Adını vermek istemeyen çok değerli bir hemşerimizin, çok değerli bir yazısını sizlere sunmaktan iftihar ediyoruz...
insan, yere bırakılışının üzerinden geçen bunca zaman dilimi içerisinde edindiği tecrübeler, algı dünyasının zenginleşmesi yolundaki mücadelesi sonucu elde ettiği birikimler,üzerine bırakıldığı yerle ,indirildiği yer arasındaki hasreti ve bırakıldığı yere, bakışıyla, tarifiyle getirmiş olduğu anlam sadedinde insanlık onurunu taşır. Kültürlerin, inanışların insana biçtiği rol ile insanın tarihsel sorgu neticesinde kendine biçtiği rol çakışmayabilir. Bu hal insanın donanımıyla ilgili olduğu kadar kendine seçtiği değer ile de ilgilidir. Belki anlaşılmasına katkı kabilinden şöyle de diyebiliriz. Kendini tekamülün neticesi görmekle, yaratılmış kabul etmek arasındaki fark temel farktır. Yeryüzü serüvenini,yeryüzüne bırakılmışlık olarak ,halk edilmişlik penceresinden görenle kendini varlığın tabi gelişim seyrinin bir devamı olarak görmek arasında çok farklı anlam alanları mevcuttur.
Çağdaş mı desem popüler kültür mü desem her şey birbirine karışmış vaziyette-yaşanan kültür açısından bakıldığında temel algıların ve kabullerin dünyası bir birine öylesine karıştırılıyor ki veya karışmış vaziyetteki -partik ahlakları değerlendirildiğinde ve gözlendiğinde -kabulleri birbirine zıt insanların diğerinin değerler manzumesini kabulde ve yaşamada beis görmüyor. Neler değişiyor ki anlam alanları bu kadar kayganlaşmış ve bozulmuş. Eskiden toplumları kategorize ederken beyaz toplumlar-siyah toplumlar -gri toplumlar gibi ayrımlara tabi tutar-gri toplumları -karaktersiz iki yüzlü değer yargıları olmayan toplumlar gibi tariflere yeltenirdik.küçümserdik. aslında hataymış bu.. şimdi böylesi anlayışlar merkezsiz kaidesiz anlayışlar pirim yapıyor.aksi anlayışlar zamanın ve zemini dışına itilmeğe çalışılıyor.
insanımız zihnen, ahlaken,sosyal yaşantı olarak belirsiz bir zemine çekiliyor. Bunun politikayla,ekonomiyle,eğitimle alakası yok. insan olarak durduğumuz yeri kaybetmemizin sonucu olarak ölçümüzü kaybettik. Hep önümüze sunulan seçeneklere
odaklandıkta,başka seçenekler olabileceğine aklımızı çalıştırmadık.Aldatıcıların süslediği dünyayı sorgusuz kabullendik ve sonucu olarak anlayışımızı değerlerimizi inancımızı ahlakımızı elimizde olamadan terk etmek durumuna düştük. Bu böyledir.hata hatayı doğurur,davet eder dayatır. Mesele ,düştüğümüz temel hatadan dönme cesaretini ve gayretini gösterebilmekte. hem şeytanı hem de Allah'ı razı edemezsiniz. çağdaş yanılgının şifresi burada .. hem sezarı mutlu edecekler
hemde isayı.. bu anlayış şeytani bir kurgu..
ADSIZ SUVARI