DELİ PETRO RUHU
Kategori: Yazı - Makale |
13 Yorum |
4285 Okunma |
Yazan: hidayet | 05 Aralık 2009 13:03:37

... bizler neden kasabamızın deli petroları olmayalım
DELİ PETRO RUHU
Öyle insanlar vardır ki çağ açıp çağ kapatacak kadar büyüktür. Fatih bunlardan birisi. Yaşı bizlerden çok daha küçük iken, bir çağı kapatıp diğer çağı açacak başarıya imza atmıştır Allah'ın izniyle. Bir insanın başarabileceği ender işlerdendir bu. Şimdi hiçbirimizin böyle bir başarıya soyunması mümkün değil. Fakat bizlerin yine tarihte önemli bir rolü olan Deli Petro gibi işler yapabilmesi mümkün.
Deli Petro kimdir? Veya Deli Petro ruhu olarak karşımıza çıkan şey nedir?
Deli Petro ülkesinin geleceğini kurtarmak için belki de kendine deli rolü vererek Avrupa'nın çeşitli memleketlerinde gezmiş, onların bilim ve teknik gelişmelerini en ayrıntılı şekilde incelemiş ve daha sonra edindiği bu bilgileri dönerek memleketinde uygulamış ve böylece memleketinin gelişmesinde önemli bir rolü yerine getirmiştir.
Kasabamızı düşünüyorum ve kasabadan göç eden bizleri düşünüyorum. Kendi kendime diyorum bizler neden kasabamızın deli petroları olmayalım. Bizler neden Türkiye'nin farklı yerlerinde veya Dünyanın farklı yerlerinde başarıyla uygulanan projeleri memleketimize entegre etmeyelim.
Bugüne kadar aslında bilerek veya bilmeyerek deli petroluğa soyunmuş olanlar olabilir. Bunlardan başarılı olanlar ve başarısız olanlar da olabilir. Öncelikle başarılı olanları tebrik ediyor saygılar sunuyoruz. Onlara saygımız sonsuz. Bir de başaramayan insanlar var. Neden başaramadıklarına gelince; birincisi formülü yanlış almış olabilirler, ikincisi formülü doğru almış fakat yanlış uygulamıştır, üçüncüsü elinde formül vardır, yetenek vardır fakat uygulama gücü yoktur, dördüncüsü ise adamın memleket gibi bir derdi yoktur. Varsa yoksa kendini kurtarmak için çalışmaktadır. Bu seçenekler artırılabilir, ben sadece birkaç tanesini açıklamaya çalıştım.
Her ağzımızı açtığımızda kullandığımız bir söz var “Memleketimizde en iyi yetişen şeyler; dut, kayısı, elma ve okumuş insan”. Evet, kasabamız gerçekten çok ciddi şekilde okumuş, görmüş insan potansiyeline sahip fakat bunların çoğuna biz 8 yıldır hala ulaşamadık. Ulaştıklarımız bütünün en fazla onda biri. Buna rağmen güzel fikirler üretiyoruz şükürler olsun ama gönlümüz devamlı şekilde bütüne ulaşmaktan yana.
Mehmet Toprak ve Ebubekir Gür ağabeylerimiz memleket projelerinde bize çok ama çok faydalı olabilecek insanlar. Bu sayı 2 yerine 20 olsa. Projeler mevzusu daha fazla gündemde tutulsa ve hepimiz dünya gözüyle kasabamızda güzel işlerin yapılabildiğini görsek ne olur. Deli Petro ruhunu yaşatabilsek hatta daha iyisini yapabilsek ne olur.
Edebi yazılar konusunda sitemizin geldiği noktadan hepimiz çok memnunuz. İnşallah en yakın zamanda sitemiz projeler konusunda da rüşdünü ispat edecek. Yakın zaman içerisinde faaliyetlerimizi duyurabileğimiz yeni bir ortama daha açılacağız inşallah o yeni ortamı da yine projelerimiz için kullanmaya çalışacağız. Bu arada SuçatıHaber olarak büyürken bizimle birlikte büyümek isteyen Şirketlerimizin bizimle temasa geçmelerini tavsiye ediyoruz.
Selam ve saygılarımla,
Hidayet Takçı
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Değerli arkadaşlar tartışmalarınızı ilgiyle izliyor ve istifade ediyorum. Yatırım-üretim-tüketim-maliyet gibi mevzularda derinlemesine bilgi sahibi değilim. Ancak tartışmaya Mehmet abinin sözünden yola çıkarak başka bir açıdan katkı sağlamak istedim. Mehmet abinin "nüfusumuz hızla artıyor ve birgün insanlar memleketlerine geri dönecekler" mealindeki tespitine katılamadığımı belirtmek isterim. Aslında benim de temennim keşke öyle olsa diyorum. Ama ne yazık ki ilmi gerçekler öyle demiyor. TÜİK verilerine göre nüfus artış hızımızda özellikle de son yıllarda ciddi yavaşlamalar görülmüş. Daha önceki araştırmalarda 2050 yılında nüfusumuzun 100 milyon olacağı öngörülürken bugünkü verilerden yola çıkılarak bunun mümkün olmayacağı belirtilmektedir. Hatta bu artış hızıyla gidilirse 2040'lardan sonra nüfusumuzda gerilemeler olacağı tahmin ediliyor. Bu durumu biz de kendi ailelerimizden örneklersek daha iyi anlarız. Bakın bizler hemen hepimiz en az 5-6 kardeşiz. Hatta köyümüzde 10-12 kardeş olan aileler var. Ancak bugün bizim ve bizden sonraki evli kuşakların çocuk sayısına bakıyoruz 1, bilemedin 2 çocuk. Yani anne ve babadan sonra onların yerine geçecek nüfus sayısı onlardan az veya en fazla eşit. Kaldı ki ben kendi çevremden örnek vereyim. Kayseri'nin nüfus yoğunluğu oldukça kalabalık bir semtinde oturuyorum. Çalıştığım okulda son iki yıldır 1.sınıfa kayıt olan öğrenci sayısında gerileme var. Nüfusumuzdaki bu duraklama ve gelecekte olabilecek gerileme ülkemiz için ciddi bir meseledir. Genç nüfusu azalmış, yaş ortalaması yükselmiş ihtiyar bir ülkeye doğru gidiyoruz. Bütün bu bilimsel verilere rağmen hâlâ bazı aklıevvel zevat (söz meclisten dışarı) dalga geçmeye devam etse de bence "en az üç çocuk" tavsiyesi dikkate alınmalıdır. Çok nüfustan aç kalınsaydı Çin aç kalırdı. Ülkemiz için sorun olan şey fazla nüfus değil, üretim kabiliyetidir.
Muhabbetiniz bol olsun. Gündeminizle ilgili yaklaşımımı bilenler sen nerden çıktın diyebilirler. Memleket meseleleri konu olunca adamın içi kaynıyor yerinde duramıyor.Bir iki laf etmek istiyor.Laf yarıştırmak değil niyetim. İsimsiz analizcimizin yazısınada bıraktığım notta değindiğim bir şey var.Kuyma suyla değirmenin dönmeyeceği. Gerek Mustafa beyin gerek Ebubekir beyin gerek Mehmet Beyin gerek yazı sahibi hidayet beylerin niyet yaklaşım ve mesele edindikleri konuyu anlıyoruz. Tabiki meleketimizde ileriki zamanlarda bir dönüş yaşanağı kesin gibi. Bu dönüşün gerçek bir dönüş olabilmesinin : köyün kendi imkanlarını iyi tahlil edip canlandırılmasından geçeceğini düşünüyorum. Köye dönmeyi düşünenlerin köy için iyi bir şey tasarlayanların sufinin dediği gibi Önce bahçesini ekmesi gerekiyor. Elimizdeki imkanları bir seferber edelim. Köyde dikkatnizi çeken ne? gurbetten dönenler şaşalı evler yapıyor. Bahçesini ekmekten yanamı tatilden yanamı.. Kredi demek başkasının ürettiği artı değeri kullanmak demek.kimse kimseye alının teri artı değerini babasının hayrına kullandırmaz. Dünya tarihine cumhuriyet tarihine yaşanan tarım politikalarına falan bir bakalım yahu. köyümüz ve köylümüz üretici olmaktan çıkarılmış.Köyümüzde marketlerde bile tükettiğimiz gıda maddeleri bizim değil. Zihniyet değişikliğinde ısrar ediyorum. saygılar
heygidi deli petro... nelere kadirmişsin beee...
Abiler tartışma çok olumlu mecrada seyrediyor proplemlerin ortaya konulması biçimi çözüm önerileri meselelerin ele alınış biçimi çok güzel tartışmak için tartışılmıyor en azından Ebubekir ve Hidayet beye ve düşüncelerini umutsuzcada olsa cesaretle ortaya koyan Mustafa bey e teşekkür ediyorum .
Ben ısrarla şunu söylüyorum nufus hızla artıyor birgün insanlar memleketlerine geri dönecekler suçatında aynı durum söz konusu olacak topraklarımız çok değerlenecek dikmetaş mevzunu çok bilmiyorum ama halihazırdaki topraklarımız azda olsa çok değerli olacak, bunları derken altınıda doldurmak lazım tabiki işte burda yerel yönetimlere çok iş düşüyor iller bankasından ödenek gelirse hizmet yaparız tek düzeliliğinin dışına çıkılmalı kalkınmada çok değişik fon kaynakları var bunlar iyi araştırılmalı örneğin bizim belediyemizden bir personel Sivas valiliği AB birimi ile her hafta görüşmeli belediyede bir proje birimi kurulmalı İŞKUR la mutlaka irtibatlı olunmalı
Diğer taraftan Gürün Öğretmen evi müdürümüzden mutlaka destek alınmalı Gürüne geçen yıl AB den aktarın Fon 1 milyon TL den fazla olmuştur küçükte olsa bizdende destek aldılar anlatılacak ve yapılacak okadar şey varki Ebubekir abiye ve Hidayeyet beye bu yolda sabır diliyorum AB nin ruhana karşı çıkanlar olacak farklı muhalif rüzgarlar olacak ama herşey güzel olacak muhabettle kalınız
Mustafa kardeşim genelde söylediklerinde haklısın.Hidayet beyin söylediği gibi bizlerin elinden fazla bir şey gelmiyor.Asıl yapması gerekenlerde yapmıyorlar. Parası olan yatırım yapmıyor. Bürokrat rutin işlerin dışına pek çıkmıyor. Siyasetciler ise vatandaşı kandırmakla meşguller. Bizlerin sitemi aslında elinde imkanı olduğu halde bu imkanı kullanmayan, maddi ve manevi değerlerimizi heba edenlere. Her şeye rağmen böyle gelmiş ama böyle gitmesin. Dün olmadıysa, bu gün olmuyorsa yarın belki olur diye düşünüyoruz. Yarın bizlerde olmayacağız. Hiç olmazsa gönlümüz rahat olsun.
Mustafa kardeşim geçen sene elmalarımızın muhafaza edilmesi için bir proje hazırladık. Hidayet bey ve Mehmet bey''in büyük katkılarıyla. Suçatılılar derneği, kaymakamlık, belediye başkanlıkları ve iki araştırma enstitüsünü projeye dahil ederek ve her türlü teknik ve mali destek taahhütlerini de alarak. Ama proje sudan bahanelerle reddedildi. Gerekçelerinden birisi projenin bir araştırma projesi gibi hazırlandığı diğeride yeterli elemanın projede olmadığı idi. Halbuki projede beş tane araştırmacı vardı. Senin bahsettiğin dikmetaş mevkiinde Özel İdareye verilen arazide fidan üretimi projesini acizane ben başlatmıştım. O zamanlar ilçe tarım müdürü idik. Ancak bu görevde siyasi efendiler bir sene kalmamıza müsade ettiler. Bir belediye başkanı, il genel meclisi üyesi veya iktidar partisinin yöneticileri memurları kendi köleleri gibi görüyorlardı. Eğer köleliği reddediyorsan yaşama hakkı tanımazlar.Bu zihniyetten hala kurtulamadık. Ehliyete bakan yok. İyi bir partici isen gerisi teferruat oluyor.Benden sonra çöğürlerin aşılanmasını zorlama ile teknisyen arkadaşlara yaptırmışlar. Halbuki bir teknik eleman teorik olarak aşı yapmasını bilir ama pratiği yoksa yaptığı aşılar tutmaz. Bu işte öyle oldu. Cüzi bir ücretle aşı ustalarına bu iş yaptırılabilseydi çok daha başarılı olurlardı, iyi para kazanabilirlerdi ve bu işte başlamadan bitmezdi. Belki bir çok kişiye örnek ve ekmek kapısı olurdu. Malesef kamuda işlerimiz hep üstünkörü gidiyor.Ne yazıkki sadece suçatı değil gürün de sahipsiz. Kasabanın etrafındaki arazileri bir türlü tarıma kazandıramadık. Suyumuzu alıp Darendeye götürdüler. Halbuki Karahisar mevkiinde bir elektrik santrali yapılabilirdi. Sulama amaçlı da suyun bir kısmı verilebilirdi. Ama şimdi ırmaktan bir damla bile bırakmıyorlar. Bunlar hepimizin ayıpları değilmi? En fazla da yukarılardakilere karşı halkın menfaatlerini savunamayan, teslimiyetci bir ruhla sadece üsttekilerin siyasetlerine koltuk değneği olan mahalli siyasetcilerimizin.Siyasetcilerimiz bu ve benzeri problemlerin takipcisi olmalı.Bahsettiğin gibi bol keseden atmak kolay.Vatandaş da körükörüne particilik yapacağına tüm kasabayı ilgilendiren hizmet konularında siyaset yapsın.Ne de olsa mühür vatandaş da değilmi?Saygılar.
Elmalar, armutlar, ...
Olumlu gelişmeler, Olumsuz gelişmeler, ...
Bütün tartışmalara sebep olan bu yazımız aslında olması gerektiği halde birşeyler neden olmuyor konusunu sorgulamak için idi.
Elinde yetki olanlar ve yetki olmayanlar var dostlarım. Ben memur, mehmet abi memur, ebubekir abi memur emeklisi, elimizde yetki yok. Kaymakam değiliz, kaymakamlıkta memur değiliz, belediye başkanı değiliz, hatta Suçatı'da bile yaşamıyoruz. Dilimizin döndüğünce projeler konusunu gündemde tutarak bazı şeylerin tartışılmasını ve doğruya ulaşılmasını istiyoruz. Gücümüz fikir üretmeye yetiyor, çünkü bunun haricinde yapabileceğimiz pek bir şey yok.
Memlekete proje yapacak olanlar memleket hizmetini yürütenler ve iş adamları. Bizim misyonumuz birşeyler için gündem oluşturmak. Doğruları tebrik etmek hataları eleştirmek. Bizim gücümüz buna yetiyor, yaptığımız iş ile uyumlu olanda o.
Projeler konusuna gelince, görevimiz olmadığı halde zaman zaman önerilerde bulunuyoruz. Bu arada bütün bunlara rağmen ben bireysel olarak üç yıl önce Gürün'de kurum kurum gezdim Dedim ki Kaymakam Bey'e "Ben bilgisayarcıyım, Gürün'den 5 tane genci bana yönlendirin ben onları birebir eğiteyim". O günün Halk Eğitim Müdürü ile filan görüştük bize öğrenci bulunamadı maalesef. Sonra görüşmelerimiz sirasında Sağlık Müdürlüğüne yazılım yapalım dedik, yazılımın başka firmadan alınması gündeme geldi o işi de yapamadık. En son Kaymakam beyin ricası ile Goncagül hanıma Gürün Kaymakamlığı web sitesini yaptırdık v.s.
Biz nelerin olup nelerin olamayacağını uzaktan da olsa takip ediyoruz ve olabilecek projeler için birşeyler yazıyoruz.
Sevgili Mustafa Ağabey, sizinle yüzyüze de görüştük, amacımızın devlet kredisi olmadığını, amacımızın memlekete vefa borcu olduğunu bilirsiniz. Gelin hep birlikte elimizden geleni memleket için yapalım. Bugüne kadar aksilikler olmuş olabilir, o hatalara bakarak hata yapmamayı öğreneceğiz inşallah.
Sevgili kardeşim,kusura kalma şunu unuttum,biraz fazla oluyor ama,belki bilirsin,dikme taş mevkiinde belediye kaymakamlığın emrine yer verdi.Güzelde çalışmalar yaptılar.kaysı çitili yetiştirdiler.Ama boşuna.Gelgör şimdi oranın halini..Yürekler acısı.işte benim derdim bu..Vatandaş nereye inansın.Gördüğünemi yoksa gelecek vaat eden projeleremi..ne oldu bu projeye.Çilek yetiştirek dediler,ne oldu çileklere..Vatandaş nereye inansın..Gördüklerinemi...Yoksa hayal vaat eden projeleremi..yoksa birileri kendi kendilerinimi kandırıyor,vatandaşımı..yoksa birileri cebinimi düşünüyor yoksa şu topraklarımı...Kusuruma kalma.Yine diyeceksinki ruh yok.heyecan yok..varsın öyle desinler..O ruhu o heyecanı getirenlere şu kasabaya can kurban..eğer onlara yardımcı olmasak o zaman hesap sorunuz...ama ne çare...hadi başını ağrıttım kusuruma kalma..Yine de bizler sizleri seviyoruz,sayıyoruz..belki diyorum,bakarsın beraber bu ruhları harekete geçirebilirizde ha ne dersin...Kucak dolusu selamlar
Sevgili kardeşim bekir bey.Önce selam veriyorum.Ben belki her şeye muhalif gibi görünebilirim.Olsun beni öyle görsün millet.Olsun bende heyecan varsın olmasın.Emekli olanlarıda görüyorum.Heyecanlarınıda.Lütfen kimse kimseyi kandırmasın.herkesi herkes tanıyor.Ben burda kalıyorum.Kimlerin bol keseden proje ürettiklerinide görüyorum.kimlerinde Gürün'de görev de yaptıklarını biliyorum.Bu kasabaya kimlerin de vaatlerde bulunduklarını sizlerden ben daha iyi biliyorum.İki tane çitil dikmesi ile bu millet kalkınmaz.Dört tane domates fidesi dikmekle bu millet çocuklarına aş ekmek veremez.Lütfen.Birbirimizi kandırmayalım.Ben projelere hiç bir zaman karşı çıkmadım.Ama benim derdim toz pembe gösteren insanları neden Suçatında göremiyoruz.ben benide öğmedim ben kendimde aynı gurubun içerisindeyim...kendimi hiçte faal görmedim,öyle kendini gösterenlerede hiç aldanmadım...lütfen kendiniz alınmayınız.sizlere sözüm yok.Ederik yaparık inşallah diyenleri bu millet çook gördü,halada görüyoruz. sevgi ve saygılarımı sunuyorum..Projelerinizi bekliyoruz..her zaman da gözüm kapalı sizi destekliyorum...Selamlar
Sevgili dostlarım,benim derdim proje üretenlerle değil.kağıt üzerinde ben her zaman derim,karakepezin üzerinde Alabalık tesisi kurarım ben.Yeterki Boşa akan sarıkaya ırmağını benim emrime verin....İki boruyla hallederim.Hayel kurmak çok kolay.Projede öyle.Ama bunları hayata geçirmek lazım.Kiminle neyle.Bazı girişim yapacağız diyenler devletten krediyi aldımı haydi eyvallah diyor.Ben de öyleyim.Bende emeklim geldi gün sayıyorum,ama bende burda durmayacağım.Benimde iki tane askerliğini yapmış delikanlım var.bende göçeceğim Bursa'ya.Şansımı orda deneyeceğim.Bir şeyler yapmam lazım.Yani kısacası herkes kendi geleceğini düşünüyor.Kasaba üçüncü dördüncü planda kalıyor.İşte kasabanın halini sizlerde görüyorsunuz....Bizler emanete zaten sahip çıkamadık...Tekrar,hidayet hocama ve mehmet kardeşime kucak dolusu selam gönderiyorum.
Mustafa kardeşin ümidi kaybolmuş.Emekli de olsa bu ruh ile proje yapılmaz. Mehmet ve hidayet kardeşler, sizde boşuna heveslenmeyin. Önce işe ruhunu ve kalbini arıtmak ve tatmin etmekle başlamalı. Şimdi ben bunun reçetesini söylesem onuda kabul etmez. Belki bin tane laf sayar. Biraz ümitsiz vaka gibi gözüküyor.Buraya kadarı latife. Ama elma, erik, dut işini gerçekten lüzumsuz olarak görüyorsa yazık..Bir israil sadece tohumdan, hollanda çiçekcilikten, ispanya zeytinden ve kapariden çok büyük paralar(milyar dolarlar) kazanırken ve tarım bir çok ülke için lokomotif olurken bizim gibi bir tarım ülkesi için hiç bir ürün gözardı edilmemeli, değersiz görülmemeli. Kendi ismini vermeyen bir arkadaşımız suçatının bir lidere ihtiyacı olduğunu ve bu liderin(kim olduğunu bilmek isteriz) var olduğunu yazdı(analiz de).Erdemli çiftcisinin durumu oldukça iyi sayılır. Burada bitki deseni çok çeşitli olsa da genelde iki temel ürün (Domates ve limon) ve birazda son yıllarda dikimi yapılan zeytin var.Bizim çiftçimizde lider kişilerin önderliğinde, uygun planlamalar ve devlet desteği ile çok paralar kazanabilirler.İnanmak başarmanın yarısıdır.Bizim köylümüz sahipsizdir.Eğer çiftci para kazanırsa onu kimse tutamaz.Çiftcimiz gözünün gördüğüne inanır. Eğer başarılı örnekler görürse risk almaktan çekinmez. Yeterki iyi örnekler gösterebilelim.
Diğer Sayfalar: 1. 2.
Yorum Yazın