Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SOFU YUSUF

Kategori Kategori: Anı | Yorumlar 18 Yorum | Okunma 4844 Okunma | Yazar Yazan: mustafa | 03 Mart 2010 15:27:32

Toprakları Vatan yapanlardan biri daha, Sofu Yusuf...

SOFU YUSUF DALGIÇ (1873-1983)


(ESİR'LİĞİN BEDELİ VATAN)



Gözlerinden dökülen yaşlar bembeyaz sakallarına doğru akarken belli ki iyi üzülmüştü. Babasından bahsederken onun yaşadığı çileleri anlatırken sanki kendisi yaşamış gibiydi. Anlat, dedim anlat hacı emmi boşalırsın dedim. Sofu Hacı Ömer Dalgıç başladı anlatmaya;


1873 yılında Telin'de dünyaya geldi Sofu Yusuf Dalgıç. Babası Halil İbrahim, annesi Mevlüdiye. Annesi Sivas'ın dren köyündendir. babası tırpancı imiş. Babası Sofu Yusuf'u Darende'ye okutmaya salmış 4 seneye yakın ders almış. Bu arada sefil Abdullah'ın kızı Fadime Orakcı ile evlenmiştir. Abbaslar'dandır.


Evlendikten kısa bir süre sonra askere istenmiş. Darende'de okurken hemen Telin'e gelir ve hanımına ve ailesine Allah'a ısmarladık der, çıkar yola. Erzurum'a gönderirler. Birliğine vardığında okumuş olduğundan bölük eminliğine yani alayın depo yemekhane sorumlusu olarak verilir. Bu görevde başarılı olunca paşa başçavuş rütbesi takıp emrine 40 Asker ve 40 deve verir.


Birliğine yiyecek toplamak için Sofu Yusuf, askerleri ile birlikte Gürün, Darende, Kangal ve Hekimhan gibi yerlerde dolaşır. Her geldiği Kaza'da kaymakam nezaretinde ve köylerde ise muhtarlarla dolaşıp un, bulgur, nohut, mercimek, buğday vs. toplarlar. 40 develik yük tamamlanınca Sarıkamış cephesine giderirler. Bu şekilde bir hayli görev yapar. Sonraları alayla beraber Yunan cephesine gönderilirler.


Mevcutları 360 askerdir. Bu giden alay en ön safda oldukları için askerlere fazla para verirlermiş. Bu dönemde bir kemer, bir kese altın biriktirmiş.


Bir gün mevzide iken alayın tamamı esir düşer. Bu dönemlerde oğlu Sofu Osman dünyaya gelmiştir.(Sofu Hidayet Dalgıç'ın babası). Esirleri Selanik'teki Elbasan Hapishanesi'nde yatırırlar. 3 seneye yakın bir zaman yatar. Hapishane dönemlerinde gardiyanlara bahşiş vererek tanışırlar. Ve bu dönemde hergün Arnavutca dilini öğrenmeye çalışır. Sonunda ana dili gibi Arnavutca'yı konuşmaya başlar.


Gardiyana para verdiği için onunla samimi olur. 3. sene dolunca bir gün gardiyan ona "dostum" der, "sizi yarın hepinizi denize dökecekler kaçabilirsen kaç" der. Denizle hapishanenin arası yaya 4 saatmiş. Sabahleyin Türk esirlerinin tamamını içtima edip subaylar eşliğinde ormanlık alandan yola çıkarlar.


Sofu Yusuf denize döküleceklerini bildiği için çareler aramaya başlar. En arkaya kalır. Bunu gören atlı bir subay, kırbaçla dövmeye başlar. Arnavutca'yı iyi bildiği için Sofu Yusuf "Üzerimemi yapayım çok sıkıştım bir su dökeceğim" der. Yüzbaşı yanından uzaklaşır. Bu fırsattan yararlanan Sofu Yusuf ormana dalar.


Bulduğu köylerden dillerini iyi bildiği için kimse şüphelenmez,ona bazı yardımlarda bulunurlar. Araştırarak sorarak binbir çile içerisinde Türkiye'ye vatanına giriş yapar.


Vatanına girer girerya sevinçlidir göz yaşlarını tutamaz Sofu Yusuf. Eğilir toprağı avuçlar ve diz çöker alnını toprağa dayar bir süre şükreder. Kaçıp köyüne gelmez. Yemin etmiştir, arkadaşlarının intikamını alacaktır. Alması lazımdır, onca seneler esirliğin anlamı kalmayacaktır. Hep bu günleri hayal etmiştir.


Sofu Yusuf bulduğu ilk birliğe tümenini sorar. Samsun'da olduğunu öğrenir. Yaya olarak köyüne değil doğru Samsun'a gider. Birliğini bulur ve paşanın huzuruna çıkar. Olanları anlatınca orda bulunanlar paşa dahil hepsi ağlarlar. Çünkü diğer 359 er ve subayları ile birlikte denize döküldükleri için.


Samsun'da paşa terhisine karar verir. Hayır paşam dediyse de yok der Paşa. Kendisine öyle bir belge verir ki o belge ile Sofu Yusuf Darende'ye jandarma karakoluna komutan olarak görevlendirilir. 6-7 sene evinden ayrı kalan Sofu Yusuf Telin'e evine döner.


Evine döner, döner ya öldü sandıkları Yusuf karşılarına çıkınca hanımı dahil zorluk çıkarırlar. Dilini dahi zorla konuşmaktadır. Arnavutca konuştuğu için karıştırır konuşmaları. Ama tabi düğün bayram yapılır evlerinde. Evinde 10 gün kalan Yusuf Darende'ye gider ve burda 5 sene görev yapar. Bu dönemde iki oğlu daha dünyaya gelir. Ömer ve Mustafa.


Bu dönemde Fransızların Maraş'ı istilasında Gürün ve Darende kaymakamları ile birlikte çete olarak gönüllü asker toplarlar. 100'e yakın olunca bunlardan bazıları Telinli yüzbaşı Mehmet Önder, Calıklar'dan Mehmet Ali ve Bekir Boğa, İbrahim Altınbaş, Çavuş Kıllı İbrahim Takcı, Durdu Deliönü köy köy dolaşırlar ve 100 kişi olunca yüzbaşı Mehmet Önder komutasında Maraş için yola çıkarlar.


Maraş'a vardıklarında Fransızlar'ın yenilgiye uğrayıp dağıldıklarını görürler. 15-20 gün içerisinde köye tekrar dönerler. Tekrar görevine dönen Yusuf, bir süre sonra ortalık sakinlenince görevinden ayrılır, köyüne döner. Sonraları Kangal'ın Hüyüklüyurt ve Çad köylerinde 7 sene imamlık yapar. Çocuk okutur ve halen okuttuğu bir çocuk ise sonraları Kangal'a müftü olur.


Köyünde yaşamaya başlayan Yusuf, bahçecilik ve hayvancılıkla uğraşır. 85 yaşında hacca gider.Çocuklarından Osman, kendi sağlığında üzerine bir ağaç düşerek vefaat eder. Oğlu Mustafa okur öğretmen olur. Diğer oğlu H.Ömer ise şu anda 93 yaşındadır.


Kendisine Cin Yusuf da denir. Bu lakap Darende'de okuduğu zamanlar köye geldiğinde sabah ezanı okumak için tahtadan yapılı minareye çıkar ezan okur. O zamanın kahyası(muhtar) İbrahim Kahya'nın evi yakınmış. Ezan sesine uyanır. Sonraları etrafında bulunan kişilere sorar bu kim diye onlarda İbrahim'in oğlu Yusuf derler. O zaman hoparlör yokmuş. Sesi de nasıl gür çıkıyor cin gibi demiş. Ondan sonra gel Cin Yusuf git Cin Yusuf olmuş.


Erzurum Sarıkamış'taki görevi döneminde götürdükleri erzakları boşaltırken erlere çuvalın köşelerini iyi tutun boşaltmayın dermiş. Akşam olunca 80 çuvaldan kalanlar hemen hemen bir çuval olurmuş. Gürünlü, Tıhmınlı, Telinli ve Saccağızlı arkadaşları toplanır 18 kişi olurlarmış. Bu grupda bulunan kaynı Abbaslar'dan H.Ömer Orakcı da varmış. Bu erzaklar avuç içi hesabı ile arkadaşlar arasında kardeş payı dağıtırlarmış. Onları ıslar yerlermiş. Ömer enişte dermiş sen bize böyle bakar karnımızı doyurur isen böyle iki kat Rus ordusu olsa bize dayanamazlar dermiş. Kaynı Ömer çok güzel top atıcısı imiş ve şehit düşmüştür. Köyüne dönememiştir. Sofu Yusuf da 1983 yılında 110 yaşında vefaat etmiştir.


İşte bu topraklar, böylesi kahramanlar sayesinde VATAN olmuştur bize. Onlara Allah'tan bolca rahmet dilerken şimdiki Türküm diyebilen ve vatanına bayrağına sahip çıkan Türk gençlerinin olduğunu ve bu vatanın bizim için bir namus ve her çakıl taşının kutsal olduğunu bu bilinç ile yaşadığımızı gururla söylüyorum. Gözünüz arkada kalmasın sevgili H.Ömer Dalgıç emmi, sana da Allah uzun ömürler versin ağzınıza sağlık. Herkese saygı ve selamlar.


Mustafa BOĞA


 | Puan: 10 / 9 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Yusuf Bahçeci { 07 Nisan 2010 14:37:19 }
İşte vatan böyle kurtuldu kıymetini çok iyi bilelim
selma akbay { 09 Mart 2010 15:42:28 }
sevgili mustafa abi yazınız güzel ama yorumlarınızda biraz daha hoşgörülü olmak lazım .başarılarınızın devamını dilerim.
erdi { 09 Mart 2010 11:57:35 }
Mustafa abi gine olmadı ya .sen iyi niyetlisin aslen.ama yazı yaz sadece yorumları biz yazarlara yapalım. sen yazarsın.kendini bırak övme biz takdir edelim lütfem bir ortak noktada buluşalım.sen ne guzel bir yazı yazmıssın.tarihi eser üretmissin.masallah nasıl bu kadar bilgi dökümanlığına sahipsen masallah.ben bugün öğlen yediğimi unuturum.maşallah.
aslında mustafa bey bence bu sitenin en üretgen yazarı.çok takdirden izliyorum. ve mustafa abi iyi niyetli olduğu için çok yorumlarını takmayın diyorum ben.başarılar iyi günler.
mahmut arslan { 09 Mart 2010 09:57:06 }
sadece kendi adına desdek tebrik övgü yergi yaparsan daha iyi olur
Mustafa BOĞA { 08 Mart 2010 08:44:24 }
Sevgili Can...Can'lar Can'ı,sizin özel durumunuz nedeniyle, bu yorumunuz inanırmısın herşeyin üzerinde..Sizin bu cesaretinize hayranım.Sizi özel olarak önce kendi adıma,sonra Sitenin Yazar'ları,Okuyucuları ve yorumcuları adına KOCAMAN tebrik ediyorum...Hangi yazı olursa olsun hoşuna gidene yorum yap...Selamlar
can toprak { 07 Mart 2010 22:04:46 }
bu güzel calışmanızdan dolayı çook teşekkur ederım. sayenızde yusuf dedemızı tanımıs olduk.
ruhi dalgıç { 07 Mart 2010 12:20:18 }
dedemim bu yazısını herkesle paylaşılmasını sagladıgın için sana sonsuz tesekkür mustafa
bu yazılarıyın devamını dilerim
selma dalgic (tatar) { 06 Mart 2010 13:04:40 }
Gurbette olupda Dedemin agzindan dökülenleri okumak cok duygulandirdi.yazanin emegine saglik.keske birde resmini koyabilseydiniz.almanyadan butun DALGIC ailesine selam ve sevgiler...
Mustafa BOĞA { 06 Mart 2010 10:00:01 }
Sevgili Murat,aslında fotoğrafları da var Sofu Yusuf'un ama vallahi ben pek anlamıyorum fotoğraf göndermeyi.torunu olarak siz bu işi yapabilirseniz neden olmasın.sizin şahsınızda yorum yapanlara iyi dilekte bulunanlara sevgilerimi yolluyorum...
Tarık SORGUN { 05 Mart 2010 22:14:09 }
Ben sofu Hacı Ömer in torunuyum.Dedemden dinlediğimiz bu anıları sizlerden birkez daha dinlemek-okumak bizleri çok mutlu etti.Emeği geçenlere teşekkürler.
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Gürün ve Suçatı'nın daha iyi bir hale gelebileceğine inanıyor musunuz?
Evet
Hayır
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun82 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI