Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

KUDURANLAR

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 8 Yorum | Okunma 3774 Okunma | Yazar Yazan: yavuz | 24 Kasım 2009 23:15:36

Yavuz Beye Teşekkür ediyoruz

KUDURANLAR



Hocam kuduranlar var!”

Bütün gerginliğim yorgunluğum ve dertlerime penisilin etkisi yaptı sınıf başkanın uyarısı. İçimde bir soytarılık filizlendi! Kudurmak istedim!

……

-Kudurmak- kelimesi telinli olan herkes için farklıdır eminim.

Farklı ortamlarda, farklı insanlar için –kuduran- ya da –kudurmuş- ithamında bulunmak ciddi sorunlara sebep olabilirdi, ama bizler için masum yaramazlıklardan başka bir şey değildi. Sınıf başkanımız, her tebeşiri eline aldığında, mutlaka kara tahtanın bir köşesine itina ile –KUDURANLAR- yazar altına çizgi çekerdi. Abdurrahman KAYNARPINAR ve Muammer ÇALIŞKAN Hocalarımız hariç, çokta stres yapmazdı bu –kuduranlar- listesinde yer alanlar.

Kudurmak; o yıllarda masaların sıraların arasında birbirimizi kovalamak, biraz sorumsuz, birazda güç gösterisi maksatlı, genelde sonu hardalaşmalaşmayla biten oyunlardı. Hardalaşmak, oldukça heyecanlı ve eğlenceli bir şeydi ve kasaba hardalaşmaya susamış çocuklarla doluydu. Bu kudurma olayını abarttığımız vakitlerde –kudurmak- kadar çarpıcı uyarılar gelirdi;

-hay geberesigiz eymi! sade gudurdular! Gudurasıcalar!- ya da

-akıllı olun ecik. Gıranlar!- ve ya

-söğüdüken sökülesin eymi! Sade eşkinini artırdı!- Ama bunlardan daha enteresanı ve uzun yıllar şifresini çözemediğim uyarı metni Naciye ebemden gelirdi;

-hay silecenler çıkarasın eymi! Yahudu gılıklı! Ne guduruyun? Gudurasıca! - Ben bu -silecen- illetinden çok korkardım. Doğrusu ne olduğunu ne şekilde ortaya çıktığını bilmezdim ama rahmetlinin ses tonundan çok korkunç bir şey olduğunu düşünür çok korkardım. Hele hele –YAHUDU- kılıklı olmak çok utanç verici bir durumdu. Yazın sıcakta kışın ayazda yanan yüzüm, iri gözlerim ve kepçe kulaklarıma zayıflığımı da ekleyince,pekte sevimli bir tip çıkmıyordu işin doğrusu. -Yahudu gılığı- böyle bir şey olmalıydı. Uyarı metninin son kısmındaki –ne guduruyun gudurasıca!- uyarısı da çok sevimliydi tabii



Şimdilerde Telinde pek guduran yok. Çocuklar televizyonların ya da bilgisayarların başında, sanal kahramanlarının gudurmalarını hayranlıkla izliyorlar. Tabiî ki büyüklerin uyarları da devam ediyor;

-Oğluum; bırak şu zıkımıda biraz dersine çalış. O baktıkların gece rüyana girerde aklını yitirirsin.. Ona baka baka kör olacaksın, kör olasıca!





20/11/2009

Gürün

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

sami { 02 Aralık 2009 09:14:01 }
sevgili kardeşim,gerçek manada,daha ziyade kuduz olan canlıların hastalığın son merhalesinde bilinçsizce, sağa sola saldırması, ısırması,vurması,çarpması şeklindeki bir olayı kasabamız insanının özellikle de çocukluk yıllarımızda nasılda farklı kullanıldığını çok güzel dile getirmişsin.Eline diline sağlık.
selim { 30 Kasım 2009 23:14:10 }
hooocaaam saygılar:)))))))) aslına bakarsan ben çocuklukta çok kuduran bir elaman hiç olamadım çünkü babam dan acayip tırsardım:(((
ama vallahi sen çok fenaydın! çok gözü karaydın! hiçtırsmadan herkese dalardın ben senin adına da tırsardım:)))
evet yorumları ile değer katan kardeşlerim saygıdeğerdir artı münferittir.. sizde öyle:)
Naci, Mustafa,Zeynal abilerime İsmail ve Hidayet kardeşlerime ve yazımı okuma zahmetinde bulunan tüm hemşerilerime sevgiler selamlar..
seni seven biri { 28 Kasım 2009 17:50:46 }
Seni Kudurgan Olduğun Çocukluğundan belliydi.Seni Gidi Yahudu kılıklı:))))Ya bu yorum yapan arkadaşlarda ne kadar müspet ve münferit kişiler:))))
hidayet takçı { 25 Kasım 2009 20:44:27 }
Kudurmak... kuduranlar listesinde, özellikle de ortaokulda her gün bulunurdum. Dayak yemediğim hoca kalmamıştı. Ama Seyit Ahmet isminde bir hocamız vardı en şiddetli dayağı ondan yediğimi hatırlıyorum. Valla kuduruyor, muduruyorduk ve güzel de dayak yiyorduk ama güzel günlerdi. Hatırlattığınız için teşekkürler...
Zeynel TAKCI { 25 Kasım 2009 15:39:00 }
Yine gülümseten, düşündüren ve aynı zamanda geçmişe götüren bir yazı okuduk.Selam ve sevgilerimle..
İsmail TAKCI { 25 Kasım 2009 09:29:48 }
Çocukluk yılarımızın belkide en çok tekrarlanan sözüydü :) Ebem rahmetliğig bunlara ek olarak 'eyce eremşidigiz,çok cibeldigiz geberesiceler,ecik dışarı çıkıg başımızı beynimizi s....' filan gibi.

Ortaokullu yıllarımızda gudurmaktan, çok dayaanı yedim Abdurahman hocanıg bi keresinde ikinci katta eline geçirdi duluğumdan tuttu ikinci katıg merdiven kenarlarındaki o korumalıklardan beni aşağıya atacaktı nerdeyse canımıg acıdığından hiç habersiz cezamı verdi.O yıllarda bugünü bilgisayar oyunlarına dönüşen tüfekçiliği hırsız polis oyunlarını biz üretir oynardık şimdilerde hakikaten çocuklar hazır oyunların başına oturup robotlaşıyorlar adeta.

Üstad eline sağlık tebrik ederim gine eğlenceli bir yazı.

Selamlar saygılar
Mustafa BOĞA { 25 Kasım 2009 08:53:34 }
yüzünüzde ''çer çıka''eymi,''döyrüm çöyrüm''kalasınız eymi.Şu misilli çocuklara nasılda eyle dediniz.Bak adam olacak çocuklar,nasılda ileriyi gören gözler var...Allah,allah..Yürek yakacakları,nasılda belli,adamı yiyecek gibi süzüyorlar ya....Kimbilir ne yürekler yaktılar bu gözlerle...
Naci TOPRAK { 25 Kasım 2009 08:40:31 }
Güzel bir 24 kasım yazısı.Cemil SORGUN, Mehmet KARAKUŞ ve Mehmet TUNA'nın ruhları şadolsun. Rahmet ola. Teşekkürler.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun311 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI