Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Suçatının İmamları

Kategori Kategori: Hikayeler | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 3485 Okunma | 29 Ağustos 2007 22:45:18

Efendim 1940lı yıllarda ülkemizde her şeyde kıtlık olduğu gibi, din adamı sayısında da kıtlık varmış.

Merhabalar;

 

Öncelikle şunu söyleyeyim; açıkçası ben herhangi bir dergide, sitede vb. yerlerde yazı yazacak, o derinlikte edebi bilgiye haiz biri değilim. Zamanında üniversitede bölümümüzü temsil eden topluluğumuzun basın-yayın faaliyetlerinde bulundum, dergimizde yazılarım var ama onlar teknik konular olduğu için daha farklıydı. Bu sebepten aşağıdaki yazımda yanlışlarım varsa hoş görülmesini rica ederim.

 

Bu açıklamadan sonra sizlerle paylaşmak istediğim konuya dönersek, bana bizim sülaledeki büyüklerim tarafından anlatılan zevkli bir hikayeyi aktarmak isterim sizlere :

 

Efendim 1940’lı yıllarda ülkemizde her şeyde kıtlık olduğu gibi, din adamı sayısında da kıtlık varmış. Öyle ki halk cenazelerini kaldıracak hoca dahi bulamazmış. Tabi ülkenin doğusunda bu konuda pek sıkıntı yok ama özellikle batıda, Ege taraflarında bu sıkıntı çok açık olarak yaşanmaktaymış.

 

İşte böyle bir zamanda bizim Telin’den 2 kafadar , Ege taraflarına kitap satmaya gitmişler. İki kafadar Aydın civarında dolaşırken, bir köyde durmuşlar . Açmışlar tezgahı. Birkaç kişi gelmiş. Kitaplara bakmış. Kitapların çoğu da dini kitap. Etraftaki kalabalık gitgide artmış tabi. Derken köyün muhtarı gelmiş. Hoş beş edip konuşurken muhtar söz almış :

-         Yiğenlerim, bizim de köyümüzde bir cenaze var, 2 gündür bekliyoruz ama bir türlü ilçeden imam gelmedi ki cenazeyi kaldıralım. Ben baktım siz dini kitaplar satıyorsunuz, ee dini kitap satan adam cenaze namazını da bilir. Gelin bize imamlık edin, cenazeyi kaldıralım. Bak para da veririz size.

Telinliler bu sözleri duyunca , tabi işin için de para da olunca hemen kabul etmişler işi.

-         “Sen hiç merak etme emmi , biz cenazenizi yıkarız, namazını da kılarız”  demişler.

 

Böylece kıt kanaat dini bilgileriyle cenaze namazını kıldırmışlar ve cenazeyi de gömerek köye geri dönmüşler. Tam bizimkiler parayı alıp kurtulacaklarını düşünürken köylülerden biri  :

-         “İmam efendi, Allah razı olsun. Namazı kıldırdınız. Lakin biz sizi bir daha bulamayız. Siz hazır buradayken bir de cenazenin kırkını çıkartalım, bize bir Yasin – i Şerif okuyun, iş tamam olsun” demiş.

Ardından tüm köylüler de bunu onaylamış. Bizim hemşeriler kulaktan duyma duaları falan biliyorlar ama şimdiye kadar hiç Kur’an okumamışlar ve okumayı da bilmiyorlar. Bu durum üzerine Telinlilerden biri diğerine dönüp :

-         “Gordün mü? Ahan da şimdi yalanımızın sonu geldi” demiş. Diğeri ise gayet sakin olarak :

“Sen garışma , bak ben napıyorum şimdi” demiş ve önüne konulan Kur’an-ı Kerim’den rasgele bir sayfa açarak şöyle makamlı güzel bir besmele çekmiş ve başlamış ( buraya çok dikkat ) :

 

“Yaasiiin, Vel gürüni vel gübüni minel tıhmınun. Hacılar elleziyne darende yalemun.”  diyerek Gürün’den başlayıp Darende de dahil olmak üzere Tohma boyundaki tüm köy, belde , ilçe ne varsa isimlerini bu şekilde bağlayarak ve güzel de bir makam katarak okumuş. Tabi millet cahil, dinliyorlar sabırla . kimileri ağlıyor bile ne güzel ayetler diye J

 

Böylelikle 30-40 dakika geçmiş. Millet dinlemekten bıkmış, bizim telinliler köy isimlerini saymaktan bıkmamış. Biri bırakıyor öbürü başlıyor, öbürü bırakıyor diğeri devam ediyormuş. Derken sıkıntıdan renkten renge giren yaşlı bir kadın ağlamaklı bir sesle hocaya bakmış ve demiş ki :

-         Gurbanın olayım hoca efendi, bunun sonunda bir “turceuun” vardı, gelmedi mi o daha? Ayaklarım koptu kopacak !!

Bu sözleri duyan Telinli anlamış ki millet bitti, tabi onlar da paçayı sıyırdılar. Bunun üstüne birkaç mahalle köy ismi daha saydıktan sonra, aşağıdaki cümle ile sahtekarlığını tamamlamış:

-         Ne sabırsız garıymışsııın işte geldi turceuunnnn. Sadakallahülazim J

 

Bu şekilde son görevlerini de yerine getirerek kitap parasından çok daha fazla bir para alıp memlekete gelmişler. Kazandıkları parayı da doya doya harcamışlar. Artık günahlarını da naparlar bilinmez J

 

Tüm hemşerilerime selamlar, işlerinde başarılar dilerim.

 

                                                                                                            Serdar ARSLAN

                                                                                                          Endüstri Mühendisi

                                                                                                 Hacıahmetler ( Göğler ) Sülalesi

 

 

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Bekir Alpman { 16 Nisan 2010 23:51:16 }
aferin serdar   bu yasanmis olayi burada bizlerle paylastigin icin sana cok tsk ederim devamini bekleriz,Ben ve züleyha ablan almanyadan kucak dolusu slmlar
sucatili { 08 Eylül 2007 20:39:32 }
cok süper bi hikaye herkes begeniyle okumustur kesin ama neden hiç kimse yorum yazmamıs bu kadar güzel bi hikaye olmasına ragmen hatice toprak babamın agzından dinlemek lazım demiş bide ben bu hikayeyi o amcamın agzından dinlemek isterdim neyse bütün hemserilere selamlar    
Hatice Toprak { 29 Ağustos 2007 22:55:21 }
Abicim süpersin....Kaç gündür sitede moraller bozuktu umarım okuyan herkes neşelenmiştir....Tabi senin de bildiğin gibi bunu babamın ağzından dinlemek daha başka...Ne diyelim anlatandan da yazandan da Allah razı olsun.....
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun345 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI