Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Mesaj Ekleme Formu

SuçatıHaber Yönetimi / Yeni Anketimiz Sizleri Bekliyor !!! / 19.11.2009

Sevgili Arkadaşlar, Zaman zaman üzerimize ölü toprağı serpiliyor galiba. Memleket için hiçbir şey konuşmaz, tartışmaz oluyoruz bazen. Hani biz SuçatıHaber'de yaptıklarımızı memlekete vefa bilinci ile yapıyorduk, acaba borcumuz kalmadı mı? Yoksa memleket, üzerinde kafa yorulmayacak kadar önemsiz mi? Memleketimde o kadar değerli adam varken neden kimsecikler birşey paylaşmıyor. Memleket sitelerinde hep aynı isimler. Başka kimse yok mu bu memlekette. Evet, bu duygu ve düşüncelerde diyoruz ki memleket için düşünmeye yeniden başlarken bir anket koyduk sitemize. Anketi doldurarak yeniden memleket projeleri konuşmaya başlayalım inşallah. Selam ve saygılar...


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
embassy burçin / selam / 16.11.2009

sitenizi uzun zamndır beğeniyle takip ediyorum.Yazar kadronuz çok başarılı .Burdan suçatılı arkadşlarıma selam yolluyorum.Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
SuçatıHaber / 10 Kasım / 10.11.2009

Ölümünün 71. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle anıyoruz.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Hidayet Takçı / Beyin Fırtınası - Devam / 9.11.2009

Beyin olduğuna göre, fırtınası da olmalı deyip, yarın ahiret günü Allah "Beyin verdim kulum kullandın mı?" dediğinde evet diyebilmek için bende bir iki laf etmek istiyorum. Veya bir önceki mesajdan devam etmek istiyorum. "Anlamak mı Eğitmek mi" sorusu bence de çok önemli bir soru ve bence eğitebilmek için anlamak bu sorunun cevabı olmalı. Büyüklerimizin tecrübeleri yanında fazla olmasa da eğitim vermeye çalışırken kimi zaman da eğitim alırken gördüğüm en önemli konu öğrenciyi anlamak. Öğrenciyi anlamak için de ona tahammül etmek gerekiyor, tahammül de sevgisiz olmuyor. Evet en başa dönmek gerekirse eğitimin yolu sevgiden geçiyor, diğer bir çok şey gibi. Ben üniversite birinci sınıfa gelen öğrencilere şunu diyorum. Arkadaşlar başarmak için sevmeniz lazım, sevmiyorsanız sevmeye çalışın, sevemiyorsanız da başka arkadaşlarınıza mani olmayın ve seveceğiniz başka işlere bakın. Evlatlarımızı sevmiyor muyuz ki sorusuna gelince. Daha fazla sevsek birşey kaybetmeyiz diyeyim. Düşünen herkese ve bütün insanlara saygı ve selamlar...


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Ekleyen / anlamakmı eğitmekmi / 8.11.2009

Kalabalık bir ailenin mensubu olmanın verdiği bir duygusallıkla bakınca şu eğitim öğretim işine, hep bocalamışımdır. Kendi çocuklarım olup onlara kendi doğrularımı izaha yeltendiğimdede bocaladım.İnsan ve insanlık bir su misali akıp gidiyor. Bu akış içinde tecrübeler algılar deneyimler her biri değişimler geçiriyor.İlk bu konudaki mesajımdada değindiğim gibi olay anlamakla anlaşılacak ve çözülecek gibi. Çocuklarımla ne kadar çok şeyi paylaşır ve onların dünyasına ne kadar dahil olabilirsem söylediklerim onlar tarafından o kadar ciddiye alınıyor hissediyor ve görüyorum bunu. Onları dinlemeden kafamda kurduğum planı, yöntemi onlara anlatma yoluna gittiğimde dinler gözüküyorlar ama meramımı anlatabildiğimi hiç sanmıyorum. El yordamıyla yaşıyoruz hayatı. Toplumumuz çok hızlı bir değişim geçiriyor. Zihnimize yansıyan dünya izlenimlerimiz, renklere duygulara müziğe verdiğimiz anlam farklı,etkileşimlerimizin boyutu farklı ve biz dünyalarına nüfuz edemediğimiz çocuklarımızla iletişim kuramıyoruzki onlara bir şeyler anlatabilellim. Bunu başarmamız gerek yoksa hem çocuklarımıza hem kendimize yazık etmiş olacağız.Çocuklarımızla ilişkilerimiz onların okulda veya herhangi bir alanda başarılı sayılmalarına endeksli olmamalı. Hani bir Adam olma hikayesi varya. İşte öylecene, hayattan ahlaktan değerler sisteminden kopuk yarış atı gibi muamele görmüş bir çocuğun başarısınında kimseye faydası olmaz,olabilemez. çocuklarımızın önce insan olduklarının sonra görev ve sorumluluklarının bilincine ermelerine yoğunlaşmalıyız.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Musa TAKÇI / Beyin Fırtınası / 7.11.2009

Mustafa Bey, öncelikle malum konuyla ilgili görüşleriniz ve güzel sözleriniz için teşekkürler. Burada amacımız birbirimize bir şeyler öğretmek değil tabii ki. Amaç paylaşım. Ve şuna inanıyorum ki hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şey var. Yani okumuş , mürekkep yalamış insanlar okumamış insanlara bir şeyler öğretir diye, bir şey yok.İnsan yaşadığı dünyaya, olaylara, çevreye duyarlı olduğu ve kendisini geliştirdiği sürece hem kendisine hem de başkalarına faydalı olabilecektir. Hani "Hayat Okulu" dediğimiz olay var ya, işte o okuldan bihaber olmamak lazım. Yoksa elimizdeki süslü püslü, gösterişli, resmi diplomaların o kadar da bir değeri yok. Bu meseleyi paylaşıma açtığımız gün değerli kardeşimiz Muhammed Camcı'nın: "Benim çocuk daha okula başlamadan okuma yazmayı söktü. Şimdi ilkokul 3. sınıfta. Okula gitmek, ders yapmak zulüm geliyor. Çocuğu kendi haline bırakalım, kendisi yapsın dersini demekle olmadı. Sürekli oyun. Şimdi yeni yönteme başladık. Her akşam ödevlerini yapıyoruz, hafta sonu haftalık işlediği derslerden sınav yapıyoruz. Kendi aramız da bu sene böyle bir yönteme başladık." diyerek “Beyin Fırtınası”na katılması ve kendi uyguladığı yöntemi somut bir şekilde dile getirmesi çok önemliydi. Hülasa, bu konuda fikir beyan etmek, yaşadıklarımızı paylaşmak için eğitimci olmaya, üniversiteler bitirmeye, konuyla ilgili kapsamlı bilgilerimizin olmasına gerek yok. Saygılarımla…


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
selim / beyin fırtınası / 6.11.2009

hocam muhabbetiniz bol olsun.. biz öyle bir köşeye oturmuş dinliyoruz.. siz devam edin lütfen.. selamlar..


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Mustafa bOĞA / BEYİN FIRTINASI'na dair / 6.11.2009

Sayın Musa hocam,bir bahçesine bakıp imar edemeyen,ağaçlarına bakıp onları yaşatamayan kurutan,Koskoca Gökpınar ırmağına sahip çıkamayan,onu kayboluşuna seyirci kalan bizlerden çocuk yetiştirmek hakkında görüş istiyorsun. Bizler neyimize sahip çıkabildik ki,bizden alacak bizden emanet istiyorsun. Bizler kendimiz zamanın akıp giden önüne her taraftan her dereden sel suyu toplayıp deryaya dönüşen sel suyuna kapılmış insanlarız.Eğer bu sel sularından bir şeyler kurtarabilirseniz veyahutta sizin gibi ilkeli ve dürüst insanlar set oluşturabilirse nasıl biribirimize destek olmayı nasıl yaşamayı nasıl davranmayı nasıl çocuk yetiştirmeyi öğretirseniz her zaman sizlere saygı ve şükran borçluyuz. Bizler sizleri takip ediyoruz,ve her kelimelerden her harflerden ve her yazıdan bir ders almak bizim ve bizler gibi insanlara büyük lütufdur. Sizler bizlere aldırmayınız bizler yeri geldiğinde sizleri kötülemesini adam aldırma geç demesini iyi biliriz ama inanınki bu belkide bizlerin yaratılıştan gelen genlerimize işleyen bir gururdan ukalalıktan gelen hislerdir. Ama şunu biliyoruz ki gerçeğin devamlı galip geleceğini ve bizlerin de bu gerçekler ışığında hareket edeceğine eminim....Herkese selamlar...Saygılar


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Musa TAKÇI / Beyin Fırtınası / 5.11.2009

Sevgili kardeşim Fahri, söz konusu eğitim olunca, çocuklarımız olunca söylenecek sözlerin de sonu gelmiyor. Ama isterdim ki böylesine önemli bir konuda farklı isimlerin fikir beyan etmesi, tecrübelerini paylaşması. Karşılıklı iki kişinin bilinen şeyleri tekrar etmesi durumuna düşmemek için asıl konumuzla ilgili yeni şeyler söylemeyeceğim. Saygılarımla...


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
f_takci / Beyin Fırtınası / 1.11.2009

Sevgili kardeşim Musa,eğitimin temeli ailede atılmakta,katılıyorum.Bu nedenle temeli ailede sağlam atmamız gerek.Bunun içinde anne ve babanın çocuk eğitiminde bilinçli olması çok önemli.Bu gün eğitimimizin içinde bulunduğu olumsuzlukların bir çok nedeni var.Aileden,çevreden,okullardan ve sistemden.Aileler eğitim konusunda eğitilmeli.Çocuğu okusun isteyen aileler farkında olmadan okuldan ve okumaktan uzaklaştırmaktadır,ya çok baskı yaparak,ya çok serbest bırakarak yada akranlarıyla karşılaştırarak başarısız olmasına neden olmaktadırlar.Aile orta yolu bulması gerek,bulamıyorsa da uzmanlardan yardım almalıdır.Okula yeni başlayan çocuklarda okadar çok eksikliklerle karşılaşıyoruz ki,tamiri zor eksilikler bunlar.Okula başlayana kadar her işini anne-baba yapmış sorumluluk verilmemiş bu nedenle çocukların kendine olan güveni gelişmemiş.Aileler çocuğun her türlü ihtiyacını karşılamayı çocuk sevgisi ve ilgisi sanıyorlar,oysa çocuğa en büyük zararı veriyorlar bunuda kabul etmiyorlar.Öyle çocuklarla karşılaşıyoruz ki,tuvaletini kendi başına yapamayan yapsada temizliğini yapamayan,kemerini bağlayamayan,beslenmesini dahi kendi başına yapamayan vs.Ayrıca çocuğa aile eğitimi ihtiyaç hale getirmeli,okursa okur okumazsa okumaz yaklaşımından kaçınmalı.Ekonomik düzeyi ne olursa olsun eğitimi ihtiyaç hissetmeli çocuk.El bebek gül bebek büyütülmemeli çocuk.Varlığı,yokluğu,acıyı tatlıyı tatmalı çocuk.Her istediği anında yapılmamalı,alınmamalı.Çevresinde başarılı olan akranlarıyla asla karşılaştırılmamalı.Aile çocuğunun kapasitesini iyi anlamalı ona göre davranmalıdır.Okula geldikten sonrada biz eğitimcilere de çok büyük iş düşmektedir.Fedakar olmalıyız,idealist olmalıyız.Eğitimin gereğini eksiksiz yerine getirmeliyiz,mesleğe maddi olarak bakmamalıyız.Eğitimde sınır tanımamalıyız,bunun içinde kendimizi sürekli yenilemeli ve geliştirmeliyiz.Her anlamda iyi bir model olmalıyız.Geleceğin eğitimcisini yetiştiren okullarda eğitim iyi algılanmalı ve eğitimciler iyi eğitilmeli,insan sevgisi ile doldurulmalı ve meslek sevdirilmeli,idealist eğitimci yetiştirilmeli.Eğitimciler eski saygınlığını kazandırmalı.Özetle eğitim yap boz tahtası olmaktan kurtarılmalı,milli eğitim tamamen milli hale getirilmeli,örf adet ve milli kültürümüzden koprılmamalı,kültürel,ekonomik ve coğrafik yapımıza uygun hale getirilmeli.Konu eğitim olunca,eğitimde eksiklikte çok olunca konuşacak çok şey var....Saygılarımla


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
SuçatıHaber / Vefat Haberi / 30.10.2009

Kasabamız sakinlerinden FUAT DELİÖNÜ, 29 EKİM 2009 Perşembe günü, öğle vakti geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Kendisine Allah'tan rahmet, kederli ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Mustafa BOĞA / BAŞSAĞLIĞI / 30.10.2009

Bir kalb krizi sonucu vefaat eden Fuat DELİÖNÜ'ye Allahtan Rahmet dilerken yakınlarınada başsağlığı dilerim.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Musa TAKÇI / Beyin Fırtınası / 29.10.2009

Sevgili kardeşim Fahri, paylaşımı yaparken "f_takci" yerine "Fahri TAKÇI" diye yazsaydın da ben de sana "Kardeşim Fahri" diye seslenseydim daha iyi olmaz mıydı? Neyse burada isimler o kadar da önemli değil, konuşulan konular önemli. Kardeşim şaka bir yana elbetteki hepimiz elimizden geldiği kadar bu konularda çocuklarımızın başarılı olması için gayret gösteriyoruz ve inandığımız yöntemleri uyguluyoruz. Ama senin de vurguladığın gibi eğitim olayı uzun bir süreç ve süreçte o kadar çok faktör devreye giriyor ki önceden bazı şeyleri tahmin etmek çok güç. Yalnız, meseleye genel perspektiften baktığımızda hiç de iyi şeyler göremiyoruz.Eğitimde, çoğu orta doğu ülkelerinden daha geriyiz. Üniversite sınavlarındaki genel başarı ortada.Yani diyeceğim eğitim konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor ülkemizde.Ve bunun en önemli ayağı ve sorumlusu aile. Çünkü hepimizin bildiği gibi eğitim ailede başlıyor. Saygılarımla...


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
SuçatıHaber Ailesi / Cumhuriyet Bayramı / 29.10.2009

Bütün Hemşerilerimizin ve Büyük Türk Millerinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutluyor, saygılar sunuyoruz.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
f_takci / Beyin Fırtınası / 29.10.2009

Sevgili kardeşim Musa,paylaşım yapan benim yani Fahri...Paylaştığım konular kalıplaşmış konular gibi algılnsada yıllrdır öğrencilerime tavsiye ettiğim ve başarılı olduklarını gördüğüm konular.Hatta bu konuları kendi çocuklrımda da ısrarla uyguladığım konular ki çocuklarımında başarısı iyi sayılır.Evde çocuklarımın başarısı için anlattıklarımın bir çoğunu ısrarla ve sabırla uyguladım uygulamayada devam ediyorm.Şuan yolun başındalar ama yolun bu bölündeki uygulamalarımın geri dönüşüşmünden memnunum.Bu nedenle paylaştım.İnşallah ilerde daha iyi sonuçlar alacağımı ümit ediyorum.Eğitim uzun ve zorlu bir süreç,sabır ister.Sonuç zaman ister.Saygılarımla.....


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Musa TAKÇI / Beyin Fırtınası / 28.10.2009

Fatih kardeşim, öncelikle "Beyin fırtınası" çağrımıza katıldığın için teşekkür ediyorum.Yalnız, bu konuda bir iki sözüm olacak. Üzerinde kafa yorduğumuz konu daha önce de belirttiğim gibi kapsamlı bir konu.Toplumun tüm kesimlerini şöyle veya böyle ilgilendiriyor, kapsıyor.Çünkü herkesin ya çocuğu, ya torunu, ya yeğeni öğrenci. Durum böyle olunca herkesin bu konuda söyleyeceği bir şeyler vardır. Bu konuyla ilgili teoride söylenmeyen kalmamış, ciltler dolusu kitaplar yazılmış, araştırmalar yapılmıştır. Bu bilgilere ulaşmak da her an mümkündür. Ama işin teorisiyle pratiği çok farklı. Bir şeyi teoride çok iyi bilebilirsiniz, ama uygulamaya gelince işler değişir. Hani meşhur bir atasözü vardır.”Terzi kendi söküğünü dikemez.” diye. Bilirsiniz Doğan Cüceloğlu bu konularda sözü dinlenir, uzman bir kişidir. Bir gün bir televizyon programında aynen şunları söylüyordu.”Benim böyle çocuk yetiştirme konusunda esip gürlediğime bakmayın, kendi çocuklarımı yetiştirirken neler çektim.” Kısacası Fatih kardeşim, bu konuda biz kendi yaşamımızda neler yapıyoruz, hangi yöntemleri uyguluyoruz? Bunları dile getirir ve paylaşırsak daha sağlıklı olur diye, düşünüyorum. Yoksa bilinen şeyleri tekrar etmenin bizlere bir faydası olmaz. Öğrencilerime bazen evde yazmaları için belirli bir konuda kompozisyon ödevi veririm. Doğal olarak bazı öğrenciler büyüklerinden destek alarak daha süslü püslü, bazıları da kimseden yardım almadan kendi gayretleriyle yazdıkları daha sade ödevler getirirler. Ve bu durumda tavrım şu olur. Çocuklar, önemli olan sizlerin bir şeyler yazması. Kendi yazdığınız bir cümle büyüklerinizden yardım alarak yazdığınız on cümleden daha değerlidir. Çünkü o bir cümle sizin cümlenizdir, size aittir, emek vardır, sadelik vardır.” derim.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
SuçatıHaber Yönetimi / Beyin Fırtınası / 28.10.2009

Sevgili Arkadaşlar, Oldukça güzel bir konu ve üzerinde herkesin diyebileceği bir şeyler olması gereken bir konu olmasına rağmen, "çalışmayan öğrencilere çalışmanın nasıl sevdirileceğine dair" o kadar az kişi fikir beyan etti ki, biz kendi adımıza şunu düşünmeye başladık. Demek ki herkes ders çalıştırma problemini çözmüş. Madem çocuklarınızı çalıştırma problemini çözdünüz o zaman lütfen sihirli formüllerinizi sizlerde paylaşın. Beyin fırtınası olmayabilir ama en azından paylaşım hatrını bunu yapın. Hepimizin, medeni insanlar olarak, bildiği doğruları paylaşma sorumluluğu vardır veya en azından olmalıdır diye düşünüyoruz.


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
f_takci / Beyin Fırtınasına Dair / 28.10.2009

DERS ÇALIŞMAKTAN SIKILMAMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?Çocuklarımızın okulda ve hayatta başarısız olmasını istemiyorsak,onların okul öncesi eğitimine önem vermeliyiz.Onlara güvenmeliyiz,kendilerine olan güven duygusunu geliştirmeliyiz.Onların her işini ypmak yerine yapmalarına fırsat tanımalıyız ki sorumluluk alma duygusu gelişsin. “- Ders çalışmak istemiyorum, - Bir süre çalıştıktan sonra sıkılıyorum,- Uzun süre ders çalışmam imkansız,- Biraz çalıştıktan sonra başım ağrımaya başlıyor ve çalışmayı bırakıyorum.” gibi ifadeleri öğrencilerin çoğundan duymak mümkündür. Aslında bu şikayetlerdeki ortak nokta ders çalışma alışkanlığını kazanmak için öğrencilerin kendilerini uzun süre çalışma odalarında tutmaya çalışmalarından ve ortamı gereği gibi havalandırmamalarından kaynaklanır. Öğrencinin çalışmaya başladıktan bir süre sonra gergin oluşunun ve başının ağrımasının nedeni çalışma ortamının iyi havalandırılmamasıdır. Havalandırılmayan odada oksijen azalır.. Odadaki oksijensizlik gerginliğe ve baş ağrısına neden olur. Gerginlik ve baş ağrısı çalışmayı sıkıcı hale getirir. Öğrenci bir süre sonra çalışmaya son verir. Bunun önüne geçmek ve çalışmayı daha sağlıklı bir şekilde sürdürmek için belirli aralıklarla dinlenme süresi tanınmalı. Bu süre içerisinde de çalışma ortamı mutlaka havalandırılmalı. Uzun süre çalışmayı engelleyen diğer bir faktörde sınava hazırlanan adayın ne kadar çalışması gerektiğini bilememesi ve çalışmaya ara vermemesinden kaynaklanmaktadır. “Bazen kaç saat çalışmam gerektiğine karar vermekte güçlük çekiyorum. İdeal çalışma süresi ne kadardır. Ara verdiğimizde ders çalışma isteğinin kaybolmaması için ne yapmalıyım?” Sorunlarını yaşayan öğrencinin öncelikle bilmesi gereken şey: çalışma süresi yapılan çalışmanın niteliğine ve öğrencinin öğrenme ihtiyacına göre değişir. Konuyu öğrenmek için yapılan çalışmalarda çalışma süresi 50 dakika ile 1 saat arasında değişebilir. Öğrenilmiş bir konuyu pekiştirmek için soru çözümü yapılıyorsa bu süreyi 1,5 saate kadar çıkartılabilir. Bazen öğrenciler kendisini iyi hisseder, ara vermeden çalışmayı sürdürür. “Hiç çalışmamak ne kadar yanlış ise ara vermeden çalışmayı sürdürmek de o kadar yanlıştır.” Öğrenci o anda çalışmaktan verim aldığını düşünse bile daha sonraki çalışmalarını aksatacağından dolayı bu şekilde çalışmak iyi değildir. Günlük çalışma süresini üniversite adayının ihtiyacı belirler. Bütün öğrenciler için günde şu kadar saat ders çalışırsanız sınavı kazanabilirsiniz demek yanlıştır. Burada ölçü her öğrencinin gerektiği kadar çalışmasıdır. Konuyu ne kadar sürede öğreniyorsanız o süre kadar çalışın. Arkadaşlarınızın çalışma süresi size uymayabilir. Konuyu öğreniyorsanız sürenin bir önemi yoktur. Fakat kaç saat çalışırsanız çalışın bunu düzenli bir şekilde yapmalısınız. Mutlaka ders çalışma saatlerinizi ve dinlenme süresini belirleyerek düzenli bir çalışma sergilemeniz faydalı olur. Çalışma süresi kadar dinlenme süresi de son derece önemlidir. Dinlenme süresi 10 ile 15 dakika arasında değişebilir. Öğrenci dinlenme süresini çalışma odasının dışında geçirebilir. Bu arada çalışma odasını havalandırabilir. Farklı bir mekanda dinlenme süresini geçirmek öğrenciyi daha iyi dinlendirir. Dinlenme anında bol bol oksijen alınmalı. Öğrenci yaşadığı evin durumuna ve hava şartlarına göre dinlenmeyi balkonda veya pencereden dışarı bakarak geçirebilir. Çünkü birey böylece temiz havayı solunum yaparak beyninin ihtiyacı olan oksijeni sağlar. Ayrıca bireyin açık hava ile temas etmesi vücudunu rahatlatır. Bu rahatlık daha sonraki çalışmalara istekli başlamanın ve çalışmanın verimli olmasının temel şartıdır. Dinlenme süresinde zihni bir sonraki çalışmaya hazırlamak için çalışılacak dersleri ve konuları düşünmelisiniz. Bireyin motivasyonunu kaybetmemesi için bazen hedeflediği üniversite ve bölümü düşünmesi, başaracağını hayal etmesi, zihnini hep başaracağına dair düşüncelerle doldurulması çalışma isteğini kamçılar. Saygılarımla...


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
Hulusi TAKCI / beyin fırtınası devam / 27.10.2009

Sayın site sakinleri, içerisinde kendimizin olmadığı veya kendimizi dahil etmediğimiz şeyleri tartışmayı seviyoruz. Hepimizin hayata hazırlanmalarında yeterince başarılı olmadığımız çocuklarımızın eğitimi konusunda mümkünse herkes eteğindeki taşı döksün. Eğer bu konu beni ilgilendirmiyor diyorsanız. Çocuk demek bu gün demek, çocuk demek yarın demek, çocuk demek geleceğimiz. ihtiyarlığımız demek. Zamanında yapılmayıpta ertelenen işlerin sonradan başımıza neler açtığını hepimiz biliriz. Hem çocuklarımız hemde kendimiz için faydalı uygulama ve gözlemlerimizi paylaşabilirsek bütün hayata dair projelerimizden daha gerçekci olacaktır bu yaptığımız. Saygıyla


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi
f_takci / BEYİN FIRTINASI / 26.10.2009

ÇOCĞUMA NASIL DERSİ SEVDİREBİLİRİM?Uzun ve rahat bir yaz tatilinden sonra okul ve ev ödevlerine geri dönüş, birçok çocuk ve ebeveyni bir taraftan heyecanlandırırken, diğer taraftan da kaygılandırabilir Oysa doğru ve etkili bir tutumla çocukların ev ödevi, aile ilişkilerini bozan bir faktör olmaktan çıkabilir Birçok çocuk ev ödevi konusunda bir noktada direnç gösterir ya da ödev yapmayı reddedebilir Bunlar genellikle çocukların sıkılmasından, yorgun olmasından veya ödevin öneminin farkında olmamasından kaynaklanır Çocukların ödev yapma isteğinde ebeveynlerin çok büyük etkisi vardır Çocuğa doğru ortamı, rutini ve desteği sağlamak, çocuğun ödevleri konusunda daha istekli olmasını doğurur İlkokul, öğretimin ilk yıllarında çok ödev yapılmasının gelecekteki akademik başarılarla ilişkisini kanıtlayan somut kanıtlar çok azdır Bunun yanında okuma alışkanlığı kazandırmada da ilkokul çağı ödevlerinin önemli bir rolü vardır Nefret etmesin Ev ödevleri aynı zamanda okul ve ebeveyn arasında güçlü bir bağlantının var olmasını sağlar İlköğretimin beşinci yılından itibaren ev ödevleri daha önemli bir rol üstlenir Bu çağlarda ev ödevlerini düzenli olarak yapan çocukların akademik başarıları yapmayanlara oranla daha yüksektir Ev ödevlerinin yapılması yolunda verilen savaşlar, tüm aile için sorun yaratabilir Bazı aileler için bu savaşlar her geçen gece gittikçe uzayabilir Akşamlar dehşet ve korku içinde beklenir, ilişkilerde gerginlik olur ve zamanla çocuklar ev ödevlerinden daha da nefret etmeye başlarlar Çocukların akademik becerileri, bireysel ihtiyaçları veya öğrenme zorluğu gibi sahip oldukları özellikler nedeniyle ev ödevleriyle ilgili yaşanan sorunların boyutu da büyüyebilir İşleri daha üretici ve dayanılabilir bir duruma getirmenin yolları da var - Çocukların beklenmedik durumlara toleransları düşüktür buna karşın önceden belirlenmiş sınırlar içinde uyum gösterme olasılıkları yüksektir Bu nedenle çocuğunuzun yaşına ve ihtiyacına uygun bir çalışma programını okulun ilk günlerinden itibaren oluşturun Bunu yaparken dinlenme süreleri içerikleri masada oturma süresi ve kısa molalarla ilgili çocuğunuzun da fikrini alın - Çocuğunuza çalışabilmesi için uygun ortamı sağlamaya çalışın Sürekli aynı yerde çalışması konsantrasyonu artıracağından, en uygun yeri birlikte belirleyin Ortamın sessiz ve düzenli olmasına dikkat edin - Televizyon veya yüksek sesli müzik gibi dikkat dağıtıcılardan kaçınmaya çalışın Televizyon veya yüksek sesli müzik çocukların konsantrasyonlarını en aza indirger - ‘Aynısını daha fazla söyleyerek’ etkili olmazsınız Sürekli ‘ders çalış’ demek yerine belirlenmiş saatte çocuğunuzu masaya oturtun Bunu yaparken kararlı ama sakin olmaya dikkat edin Çocuğunuzun yanında bulunamıyorsanız onu uzaktan denetlemek için en etkili yöntemi kullanın - Çocuğunuzla her gün okul ve onunla ilişkili konularla ilgili sohbet etmek için zaman ayırmaya çalışın Çocuğunuzu başarıları ve çabaları için ödüllendirmek önemlidir Pozitif yorumlar, eleştirel olanlara nazaran çocuğun davranışlarının değişiminde daha fazla etkiye sahiptirler Ev ödevlerinin mükemmelliğe ulaşmayı değil öğrenmeyi hedeflediği unutmayın Belirlenmiş programa uygun davrandığı her adımı ödüllendirin - Ev ödevi alışkanlığı geliştirilirken, öğretmenle iletişim halinde bulunun Bunun yanında çocuğunuza spesifik olarak yardım edebileceğiniz konuları veya destekleyebileceğiniz konuları öğretmeniyle konuşabilirsiniz - İlkokul çağındaki birçok çocuk ödevlerini yaparken soruları cevaplayacak birilerinin yanlarında olmasını isterler Eğer çocuğunuzla ilgilenen bir başkası varsa onunla ödevlerle nasıl başa çıkıldığı konusunda konuşun Daha büyük çocuklar için, ona tamamlanmış bir ödevi okumayı önerebilirsiniz Öncelikli görevinizin yardım ve destekleme olduğunu unutmamalısınız Hobileri de olsun Çocuğunuzun ödevlerine karışmaktan ve onun yerine ödevleri yapmaktan kaçının Böyle bir tutumun kimseye bir faydası olmaz ve öğretmenin çocuğun zorlandığı konuları anlamasında zorluk çıkarır Ev ödevleri değerlidir ama çocuğunuzun bedensel, zihinsel ve duygusal sağlığını destekleme ve geliştirme çabalarınızdan vazgeçmeyin Ev ödevleri kadar çocuğunuzun hobileri olması spordan ve sanattan zevk alması önemlidir


Tasarım & Programlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33

Şu anda 24. sayfadasınız.



Mesaj Ekleme Formu.

*Mesajınız onaylandıktan sonra yayımlanacaktır..

Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun587 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2009
Tasarım ve Kodlama: SuçatıHaber Teknik Ekibi