bazı büyüklerin “lağım çukuru” olarak ifade ettikleri siyaset bataklığından kurtulmaları için kâmil mürebbilere ihtiyaç vardır.

Elbette hayırlı işlerde yardımlaşmak, siyaset sahnesinde hakka, adalete riayet edecek, vatansever, namuslu, inançlı, ihlâslı, dürüst insanları desteklemek gerekir. Bizim siyasetimiz Allah için olmalı, kur’an ve sünnete uygun olarak yapılmalıdır. Islama uygun olmayan siyaset fitnedir, zulümdür.

Bediüzzaman “şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınmıştır”. Bizler de siyaset fitnesini körükleyen liderlerin her yaptıklarını mutlak doğru kabul edip körü körüne onların siyasetlerinin savunucusu ve birbirimizle düşman kardeşler olmak yerine uygulanan siyasetleri akl-ı selim süzgecinden geçirerek hayrın içinden hayrı seçmek zorundayız.

Toplum içerisinde kin ve nefret tohumları ekerek bizleri uçuruma götüren liderler yerine ihlâs, muhabbet, teslimiyet, takva ve uhuvvet aşısı yapan liderlerle kalben ve zahiren beraber olmalıyız. Çünkü herkes liderleriyle beraber haşrolunacaktır.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

ebubekir gür { 06 Eylül 2010 21:30:32 }
Bekir kardeşim Allah(cc) bir hadisi kudside şöyle buyurmuş; "Ben meliklerin melikiyim. Nefislerinizi idarecilerinize küfür etmekle meşgul etmeyiniz. Eğer sizler benim zikrimden gafil olursanız onlar size zulmederler. Eğer benim zikrimle meşgul olursanız onların hakkından gelecek olan benim". Rabb'ül Alemin böyle buyururken bizim siyasetimiz hep ona buna küfretme, gıybet, yalan, iftira vs üzerine kurulmuştur. Bundan kimsenin kazandığı bir şey yok.Olmadığı gibi ülkemize de en büyük zararı veriyorlar. Kime sorarsan hidayete erdirilmiş ve doğru yolda olanlar yalnızca kendileridir. Kimse kusura bakmasın ama nasılki tabakhanede çalışanlar oranın pis kokusuna alışınca o kokunun farkına varamazlarsa bu siyasetin mensupları da düştükleri çukurun kokusunun farkında değiller. Allah aşkına şu referandum dolayısıyla yapılan siyasete bir bakın. Bu kadar saçma, bu kadar mantıksız, bu kadar adi bir siyaset zor bulunur. Resmen halkla dalga geçiyorlar. Konu anayasa değişkliği olmasına rağmen tüm siyasetlerini bu değişiklikle ilgisi olmayan konulara ayırmışlar. Sanki genel bir seçim yapıyorlar. İşi farklı yönlere çekip halkı kandırmaya çalışıyorlar.Kim kiminle kime karşı aynı safı paylaşıyorlar? Ne kadar acayip şeyler.. Müslüman, müslümanların safında olur. Boş gazellere karnımız tok. Herkesin kendince bir gerekçesi olabilir.Bu millet feraset sahibidir ve bir türlü kendisi olamayan, sözde farklı görünerek hakikatte zalim ve inkarcılarla beraber saf tutan sahtekarların oyununu elbetteki Allah'ın izniyle bozacaktır.
Bekir akyıldız { 04 Eylül 2010 04:34:48 }
Abi ellerine sağlık siyaset konusuna çok güzel değinmişsin ben yaşım itibarı ile 12 eylülü yaşamadım ama aklımız erdikten sonra gördümki yaşlılarımız bir futbol takımı tutar gibi parti tutuyorlar sonra biraz değişir gibi olduysada şimdilerde yine aynıya gidiyoruz.Biri kürt milliyetçiliği diyor diğeri türk milliyetçiliği diyor bir başkası komünizm diyor vs. vs.yazıkki Allah rızasını düşünüp ona göre hareket etmemiz lazım diye düşünen insan sayısı çok az Peygamber efendimiz(S.A.V)in neye layıksanız öyle yönetilirsiniz hadisi şerifinde buyurduğu gibi olmayız İnşaallah Allah bize layık oldoğumuzu değil daha iyilerini nasip etsin İnşaallah dua etmek lazım.Abi tekrar eline yüreğine sağlık
ebubekir gür { 02 Eylül 2010 21:50:58 }
Hulusi kardeşim bizim cümlemizde "hayrın içinden hayrı seçmek" şeklinde iken siz "hayrın içindeki hayrı" diye ifade etmişsiniz. Bu iki ifade arasında fark var.Benim ifade etmek istediğim bir kaç tane hayrın içerisinden en hayırlısı hangisi ise onu tercih etmektir. Mesela gündemde olan referandumla ilgili olarak konuşacak olursak; eğer "evet" veya "hayır" dan birisi hayır diğeri şer ise şerrin içerisinden hayrı seçmek kolaydır. Ancak her ikisinde de hayır olabilir. bu durumda bu iki hayır arasında en hayırlısını seçmek önemlidir ki bu da akl-ı selimin işidir. Saygı ve selamlar.
hulusi takcı { 02 Eylül 2010 12:15:48 }
Yazınız için teşekkürler. bir cümleye takıldım."Bizler de siyaset fitnesini körükleyen liderlerin her yaptıklarını mutlak doğru kabul edip körü körüne onların siyasetlerinin savunucusu ve birbirimizle düşman kardeşler olmak yerine uygulanan siyasetleri akl-ı selim süzgecinden geçirerek hayrın içinden hayrı seçmek zorundayız. " cümlenizdeki hayrın içinde ki hayrı seçmek fiilinine takıldım açıklarsanız memnu olurum
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun524 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI