Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

KAR DÜŞÜNCELERİ

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 8 Yorum | Okunma 2342 Okunma | 23 Ocak 2010 12:36:43

Yunus Ağabeye teşekkür ediyoruz...

KAR DÜŞÜNCELERİ

 

Öğle saatlerine yakındı. Bir ara dışarıya baktığımda ne göreyim, kar yağıyor. Hayır, rüya falan değil, bu basbayağı bizim kadim dostumuz kar yahu! Niye yalan söyleyeyim, işi gücü bırakıp seyre daldım. Burası İstanbul, ne olur ne olmaz, bakarsın birkaç dakika sonra kardan eser kalmaz; bari şu görüntünün keyfine varayım.

 

Yine sessiz ve sakin. Hiç kimseyi ürkütmek veya korkutmak gibi bir niyeti yok. Ve de sabırla. Hem de ne sabır. Kurumuş bir yaprağın üzerinde küçük bir pamuk yumağı başka nasıl oluşabilir ki. Ya, bir çam ağacının sayısız iğne yaprakları üzerinde oluşan ince beyaz şeritlere ne demeli. Zaman ilerliyor, akşam yakın artık ve yağış devam ediyor. Kapı önündeki araçların üzerleri beyaza büründü bile. Hatta  kar oyunlarına başlayan yetişkinleri görmek mümkün.

 

Evdeyim. Yine, perde arasından kaçamak bakışlarla dışarıyı süzüyorum. Heyhat, sokak lambasının aydınlığında  kar taneleri ölgün, süzgün; yağış kesilmek üzere. Ama buna da şükürler olsun. Mevsimlerin biri birine karıştığı  seneleri yaşarken böyle aniden bastıran karı aramızda gördük ya, ne gam. Tazelenen ümitlerle yeni bir güne başlayabilir, kirlenen vicdanlarımızın üstüne beyaz bir örtü çekebiliriz belki. Saflık, temizlik, belki biraz da çocukluk…kar işte bunlardır aynı zamanda. Bir özlemdir; iyilik ve güzellik adına. Hatta bir rüyayı çağrıştırır; kim bilir…aslında binler nimetlerin içerisinde bir nimettir; görmesini bilenler için. Hoş, şehirlerin üzerine yağan kar, bilumum atık gazların etkisini de  taşıyor artık. Hatta griye kaçan rengiyle riyakarlığı bile resmedebilir. Merkezden uzak varoşların, solgun ışıklarla kaplı sokaklarında bin bir endişelerle boğuşan yılgın insanlar için kar ne anlam taşır bilinmez ama, sabaha uyanan bir Anadolu köylüsü, bereketi görmenin sevincini yaşar ve şükreder.

 

Ya tipiye ne demeli. Asabiyet, hırçınlık, öç alma…öyledir gerçekten. Sakin sakin yağan kar taneleri gitmiş, yerine sanki sersem kurşun mermiler gelmiştir; hedef gözetmeksizin sağa sola saldıran.  Hele de bir yolculukta ağına düşmüşseniz, vay halinize. O, uzun kış günlerinde anlatılan bazı hikayeler tanıdık geliyor değil mi? Hani sevdiği için bir köyden diğer köye gitmeyi göze alabilen yiğit delikanlının hazin sonunu…tipi ile şaka yapmaya, onu hafife almaya gelmez. Efendi olacaksın, yiğitliği dışarıda bırakıp, yanan bir sobanın yanı başında muhabbet halkası oluşturacaksın!

“…kar, sabaha kadar yağdı. Evin içi adeta buz kesiyordu. Evin kadını, sabah namazını kıldıktan sonra biraz kestirdi ancak çok geçmeden uyandı. Doğruca çocukların bulunduğu odaya gitti. Üzerleri açık olan var mı yok mu kontrol etti. Hatta, ortancanın dışarıya sarkan elini sessizce yorganın altına soktu. Üzerine bir şeyler aldıktan sonra  alt kata indi. Sırt sırta yatan misafir kediler, alışkın oldukları ayak seslerinden hiç etkilenmeden fakat kulaklarını sağa sola şöyle bir hareket ettirdikten sonra uykuya devam ettiler. Söğüt ve kavak odunlarından bir sele doldurup tekrar üst kata çıktı. Sobanın külünü aldı. Ön tarafa tutuşturmalıklar, arkada ise iri yarma odunlar…

Ortanca, gözlerini açmaya cesaret edebildiğinde oda çoktan ısınmıştı. Derken kapı sessizce aralandı. Anne, sobaya birkaç yarma odun daha attıktan sonra fırını açıp, patatesleri şöyle bir karıştırdı. Sonra, ellerini böğrüne dayayıp buz tutmuş pencereden dışarı bakmaya çalıştı. Serçeler çoktan kayısı dallarında çığırtkanlık yapmaya başlamış, şu bizim kel karga asab bozucu sesiyle bir şeyler istiyorum der gibi bağırıp çağırıyordu. Akşamdan kalan sofra bezini hatırladı. Hemen dış kapıdan dışarıya silkeleyiverdi. Serçeler büyük bir cesaretle balkona hücum ederken, kel karga biraz daha geriden sıranın kendisine gelmesini bekliyordu.

………ortanca tekrar daldığı uykudan, annenin, nasırlaşan elleriyle saçlarını okşadığını  hissedince uyandı. Göz göze geldiler. Bakışlarında büyük bir muhabbet ve masumiyet...”oğlum kalk, patates hazır”

Yunus EMRE/İSTANBUL


 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ayşegül Bedir { 05 Şubat 2010 13:39:19 }
Değerli Dayıcığım,yine güzel bir yazınızla birlikteyiz.Özellikle son paragraflar muhteşem.Unutamıyoruz bir türlü o güzül insanı değil mi?Düşündüğümüzde burnumuzu sızlatan bir hayat.Evet unutamıyoruz,unutmayalım da...Teşekkürler
Emrullah TOPRAK { 29 Ocak 2010 01:42:20 }
Karın yağışını neden severiz bu kadar? Kar yağar ve örter kirlerimizi, bembeyaz bir örtü gibi. Kar yağar ve sarar bizi, şefkatli bir ana eli gibi. Kar yağar ve korur yazın bereketini, bir yorgan gibi. Ve özleriz kar yağınca sevdiklerimizi, hatıralarımızı. Kar düşünce, gönlümüze düşer hep bu düşünceler. Teşekkürler Yunus Abi.
Burhan EMRE { 27 Ocak 2010 00:26:18 }
Yunus;Kar deyince içinden geçen düşünceleri çok iyi biliyorum. Sami,Şinasi,Veli ve sen islimin yanından Fahri Amcamın yıkılan damının arkasındaki virajdan Aşır Amcanın marangoz dükkanının önüne doğru yapılan kızak yolculuğu.O günler yaşanması gerekiyordu yaşandı geçti.Ellerine sağlık güzel bir yazı.
İsmail TAKCI { 25 Ocak 2010 14:51:59 }
Şu an dışarda şahane kar yağıyor ve benim keyfime diyecek yok:) kar; her zaman bende çocukca bir sevincle beraber tatlı hatıralarıda canlandırır gözümde...

Hafta sonu dahil bugün gün boyu, kimi zaman yoğun kimi zaman serpiştirmeyle yağan kar fotoğraf karelerine girecek beyazlıkta manzaralar oluşturdu,ara sıra memleketi arıyorum 'acaba köyüme de kar yağıyor mu?' aldığım haber beni memnun etmesede gine de burdaki kar yağışıyla seviniyorum pencere önünde beyaz meleklerin yeryüzüne inişini izliyorum.

Üstadım gine geçen yıl yazdığınız gibi kar'lı bir yazı daha okuduk sizden elinize sağlık teşekkür ederim.

Selam ve saygılarımla...
Mustafa BOĞA { 24 Ocak 2010 08:41:35 }
Sevgili yunus kardeşim,bahar günlerini yaşıyorduk ama şu anda 24.01.2010 saat 8.30 camdan bakıyorum öyle güzel kar yağıyorki inanırmısın bizim burdan karşı su deposu tarafı hiç görünmüyor kardan.çocuklar öyle özlemiştiki karı bizlerde öyle.Böyle giderse akşama kadar her halde yirmibeş otuz santim yağar herhalde....selamlar
Habip BEDİR { 23 Ocak 2010 20:10:10 }
Selam dayıcığım ellerine sağlık...
Kar dediğin gibi temizliğin,masumiyetin remzi bir rahmet bizlere.Hamd olsun buralara da yağmaya başladı.Dün biraz dağlara doğru gideyim dedim kar alabildiğine nazik ve şefkatla iniyordu yere.Hiç ses yok ruhun dinlenmesi için müthiş bir yer ve zaman.
Dayıcığım buralar seni bekler haberin ola...dua ile...
Hidayet Takçı { 23 Ocak 2010 18:43:27 }
Kardan adam yapmak gibi kardan düşünceler çıkarmak, yazılar yazmak. Kasabamız için, memleketimiz için ne önemli ve güzel KAR. Kar olmadan Su, Su olmadan Suçatı olmaz. Bizim özellikle kar konusundaki hassasiyetimiz buradan geliyor galiba. Sevgili Yunus abi, yine çok güzel bir yazı, tam bir kış yazısı, kar yazısı. Teşekkürler bu güzel yazı için...
selim { 23 Ocak 2010 15:16:09 }
merhaba Yunus abi. Kar hasretini yazınla gidermeye çalıştım. Gerçi sonu biraz sulu oldu ama ne yapalım;))
Memlekette enteresan bir hava var. Bugün 23 Ocak ama dışarıda abartısız söylüyorum Nisan havası var. Ne Gürün'de ne Suçatı'da kar var. Söğütlerin kavakların ve diğer bütün ağaçların kafası karıştı bizim gibi. Bir önceki hafta sonu Sazcağızsuyu'da karçiçekleri açmıştı!
kar bekliyoruz! ama biraz boşuna gibi.
televizyon "şu anda istanbulun tamamında kar etkili oluyor" diyor. Kıskanıyorum sizleri.
Bizim yerimizede izleyin
selamlar....
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1144 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI