Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

MİSSENSE

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 2286 Okunma | 14 Şubat 2010 13:35:39

Tolgahan Beye Teşekkür ediyoruz

MİSSENSE

Rükneddin başını elinin arasına aldı,sonra tek elini cebine sokarak son sigarasını yaktı .

hep başı ellerinin arasındayken sigarayı sonuna kadar içmeyi istiyordu -hele hele de kafasının dünyaya fazla geldiği ya da dünyanın kafasına fazla geldiği ;bu gibi vakitlerde düşünsel ve duygusal anlamda tamamen çelişki içindeyken-ama bu pek mümkün görünmüyordu güneşten sararmış vitrin gömlekleri gibi ,o çok severek burduğu sarı bıyıkları yansın istemezdi .

(ilahi Rükneddin ne de severdi bıyıklarını) ama asıl derdi üstü başı kül olmasın kokmasın dı. zannımca ama Rükneddin başkalarının zannına pek kulak asmazdı.



az sonra son mahkemesine girecek .Hakim de bir karara varacaktı,varacaktı varmasına ama aleyhinde bir karar Rükneddinin artık işini yapmasına izin vermeyecek bir şekilde sonuçlanabilirdi,Ya da başka felaketlere yol açabilirdi.



Duruşma başladı,sarı saçlı bayanın ön iki dişi arasında pek büyük olmayan ama fark edilmeyecek kadar küçükte olmayan aralık bulunan avukatı söze; müvekkilinin büyük bir zarara uğradığını ,bunu davalının kesinlikle canı dışında ödeyeceği bir bedelin kanunen mümkün olmadığını" dile getiriyor du ki;

hakim" ne saçmalıyorsun oğlum,kanunlar senin aptal dünyanın burjuva çıkarları için şekillenmiyor diyecek oldu,sözünü yuttu devrimci günlerine döndü gözleri doldu,pabuçları yırtık çocukları ,samsun sigarasını,daha sonra döneklik eden -sözüm ona- dava arkadaşlarını gözünün önüne getirdi ve sözünü midesine indirdi ,az daha sözünü bir yerinden çıkaracaktı bunun için zor tuttu kendini,haşa koskoca hakim mahkeme salonunda...

Salondakiler bu duraklamaya pek anlam veremedi ama onu çok iyi tanıyan salon memuru hayrettin kıs kıs güldü,, pis pis sırıttı,dişini gıcırdattı böylece hakim kendine geldi .Avukata devam etmesini ,üstüne vazife olmayan tanımlamaları yaparak devletin kanununa muhalefet etmemesini söyledi,

evet avukat devam etti müvekkilinin Rükneddin beyin sivrilttiği topuklar yüzünden çok büyük zarar gördüğünü bunun için cezasının çok ağır olması gerektiğini yineledi,

şayet Rükneddin denen zanaatkar paslanmış bir sivritici yerine japon malı stainless steel çelik bir bıçak kullanmış olsaydı bu ürkütücü korkutucu durumun meydana gelmeyeceğini ,gelse de bunun tamamen yazgının bir sonucu olmuş olacağını ,o kerte de bunu kabulleneceklerini lakin burada bir kastın, beceriksizliğin ve savsaklamanın söz konusu olduğunu belirtti.

Hem ayakkabı topuğu sivrilticilerinin mesleki şartnamelerinin yazılmış bulunduğu kitabın 988 . sayfasında geçen 611 .madde nin a fırkasında "made in china" yazan ürünlerin (yani paslanır bıçakların)kesinlikle made in cepen yazan ürünlere tercih edilemeyeceğini eğer tercih edilirse ,hiç kimsenin zarar görmemesi durumunda dahi kamu davası açılabilineceğini belirtti.

Hakim sarı bıyıklı Rükneddine baktı acıdı,yazık çocuk için yapılacak pek bir şey yok diye düşündü, keşke vicdani karar verme sorumluluğu biraz daha artırılsa da onun için bir şeyler yapabilseydi,kalın gözlüklerinin camını sildi gözüne geri taktı .

(gözlük az önce elindeydi,aslında kulağına taktığını iddaa etti ama kimse duymadı,böyle gelmiş böyle giderdi)

ve duruşmaya ara verdi,davalı avukatı yoktu avukat parası yoktu varsa da o para Rükneddinde yoktu ,hayrettin zili çaldı ama ders başlamadı

Rükneddin eski elbiseler içinde kendini 15 gün önce evde çekirdeklerini yedikten sonra kabuklarını üstüne atan oğlu mirasettinin

cep telefonunu babasından ve annesinden çok seven kızı lezahın yanında buldu,uyudu sabah oldu işe gitti,

törpü bıçaklarını biledi ve gelecek müşterilerini beklemeye başladı .Dünden kalma bitmek üzere olan bir kaç ayakkabı topuğunu da dikkatlice törpüleyerek bitirdi.

kendisi meslek cemiyetinde 13 cm lik topuklarını törpülemek ve sivriltmek için izni ve cibiliyeti olan 13.grup zanaatkarlar grubundaydı ,buraya ulaşmak için az k.ç yalayıp az kendini paralamamıştı,bira şişesi toplarken kendisini uyaran ve bu işin geleceği olmadığını bir gün pet bira şişelerinin yaygınlaşması ile mesleğin biteceğini söyleyen babasının sözünü dinlemese ; belkide işsiz kalacaktı iyi ki de ak sakallı(?) piri fani babasını dinlemişti.lakin yazgı parası cüzzi ama garantisi olan bu işte onu sanki metan gaz biriken bir çakmakla patlayıverecek birçöplüğe atmıştı,babasına kızdı şimdi " keşke acımdan ölseydim şerefimle ölürdüm diye düşündü ,bunu iş olsun diye söyledi .Sanırım şerefsizce birşey yapmadı küçük Rükno (annesi onu böyle çağırırdı, beş yaşına kadar sütten kesmediği oğlunu pek severdi.)

İçeriye giren bayan oldukça bakımlı birine benziyordu dükkanın kenarında yanan infra red sobanın ışığı yüzüne vurunca elma yanak eklenmiş olan çehresi pek bir çekici olmuştu canım ;hele sarı saçları ...Rükneddinin göz bebekleri büyüdü kalp hızı arttı,soğuk soğuk terledi "ne güzeldi" ama sadece düşündü zaten hep düşünürdü,olsun en azından düşünürdü,belki hayvanın tekiydi bir kadınla aklı başından gidebilirdi ama düşünme eylemini çok severdi,bir sonuca varamasa da bir çıkar sağlamasa da içi huzur dolardı böylece konuşurken saçmalamazdı,ve düşünmeden konuşanlara haddini bildirir ,saçma sapan bahaneleri hıyarlığının bir yansıması olarak öne süren insanları bir salvoda bertaraf eder kılıcını kınına sokar ve akan kana dehşet ve gurur içinde bakardı...

Hanım ona ayakkabı topuklarının 14 cm olduğunu ama 14 cm lik ayakkabı törpüleyicilerinin grevde olduğu için pek zor durumda olduğunu bu işi yaparsa ona 2 katı para ödeyeceğini söyledi.

Bunun mümkün olmadığını öğlene kadar kedisine açıklamaya çalışan Rükneddin saatine bakınca aslında on dakika geçmiş olduğunu gördü karşısında ki kadının ısrarına dayanamadı,aslında pek ısrar da denemezdi; otuz harften ibaret kelime dağırcığına canım ve cicimi ekleyerek yapılan tekerrürler neticesinde Rükneddini ikna etti .(zaten işlerde kesattı)yalnız kadına 14 cmlik bir topuğu asla törpüleyerek sivritemeyeceğini ,bu işte pek iyi olmadığını bunu yapacak olursa ve bu da duyulacak olursa meslekten men cezası alabileceğini ancak topuğu 13 cm e indirip 14 cm olduğunu belirten enternasyonel numarayı kazıdıktan sonra bu işi yapacağını söyledi.kadın kabul etti,ürünün bir saat içinde yapacağını belirten Rükneddin kadına bir saat sonra gelmesini söyledi ve işe koyuldu,radyoyu açan Rükneddin burnunda ki sümükleri sol el baş ve işaret parmaklarının yardımıyla çıkararak tezgahın altına sürdü işine devam etti,dün gelen bir toptancıdan aldığı törpü bıçağını işte kullandı,bıçaklar oldukça güzele benziyordu,orjinalliği konusunda şüphede kalınca toptancı onu vallaha bak,billaha,iki gözüm önüme aksın ki ,allah belamı versin ki,hüsamettin biz de yanlış olmaz,hukuğumuz uzun yıllara dayanır değilse nasıl yüzüne bakarım ,kuran çarpsın .diyerek ikna etmiş,yufka yürekli Rüknrddin ise bu kadar yemin eden bir insanın yalan söyleyemeyeceğini-halt etmişin- düşünerek bıçakları aldı,golü burda yedi maçı burada kaybetti uzatmaların ona bir faydası olmayacaktı.

Bir saat kadar sonra gelen kadına törpülenmiş ve sivritilmiş topuklu ayakkabısını verdi güle güle yürümesini söyledi pis pis sırıttı bıyığını burktu,kadın çıktı gitti,çıkmadan önce teşekkür etti parasını ödedi.

yattı uyudu akşam eve gitti

uyudu uyandı iki gün geçti

ama polisler 5. gün işyerine geldi ve Rükneddini karakola götürdü...

kuzum Rükneddin -görmeliydiniz-hiç bir şey anlamayan kurbanlık koyun gibiydi oysa sabah oynadığı şans oyunları yolunda gitse belki akşama zengin olacaktı.

bilirkişinin karşısına çıkarılarak kadınla yüzleştirildi,törpülediği ve sivrilttiği topuğun bağlı olduğu ayakkabının sahibi kadın üst düzey bir bürokratın ayakkabısına basmış ayağını yaralamıştı.ayağı yaralanan bürokrat kadından şikayetçi olmuş ve tutanak tutturup kadının takip edilmesini ,başına bir iş gelirse bunun hesabının sorulması için gereken tüm önlemleri neredeyse almıştı.bunu duyan kadın karşı atağa geçmiş kokoşlar ve tikkiler konfedarasyonu başkanı teyzesinin oğlu yani kuzinine telefon ederek hakkını savunması için konfedarasyon heyetinden bir kaç kişinin görevlendirilmesini istemişti,

yüksek bürokrat cemalettin bey bergen farkıfevri hanımın sivritilmiş ve törpülenmiş topuğunu sivri kısmının ayağının üstünden girerek yaralanmaya yol açtığı 1 mart günü 16:48 akşam saati den tam iki gün sonra yüksek ateş nedeniyle acil servise kaldırılmıştı yakınlarına bu işin peşini bırakmamalarını -hasta olacağını anlamış olcak ki vasiyet etmişti

Saygın bir bürokratın çok paralı kokoş bir kadının yüzünden hastalanmış olmasına bürokrat cemalettin beyin tüm iş arkadaşları ferasettin ,ricaettin,kemalettin,sucati bey hatta bir ara iş yerinde çoraplarını çıkararak odanın kokmasına yol açtığı yüzünden dövüştüğü yavuz bey dahi üzülmüştü,hepsi akşama kadar k.çını yerden kaldırmadan her türlü işi bir kalem çiziğiyle halleden bakan yeğeni,milletvekili kardeşi cemalettin bey için gece gündüz demeden "vah vah yazık oldu" diyerekten dua ediyordu.



hastaneye kaldırıldıktan bir kaç sonra durumu iyice kötüleşen cemalettin beyi görmek için hastaneye gelen yüksek devlet memurları doktorların tüm çabalarına ,"hastayı şimdi görmenizin onun sağlığı için bir yararı yok .bekleyin ve dua edin" sözlerine rağmen akın akın içeriye dalarak hastanın başında rabıtaya daldılar vah vah çekerek üzüntülerini dile getirdiler .doktorları iteleyenler hemşirelere hakaret edenler gırla doluydu mekanda,bilgi alırken aşşağıladıkları doktorların bürokratların 7 ceddine ettikleri dua eğer birbiri peşine eklenseydi sanrım dünyayı bir tur dolaşırdı.

hastaneye yattıktan 3 gün sonra cemallettin beyin "clastridiyum tetani var.çayniz"

denen mikrovarlık tarafından enfekte olduğunu ama bundan önce bir üst solunum yolakları iltihabı olduğunu açıkladılar.ikisi birleşince hastanın daha kötü bir duruma geldiğini açıklayan doktorlar tedavinin pek mümkün olmadığını da dostlarına duyurdular.

Hastalığının son anına kadar bilinci yerinde olan ancak solunum aletine bağlı olduğu için konuşmayan cemalettin bey doktorlardan daha sonra alınan bilgini tercemesine göre okisjen doygunluğunun tedricen düşmesi ve kalp ve akciğer tutuklanması suretiyle kalp ve karaciğer kurtarılmasına alınmış ve tüm çabalara rağmen kurtarılamamıştı.Bir ara cemalettin beyin bürokrat arkadaşlarından biri cemalletin beyin kalbini ve akciğerlerini kimin tutukladığını tutuklayanların derhal cezalandırılmasını istemiş lakin bir yanlış anlama olduğu husunda uyarılınca ,kendisi bir kımızı pancar gibi cehaletinden utanmıştı.



Olayın üzerine giden polis memurları bir mikrobiyologtan yardım istemiş bu mikrobun nasıl olupta cemallettin beyin vücuduna girdiği konusunda teferruatlı bir rapor yazmasını emretmişti bir kaç gün sonra gelen raporda. bu mikrobun her yerde bulunabilceği lakin çin(yani var.çayniz) versiyonunun ancak çinden gelen ürünlerle bir temas neticesinde(açık yara ,saplanma) insana sirayet edebileceği açıklaması yazılmıştı.



olayı daha fazla teferruta boğmanın bir işe yaramayacığını bilen yazar,mahkeme salonunda toplanan insanları hangi sebeplerin bir araya getirdiğini umarım anlatabilmiştir.

Tikkiler ve kokoşlar konfedarasyonu vasıtasıyla ,necla hanımın sebep olduğu eylemin bir suç teşkil etmediğini edilmemesi gerektiği hakim beyin kulağına usulca fısıldanmıştı.

Hem kadın bilemezdi ki:topuğunda mikrovarlık taşıdığını,

Bilirkişinin eline tutuşturulan bir miktar para sonucunda ayakkabının 13 cm topuklu olduğu orjinalliğininden şüphe edilmemesi gerektiği de ayrıca bir raporda sunulmuştu,seri numerosuda usulüne uygun bir şekilde 13cm lik ayakkabılara uygun olduğu konusunda bir raporla usulsüz şekide belirtildi.



Hakim hafifçe yellendi duruşma yeniden başladı bir yükten kurulmuştu. Karar dedi,Rükneddin ayağa kalktı,

pembe ayakkabılarıyla alımlı duran necla hanım dişlerini gösterdi gülümsedi

rükneddinin kazağından bir ayçekirdeği yere düştü,hakim meslekten men edildiğini,artık yüksek topuklu ayakkabıların topuklarını sivriltmek ve törpülemek gibi şerefli bir vazifeyi asla yapamayacağını söyledi,Rükneddinin de aynı mikropla enfekte olması gerektiğine dair kararı herkes tarafından alkışlandı.

sadece rüknettin bey üzüldü,hayıflandı vah vah dedi...

bir mayıs akşamı anneler gününde mayısın ikinci haftası 25 gün evvel enfekte edilen küçük rükno hakkın rahmetine kavuştuğunda ...13 cm lik topukları törpüleyen ve sivrilten ayakkabı törpücü ve sivrilticileri grev yapıyordu....



1 mart 2008/Kurtuluş/tolga han efe

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1010 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI