Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SUÇATI'DA BİR KIŞ GÜNÜ, YANAN BİR SOFİ, ERİYENSE BUZ

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 23 Yorum | Okunma 8947 Okunma | Yazar Yazan: ebubekir | 16 Ekim 2007 08:41:43

İlk göreve Urfa'da başlamıştım. Yıl 1982.

SUÇATIDA BİR KIŞ GÜNÜ; YANAN BİR SOFİ., ERİYENSE BUZ

 

İlk göreve Urfa’da başlamıştım. Yıl 1982.. Urfa Peygamberler şehri. Bir yanda Nemrudiler.. Diğer yanda ise Halililerin her şeye rağmen oluşturdukları muhabbet adası..Hani demişler ya “Muhabbetten Muhammed oldu hasıl. Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl”. Muhabbet deyip geçmeyin. Muhabbet olmadan terakkiyat olmaz, engeller aşılmaz. Urfa’da bulunmayı, manevi havasını solumayı hep büyük bir nimet olarak gördüm. Ama bu nimet bir gün elden çıktı. Allah Resulü şöyle diyor:” Bir nimetin kıymetini bilmemek kadar o nimetin elden çıkmasını hızlandıran bir şey yoktur”. Nice nimetler bahşediliyor da biz onları külfet görüyoruz.

Urfa’da sefa sürdüğümüz yıllarda apartmanda kapı komşumuz bir öğretmen vardı. Lisede müdür yardımcısı. Hoş bir insandı. Vaktaki askere gittim ve dönüşte izini kaybettik. Yazın tatil için suçatı’ ya geldiğimizde gördük ki bizim öğretmen bey suçatı ortaokulunda müdür..Sevindik tabi.. Artık tatilde günlerimiz çoğu zaman beraber geçiyordu. Sohbetler, sohbet olduğu zaman alınan lezzetler dünyanın sahte lezzetlerine benzemiyor. Sahabeler sohbet ürünü değil mi. Şah-ı Nakşibendi(KS) Hazretleri;”Yolumuzun esası sohbettir” der.

Günlerce süren sohbetlerde anladık ki müdür bey bir Allah dostunu ziyaret etmiş..Bu ziyaretler çoğu zaman insanda çok büyük izler bırakır. İstikamet düzelir, gaflet gider, yerine aşk ve muhabbet gelir. İnsan bazen kendini cennette zanneder. “zikir meclisleri cennet bahçeleri” değil mi zaten. İnsan insanı sevmeye başlar. Artık en büyük düşmanı nefsidir. O’nunla uğraşmaktan başkalarına zaman bulamaz. Niyeti düzelir ve artık o’nun tek gayesi Allah(CC) olur. Bu tür değişiklikler aslında kalbin gittikçe değişmesi ve düzelmesinin neticesidir.

İşte eğer insanın niyeti ve istikameti düzelirse Allah’ın o kişiye olan muamelesi değişir. Nice ikramlar ve lezzetler ihsan edilir. Sonunda kalpler huzur bulur ki bu dünyadaki saadetin anahtarıdır.

Bu ziyaretin müsebbibi okuldaki bir öğretmendir. Müdür bey bu öğretmenden çok şey öğrenmiştir. Bir kış günü oturduğu beton evin suları donar. O yıl gerçekten soğuk bir yıldır. Urfa’da bile bizim suların bir hafta akmadığını hatırlıyorum. Müdür bey donan suları eritmek için çok uğraşır. Su borusunun eve giriş yerinde ateş yakar, boruları ısıtır. Eline bir pürmüz alır ve saatlerce boruların duvar içindeki geçiş yerlerini ısıtır. Ancak tüm bu gayretlerin sonunda değişen bir şey yoktur. Yapacağı başka bir şey kalmamıştır. Komşuları, “senin sular bahara kadar akmaz” derler. Birkaç gün sonra soğukların devam ettiği bir kış gecesi kendisini Allah dostu zata götüren öğretmen ailecek müdür beye misafir olurlar. Meseleyi öğretmene açar, sularının akmadığını söyler. Öğretmen o’na derki;” Sen yapacağını yaptın ve buzlar çözülmedi, sular akmadı. Sen bu işi Mürşidine havale et. Eğer O’nlar himmet ve dua ederlerse mesele çözülür” Evde çay için su yoktur. “Siz oturun, biz komşudan birazcık su alıp gelelim”der, öğretmene ve öyle de yaparlar. Komşunun evi kerpiçten yapılmış olduğu için ve tedbirli davrandıkları için onların suları donmamıştır. Birazcık su alırlar ve gelirler. Eve girdiklerinde gördükleri karşısında dona kalırlar. Çünkü bütün musluklardan gürül gürül su akmaktadır. Bunlar Allah için zor değildir. Bu tür olaylar Allah’ın kudretinin ve ilminin delilleridir. İlim Allah’ındır. İnsanoğluna Allah’ın ilminden çok az şey verilmiştir. Bize verilen ilimde buzu çözecek belirli bir ısıya ihtiyaç vardır. Ama sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Cenab-ı Allah’ın bize verilmeyen ama dostlarına ihsan ettiği farklı ilimler vardır. Ledün ilmi gibi. Bu ilim okuyarak öğrenilmez, Allah bu ilmi gönüllere ilka eder. Belki de Hakk’a aşık olan o sofinin ateşi buzları eritmiştir.. Kimbilir..

Bu tür harikulade işler asla Müslüman için maksud değildir. Zaten maksadı keşif-keramet olanın bu nimetlerden nasibi olmaz. Bunlar Allah’ın birer ikramıdır ve kalplerin itminanı ve muhabbetin tahsilinde önemli birer etkendir. Kur’anda bir çok peygamber menkıbesi anlatılmış ve bunların kalplerdeki imanı kuvvetlendirdiği zikredilmiştir. Kerametlerde böyledir ve haktır.

Vatanımızı yurdumuzu sevmek imanımızın bir gereği. Suçatı gibi bir beldenin insanı olmakta hepimiz için bir övünç kaynağı . Suçatı bir huzur beldesi. Bunca yaşımıza rağmen kayda değer kötü bir olay olmadı. Bunda bence başta Somuncu Baba’nın(KS) ve başka Mürşidi Kamillerin himmet ve dualarının payı çok büyüktür. Somuncu Baba bir gece suçatı’da kalmış ve kaldığı ev asırlarca şifa kaynağı olmuş. Bu az bir şey mi. Oysa her devirde Somuncu Baba’lar hep olmuş. Ama O’nlardan ancak nasibi olanlar istifade etmişler. O’lardan mahrum kalmanın acısını galiba bu dünyada anlayamayacağız.

 | Puan: 9,4 / 7 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Serdar Arslan { 20 Ekim 2007 16:08:03 }
Ebubekir Bey;
çok güzel bir yazı yazmışsınız. Elinize sağlık. özellikle 3. paragrafta yazdıklarınızdan çok etkilendim. Gayesi Allah olan kula başka şey ne hacet ola?
İnşallah Allah bizleri doğru yolundan ayırmaz.
Saygılar....
2.yorumcu { 19 Ekim 2007 22:56:50 }
ya YORUMCU kardes lutfen bildiğimiz konularda yorum yapalım yani bu yorumun ve eleştirin cok cahilce olmuş saygılar
YORUMCU { 19 Ekim 2007 09:03:42 }
Bekir kardeşim sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.acba bu mürşidi kamilleri zamanımızda nasıl tanıyacağız.ölçüne.biliyorsunki zamanımızda kendisini mürşidi kamil olarak gösteren veya müritleri tarafından gösterilen nice kişiler var.doğru olan hangis.doğru olan şey sence nedir.gerçek doğru ne.senin doğrun acaba benim içinde doğrumu.doğru dediğin şey matematikteki gibi 2+2=4 gibi tammıdır.eğer öyleyse insanlar niye parça parça.niye aynı dine inandığımız halde aynı havayı yaşadığımız halde senin doğrunla benim doğrum aynı değil.acaba diyorum herkesin inandığı şey kendisinin doğrusumu.gerçek herkesin kendi inandığımıdır.ozaman gerçek ve doğrular kişiye göremi değişiyor.kendisini canlı bomba olarak halkın içine atıp halkı öldüren kişi bizim için cani ama kendisi için doğru olanı yaptığını düşünüyor.acaba doğru olan ne.acaba diyorum doğru bir gerçek birtane ise bugerçek hangisi.diyeceksinki akıl ve mantık neyi kabul edrese gerçek odur.ama her inancın her dininde kendi içinde akıl ve mantık yürüten akıllıları var.senin mürşit diye kabul ettiklerini bir başkası niye kabul etmiyor.zamanımızda bir sürü yol var sonuçta hepside bir yolamı çıkıyor.acaba diyorum o büyük velinin kaldığı ev gerçekten insanlara şifamı dağıtıyor.yoksa oraya gelen zavallıların parasımı alınıyor.evet kardeşim dediğin gibi her devirde belki diyorum somuncu babalar gelmiş olabilir.ama bu somuncu babalar dan hangileri gerçek mürşit.seninki mi yoksa öbürlerininkimi.saygılarımla
Diğer Sayfalar: 1. 2. 3. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun761 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI