AŞK, YANAN BİR ATEŞTİR
Aşk konusunda kelam edebilmek çok zor bir şey. Çünkü aşkı ancak yaşayanlar bilir. Anlatabilen ve anlayabilenler aşk ehli olanlardır. Abdurrahim Karakoç’un dediği gibi “aşk kağıda yazılmaz”. Aşkı yaşamayanların yaptığı gülün rengini, kokusunu, balın tadını anlatmak gibi bir şey. Ne kadar anlatırsan anlat gülün kokusu koklanmadan anlaşılmaz. Aşk bir sırdır, kim anlata kim anlaya..
Aslında kainatın yaratılış nedeni aşk. Allah (cc) “gizli bir hazine idim, tanınmayı ve bilinmeyi istedim” diyor ve kendisine duyduğu aşk nedeniyle kendisini göstermek isteğini aşk olarak telakki etmiş, aşk ehli sultanlar..Ve “sen olmasaydın kainatı yaratmazdım “buyurduğu yaratılış nedenimiz, Allah Resulünün(sav) sevgisi. Allah Resulünün yolu ve işi aşktır..
Aşk en temiz ve karşı koyulamayan bir duygudur. Aşkın önünde kim durabilir ki. Aşk muhabbetin ürünüdür, muhabbet elde edemeyende aşk olmaz. Hani demişler ya;” Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl.”Muhabbetsiz ve Muhammedsiz aşk olmaz.
Aşk isteyerek kesbedilen bir şey değildir. Aşk Allah vergisidir. Aşk akıl işi değil gönül işidir. İnsan aklıyla birini sevebilir ama aklıyla aşık olamaz.
Bu gün aşk kavramı maalesef asıl manasını kaybetmiştir. Daha ziyade sevgiler menfaat üzerine oluşturulur hale gelmiştir.Şehvet, şöhret, servet ve riyaset adına yapılan ahlaksızlıkların, edepsizliklerin adı aşk olmuş. Her gün bir sevgili değiştirenler, bu hayasızlığın adını aşk koymuşlar. Aşkın sultanı Mevlana(ks) hz.leri ise bu insanlar için asırlar öncesinden şöyle diyor;
” Şehvetin adını aşk koydular,
Eğer şehvet aşk olsaydı
Eşekler aşkın şahı olurdu”.
Halbuki aşk, insanı Rabbiyle buluşturan ulvi bir duygunun adıdır. Allah’a korkuyla ulaşılmaz ancak aşk ile ulaşılır.Aşk insana nefsini ve yaratılış gayesini tanıtır. Aşkı yaşamak Yaratanı tanımaktır. Aşk olmadan Allah’ı kim bilmiş ki?
Bir sureti, bedeni yada mecazi aşk vardır birde ilahi aşk. Aşk ehli olanlar “mecaz hakikatin köprüsüdür” demişler. Yani kişinin aşkı mecazi de olsa ondan kaçmamalıdır. Zira bu da insanı olgunlaştırır ve hakiki aşka götürür. Mecaz hakiki aşkın anahtarıdır. Her aşk ilahi aşktan bir parçadır.Yine de İnsan bir gün bozulacak zahiri güzelliklerin yerine hiç bozulmayan güzelliklere yönelmelidir. Leyla insanı Mevla’ya götürmelidir.
Aşık olamayanda hayır yoktur. Bir pire bir kimse mürid olmak için gelir. O pir ona; “eğer aşık değilsen git, birine aşık ol, ondan sonra bize gel” der. Çünkü aşk insanı hakka ulaştıracak en önemli olgudur. “Kimin aşka meyli yoksa kanatsız kuş gibidir”.(mesnevi). Allah’ın mahlukuna aşık olmadan zatına aşık olunmaz . O zaman önce insan ve tüm mahlukat sevilmelidir. Allah Resulü, kendisini herkesten ve kendi nefsimizden daha fazla sevmemizi isterken bilinmelidir ki O’na aşık olmadan da insanın Allah’ı sevmesi ve O’nu tanıması düşünülemez. Yol ve aşk Allah Resulüne uğrayıp geçmelidir.
İnsan beşeri aşkta nefsini tatmin edebilir ama ilahi aşkta tatmin olmak imkansızdır. İlahi aşkın doyumu yoktur. İnsan hangi hali bulsa bir süre sonra o hale razı olmaz ve daha yükseğini arzu eder. Makamların ve manevi lezzetlerin sonu yoktur.
Aşk öyle bir güçtür ki;
Aşka düşen kendi varlığını unutarak kendinden geçer, kendini görmez olur. O sevdiğinde fani olmuştur. Aşıkın iradesi olmaz, iradesini sevdiğinin iradesinde yok etmiştir. Aşık benliğini sevindiğinde eritememiş, yok edememişse onun aşkı ve muhabbeti eksik kalmıştır.Onda yapmacık ve gösterişe dayalı hiçbir hareket olmaz.. Aşık’ın maksadı sevdiğidir. İstediği onu razı etmektir, aşık hep ondan razıdır. Sevgiliden gelen her şey onun için güzeldir.
Aşk bir ıstıraptır, acılara katlanmaktır ama aşka düşenler acıları duymazlar. Acılar ve ıstıraplar ona zevk verir. Yusuf(as)ı görerek O’nun güzelliği karşısında ellerini kesenler acı duydular mı?.
Aşk insanın kalbindeki her şeyi yakan bir ateştir. Gönülde ne kadar fani ve malayani şeyler varsa aşk ateşi hepsini yakar ve temizler. Bu ateş kalpte sevilenden başka bir şey bırakmaz, her şeyden gönlünü çeker. Aşık yandıkça zevk alır, yandıkça yanmak ister. Kalpler aşk ile hayat bulur.Aşıkın dermanı derdinde saklıdır. Aşıkın yanması derdine derman olur. Kalp yanarak düzelir.
Aşk insanı cesur ve cömert yapar. O sevdiği uğruna malını ve canını ortaya kor, dost uğruna verilemeyen can bedende yüktür. Maşuku ona “canını ver” dese “al” der. “Aşıkların hayatı ölümdür, gönül, gönül verilerek alınır. Aşığın vergisi, can vermektir. Hak uğruna ekmek verene ekmek verilir. Can verene can katılır” (mesnevi). “Aşık malı, makamı, dünyayı neylesin. Aşıkın dünya ve ahiret derdi olmaz. Dünyadaki hiçbir şeyin onun gözünde değeri yoktur.
Aşk çirkini güzel yapar, sevdiğinin gözünde ondan güzeli olmaz. Mecnuna;” Leyla Leyla diye seni çöllere düşüren bu mu” diyorlar. Mecnun ise; “siz birde benim gözümle bakın” diyor. Leyla’ya Mecnunun gözüyle kim bakabilir ki? “Leş bize göre kötüdür, pistir. Ama domuz ve köpek için şekerdir”.(mesnevi)
Aşk gözleri kör kulakları sağır eder. Maşukunun ne kusurlarını görür ne de duyar. O hep sevdiğini görmek ve onunla olmak iştiyakındadır. Aşık maşukundan başkasını görmez, göremez. Her yerde o vardır, onun olmadığı bir yer bulunmaz. Aşıkın gönlü, onun gözü olmuştur ve artık o sadece gönül gözüyle görür .
Aşıklar birbirinin can dostu ve sırdaşıdırlar. Sırlarını kimseye açmazlar. Aşıklar nazlıdır, sevdiklerine naz yaparlar. Kapılarından bin kerede kovulsalar yine sevdiğinin kapısına giderler, asla bıkmazlar. Zira onlar için gidecek başka kapı yoktur.
Aşık vecd ve cezbe halinde yaşar. O her halinde zevk içerisindedir. Ne acı ne keder onu etkilemez. Aşıklar insana garip gelen ve aşka düşmeyenlerin anlayamayacağı sözler ederler. Aşıkların halini kim anlar, aşıkın halini bilmeyenler inkar ederler.Gönlü dar olanlar deryayı ne bilsin ki. Halbuki “Aşıklar söyledikleri sözden dolayı kınanmazlar” (Kuşeyri)
Aşıka dünya zevkleri tad vermez. Dünya güzelliklerinin ne kıymeti vardır ki. O maşukunun güzelliği karşısında gözleri kamaşırda dünyanın güzelliklerini görmez olur. Yemek içmek aklına gelmez. O aşkı ile gıdalanır.Aşık kimseden bir şey beklemez. O’nun sevdiğinden başkasına ihtiyacı yoktur.
Bir aşk ki insanı Hakka götürmüyorsa o aşk kuru bir iddiadan ibarettir. Mecazi aşkta böyle olduğu gibi bir müridin mürşidine olan sevgisi ve muhabbeti de insanı Allah Resulünün ve Allah’ın sevgisine ulaştırmalıdır.
Aşk kalbin dirilmesidir. Aşksız bir kalp ise ölüdür. “Aşksız yaşama ki ölü olmayasın! Aşkla öl ki diri olasın”(Mevlana- mektuplar:36)
Aşk sultanı Allah dostları hep aşktan ve sevgiden bahsetmişler ve şöyle demişler.” aşıklar ile otur aşkı eyle ihtiyar, kim ki aşka kul değil, olma onunla yar” . Aşıklar ile oturan aşkı, aşkın ilmini öğrenir. Bu ilmi bilenler ancak Hak dostlarıdır. Allah için sevmek ve sevilmekten daha güzel ne var ki?