Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

(ÇÖLLOĞ) BEKİR TAKÇI

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 12 Yorum | Okunma 7466 Okunma | Yazar Yazan: yavuz | 30 Ağustos 2009 14:46:00

Selim Hocamıza Teşekkürler...

(ÇÖLLÖĞ) BEKİR TAKCI

(sol baştan Abdurrahman KILCI(cıncık) – Bekir TAKCI(çölloğ) – Kamil KOÇ(Durmuş Kemal))
Hayat takaslarla dolu bir oyun olmalı..
çocukluğumuzu, gençliğimizi, saçlarımızı, gözlerimizin ışıltısını, ömrümüzü, alnımıza yazılan zamanı takas ederiz, hayatta karşımıza çıkan, olumlu olumsuz seçeneklerle.
Hani hep söylene gelir; hayat bir sınavdır! Sorunlar ve seçenekler, ya da fırsatlar ve seçenekler bizi başarılı ya da başarısız, sağlıklı ya da sağlıksız yapacaktır. ………………
Çocukluğum Sazcağız suyu mezrasında geçti. Gökyüzü Seksenveren kayalığı,Boğaz,Kuş kayası,yılanlı dağı(-ki yaşım ilerleyip ilçe dışına çıkınca o gözümüzde büyüttüğümüz Yılanlı dağının aslında küçük bir tepe olduğunu anlayacak ve buna çok içerleyecektim)ve Say’la çevrilmişti. Mezramız işte bu dağlar ,tepeler,kayalıklar arasında unutulmuş gibiydi.
Sazcağızsuyu’da herkes akrabaydı,akraba olmayanların sayısı bir elin parmaklarını doldurmazdı. İkisi koyun sürülerinin çobanı. Yukarı Telinden rahmetli Esef CIRIK ve aşağı Telinden rahmetli (Çöllöğ) Bekir TAKÇI. Diğer 3. şahıs ise mezranın sığırlarının çobanı idi ve genelde bu isim her sene değişirdi. Onların içinde ise en renkli sima Y. Sazcağızdan rahmetli Abdi emmi idi.
Esef emmi biz çocukları hiç sevmezdi. Dili biraz pepe gibiydi konuşmasını pek anlayamazdık ve ondan korkardık. Beklide aile büyüklerinin yaramazlıklarımızda “bak sizi Esef emminize söyleriz!” şeklindeki uyarıları o insanı bizim gözümüzde korkutucu yapmıştı. Yoksa hiçbir çocuğa hiçbir şey dediğini de görmemiştik.
Diğer çoban Bekir emmi idi. Yani ÇÖLLÖĞ BEKİR. O aslında bizim akrabamızdı ama hep yabancı gibi algılamıştık bizler onu. Çok ama çok fazla sigara içen ,iki üç haftada bir traş olan, şapkasını başından hiç çıkarmayan,biraz asabi ve sinirlendiğinde gözü kimseyi görmeyen,genelde küfrederek konuşan bir insandı. Sert mizaçlı idi,koyunları getirip götürürken, sert sesi ile sinirli bir tonda bağırır çağırırdı. Bizim bakmaya bile korktuğumuz köpekleri o kuyruğundan yakalar evire çevire dövebilirdi,bu korkusuz haliyle içten içe hayranlık duyduğumuz bir insandı aslında. Dedim ya çok sigara içerdi,parlak bir sigara tablası vardı, ya ondan tütün çıkarır itina ile sarar ya da BİRİNCİ paketinden imrenerek çektiği sigara dallarını yakardı. Özellikle karlı kış gecelerinde ALTI KOL oynarken, çok vestern bir portre çizerdi. Ortama daha önceden şahitlik etmeyen bir yabancı, oyunda her an bir tabanca patlayacak ve İSKEMLE etrafını çeviren kuru iddia kumarcılarından kimse sağ kalmayacak hissine kapılabilirdi. Bekir amca dudakları arasındaki sigara ve onun kirli dumanı ardında verdiği gri tehlikeli pozla çok vesterndi! Bekir amcanın öksürmeleri her geçen gün arttı,ama o bir türlü sigarayı bırakamadı. Artık çobanlığı bırakmayı düşündüğü yıllarda eşi rahmetli oldu. Daha genç sayılırdı ve tekrar evlendi. Sigarayı biraz azalttı. Emekli oldu,birkaç yıl daha çobanlık yaptı ve ardından tam emekliye ayrıldı. Artık çobanlık, çalışmak,ona göre değildi.
Sigaranın ciğerlerini bitirdiğini,doktorların yasakladığı halde sigara içmeye devam ettiğini duyduk. Birkaç yıl sonra sigarayı bıraktığını ama artık çok geç kalındığını,ciğerlerinin tamamen kanser olduğunu öğrendik. Kendisine söylenmemişti. “ bıraktım ………… ……………….” Diyordu ,kendine has hafif küfürlü üslubu ile.
Sonra hastaneleri dolaşmaya başladılar. Sivas,Kayseri,olamadı İstanbul.
Ama hiçbir şey iyiden yana değişmedi. Her geçen gün biraz daha kötüleşti.
Son kurban bayramında,Cuma günü namazdan sonra (bayramın 3.günü) ziyaretine gitmiştik, 25 yıl önceki BEKİR amca çoktan ölmüştü! “lazer tedavisi gördüm iki gün,ve o iki günün üzerine iki gün kustum! Simsiyah kustum! Bana iltihap dediler ama heç inanmadım galiba ciğerlerimdi! Tedavinin günü gelmeden de beni taburcu ettiler. İyi olacaksın inşallah dediler… amaaa……………..” bir şeyler daha diyecekti diyemedi ağlamaklı oldu, sonra odaya buz gibi bir sessizlik çöktü.
Sessizliği tekrar kendisi bozdu; “bazen eyle çok özlüyorum ki o mereti o anda yanımda olsa ve onu içince öleceğimi bilsem! heç düşünmem içerim!”
Artık hiç küfretmiyordu.
Çok fazla konuşmuyordu.
Çok düşünceliydi gözleri.
Sesi ürkek, ve düşünceli idi.
Yanında en küçük kızı ve 2. eşi vardı.
…………………
Dün akşam eve döndüğümde annem söyledi!
Vefat etmiş!
Öğle namazını takiben cenaze namazını kıldık ve defnettik hacılar mahallesindeki kabristanlığa.
Bacısı “nenni selvi boylum nenni !” diye devam eden ağıtlar yakmış!
Selvi ya da fidan boylu, uzun ya da kısa ne fark ederki? Vakit tamam.
“Demir almak günü gelmişse zamandan” meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan”
Allah c.c. rahmet eylesin!
Mekanı cennet olsun,ve sigara tiryakilerine ibret olsun!

6 NİSAN 2003 PAZAR 19:40-SUÇATI

 | Puan: 10 / 7 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

durmuş koç { 04 Kasım 2010 11:49:41 }
ben kamil koç un oğluyumm bu fotoraf cokk güzel bu arada anlatıklarınızda güzell mekanı cennet olsunn allah rahmet eylesin
Ebru Kılcı { 03 Aralık 2009 22:13:10 }
Gerçekden çok güzel çok güzel şeyler yazmışsınız öncelikle bunun için teşekkür ediyorum.Ben Bekir Takçı'nın torunuyum ben dedemi ne kadar fazla göremediysemde onunla fazla zaman geçirmeye zamanım olmadıysada o sert görünüşünün ardında hep pamuk gibi bir insan olduğunu bilirdim kim hepten taş kalpli olabilirdiki zaten.Dedemdi sonuçda bendeki yeri çok farklıydı ayrıydı istanbulda tedavi görürken bizde kalırdı beraber gider gelirdik hastaneye onun çektiği acıyı görürdüm dayanılmaz bi acı olduğunu ama dayanmaya çalışdığını anlardım ama genede bırakmazdı o menedi.Sonundada bu dünyadan göçtü gitti zaten. Ruhu şâd meKanı cennet olsun.Tekrardan bu kadar güzel şeyler yazdığınız için teşekkür ederim.
selim { 12 Kasım 2009 10:59:14 }
Abdullah hocam övgü dolu sözlenizle Onurlandırdınız ve de mahcup ettiniz beni. çok teşekkür ederim.
Selamınız başım üstüne. (babam bu aralar sazcağız suyu'da cevizlerin gazelini tırmıklamakla meşgul ve gayet sağlıklı çok şükür)
Taner hocam bahsettiğiniz fotoğrafı bekliyorum:))
selamlar
taner { 11 Kasım 2009 22:14:49 }
arkadaşlar gurbette olmanın en iyi yanı ne biliyormusunuz* sılada kimin öldüğünü kimin kaldığını bilmiyorsunuz. kötü tarafıda yaşıyor sandığınız insanın yıllar önce ahirete göçtüğünü öğrendiğinizde hiç bir şey yapamayıp içinizden ince bir sızının tekrar içinize akıtıpda boşalamamak ahhhh ahh keşke benimle bir olupta aramızdan ayrılan değerli insanlarımızı bir nebzede olsa anmak.. rahmetli babamın çok söylediği bir cümleyle kapatım BİLMEM ANLATA BİLDİMMİ DERDİ babam ÇİĞDEM MEMMET sayğılarımla
Abdullah Takcı { 11 Kasım 2009 14:35:32 }
Sevgili meslektaşım.Anadolu da yavuz insan derler.Cidden sende ismin kadar yavuzsun.Kalemin çok güçlü çok yaşlı olmamana rağmen eskileri kalem alma yeteneğin harika...Battal dedeyin ve gulbani bibinin yazılları cidden beni duygulandırdı.Eskilere çok eskilere taşıdın beni elif ebeyin o meşhur arılık kesme hikayesi beni elif ebene götürdün getirdin.Çok iyi tanırım elif bibiyi.Aynı zamanda akrabayız zaten.Hele Bekir abiyi anlatışına hayran kaldım.Bekir amcam oğlu bilirsin. merhum cidden çok meşakakatli büyüdü.Benden büyüktür ama onu akaraba olduğumuzdan çok yakinen bilirim.Çektiği çileleri.Ağzına sağlık.Başarılı çalışmalarının devamoı dileklerimle selam ve sevgiler.Hoşçakal.Memleketten beni tanıyan dostlarıma kucak dolusu selamlar.Haa aklıma geldi baban nurettin abi sağsa ki sanıyorum sağdır.A llah uzun ömüler sağlıklı uzun ömrler versin. Onada benden çok selam eyle ellerinden öpüyorum.hoşçakal canım meslektaşım.
nuray kayacı { 03 Ekim 2009 17:14:02 }
ilk defa böyle uzun yazıları tek nefeste sıkılmadan okudum yazan kişiyi tanımıyorum ama gerçekten allah razı olsun muhteşem yazılar muhteşem bir bakış açısı [tavsiyen için teşk. özge]
Emeğinize sağlık...
Mustafa BOĞA { 04 Eylül 2009 15:14:46 }
Sevgili yavuz hocam kalemine kuvvet gerçekten çile çekmiş bir potreyi tasvir etmişsin.Bir   insanın hayatı normalden çıkarsa rotayı şaşırırsa ve kaderi kendisine küserse o insan taştan taşa çalınır.Neden çünkü adana'da müdürlerin bekir takcı tarafından allah rahmet etsin o insana çünki çok kimseleri Adana'da işe sokarak adam etmişti.İşte Çöllöğ bekirde hademe olarak karısıda hademeydi benim amcam kızıydı,beraber çok güzel çalışıyorlardı ama hayat onlara öyle bir oyun oynadıki kendilerini memlekette buldular..ayrıca 10/15 yaşlarında mehmet isminde bir çocukları öldü.Hayat tamamen kendilerine küsmüştü,onlarda hayata ve insanlara küsmüşlerdi.hanımı o düşüncelerle kahroldu ve öldü.kendiside yinede çobanlık yaparak inşaatlarda çalışarak hayata tutunmaya çalıştı ama olmadı.kendisine ve hanımına bir vesileyle Allahdan rahmet dileyerek,sizede allah uzun ömürler versin dileklerimle. hoşça kal...
yavuz selim { 02 Eylül 2009 18:52:12 }
İsmail ve Aziz kardeşlerime teşekkürlerimi sunuyorum. Bekir amca bizim ortak kahramanımızdı ve bak unutmuştum o şapkasının kenarında SİZ SANSLI ÇOCUKLARA;) getirdiği KARAGÖZ nevruzları!..
Allahc.c. rahmet eylesin..
selamlar....
İsmail TAKCI { 02 Eylül 2009 16:02:28 }
Bekir emmi çocukluğumuza dair hatıraların önemli bir karakteriydi; diz kapağına kadar çektiği çorabıyla, tiftik şapkasının kenarında getirdiği noğruzlarıyla, ışılak tabakası ve alevli çakmağıyla hatırladığım bir insan.

Selim kardeşim sonsuza giden limandan el sallamadan ayrılan ebed yolcularını anlatmadaki becerini tebrik ediyorum.

Selam ve Saygılarımla...
Aziz Takcı { 01 Eylül 2009 15:23:32 }
Kirveme Allah'tan Rahmet diliyorum. Mekanı cenet olsun. Müellif Yavuz Selim üstadım eline duyguna yüreğine sağlık her zaman ki gibi güzel bir yazı olmuş hürmetlerimi sunuyorum efendim.
Diğer Sayfalar: 1. 2. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun1083 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI