Sokak Lambaları...( Büyük Şehrin Büyüsü )
Kategori: Yazı - Makale |
8 Yorum |
2530 Okunma | 10 Ocak 2010 01:29:40

Ayşegül Hanıma teşekkür ediyoruz
Sokak Lambaları…( Büyük Şehrin Büyüsü )
Büyük Şehirler… O karışık, gürültülü; birine çarpınca özür dilemeye üşenen, bırakın özür dilemeyi göz göze gelmekten bile kaçan insanlarla dolu; nedense her şeyin bir aceleyle olup bittiği; tuhaf ve bir o kadar da güzel şehirler… Sürekli, “Bıktım senden!” deyip bir türlü terk etme cesaretini gösteremediğimiz bir sevgiliye benzer. Kendimizi büyüsüne öyle kaptırırız ki artık ne onunla yapabiliriz ne de onsuz… Herkesi ayrı bir özelliğiyle büyülüyor, içine çekiyor şehirler. Ne kadar “Mecburiyetten geldim.” dese de insanlar o mecburiyet ortadan kalkınca da kolay kolay bırakamıyorlar. Hem alışıyoruz hem büyüleniyoruz işte. Bir şekilde hepimiz seviyoruz buraları.
Herkesi başka bir özelliği büyülüyor dedim ya, işte beni büyüleyen özelliklerinden biri de bu sokak lambaları ve onların kimi zaman soluk, kimi zaman aşırı parlak ışıkları altındaki binlerce hayat... “Sokak lambasının altında hayat mı olur?” demeyin. Tek bir canlıya ait tüm bir hayat değil belki ama farklı farklı hayatların bir anlık yaşanmışlıklarından toplama bir hayat var o ışığın altında ve belki diğerlerine göre daha dolu bir hayat bu.
Kimi zaman onun ışığı altında birbirlerine sarılarak ısınmaya çalışan minicik kedi yavrularını görürsünüz; kimi zaman okul dönüşü iki arkadaşın –hava çok soğuk olmasına rağmen- o küçük aydınlıkta durup sohbet ettiklerini ve sonunda bir türlü bitmeyen sohbetlerini yarıda kesip, birbirlerine özel selamlarıyla ayrılışlarını… Bazen son duraktır sokak lambasının altı. Askerden dönen bir gencin eve gitmeden önceki son durağıdır mesela. Elindeki bavulu yere bırakır ve o ışık altında üstünü başını bir kez daha düzeltir ki ailesi onu daha fiyakalı görsün. Ve bazen de ilk duraktır… Kim bilir hangi sebeple -sonradan çok pişman olacağı- bir karar verip evinden kaçan gencin ilk durağıdır o ışık. Durup son bir kez arkasına döner, evine bakar en yakın ama en acı uzaklıktan. Belki şimdiden pişmandır ama bir türlü geri dönmeye de ikna edemez nefsini. Bunlara benzer daha bir sürü hikaye, bir sürü hayat geçer o ışıkların altından. Kimi mutlu kimi hüzünlü ama hepsi de gizemlidir. Çünkü biz bu hayatların sadece sokak lambasının aydınlattığı kısmını biliriz. Gerisini bir yaşayanlar bilir bir de her şeyi bilen Yüce Rabbimiz…
Ve sokak lambalarının bir şehre kattıkları büyülü atmosfer vardır. Dibine gelip baktığınızda hiçbir özelliği olmayan bu direk üstü ışıklar, uzaktan bakıldığında muhteşem manzaralara dönüşerek sizi kendilerine hayran bırakırlar. Hele bol karlı bir kış akşamı şehre tepeden bakma imkanınız varsa bu hayranlık daha da artar. Bir tarafa bakar son derece usta bir ressamın elinden çıkmış muntazam resmi görürsünüz; diğer tarafa bakar ilkokula yeni başlamış bir çocuğun çizdiği kargacık burgacık resmi. Ama her iki resim de muhteşemdir işte. Karışık da olsa düzenli de olsa bir şehrin ışıktan tablosu bana her zaman çok büyüleyici gelmiştir. Kim bilir belki de bu manzara, o bol yıldızlı memleket gecelerini anımsattığı için bu kadar etkilidir…
Sokakları aydınlatma fikrini ilk ortaya atan kişi bunun aynı zamanda muhteşem bir tablo olacağını hiç düşünmüş müdür yoksa tek derdi biraz daha ileriyi görebilmek midir bilmiyorum ama iyi ki o fikri ortaya atmış. Bugün başrolünde sokak lambalarının olduğu o birbirinden güzel manzaraları seyredebiliyor, onların içinde olduğu birbirinden güzel kareler yakalayabiliyorsak bunu biraz da sokak lambaları fikrinin sahibine borçluyuz diye düşünüyorum. Koca koca şehirler için belki küçük bir ayrıntı; upuzun otobanların olmazsa olmazları; kör karanlıkta dışarıda olmak zorunda olanlar için bir nevi sokak bekçisi ve daha bir sürü şekilde kullanılabilir sokak lambaları ama benim için en büyük özellikleri bir insanı o karmakarışık şehre hayran bırakabilmeleridir.
Bir akşamüstü sıcacık bir bardak çay eşliğinde pencerenizden sokak lambası -ya da lambalarını- izlerseniz bu yazıyı hatırlamanız dileğiyle…
Ayşegül ERGİN // Aralık 2009
Yorumlar
Her akşam odamın karşısındaki sokak lambasına bakar sonra yatarım.O günkü ruh halim lambayla bütünleşir.
Hele şu güzel kış akşamında yağan karları izlemek ayrı bir zevk.
Ellerine sağlık değerli Ayşegül hanım yeni hikayelerde buluşma üzere...
Vakit ayırıp, kıymetli yorumlarınızı eklediğiniz için çok teşekkür ederim. Güzel sitemiz sayesinde; yazarak, okuyarak, yorum yaparak katkıda bulunmaya çalıştığımız çok kaliteli bir paylaşım ortamımız var. İnşallah bu güzel iletişimimiz her zaman devam eder. Saygılar...
yalnızlık,hüzün,kavuşma ve sadakatin adı:sokak lambaları....işte bu yazının güzelliği.
Bakanın görebileceği ,görenin yaşayabileceği yaşayanın mıraz alacağı o kadar güzel enstanteneler varki çirkinleştirilmiş güzel dünyada.BİR ÇEŞME BAŞI SOHBETİ,BİR AYIŞIĞI GEZİNTİSİ ,GÜNEŞ HİSSTTİRİRKEN KENDİNİ GÜNE YAPRAKLARIN ARASINDAN GELEN KUŞ SESİNİN DOYUMSUZ FERAHLIĞI,ÇİMENLERİN ÜSTÜNDEKİ YILDIZLARIN YALDIZLI YAKOMOZU VS
Kıymetli yorumlarınız için hepinize çok teşekkür ederim.
Musatafa Bey, sizler her zaman yazılarınızla bizi güzel memleketimize götürüyorsunuz. Birbirinden kıymetli yazarlarımızın birbirinden güzel memleket yazılarıyla, o güzel yerlere olan hasretimizi bir nebze olsun dindiriyoruz. Ben de -bir an için bile olsa- sizleri başka diyarlara götürebildiysem ki biliyorum bu hiçbir zaman memlekete gidiş kadar muhteşem olamaz ama yine de ne mutlu bana.
Hepinize güzel günler diliyorum... Saygılar...
Ayşegül hanım güzel bir nostalji.İnsanın o büyülü ışıltılarda geçmişi araması ve bütün korkuların o ışıltılarda yok olacağını hayal etmek.Ama öyle olmuyor malesef dahada gerçeklerin ortaya çıkması.Karanlıkta hiç olmasa gerçekler bilinmiyor.Aslında sokak lambaları sadece şehirlerde değil şimdi köylerdede aksesuar halini aldı.O lambaların büyülü ve tılsımlı esrarına çekiciliğine dayanamıyan kelebeklerin sanki bir semazen gibi bir odakta bütünleşip dönmeleri ve öylece yorgun düşüp toprağa dönmeleri...Hele hele kar tanelerinin o ışıltışlar altında dönerek toprakla bütünleşmeleri..insan oğlununda sonunda toprakla bütünleşmesi..İnsanı ister istemez duygulandırıyor ve gerçek yaratanın karşısında nasıl aciz duruma düşeceğimizin kanıtı ve isbatı gibidir.İnsanoğlu bazen öyle kendini kaybediyorki o bir lambanın bile yaptığını yapamıyor.Her şeye kadir olduğu halde.Ellerinize sağlık,bizi biraz olsun ötelere götürdünüz.Selamlar
Ceyhan
{ 10 Ocak 2010 16:06:46 }
Yazıyı Güzelleştiren yazarın üslubu.Yoksa Sıradan,Klasik ve Sıkıcı bir yazı .
fatoş
{ 10 Ocak 2010 13:50:42 }
bir çoğumuzun duygularını birebir yansıtmışsınız. benide hep büyülemiştir bu sokak lambaları. harika bir yazı. teşekkürler..
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın