Öğretmenliğe ilk başladığım yıl yazdığım bir şiirim, Emrullah Toprak
Adı yoktur aslında sevdiğim kokuların,
Sadece çocukluğumun tanığıdır onlar.
Bazen mutluluğun adı olur,
Bir bayram arifesi,
Yeni alınmış bir çift naylon çizmenin kokusu.
Bazen de hüznün adıdır,
Bağbozumu yanan sarı yaprakların kokusu.
Kimi zaman ilkokul heyecanını anlatır,
Ahşaptan mürekkep,
Yekpare bir okul sırasının taze çam kokusu.
Sonra sevinç dağıtır içimize,
23 Nisan’da sınıfı süsleyen balonun kokusu.
Açlığın veya tokluğun adıdır,
Okul çıkışı, bir evin kanatlı kapısından sızan,
Tandırdan yeni çıkmış bir ekmeğin kokusu.
Soğuk kış gecelerini hatırlatır,
Kalaylı tencerede yeni pişmiş,
Lahana sarmasının kokusu.
Tuttuğum ilk balığı hatırlatır,
Sel gittikten sonraki,
Sazcıvaz suyunun yosun kokusu,
İlkbaharda yaptığım ilk düdüğün adıdır,
Taze budanmış söğüt dallarının kokusu.
Hac mevsimini hatırlatır,
Doksan dokuzluk bir tesbihin imamesinde,
İpek püskülün kokusu.
Kandil gecelerine götürür,
Ardıç direklere asılmış,
“Lüküs” lambasındaki ispirto kokusu.
Uzun kış gecelerini anlatır,
Kerbela vakasını okurken ağlayan,
İhvanların keskin esans kokusu.
Emrullah TOPRAK
Eylül–1994
Gaziantep
Şiirdeki anlatım ve içerik yaşanmış bir masala davat ediyor. Bu güzlliği gecte olsa paylaştığınız için teşekkürler
Çok iyi ya. Kaleminize sağlık. Bu şiiri daha önceden okuyabilmemiz çok daha iyi olacaktı..
94 ten beri okunmayı bekleyen çok güzel bir anlatım.
Teşekkürler