Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SAHİPSİZ SANDIK

Kategori Kategori: Anı | Yorumlar 11 Yorum | Okunma 6971 Okunma | Yazar Yazan: emrullah | 02 Mart 2010 10:35:21

Çok güzel bir yazı, yazarımıza teşekkür ediyoruz

SAHİPSİZ  SANDIK

 

Yağmur, ikindiden beri aralıksız yağıyordu. Resul Hafız, okuduğu Yasin-i Şerif’i geçen kış vefat eden eşi Feyruza’nın ruhuna bağışlayarak ellerini fatihaya kaldırdı. Bu arada odaya kızı Raziye girdi.  Annesine okunan fatihaya sessizce iştirak etti. Kış herkes için zorlu geçmişti ama Raziye için daha da elemli bir kış olmuştu. Annesiz geçen ilk kıştı bu… Küçük bir kız iken annesinin peşinden koştuğu günleri hatırladı… Dut leğeninin içine yüzükoyun düşmüştü de annesi hiç kızmadan sabırla üstünü başını yıkamıştı. Artık büyüdüğünü hissediyordu. Gözleri bir an pencereden dışarı kaydı. İnce ince yağan yağmuru seyretti bir müddet. Kırkikindi yağmurlarıydı bu. Sevdiğini kaybedenlerin yağmuru. Yağmur, her kırkikindide yağarmış meğer sevdiğini bulmak için. Sonrası malum, yine güneşe yenik düşer, bir sonraki baharı beklermiş umutla…

 

Aradan yıllar geçmiş, Raziye artık genç bir kız olmuştu. Raziye, Emine anasının bir dediğini iki etmiyor her işe koşturuyordu. Annesini kaybedeli neredeyse üç yıl olacaktı. Annesinden kendine hatıra kalan işlemeli sandığa gözü gibi bakıyordu. Vefatına yakın bir zamanda Annesi: “Raziye kızım bu çeyiz sandığım senin olsun” demişti. Sandığın bir de kısa hikâyesini dinlemişti: Raziye’nin dayısı Kameli Hafız, bu sandığı Gürün’de bir Ermeni ustaya yaptırmış. Annesinin düğününde de sandığı omuzlayarak oğlan evine dayısı getirmişti. Raziye ev işlerinden fırsat buldukça geleceğe dönük hülyalarına hep bu sandığın başında dalıyordu. Her genç kız gibi…

 

Zaman akıp gidiyor, annesinin çeyiz sandığı Raziye’nin çeyiz sandığı oluyordu. Bazı tenha zamanlarda yine hülyalara dalıyor… Sandığın üstündeki zarif desenlere gönül salıncağını kuruyor, tomurcuk güllerini sallıyordu. Emine ananın Raziye’nin evlenmesiyle ilgili başka planları olsa da Raziye gönlünü Müdür Hafız’ın küçük oğlu Muhammed’e kaptırmıştı. Tabi Muhammed’in gözü de Raziye’den başkasını görmemektedir. Emine ananın karşı çıkmasına rağmen bu evlilik gerçekleşir.

 

Analık yanında büyüyüp sonra gelin olmak, ana olmak, çoluğa çocuğa karışmak, bir kadın için meşakkatli bir hayat olsa gerek. Raziye bunların hepsine göğüs germiştir. Ancak annesinden yadigâr kalan çeyiz sandığına el konulması ona çok ağır gelir. Çeyiz sandığı, bir genç kız için vazgeçilmez bir nesnedir. Bu, Raziye için çok daha değerli ve anlamlı bir eşyadır. Baba evinden bir bohça ile ayrılan Raziye, yıllarca işlemeli çeyiz sandığının hasretiyle yanmış, derdini kimselere anlatamamıştır. Resul Hafız’ın, “Emine gönder şu kızın sandığını, Takdir-i İlahi böyleymiş, inat etme” demesi de fayda etmemiş, sandık bir türlü sahibine gönderilmemiştir. Raziye sonraki yıllarda baba evinin küçük gelini Asiye’ye konuyu birkaç kez açtıysa da Asiye, kaynanadan habersiz kuş uçurtulamadığını bildiği için sandıkla ilgili bir teşebbüste bulunamamıştır.

 

Anadolu yitik sevdaların, kırık gönüllerin diyarıdır. Seven iki gönül kavuşur, koca bir ömür geçer. Ancak sevgileri kadar hüzünleri de aynı kaderi paylaşır. Sahibine verilmeyen bir madalya, sahibine verilmeyen bir sandık…

 

         Bir Erzurum türküsü sanki onları anlatır gibi:

 

Bir sandığım vardır sırmadan telden

Bir çift yavrum vardır tomurcuk gülden

Nasıl ayrılayım gül yüzlü yarden

İşte şöyle böyle hal deli gönül

İster ağla ister gül deli gönül

         ………………

 

Faytonlar geliyor üstü pareli

Askerler geliyor bağrı yareli

Kimimiz nişanlı kimimiz evli

Sene gardaş sene ille bu sene

Gide de gelmiye bu hayin seni

 

Aradan yıllar geçer, Raziye torunlara kavuşur. Artık ne Raziye sandığın peşine düşer, ne de bu sandık kimin diye soran olur. Emri Hak vaki olur, sandığın sahibi de sandığı sahiplenen de Gerçek Sahib’e kavuşurlar.

 

Raziye’nin küçük kardeşi Ali, Gürün’de Kur’an kursu hocalığı yapar. Sandık, Ali’nin kitapları için bir müddet dolap vazifesi görür. Sonraki yıllarda Aşağı Telin’den Yukarı Telin’e içinde tefsir, fıkıh, mevlid, kitaplarıyla gidip gidip gelir… Sandık, içinde taşıdığı kitaplara lisan-ı hâl ile derdini anlattı mı bilinmez ama şimdilerde sandığın içi maddeten boş, hâlâ sahipsiz durur yerinde. Bin bir hatıranın tanıklığını içinde saklayarak…

 

Emrullah TOPRAK

Mart–2010


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

M.BULUT { 02 Mart 2010 13:52:04 }
Çocukluğumuzun vazgeçilmez arkadaşlarımızdan olan o sandık…Ne anılarımız var onunla, onun başında şahitsin,o güzel günlerde ...Demek öyle olmuş …Çok hüzünlü gerçekten …Amca yine zülf’ü yare dokundun ,ellerine sağlık .Hepsine Allahtan rahmet diyorum,Allah affetsin…
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun468 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI