Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

A Ğ A Ç

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2075 Okunma | 18 Mayıs 2010 19:33:35

Salim Engin Beye Teşekkür ediyoruz

AĞAÇ

 

Ortaokul yıllarıydı.  Yürüyüşü ile duruşu ile hatta parmakları ile rahmetli Mehmet amcama benzettiğim Fen Bilgisi öğretmenim, Tarım dersimize de giriyordu. Yapacağı sınavlardan birisini de "okulun bahçesine ağaç dikme" olarak belirlemiş ve biz de bunu öğrenir öğrenmez ağaç fidanı temin etmenin peşine düşmüştük.  Tabi bir ortaokul öğrencisinin ağaç fidanı bulmak için ilk bakacağı yer (varsa) kendi bağları bahçeleridir. Ne şanslı bir çocukmuşum ki bahçemizde, sanırım kendiliğinden yetişmiş yeterince küçük, iğne yapraklı bir çam fidanını farkettim. Onun yanıbaşında biraz daha büyükçe ve bilerek ekilmiş, yapısı da farklı başka bir çam ağacı daha vardı. Babamdan izin alarak  küçük olan  çam fidanını sınav zamanı okula götürdüm ve futbol sahasının yan tarafına tekabül eden, daha önce ağaç dikilmiş olan  fakat bir şekilde artık hayatta olmayan lakin yerleri hala belli olan bir yere çam fidanını bir cuma günü , öğretmenimin ve arkadaşlarımın huzurunda dikmiş ve not olarak ta 10 üzerinden 9 almıştım.

 

 

 

Sınav zoruyla da olsa bir ağaç dikmenin ne güzel bir eylem olduğunu ağaca baktıkça daha iyi anlıyor, aynı zamanda da gururlanıyordum.  Ne de olsa o ağacı ben dikmiştim ve soranlara "Bu ağacı Salim dikti" deniliyordu. Üstüne bir de "çok guzel olmuş" cevabı gelince insanın gururu daha bir kabarıyordu. Bana kazandırdığı 9'un hazzı ise bambaşkaydı.

 

 

 

Araya hafta sonu girmişti ve ertesi okul günü olan pazartesi okula vardığımda  hemen o gururla diktiğim ve bakmaktan hazzettiğim ağacıma koşmuştum. Fakat bir de ne göreyim ! Ağacım tam ortadan kırılmıştı. Kimbilir hangi hayta, yaramaz, merhametsiz bu agacı kırmıştı. Çok üzülmüştüm o gün. Büyüklerimizin  bu gibi durumlarda kullandığı "merhametsiz" ifadesi ne de güzel oturmuştu.

 

 

 

Gel zaman git zaman, üniversite, iş felan derken kendimizi  büyükşehirde , toprağın zor bulunduğu, her tarafı betonerme yapıların sardığı, 10 metrekare bahçesi olan insana "ne şanslısın bahçen var" denildiği, günde 500 küsür yeni aracın trafiğe katıldığı metropolde yaşar bulduk.

 

 

 

Geçen haftalarda , bu sefer sınav zorunluluğu olmadan, şu metropolde bizim de ekili bir agacımız olsun diye, hergün arabaya binip havayı kirletiyoruz bari ağaç ekelim de kefaret olsun diye, iki kızım için evimizin ön cephesine nazır olan,  belediyeye, dolayısı ile halka ait  bir parka iki fidan dikmiştik. Fidanlar küçük olmasına karşın ikisinin de 3-5 çiçeği bile vardı dallarında. Hemen hemen hergün çocuklarımla beraber evimizin balkonundan diktiğimiz fidanlara bakıyor, ve kendi çapımızda seviniyorduk.

 

 

 

Birkaç gün sonra, havaların da ısınması ile birlikte kır çiçekleri de iyice fark edilir olmuştu. Mahallenin çocukları parkın yeşil bölgelerinde koşturuyor, oynuyorlardı. İçlerinden 2 minik kız, kız olmalarından da dolayı sanırım, çiçeklere ilgi duymuş ve çiçek toplamaya koyulmuşlardı. Arının bir çiçekten diğer bir çiçeğe konması misali bu minik kızlarda bir o çiçeğe bir bu çiçeğe hamle ediyorlardı.  Birkaç kır çiçeğine hamle yaptıktan sonra "aman yapmayın" demeye kalmadan diktiğimiz fidanlardan birinin çiçeklerini de koparmışlardı. Bu olay o ağacı sahiplenen büyük kızımı üzmüş aynı zamanda kardeşini kasdederek "Zehra'nın agacının çiçeği var ama benimkinin yok" diyerek hafif çapta kıskançlığa sebebiyet vermişti. Biz büyükler için bu pek sorun teşkil etmemişti. Nitekim  ağaç ordaydı , büyüyecek ve daha nice çiçekleri olacaktı. Belki 1 sene sonra olacaktı ama olacaktı.

 

 

 

Aradan birkaç hafta daha geçmiş  , ağaçların yaprakları iyice gümrahlaşmıştı. Çiçeği koparılmayan agaç meyveye bile durmuştu o küçük boyuna rağmen.  İlerleyen zamanlarda bu meyve olayı da kıskançlığa sebep olacaktı.

 

 

 

Yine birgün balkonumuzdan ağaçlara bakarken yine o mazlum ağacın bir dalının olmadığını, gidip baktığımızda bir haylazın olsa gerek dalı kırdığını- kopardığını müşahede ettik. Neyse dedik.  Ağaç, hala ağaçlığını muhafaza ediyordu.  Fakat durum gittikçe kötüye gidiyor, her yeni gün bize kötü sürpriz getiriyordu. Birkaç gün sonra ağacın ortaya yakın bir yerinden kırılmış olduğunu gördük. La havle dedik. Neyse ki ağacın alt tarafından her iki yöne doğru açılmış 2 dalı mevcuttu hala. Ne yazık ki mazlum ağacımıza kendini bilmeyen densizler son darbeyi vurmuş ve dibine yakın bir yerden kırmışlardı. Sizin de elleriniz kırılsın demekten kendimizi alamadık. Hangi kişi, ne mantıkla, neye hizmet, hangi ruhla böyle bir şey yapar yahu?  İyi bir amel işlemiyorsan bari yapanları engelleme, yapılanları bozma dedik . Lakin sesimizi kendimizden başkasına duyuramadık...

 

 

 

Mazlum ağacımızın başına bunlar gelirken yanı başındaki kardeş ağaca ne hikmetse hiçbirşey olmamıştı. Ama kardeşini kaybettiği için ona yeni şimdi bir kardeş lazımdı . İnşallah yeni kardeşi ile beraber uzun bir ömür sürerler...

 

Salim Engin

Mayıs 2010


 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

y.selim- Abdurrahman ENGİN { 10 Haziran 2010 16:27:33 }
merhaba Salim bey güzelo yazınızı bir kez de babanızla birlikte okuduk. Hakikaten çok hoş olmuş ve aslında çok ama çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Keşke herkez bu konuda sizin kadar duyarlı olsa ve çevreyi yeşillendirme hususunda sizin kadar gayret gösterse..
ellerinize sağlık..
bu arada Abdurrahman amca yazıyı büyük bir zevkle ve tabii gururla okudu ve biraz saklamaya çalıştı ama gördüm çok duygulandı. umarım onun göz yaşları siz değerli kardeşlerimizin fidanlarını yeşertmeye can suyu olur.
gözlerinizden öpüyor...
yeni yazılar bekliyoruz. (özellikle gurbet hatıralarınızı. yurt dışı)
rabia engin { 21 Mayıs 2010 00:15:13 }
abicim ellerine sağlık...çok güzel yazmışsın..
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun59 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI