DUTNAME 2
Kategori: Yazı - Makale |
5 Yorum |
2647 Okunma | 03 Aralık 2009 21:12:14
Yorumlar
Münevver Hanım,
Bir kez daha ve şiddetle daha çok yazmanızı rica ediyorum.
İkincisi ise değerli Naci ağabeyimizi de sitemizde görmek istiyoruz, lütfen siz de bizim adımıza ricacı olun olur mu.
Saygılarımla,
Abdurrahman Amca yazınızı babamla birlikte okuduk.Çok teşekkür ederiz.Biraz geç okuyabiliyorum yorumları,zanan aşımına uğruyor çoklukla, kusura bakmayın.
Münevver hanım yazılarını büyük bir heyecanla okuyor okurken de sizin kim olduğunuzu bulmaya bilmeye çalışıyordum. Çünkü size karşı içimde bir sevgi ve saygı oluşmuştu. Meğerse çok saygı duyduğum Hocamın torunuymuşsunuz. Naci Beyin kızı Münevver hanım yüzün ve gönlün ismin gibi nurlu olsun inşallah. Dutname 1. ve 2. tasvirlerini okurken kendimi eski günlere götürdün. Çok sağol. Yüreğine ve gönlüne sağlık. Altmışlı yıllarda Telin de büyük deden Resul Hafızın mescidinde başlayıp Gürün kuran kursunda devam eden 4 yıllık öğrenim hayatımda hocamız tabiki Ali Toprak . Telinde ve Gürün de unutulmaz hatıralarımız var. Dedeğin ilk yaptırdığı ahşap evde çalışmışlığımız ve anılarımız var. O zaman Ali Toprak aile bireyleri deden, eben, baban, halan ve amcan Sırrı var. Karayar da, Sınırderesin de, Karağal da, Çatakta, tepecikte, Otlukilise de, Uyuzpınarın da, Gökpınar da ve buna benzer yerlerde hoş zamanlar geçirdik. Hocamız Sahrayı çok severdi. Aniden derdi ki, "çocuklar yarın hırsız pınarına Sahraya gidek. Abdurrahman sen gaz ocağını al, Enver Takçı sen demlik al, Ekrem camcıya sen tencere, Veli Başpınara odun al" diyerek organizeyi hemen yapar ertesi gün Sahraya giderdik. tabiki düz tabanlarımızla. O zaman vasıta nerde. Burak otomobili bir eşek dahi temin etmek mümkün değildi. ÇÜnkü eşekler çok kıymetliydi. Merhum Zeki Çakıcı ve Hakim Topal Sahra görevlisiydi. Tereyağlı bulgur pilavı şayet olursa içine çele doğrardık, o olmasa patates. Kuru soğan, salatamız olurdu. Namaz vakitleri Veli Başpınar müezzin olur, ezan okurdu. Sesi çok güzeldi. Allah rahmet eylesin. velhasıl elli yıl önceleri hatırladım. Yeni yazılarını bekler. Mutluluklar temenni ederim.
münevver hanım, tebrik ediyorum. birincisi gibi adeta bir dantela örer gibi sabırla, özenle işlenerek kaleme alınmış bir yazı. tarihi değeriyle arşivlerde yer alacak( özellikle kasabamız açısından) bir yazı olmuş. ayrıca,(bir edebiyatçı değilim ama) cümle kurgularınız, anlatım tekniğiniz de bana göre çok güzel yani bir iş, bir uğraş okuyucuyu sıkmadan usandırmadan anlatılmış. münevver hanım, tabi sosyal ve ekonomik gerekçeler iş ve meslek anlayışında da değişikliklere sebep oluyor zamanla. bunun önüne geçmemiz mümkün değil. örneğin, uzun ve zahmetli uğraşlarla elde edilen pekmezle bir ailenin asgari şartlarla geçimini sağlamak günümüz koşullarında zor olsa gerek. ama pekmezin bir doğal ürün olarak değeri de ortada. belki de yapılacak desteklerle en azından birkaç ailenin(kasabamız için söylüyorum) geçimini sağlayacak şekilde bu işi teşvik etmek, gerekli organizasyonları sağlamak( mesela ürün pazarlanmasına yardımcı olmak gibi) iyi bir düşünce olabilir. ama benim de çoğu zaman özlemle andığım ve daha ziyade kendi kendine yeten, pazar ekonomisinin gelişmediği, ağırlıkla trampanın egemen olduğu dönemlere dönülmesi hem imkansız, hem de istenilmez herhalde! belki de hep çocukluğumuzda kalmak istiyoruz, kim bilir.
selim
{ 05 Aralık 2009 00:05:48 }
Münevver hanım elinize sağlık. Hakikaten çok güzel bir yazı olmuş. Ben annemlerden rahmetli Naciye ebemden dut üzerine çok hikayeler dinlemiştim. O dinlediklerim ve çok daha fazlası tekrar can buldu hayalimde. Tekrar teşekkürler. Başarılar
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın