Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Tek tekken sevmediğim insanları, bir araya geldiğinde neden seveyim?

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2504 Okunma | 19 Mart 2010 21:59:29

Canip öksüzden bir yazı

Tek tekken sevmediğim insanları, bir araya geldiğinde neden seveyim?


Tek tekken sevmediğim insanları, bir araya geldiğinde neden seveyim?” Yanlış hatırlamıyorsam soru Rene Descartes’e ait olmalı. Descartes’in kendisine sorduğu bu soruyu okuduğumda, milliyetçiliği Turancılık sınırlarında dolaşan zavallı bir yeni yetmeliktim. Milliyetçiliğim o denli kuvvetliymiş ki bu sorunun karşısında beş on dakika civarı direnebildikten sonra, hızla çöktü yeni yetmelik heyecanlarımın üstüne. Beş on dakika düşünmek beni süratle “dünya vatandaşlığı” fikrine taşıdı. O fikirde biraz oyalandıktan sonra rasyonalizmle tanışır gibi oldum. Ve o gün bu gündür her hangi bir kalabalığı ne sevebiliyor ne de o kalabalıktan nefret edebiliyorum.


Oysaki üzerinde çokça durmadan bir kalabalığı sevebilmek veya nefret edebilmek büyük mutlulukmuş. Sevgi veya nefreti bir kalabalığa sırf taşıdığı isimden ötürü yönlendirmek son derece kolay ve huzur vericiymiş. Ne sevmeye nede nefret etmeye sebep aramaya gerek yokmuş. Önce sevilecek veya kızacak bir topluluk bulup, sırf taşıdığı isimden yola çıkarak ilkel bir sebebi çabucak benimsedikten sonra kızmak veya sevmek, insanı çağın gereği olan pek çok sorumluluktan kurtarıyormuş. İnsani, ahlaki, dini, evrensel vs. herhangi bir değerin varlığı veya yoksunluğu üzerine bir muhakeme yürütmenin ve bu muhakeme esnasında bizzat öz benliği ile yüzleşmenin sıkıntısından kurtarıyormuş.

(Aslında yukarda ki paragraf daha uzun olabilirdi fakat “mişli geçmiş zamana” tahammülüm ancak bu kadar olduğu için kesmek zorunda kaldım.)


Bir kalabalığı sevmek veya kızmak, aslında ne kızmaktır ne de sevmek. Bir kalabalığa taşıdığı isimden hareketle bir duygu beslemek insana en başta kendi benliğinden kaçma imkânı sunar. Ve bu imkân insanı birey olmanın çilesinden kurtarır. Kalabalığın âşık veya hasımları, özünde birey olmaktan korkan, bu çabayı göze alamayan, sürüsüz ve çobansız yapamayan az gelişmişlerdir. Ve her zaman için bir az gelişmiş, kendisine az gelişmiş demektense, kendisini bir sevgi veya nefretle –ki her ikisi içinde emek harcamamıştır- ifade etmek daha tercih edilir olmuştur. Zaten bunlara neden sevdikleri veya kızdıklarıyla ilgili soracağınız sorulara verecekleri cevaplar birkaç cümleyi geçmeyeceği gibi, birbirinden pekte farklı olmayan ezber şeylerdir.


Netice olarak ne gerçekten seven nede gerçekten nefret eden bu “kalabalığın” ne sevgisi bir yaraya merhem olur nede nefretleri bir halta yarar. Sevgileri, sevdikleri kalabalığa lüzumsuz bir yük olduğu gibi, nefretleri ise hasımları için, bizim oraların tabiriyle “it zırıltısıdır”… Bir yukarıdaki paragrafta, sevginin sevgi, nefretin de nefret olmadığını açıklamıştık zaten.


İşte ben yazımın başlığı olarak kullandığım soruyu okuduktan on küsur sonra kendime nefret edecek bir kalabalık buldum. O kalabalık bir üst paragrafta kabaca tarifini yaptığım kalabalıktır. O kalabalık, daha da kabaca bir tarifle temelde her manada “kolaycılardır” Ve bizim, bu gün, kalabalık olarak yaşadığımız pek çok sıkıntının kaynağı bu kolaycı kalabalıktır. Bu kalabalığı ne kadar ufak parçalara ayırır ve akabinde isimler değil değerler etrafında bunları tekrar hangi oranda bir araya getirirsek o denli mutlu bir “kalabalık” oluruz…


Evet, birlikte mutlu bir kalabalık olup birbirimizi sevelim. Fakat bunun için önce yetmiş milyon parçaya ayrılıp yeni ve muteber bir akitle bir araya gelmek şartıyla…

 | Puan: 8,7 / 7 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

erdi { 20 Mart 2010 18:34:56 }
Canip bey sizde sitenin ayrı bir değerisiniz. uçukladım yazıyı okurken.ne harika bir üslup.mükemmel.ama merak ediyorum neden dekkartes neden mevlana değil.mevlanaya bakarsanız tek tekte seversiniz.yazı güzel zeka güzel ama tercih niçin dekkartes ben onda takıldım.felsefe yabancı isimlerde değil.iyi günler
hüdai { 20 Mart 2010 10:14:45 }
Yazın bakmasını bilen ve Empati yapan için kaydadeğer ve hoş. Canip bey bir soru hakkımı kullanmak istiyorum". Fakat bunun için önce yetmiş milyon parçaya ayrılıp yeni ve muteber bir akitle bir araya gelmek şartıyla…" demişsin.Böyle bir akit ve dava varmı.Tavsiyede bulunduğunuz öneriyi lütfen örneklendirebilirmisiniz. Selamlar
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun728 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI