GÜNEŞİN GÖRDÜĞÜ...
Kategori: Yazı - Makale |
11 Yorum |
4596 Okunma | 29 Eylül 2009 11:10:45

Dükkanların önünde bir gün.
Hayatın en zevkli anımı bilmem ama en sıkıcı bir şeklide olmadığı kesin.Dükkanların önü yani açıkçası belediyenin karşısı. Kasabanın en canlı ve merkezi yeri.
Şöyle camdan bakıyorum da soğuk ve kar havasından sonra güneş'in tam karşıdan insanları okşadığı aydınlık bir gün öğleye doğru saat 10'u beş geçiyor. Sıra sıra dizilmiş sarı taksiler ve sandalyelerini almış şöyle asfalta doğru kaymışlar, bakıyorum da Dede Salih elinde tespih hararetli hararetli bir şeyler anlatıyor, karşısında maçko Mehmet emmi gözlerini ona dikmiş, dğer yanında ayaklarını birbirinin üstüne atmış Müdür Mustafa Takçı diğer yanda Hasöğ Hüseyin bir şeyler söylüyor ya uzaktayım anlayamıyorum ama mutlaka sel felaketini konuştukları belli.
Yan taraflarında taksiciler ademin kahvesinin önüne kümelenmişler Cılla Sülehmen diğer tarafında bıdık Mehmet diğer tarafında caner, gülmeleri taa buralara geliyor ne konuşuyorlarsa..Diğer tarafda Bakkal tacettin dalgıç düşünüyor öbür tarafında ise bakkal Ve aynı zamanda Boğaziçi Muhtarı Nusret Dalgıç, hem ekmekleri diziyor hem de karşısında Mehmet Ali Köseoğlu'na bir şeyler anlatıyor belli ki bir dertleri var.
Bizim latif Bozkulak ise Kütüphanesine gitmek için arabasında hem etraftakilere laf yetiştiriyor hem de işe başlamak için güneşli havadan müsaade istiyor, öbür tarafında bakkal yüksel aydoğdu birilerine laf yetiştiriyor bakıyorum Zebzeci melek veysal bağrışıyorlar İlyas şimşire takılıyor, yan taraf da topal Mehmet ali diğer tarafında dev Ömer diğer tarafında çirci Ünal daha uzaktan eşek sırtında yukarı köyden Miktad Gökpınar geliyor.
Beri tarafta ise saccağız suyundan bir sarı taksi Cin Aziz geldi bakıyorum inenler müdür Kemal, müdür Aziz, Müdür Rahmi acele ediyorlar ilerde duran Çalımlı Duran'ın belli ki arabasına binecekler Gürün'e gidecekler. Şu anda içeri biri giriyor selam veriyor Müdürlerin Nurettin Takçı emmi aleyküm selam diyorum hal hatır soruyoruz ve hele bizim şu su parasını alsana diyor bakıyorum hem makbuzu kesmeye çalışıyorum hem de akşam ki oynadığımız okey'i yorumluyoruz, ağzı köşelenmiş belli ki çok sevinçli gözleri açık ya diyor hele ki okeye döndüm onları maf ettik diyor kendisiyle ben birdim karşımızda ise Kadı Bekir'in Davut ve Cin Aziz, Onları yenmiştik zorlada olsa. İşte belli bir zaman dilimi içerisinde belli bir saatlerde hayat böyle devam ediyordu dükkanların önünde...zaman ilerliyor gün yavaş yavaş karşı dağların ardından hafifçe kasabanın üzerinden ayrılırken insanlarda yavaş yavaş evlerine çekiliyordu.
Ah zaman ah sen nelere şahitsin şu ömür içerisinde kimler geldi kimler gitti bu yerlerden, şöyle bir zaman makinesi ola da bakasın ve ibretle her şeyi seyredesin ve eğrileri görüp doğrulardan ders almak, ders almak, ders almak ama nerde boşa geçen ömür...selamlar herkese
Çare aradım yok eyvah boşa gitti ömrüm
solmaz diyordum elimde kalan son gülüm
feryat edip durma boşa,gel ey bülbülüm
Ne kaldı elinde hani hükmettiğin zaman...
Mustafa BOĞA
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
abi sagol bu yazını çok çok begendim suçatı esnaf ailesin güzel tablosu harika yazınla herkesle paylaşmıssın devamını dilerim kalemine ve yuregine saglık
Sevgili Yunus bey,iyi dileklerin için teşekkürler,aslında ben pek yazmak istemiyorum ben yorumlardan hoşlanıyorum herkesle diyalog kurmak istiyorum bazen kızarak bazen takdir ederek ortamı kaynatmak istiyorum.Yazarların hepside benim için ayrı ayrı bir değerdir hepsinede başarılar diliyorum.Birde dinlediğim kişilerin bazı ibretlik ve komik olayları oluyor ara ara bunları yazıyorum ama bazıları bundan hoşlanmıyor tepki veriyor kendilerinden özür diliyorum.Sevgi ve selamlarımı yolluyorum.
mustafa abi merhaba,
yazınızı okuyalı epey oldu aslında. ancak birkaç kelime yazmak bugüne nasip oldu. öncelikle duygu ve düşüncelerinizi yazılarınızla bizimle paylaşmaya başladığınız için teşekkür ediyorum. derlemeleriniz, inanın büyük bir hizmet olarak yerini alacak. yazınıza gelince...tam da bunları anlatmak istiyorum aslında ben de. köyümüzün, insanımızın tabii hallerini...aslında ne de çok şeyleri anlatıyorlar. neyse şimdilik kısa kesiyorum. devamını bekliyoruz, inşallah. sağlıcakla kalın.
Çok değerli ablacığım,gerçekten de Sinan abimi tebrik etmek lazım o zaman için çok büyük bir jest ben hiç unutamam o renk cümbüşünü çünkü daha önce yakinen hiç görmemiştik...yaaa yıllar nasıl acımasız ama...
Sevgili ablam ifadeleriniz için çok teşekkür ederim ama biz ler kim inci tanesi olmak kim rabbim sizin evlatlarınızı bzlerden çok daha şuurlu,basiretli kılsın.
Sizin gönlünüz tertemiz olduğu için herkesi öyle görmeye çalışıyorsunuz.Sizinle tanışmak,düşüncelerinizden istifade etmek benim için müthiş bir kazanç.
Rabbim işlerine kolaylık sizlere güç kuvvet versin.Sinan abimi saygı ile selamlıyorum kendinize çok iyi bakmanız dileğiyle...dua ile....
Sevgili Habip,Sinan Abi nin dügünümüzde bana yaptigi havai fisekli jesti bir ben görememistim yazik ki,kiz evindeydim o zaman(!):)
Bu yaz seni tanimak ve kisada olsa sohbetinden nasiplenmek güzeldi.Ne mutlu annene senin gibi bir inci tanesine sahip,darisi bize insallah.
Allaha sükür iyiyiz ablam,gün 24 saat biz 12 saat calisiyoruz ama,cok sükür..
Sinan Abi ninde sana cok slm i var.Allaha emanet ol benim yüregi güzel kardesim..
Herkese selamlar..
Sucatinin en hareketli yerini yazınıza aktardığınız için teşekkürler Mustafa Bey.Tuğrul Bey in dediği gibi kendimizi izledik oralar da.Gurbette memleketle ilgili en ufak bir yazı bizi heyecanlandırıyor.
Dükkanların önündeki en güzel gökyüzü manzarası bence bir gece vakti oraların insanının hiçte alışık olmadığı,havaya atılan renkli fişeklerde saklı.Suna hanıma ithaf olunur.
Sevgili ablam iyisinizdir inşallah...dua ile..
tuğrul
{ 02 Ekim 2009 15:32:30 }
suçatıyı ve tanıdık simalarını anlatan doğal ve aynı güzellikteki yazıyı sanki kendim izler gibi okudum teşekkür ediyorum güzel insana..
yazıyı kendi gözlüğünden okuyan arkadaşta ya gözlüğünü silsin göremiyor yada yazısında dediği gibi hep kocaman gökyüzüne bakacağına gözünün önüne bakmasını da tavsiye ederim anlamadığını görmesi için suçatının insanı bu yazıyı okuyunca özlemle telinin kalbinin attığı yeri hatırlayıp güzel günlerini hatıralarını hatırlıyor vesselam..
Sayın Mehmet bey,sizi tanımıyorum ama bırakın herkes bildiği gibi yorumlasın gördüğü gibi tanımlasın,kalem bildiğini değil emredildiğini yazar,herkesi hemde herkesimi olduğu gibi seviyoruz,herkese selamlar...
Bülbülün kahrını çekiyorsa gül,ona ne dem
bülbül gülün dikenine katlanıyorsa ne erdem
ikisinin kahrınıda çekiyorsa güzel beni adem
bırakın herkes hem hoyratı hem sevgiyi görsün
BOĞA-İ
sayın suna hanım sizler herşeyi kendi gözlüğünüzden gördüğünüz için olaylsarı ayrıntılı olarak anlamıyorsunuz.çok çaba sarfediyorsunuz ama hırçınlığınız yazınıza aksediyor.biraz gerçekci bakınız olaylara ve insanlarıda küçümsemeyiniz.ayrıntılar insanların yazılarında saklıdır iyi incelerseniz ne olduğunu hemen anlarsınız
"Bahcede bel tutusumuzla,yazida kalem oynatisimiz arasinda,bir benzerlik aramak elma armut sepet iliskisine dönüsebilir."
"Bahcede bel tutusu" tabiri gündelik hayatimizdaki mecburiyetleri cagristirsin diye yazilmis bir tabirdir."yazida kalem oynatisimiz"tabiri ise en azindan kalbimizdeki dilimizdeki yazi yoluyla rahatca aktardigimiz anlari cagristirsin diye yazilmistir.Size aslimizi neslimizi hatirlattirmaya mecbur biraktiracak bir asagilamyoktur bu tabirlerde.Nereden geldigimizi ve nereye gidecegimizi biliyoruz cok sükür.Ha dükkanlarin önünün üzerinde koskaca bir gökyüzü var basinizi kaldirip bakarsaniz...saygilar
Diğer Sayfalar: 1. 2.
Yorum Yazın