Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

İLKLERİN ADAMI

Kategori Kategori: Portreler | Yorumlar 13 Yorum | Okunma 6519 Okunma | Yazar Yazan: tatar | 20 Kasım 2007 08:47:20

Eline sağlık Hulusi Tatar Ağabey

İLKLERİN ADAMI

    Sadece okulun bahçesine meyve ağaçları değil çevresine de servi, kavak, söğüt ve çit olsun diye çalı diktiren Cemil Sorgun, okulumuzun da ilk öğretmenlerindendi. Servi ağaçlarının aralarını çimlendirerek, yemyeşil birde alan oluşturmuştu. Yukarı Suçatı ilkokulunun görüntüsü, gerçekten
harika idi. Her tarafı ağaçlarla kaplı, yeşillikler içerisinde, tek katlı, kırmızı kiremitli, beş sınıflı,
her sınıfı cıvıl cıvıl çocuk kaynayan küçük bir okuldu.
     Cemil öğretmen kendi evine göstermediği ihtimamı okula, kendi bahçesine göstermediği ilgiyi, alakayı okulun bahçesine gösterirdi. Her sabah erkenden kalkan Cemil öğretmen, pilli tıraş makinesiyle traş olur, kolalı gömleğini, ütülü elbisesini, boyalı potin ayakkabısını giyer, kravatını da itina ile taktıktan sonra öğrencilerden önce okula giderdi.
     İstiklal marşını o söyletir, çevre temizliğini o yaptırır, çimlerin üzerinde oyun oynayanların, hele hele dikmeleri eğmeye kalkanların hakkından o gelirdi. Kimseye iltimas geçmeyen Cemil öğretmen, oğlu Halit veya kızlarından biri hata yapınca onları haşlamadan başka öğrencilere kızamazdı.
       Okulumuzun öğrencileri, fotoğraf makinesini, kemanı, mandolini, mızıkayı ilk olarak onda görmüşlerdi. Aynı zamanda Cemil öğretmen bu müzik aletlerini,  büyük bir maharetle de çalardı...

Köyde dikiş makinesi ve kömürlü ütü bir terzi Feyzi Abide birde onlarda vardı. Evlerinin önü de her daim tertemiz olurdu. Mescit önüne doğru inen sokağın çukur yerlerini betonla doldurmuş, yağmur suları rahat aksın diye yukarıdan aşağıya birde küçük gever yapmıştı. Kapılarının önünden her geçtiğimizde içeriden mis gibi yemek kokuları gelirdi. Sahi! Şükran yenge her gün böyle mis gibi kokan ne pişirirdin. Cemil Öğretmenin oğlu Halit arkadaşım olduğundan o güzel yemeklerden sık sık yeme fırsatım olurdu. Hele de haftada bir babasının Gürün'den getirdiği gazetelerin içinden çıkan Tarkan, Kara Murat gibi dergileri bir hafta boyunca döner döner okur ne hayaller kurardık.

      Öğretmen olduğu için köyde, en çok ondan çekinir, uzaktan uzağa da en çok ona imrenirdik.

Daha sonraları evine ilk elektriği, ilk suyu, ilk telefonu, ilk televizyonu o almıştı. Hele televizyonu, her akşam mahalleli çoluk, çocuk doluşur istiklal marşı söylenip de televizyon kapanana kadar kalkıp giden olmazdı. Tabi bu arada ikramlarda eksik olmazdı. Ne kadar gani gönüllü bir aileydiniz siz Cemil Abi. Cemil Öğretmenin bir kötü alışkanlığı vardı. Sigara içmek. Yenice sigarasını yer gibi içer, içine çektiği dumanı ancak konuşurken dışarı çıkardı.

      Komşulara da elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırdı. Hele Eşe Bibiye yaşlılık maaşı bağlatması herkesi memnun etmişti.

      Daha sonraları emekli olmuş. Emekli olduktan sonrada köyün camisinin boya badana işlerinde, caminin içindeki asırlık ardıç ağacından dikilen direklerin verniklenmesinde, kapı ve pencerelerin onarılmasında çok emeği geçmiştir. O zamanlar köyde ilk hususi arabayı da cemil öğretmen almış.

Birisimi hasta, birinin acil bir işimi var, gel Cemil Abi. Hiç karşılık beklemeden koşturan Cemil Abi, bir kaç defada kasabamızda belediye başkanlığına adaylığını koymuş maalesef kazanamamıştır. Çok çalışkan, dürüst, tuttuğunu koparan, yeniliklere açık bir mizaca sahip olan Cemil Öğretmen: Eğer seçilseydi kasabamıza daha başka projeler üreteceğinden ve bunları hayata geçirmek için var gücüyle çalışacağından hiç şüphemiz yoktu.

      Çok sonraları akciğer kanserine yakalanan Cemil Öğretmen maalesef bu habis hastalığı yenemeyerek vefat etmiştir. Yaptığın iyilikler yoldaşın mekânın Cennet olsun Cemil Abi.                                                                                              

HULUSİ TATAR                 

 | Puan: 10 / 7 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

hıdır kaya { 21 Kasım 2007 15:37:41 }
"cami cemaatinden değildi ama...." cümlesindeki ama kelimesi birhayli ilginç, hemen dikkat çekiyor. anlatılana göre ocaminin en kayda değer cemeati cemil beydir, kanımca... tabii bu cemaat kelimesinden ne algılandığınada bağlıdır...
Emrullah TOPRAK { 21 Kasım 2007 11:07:28 }
Rahmetli Cemil Hoca hakikaten çok çalışkan ve herkesi kucaklayan aydın bir kişiydi. Okul bahçesinin içini çam, çevresini selvi ağaçlarıyla donatmıştı. Sonradan ne yazık ki işgüzar müdürler tarafından selvi yerine kaba, biçimsiz duvarlar çekildi. Hep okulla ilgili yaptığı çalışmaları söylenir. Belki birçoğumuz bilmeyiz ama Cemil Hoca'nın Yukarı Suçatı Camisinde çok emekleri var. Camiye ilk fıskiyeli havuzu ve şadırvanı yapan oydu. Cami cemaatından değildi ama cemaate en büyük hizmeti o yapmıştı. Çevre düzenlemesi konusunda çok estetik çalışmaları vardı. Vefatında bir iki yıl önce bir bayramda kardeşim Seyfullah ile elini öpmeye gitmiştik. Gözlerinde hala ilk günkü çalışmalarının şevki vardı. Nur içinde yat Cemil Hocam.
hıdır kaya { 20 Kasım 2007 10:12:43 }
Hulusi bey yazınızda muazzam bir kişilikten bahsetmişsiniz, yüreğinize sağlık. Butip insanlar toplumlar için bir değerdir aslında, ama bizler değerleri kaybedince anlıyoruz maalesef. Köylerde, ögretmenler, muhtarlar, imamlar, dedeler sözü dinlenir bilge kişilerdir, keşke hepsi yukarda anlattığınız karekterde olabilse...Şunu unutmatmayalımki bu konumdaki insanların anlattıklarından ziyade yaşantıları dahaçok etkiliyor insanları...
selamlar...
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun882 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI