Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SEL ...

Kategori Kategori: Hikayeler | Yorumlar 9 Yorum | Okunma 3663 Okunma | 07 Haziran 2007 13:12:04

Harika bir Sel hikayesi

SEL…

 

Hasan, önünde ot yüklü eşekle birlikte Çörtenlik Deresi’ni geçtikten sonra köye doğru ilerlemekteydi. Derenin yamacını tırmanan eşek rahatlamış olmalı ki keyfine diyecek yok, arada bir ani bir hareketle, kafasını çevirerek taşıdığı yonca otu şeleğinden bir tutam koparıyor, afiyetle midesine indiriyordu. Hasan, biraz geride onu takip ediyor, yaklaştığında eşeğe ço heyyy diyerek elindeki değnekle kaba yerine vuruyor, havyan yanlamasına(!) biraz yürüdükten sonra rotayı doğrultabiliyordu. Hayvan ya bu… Bazen yol üzerinde hemcinsinin, kurumuş veya ıslak fark etmez s.d.k akıntısını bulup uzun uzun kokladıktan sonra kafasını havaya doğru öyle bir kaldırıyor ki hiç sormayın. Üst dudağı havada olmak üzere muhteşem dişler olduğu gibi meydanda… Hasan bu esnada eşeğe yetişti ve kaba yerine biraz daha asabi şekilde vurdu. Hayvan, birkaç saniye koşarlı yan yürüme pozisyonundan sonra istikametini zar zor doğrultabildi. Ancak uzaktan duyduğu sese kulaklarını kabartıp kendi şarkısını söylemeye başlayınca arkasından, zorlamanın etkisiyle hava kaçırıyordu (!)…

 

…………………..

 

Şu Sazcıvaz’ın yolları…

Uzaktan, kıraç arazide eğri büğrü bir çizgiyi andırır adeta. Issızdır. Bazen yanı başınızdan bir kır kuşu kalkar aniden ve az ötelerde kaybolur. Bazen tiz bir sesle büğelek geçer. Bazen de uzaktan veya yakından davar sürülerinin çan seslerini, melemelerini, çobanların kendilerine has seslenmelerini işitirsiniz. Say’ın eteklerinde kartalların yüksekten uçtuğunu görür, çok ama çok yükseklerden geçmekte olan bir tayyarenin adeta inleyen sesini işitirsiniz. Bunların ötesinde öylece kendi kendinize yapayalnızsınızdır. Yol sizin, zaman sizin. İşte buyurun, Hasan da fırsatını buldu bir şeyler mırıldanıyor. Dinleyelim;

 

Bağrım yerden kalktı yollardayım,

Yüzüm gülmedi haylardayım.

 

Çoluk çocuk horantayım,

Ellerime bakarlar, dardayım.

Ooofff anam, ooofff…

……………………….

 

Sazcıvaz’dan köye yolculuk bu şekilde devam ederken, kuzeyden Seksenveren ve Say tepecikleri üzerinden, güneyden ise Sivritepe üzerinden sökün eden bakır koyusu bulutlar köyün üzerinde buluşmak üzereydi. Vakit, ikindi geçkini… Hasan, kafasını kaldırıp havaya şöyle bir baktıktan sonra durumun vahametini anladı. “ yağmur gelecek. İnşallah ıslanmadan eve yetişirim” diye mırıldanırken ortamın sakinliğini, çakan şimşeklerin ardından üst üste gelen gök gürültüleri bozdu. Çok geçmeden, ortalığı önce bir toz bulutu sardı. Hasan ve eşek bu toz bulutunun içinde kısa bir süre de olsa gözden kayboldular. Sonra ani bir şekilde bastıran sağanak yağmur onları yakaladı. Ama ne sağanak, Hasan ve eşeği ilerleyemez durumda, oldukları yerde öylece kalakaldılar. Kısa sürede ortalık yağmur suyuna boğuldu. Dereden tepeden kendine yol bulan sular, sele dönüşmek üzere mecrasına doğru akıyordu. Dolu ile karışık bu şekilde devam eden sağanak on veya en fazla on beş dakika sürdü. Hasan’ın üstü başı sırılsıklam olmuş, eşek ise kıpırdayamaz şekilde öylece duruyordu. Sırtındaki otun ağırlığı bir kat daha artmış, “gergiye gelen şelekler” nerdeyse yere değmek üzereydi. Bu şekilde yola devam etmek imkânsızdı. Hayvan adım atamıyor, arka ayakları ot şeleğine değiyordu. Hasan’ın tek başına bu şelekleri dengelemesi de mümkün değildi. Şelekleri çözdü. “el ipini” şeleklerin üzerine atarken şöyle bir iç geçirdi. Yapacak fazla bir şey olmadığından Hasan, otu yolun kenarına çektikten sonra zar zor eşekle birlikte ilerlemeye başladı. Sazcıvaz-köy yol ayrımına yaklaştığında Tulloğ Kemal’in evinin yanından geçiyordu. Ev, yanaklarından şamar yemiş bir insanın şaşkınlığını andırıyor, pencereden dışarıya bakan çocuklar biraz şaşkınlık biraz da hayretle Hasan ve eşeğini izliyorlardı. Biraz daha ilerlediğinde Hamit Öğretmenin çocuklarının ellerinde çalma ağı Sazcıvaz deresine doğru hızla uzaklaştıklarını gördü. Bu, selin gelmek üzere olduğunun habercisiydi.

 

Hasan, artık köy yoluna erişmişti. Ancak Bozdere’den gelen sel, yolu kapladığından yola devam etmek için biraz daha beklemesi gerekecekti. Neyse dere selinin kızgınlığı fazla sürmedi. Hasan karşıya geçerek yola devam ederken, doğu tarafına kayan bulutlardan, şimşekler çakarken gök gürültüleri devam ediyordu.

 

Evet… köy sakinlerini artık gelecek olan selin heyecanı sarmıştı. Ellerine çalma ağlarını, afaraları, sepetleri alanlar derenin kenarına koşmaya başlamıştı. Hatta Boğaziçi Mahallesi’nin yaz mevsimi emekçileri de iş dönüşü yollarını dere kenarına çevirmişlerdi. Hasan, adam akıllı ıslanmış olduğundan eve bir an evvel ulaşmak istiyordu. Artık eve yaklaşmış, önde uslanmış eşekle birlikte ilerlerken dükkânların önünden gelmekte olan Hasoğ İsmail Emmi ile karşılaştı. İsmail Emmi, elinde baston, ağzında sigara hafif öne eğilmiş vaziyette yürürken Hasan’a baktı ve:

 

—Hasan, nerede geliyin?

—Saccazdan İsmail Emmi.

—Eşşekte bir şey yok mu?

—Ot vardı. Islandı, şelekleri yola bıraktım.

 

İsmail Emmi sigarasından bir nefes daha çektikten sonra gülümseyerek uzaklaştı. Hasan, eve çıkan bayırı yavaş yavaş adımlamaya başlamıştı ki marangozhaneye giden Aşır Emmi ile karşılaştı. Onunla da yağmur, sel muhabbeti yaptıktan sonra eve ulaştı. Eşek kapının önünde bekliyordu. Hasan, semeri hayvanın sırtından alarak tandırlığa bıraktı. Evin kapısı açıktı. Dört gözden oluşan evin bir odası da ahır olduğu için Hasan eşeği, salondan geçirerek içeri aldı. Daha sonra, yarısı odunluk olan yatak odasına girerek üstünü değiştirdi. Dışarı çıktığında Mehmet ve Burhan gülümseyerek babalarına bakıyorlardı. Onlar da Tokma’dan gelen selden ikisi büyücek olmak üzere üç tane balık tutmuşlar, Lutfiye ise tutulan balıkların kızartılması işi ile uğraşıyordu. Perpi(Bedriye) ve Osman içeride oynarlarken, Behiye depodan akşam suyunu henüz getirmişti. Emine, Yunus, Ali, Ayşe Fatma ise ocakta kızartılan balıkları izliyorlardı. Lutfiye:

 

—Loğ, otu getiremedin heral.

—Yağmuru görmedin mi, çok ıslandı; eşşek daşıyamayırdı ben de yıktım. Bozdere’nin biraz üzerinde yolun kenarına bıraktım.

—Kendirler?

—Valla onlar da otun üzerinde kaldı.

—Eyi halt etmişsin. Otu getiremedin, bari kendirleri getirseydin.

 

Lutfiye’nin bu lafına Hasan bir şey demedi. Şöyle bir geğirdikten sonra bir kenara oturdu.

 

Selden tutulan balıklar kızartılmıştı. Balıklar horanta arasında paylaştırılırken sahandaki çorba da içiliyordu.

 

Akşam olmak üzereydi artık. İşini gören bulutlar grileşerek uzaklaşmışlardı. Gök daha maviydi sanki. Çekirgeler de yavaş yavaş mırıldanmaya başlamışlardı.

………………………..

Hasan, ayakyoluna çıktığında Tohma Çayı hala gürlüyordu.

………………………..

Bir yaz günü gelen sel, köyün olağan hayatını değiştirmiş, gündeme balık tutma muhabbetini yerleştirmişti. Muhabbet sonraki güne kadar devam edecek, ancak güzelim bahçelerin sel sularının altında kaldıkları görüldüğünde acı gerçekle karşılaşılacak, balığın lezzeti kursaklarda kalırken, sel-balık-bahçe ikileminde kalan köylüler, hayatlarında sürekli var olmuş olan bu döngüyü bir kez daha yaşayacaklardı.

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

abdussamed { 02 Ekim 2007 11:14:04 }
fikir yazılarınızı da bekliyoruz
İsmail { 11 Haziran 2007 14:01:01 }
Üstad, hoş geldiniz,gelmenizle beraber böyle enfes bir hikaye ile başlamanıza çok sevindik.Anlatımıyla, yerel sözcüklerin kullanılmasıyla, şivesiyle,kişileriyle, detaylarıyla bizim olan öz be öz bizim toprakların ürünü olan bir hikaye….teşekkür ederiz.

O yollar, S.suyu- telin arası bir saat, çocuk adımlarıyla bir bucuk saat süren, o yollar, bizimde çocukluğumuzda suçatı ortaokulunda, Gürün lisesinde okurken her Cuma ve her Pazar adımladığımız yollar… kır kuşlarının ani kalkışıyla, sarp kayalardan gelen atmaca ötüşleriyle, iç dünyamızdan ayrıldığımız,evi terk etmenin hüznünü ertelediğimiz anlar….akşam serinliğinde çıkardık evden, sayın gölge çizgisi düşerdi kanal boyuna… çörtenlik tepesi, yolun yarısı sayılır bundan sonrası yokuş aşağıdır artık, manzarının en güzel izlendiği tepeden aşağıya doğru yürümek daha çok yorardı insanı…

79 lu yıllar babamın demesiyle; sarı motorun, tarımda taşımada kullanılmaya başlanmasıyla yollarda eşşeklerle yük taşımanın azalmasıyla hatıralarını da güzelleştirdi, çocukluğumuzda biz düzlekte ki çeşmeden su doldururken,teline giden ot yüklü eşşekler görürdük, Hasan emminin Irza emminin,Burhan (zerdoğ) emminin eşşekleri haylamalarını duyardık, çeşmede bir su molasından sonra çooo!! sesleri daha canlı çıkardı...

Hatıralar güzel,hatıraları hatırlamakta güzel, böyle güzel bir hikayeyle hatırlamak daha da güzeldi.

Saygılarımla…
Zuhal EMRE { 09 Haziran 2007 09:11:46 }
Yunus Amca, bu güzel öykünü okudum. Anlatımın geçmişe ışık tutar nitelikte. Ne güzel zamanlarmış onlar.
Sahi, nereye gitti o zamanlar?
Musa Takçı { 08 Haziran 2007 12:57:19 }
Değerli kardeşim,seni burada görmek gerçekten mutlu etti beni.Hele hele hepimizin üç aşağı beş yukarı yaşamış olduğu şeyleri ustaca öyküleştirerek bunu bizlerle paylaşmış olman,ayrı bir heyecan verdi.Kalemine,gözlem gücüne sağlık.Merakla yeni yazılarını bekliyorum.
Muhabbetle...
Hakan KARA { 08 Haziran 2007 07:48:59 }
keşke o günlere geri dönebilsek.
Emrullah TOPRAK { 07 Haziran 2007 15:24:56 }
Hikayeyi okurken kendimi 30-40 yıl önce çekilmiş siyah beyaz bir filmi izliyor gibi hissettim. Elinde bastonuyla Hasoğ dedem gözümün önünde canlandı. İşte bu bizim hikayemiz, hepimizin hikayesi diyebileceğimiz güzel bir anlatım. Ayrıntılar çok hoş işlenmiş, tebrikler Yunus abi.
Mahmut TOSUN { 07 Haziran 2007 14:17:36 }
harika olmuş yaşanmış eski olayları bize aktaran yunus abimize saygılar sunarım
mahmut tosun
Polis memuru
trafik tescil bursa
NAHİT YURTSEVEN { 07 Haziran 2007 13:49:20 }
ÇOK GÜZEL BİR HİKAYE,SUÇATI''''''''DAN GÜRÜN''''''''E ZEBZE,MEYVA GÖTÜRÜRDÜK EŞEKLERLE BİZLERİ O GÜNLERİ HATIRLATTIN TEŞEKKÜR EDERİM DEVAMINI BEKLERİZ
Hidayet Takcı { 07 Haziran 2007 13:14:15 }
Eline, diline sağlık. Çok hoş bir hikaye olmuş. İnşallah bundan sonra da güzel hikaye ve yazılarınızı sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Saygılarımla
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun152 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI