KASABAMIZIN OKEYİ
Kategori: Yazı - Makale |
18 Yorum |
5156 Okunma |
Yazan: yavuz | 20 Mart 2009 23:15:42
Mehmet Ali KÖSEOĞLU Hakkında Bir Yazı
KASABAMIZIN OKEY’İ
M.Ali KÖSEOĞLU
Suyundan olsa gerek, kasabamız hakikaten karakter insanlar yetiştiriyor.
Boğaziçi mahallesinde ikamet eden, Mehmet Ali KÖSEOĞLU bu isimlerden sadece bir tanesi. M. Ali ağabey her şeyden önce çok çalışkan, kelimenin tam anlamıyla ekmeğini taştan çıkaran bir insan. O öyle bir isim ve öyle yapıda bir insan ki, tuttuğu her işin üstesinden rahatlıkla gelebiliyor. Tıpkı bir okey taşı gibi, iş bitiren sonuca götüren, boşluğu dolduran, bir insan!
Yer belleme
Kavak, selvi ,söğüt budama
Düğün ya da ramazan aylarında davul çalma
Düğün ya da diğer etkinlikler için davetiye dağıtma ya da davetçi dolanma işleri (iddia ediyorum kasabayı onun kadar iyi tanıyan yoktur). Tıhmın’dan tutunda Uyuz pınarı’na kadar, hemen hemen herkesi birkaç nesil gerisine kadar tanır. Eğer bir davetçi dolaştırma veya davetiye dağıtma durumunuz varsa mutlaka M.Ali ağabeyi tercih etmelisiniz diyorum. O, davetiyenizi sadece kapıya bırakıp ya da davetliye teslim edip dönmez. Şöyle bir söyleşi, MUTLAKA yaşanır; “…………abinin çok çok selamı var. Allah nasip ederse bu hafta sonu bizim oğlanın davulunu çalacağız. (örn.) Hasan emmime çooook selamımı söyle ben düğün telaşından gelemiyorum kusuruma bakmasın yerine M.Ali’yi vekaleten gönderiyorum, yeğeninin düğününe mutlaka bekliyorum! dedi”. Bu dokunaklı konuşma üzerine Hasan emminin içi paramparça olur ve her bir parçası o düğünde halaya tutulmanın ya da Sırrı TATAR’dan alınan kalasların üzerinde telin’li gençlerin halayını, sin sinini seyretmenin özlemini çekmeye başlar.)
Yonca biçme, bükme, ot doğrama
Sağdıçlık yapma, kına yakma
Ceviz dökme
Düğün kahyalığı yapma
Hoca yokluğunda ezan okuma, müezzinlik hatta imamlık yapma
Mezar kazma
Sulama işleri
İnşaat sektöründeki bütün işler
Halaylarda aranan isim ve sin sin de iddialı
Ve tabi uzun yıllar çalıştığı GARSON’luk…..
M.Ali KÖSEOĞLU’nun garsonluk yaptığı yıllarda ben öğrenciydim ve her zaman ona heveslenirdim. Hatta büyüyünce GARSON olmayı düşündüğüm bile olmuştur. O Yıllarda sadece öğretmenlerde gördüğüm takım elbise kravat olayı M.Ali abide’de mevcuttu. Lacivert takım elbise içinde beyaz ya da açık mavi gömlek ve kravat. Ayakkabılar mutlaka boyalı. Daha da ötesi (bir düzine özürle hafifletilmiş küfürler) gayet güzel bir Türkçe ve nezaketli bir konuşma tarzı. Onu tanımayan biri mutlaka devlet dairelerinden birinde görevli zannederdi. Pınarbaşı’nın Kayaaltı köyünden kasabamıza kız almaya gelen düğüncüler kalabalık içerisinde O’nun takım elbiseli kravatlı haline derinden bir saygı duymuş, hürmet göstermiş hatta daha da ileri gidip sin sin oyununda bile bile ölümüne dayak yemiş, ardından da “biz onu Mehmet (EMRE) beyin arkadaşı müdür bey filan zannettik, yoksa öyle beleşten dayak yer miydik hiç!” itirafında bulunmuşlardır.
M. Ali ağabey şimdilerde zurna çalma egzersizlerine ilaveten, havaların nispeten ısınması ile başlayan işlere start vermiş, bunun yanında, her geçen gün daha da ısınan siyasi ortama, kendine has bir üslupla iddialı yorumlar yapmakla meşgul. Hangi mahallede, hangi muhtar adayının kaç oy alabileceğini, Nazım TAKCI ile Süleyman OCAKCI arasında yaşanan, kıyasıya mücadelede gelinen son durumu, oy sayılarını yaklaşık rakamları ile öğrenebilirsiniz.
Eğer yakınlarda bir düğün olayınız varsa, yer bellenecek, selvi, kavak, söğüt budama yaptıracaksanız, inşaatınız varsa, mutlaka şimdiden arayın ve sıranızı alın. Hem işleriniz görülsün hem de kasabadan haberiniz olsun.
Telinden selamlar….
Yorumlar
Hocam, yine siz ve yine harika bir yazı...
Doğasıyla, insanıyla memleketimizin tüm güzelliklerini; yüzleri güldüren üslubunuzla çok güzel aktarıyorsunuz. Allah(c.c) sizden razı olsun. Sayenizde güzel memleketimize ufak bir seyahat yapmış; tanısak da tanımasak da hemşehrilerimizi görmüş gibi oluyoruz. Bu seyahatleri biraz sıklaştırsak hiç fena olmaz...:)
Tüm güzel yazılarınız için -haddim olmayarak- sizi bir kez daha tebrik ediyorum Hocam. Yolunuz, bahtınız açık ve aydınlık olsun...
Saygılar...
periyodik aralıklarla kaleme aldığın yazılar renkli hayatları gündeme getirmekle beraber sanal muhabbeti de şenlendirmekte ....
hatırlarsın bizim kapının önündeki selvileri tellerin üzerine devirmiştikde çalımlının hışmıyla kamçılanmış gülme krizine girmiştikde imdadımıza yine m.ali abi yetişmiş de selvilerin tepesini kesmişti.çalımlının mütavazi hakaretlerinden yetiştirdiğimiz öğrenciler bile nasibini almıştı.duran abininde çalımlıyla bizim aramızdaki durumuda bir tarafı yanmış öbür tarafıda hamur olmuş tandır ketesine benziyordu...
tşk.. selam ve dua ile....
Emrullah hocam'a,Menekşe hanım'a,Yunus abime,asker emmoğlum Abdurrahman'a ve çooooooooook sevdiğim küçük teyzem'e saygıdeğer eşi Kamil abime yorumları ve övgüleri için ÇOK TEŞEKKÜRLER...
Güzellik,özgünlük kasabanın insanında ve hatıralarında. Ben sadece,bu kocalak gözlerime düşenleri aktarmaya çalışıyorum;))) başarabildimse bir parça ne mutlu bana...
SEVGİLER...........
Sayın Yavuz hocam sanatçı bakış açınıza devam. Sanatçılar hep güzellikleri ve dikkattan kaçan hoş şeyleri bulup çıkarıp unutulmaktan korur.Siz buna güzel bir örneksiniz.Sayende Mehmet Ali Enişteyi tebessümle hatırladık Allah tan sağlıklı güzel günler geçirmesini diliyoruz. Selamlar. Uzağı yakın ediyorsunuz.Eline sağlık Yavuz Hocam.
Selim abi gerçekten çokgüzel olmuuş.Bugüzel yazıların daolmasa askerlikçekilmiyor.ŞAFAK atarsa 140BAŞKAYOK.SUÇATINASELAM.
evet Emrullah Bey kardeşim, hatırlamaz mıyım o günleri. çalışmayı, hele de yaz mevsiminin o sıcak günlerinde çalışmayı eğlenceli hale getiren Mehmet Ali Abi idi. Hayatla baş edebilme mücadelesi veren her insanın, abiden alacakları dersler vardır. zaten Selim kardeşimin anlattıkları bunun ispatı. bizim insanımız genellikle mahcuptur, mütevazidir. pek iddialı görünmez. ancak abi maşallah, girişkenliği, cesareti, kendine güveni ve rahatlığı ile genel profilimizden ayrılıyor! sonra kasabadan kopmadı, bütün geçim zorluklarına rağmen toprağından kopmadı. Allah gücünü kuvvetini daim etsin. Allah uzun ömürler versin. Selim kardeşim sana da teşekkür ediyorum. gurbetten selamlar...
selim abi gerçekten harıka bir yazı olmuş Mehmet Ali abiyi gerçeekten takdir etmek lazım her kasabaya lazım böyle bir şahsiyet. ellerine sağlık mütiş bir anlatım.
Mehmet Ali abi hakikaten buyurduğunuz gibi çok ender bir şahsiyet. Kasabamızda "canı yenli" diye bir tabir vardır. Yaşı kedinden büyük olsun küçük olsun farketmez, hatta ufacık bir çocuk bile ondan birşey istese hemen yerine getirmeye çalışır. Saydığınız bu kadar değişik işlerin hepsini ustalıkla yapabilmenin yanında kendisi gerçek bir nüktedandır. Kasabada bizim şu anki evimizin inşaatında ustabaşı Kemal Takcı Amca'nın yanında hep o çalıştı. Çalışkanlığının yanında, işçileri gülüp eğlendirmesi, olayları hicvederek anlatması, yaptığı taklitler çoğu kez işin nasıl bittiğini bile farkettirmezdi. Bu saydıklarıma Yunus Emre abi de şahittir. Öyle zannediyorum ki eğer Mehmet Ali Abi'ye imkan verilmiş olsa idi inanın şu an dizilerde çok tutulan komik karakterler var ya hepsine taş çıkartabilecek bir yetenektir o. Ömrün uzun olsun Mehmet Ali Abi. Teşekkürler Yavuz Selim Kardeş.
Diğer Sayfalar: 1. 2.
Yorum Yazın