
Hulusi Beye Teşekkür ediyoruz...
BAYRAMLIKLARIM NEREDE
Her bayram olduğu gibi arkadaşlarıyla beraber bu bayramın planını da arefe gününden yapmışlardı. Aralarında konuluşanlara göre:
Sabahleyin erkenden birşeyler yer yemez sokakta buluşup bir önceki bayramda tesbit ettikleri haşlık verilen evlerden başlanmak üzere sütlü şeker, gığam şekeri ve de köpüklü şeker verilen evler tek tek dolaşıp bayramlaşılacaktı. Eğer bayramın birinci gününe yetiştirilebilirse birinci gün, yoksa bayramın ikinci günüde mutlaka aşağı köye gidilip oradaki tanıdıklarında elleri öpülecekti.
Özellikle aşağıya bayramlaşmak için gidilince çocuklar daha bir sevgiyle karşılanırdı. "Vay bibiniz gadanızı ala bu çamurda çaylakta ta yukarıdan bayramlaşmak için mi geldiniz?Eliniz yüzünüzde buz kesmiş, geçin hele geçin şu sobanın başına geçin" derler. Çocuklarda büyük bir gururla geçer sobanın başında ısınırlar daha sonrada pencere kenarında ki divanın üzerine otururlardı. Hal hatır ve evdekilerin durumuda sorulduktan sonra.Sobanın üzerinde fokurdamakta olan çaydanlığın yanına tandırda pişmiş açık ekmekler konur.İyice ısınan ekmeklerin içerisine ya salamura yağlı koyun peyniri konur yada sobanın fırınında pişmiş patatesleri tereyağında ezerek dürüm yapılıp, çocukları eline verilip,hemen arkasından da çay getirilirdi.
Dışarıda kar ve soğuk insanları dondururken,içeride gürül gürül yanan sobanın karşısında. Sıcacık insanların içerisinde,yenen o dürümlerin ve buharı üzerinde içilen çayların lezzetini, tadını, kokusunu ilerideki yaşamlarında ne en lüks lokantalarda yedikleri yemeklerde ne de içtikleri çaylarda asla bulamayacaklardı.Sabahleyin erkenden ellerinde topladıkları şekerleri koymak için birer torba ev ev dolaşmaya başlamışlardı. Bayramlaşmak için girdikleri o ev de de bayramlaşılmış şekerler alındıktan sonra aceleyle ayakkabılar giyilip merdivenlerden gürültülü bir şekilde inmeye başlamışlardı ki arkadan "Sadi oğlum biraz eğlen hele"diyen sesi duyunca merdiveni inmiş olan Sadiyavaş yavaş geri çıkıp.
Buyur Gadir Emmi bir şey mi diyecen?
Evladım sen niye bayramlıklarını giymedin?
Soru karşısında afallayan Sadi bir kaç merdiven daha çıkıp
Benim bayramlığım yok ki !dedi.
Nasıl olmaz yavrum deden geçen hafta size gelirken sana da bir kat elbise yaptırıp getirmiş ya!deyince.
Sadi daha hiç bir şey demeden merdivenleri hızla inip eve doğru koşturmaya başladı. Hem koşuyor hem de kendi kendine konuşuyordu. Sabahleyin evden aceleyle çıkmış anasıda o telaşeden elbisesini vermeyi unutmuş olmalıydı. Tabi başka ne olabilirdi ki. Sadi soluk soluğa eve varıp,merdivenleri bir çırpıda çıkıp içeriye girip başladı bağırmaya:
Ana ana gız bayramlıklarımı getirde hemen giyeyim. Anası oğlunun dediklerinden birşey anlamayıp,şaşırmış bir halde bakarak.
Ne bayramlığı oğlum? Diyebildi.
Ne bayramlığı olacak dedemin getirdiği bayramlık. Bu cevap karşısında iyice şaşıran ana.
Yok oğlum öyle birşey bayramlık falan getiren olmadı.
Nasıl olmadı? Geçen hafta dedem bize geldiğinde banada bir kat elbise getirmedi mi?
Yooo getirmedi.
Sadi ne kadar uğraştıysada anasından bir türlü" heye aha gelirken bu elbiseyide deden sana getirmiş"sözlerini duyamadı çekildiği köşede sessiz sessiz ağlayıp durdu.
Anasını bir kaç defa gelip oğlum bu bayram olmadıysa bir dahaki bayramda olur inşallah diye teselli vermeside kar etmedi. Ne o gün nede soraki günlerde bayram geçene kadar arkadaşlarının o kadar çağımasına rağmen dışarı çıkmayıp.Kendine göre yas tuttu.
Daha sonraki zamanlarda olay anlaşılmıştı. Bir mecliste bu senede sadi'ye bayramda bir kat elbise yaptıralım diye konuşmalar geçmiş.
O konuşmaların içerisinde bulunan Sadi'nin dedesi de"Yok gardaşım torunuma ben elbise yaptırırım. Siz başkasına yaptırın"demiş.
İlerleyen yıllarda Sadi dedesine bu konuyu açmak istemiş ama her defasında da dedesi incinir, kırılır diye vaz geçmiş. Her bayram bu olayı anımsayan Sadi dedesi rahmetli olduktan sonra bir karara varmış.Evet dedesi ona o elbiseyi almış ama her ne olduysa olmuş Gürün'den gelirken elbiseyi getirmeyi unutmuş.
Her nerede olurlarsa olsunlar bütün Suçatı'lı hemşehrilerime analarıyla babalarıyla,çoluk çocuklarıyla,sağlıklı mutlu ve varlık içerisinde nice bayramlar diliyorum
HULUSİ TATAR
İZMİR.
Size de hayırlı bayramlar Hulusi Ağabey, oldukça güzel ve etkileyici bir yazı, teşekkür ediyoruz.
Elinize sağlık diyor,hayırlı bayramlar diliyorum...