"Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın
Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip gider
Her affın içinde bir intikam gelip gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
**
Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın”
Sezai Karakoç
Her kar tanesini, bir melek indirirmiş meğer...
Yitik bir hikmeti öğrendim geçen yıl. Bunca yıl rayihasına dokunurdum, her kar tanesinin yeryüzüne bir melek tarafından indirildiğinin.
Her kar tanesinin, bir birine benzersiz sukutunda saklıymış meğer, meleklerin yeryüzüne seyri suluk etmesi.
**
Her kar tanesini, bir melek indirirmiş meğer...
İlk defa duyduğumda bu cümleyi, yüreğimin zangır zangır ettiğini hissettim aniden. Tüylerimin ayağa kalktığına şahit oldu, gözyaşlarım. Sahi ne destansı bir kayıttır hayata düşülen. Hayatı irdeleyen ne menem bir asilliktir bu bilgi...
**
Her kar tanesini, bir melek indirirmiş meğer...
Nice yalnız zamanlarımda, nice yalnızlığın bir şiir gibi konuk olduğu zamanlarımda, tabiatın aniden rucu eden raksına dalardı gözlerim. Gözlerim, bir semazen gibi döne döne inen kar taneciklerine dalardı çoğu zaman.
Yalnız kaldığım nice ıssız zamanlarda, ışığı söndürür dışarı çıkardım her kar yağışında.
Karın nazenin bir dönüşle gökten inişine dalardı gözlerim. İçimi, bir sukut hüznü kaplardı aniden. Ve bilmezdim kaç yıllık mürekkep yalamış halimle; her kar tanesinin bir melek tarafından indirildiğini.
Aman Allah’ım ne müthiş bir gerçek, her kar tanesinin, salına salına, bir melek tarafından bizlere hediye edilmesi...
**
Her kar tanesini bir melek indirirmiş meğer...
Geceye ram olan yüreğimde hissederdim zaten karın yağışını. Karın yağışında uhrevi gizler bulurdum çocukluğumdan bu yana. Çocukluğumdan bu yana, kar tanelerinin şekillerini incelerdim ellerimde. Her avucuma aldığımda onların erimesine dalardı, çocuk yüreğim.
**
Her kar tanesini bir melek indirirmiş meğer...
Kitapların dünyasına daldığımdan bu güne, hiç aralıksız arındırdım yüreğimi gizlerden. Ve, tabiatın mükemmelliğine olan inancım her daim pekişti okudukça. Yağmurun ve karın gizemini sorgulamadım nedense. Ve geçen koca otuz yılın sonunda öğrendim ki; her kar tanesini bir melek indirirmiş meğer.
**
Her kar tanesini bir melek indirirmiş meğer...
Yitik bir hikmeti bulmanın gönül huzuru yayıldı yeniden yüreğime. Yeniden ışıldayan kar huzmelerin raksına râm oldu benliğim. Benliğim bir mahcubun ellerinde sukut buldu ansızın..
Ve her kar yağışında, bir birine hiç benzemeyen kar tanelerinin o muhteşem salınışına daldı gözlerim...
Osman ÇELİK