SABAH YAKIN İNŞALLAH
Kategori: Yazı - Makale |
2 Yorum |
2071 Okunma |
Yazan: hidayet | 21 Temmuz 2009 21:41:41

Mavinin ve Yeşilin Buluştuğu Yer
SABAH YAKIN İNŞALLAH
Günün en karanlık saatleri sabaha en yakın saatlermiş. En karanlık ile en aydınlık arasında bir bıçak sırtı kadar mesafe var. İki zıt şey ve bu kadar birbirine yakın. Umarım krizin dibini neredeyse gördüğümüz şu günlerde krizin bitimine en yakın zamanlardır. Bu başlığı kriz bitecek kehaneti ile atmadım muhakkak. Sadece bir başlığın dua olarak alınmasını beklememden dolayı böyle bir başlık attım. Bir de sitemizin geleceği ile ilişki kurmak amacıyla attım bu başlığı.
Kısacık memleket ziyaretim yine bence çok verimli geçti. Her şeyden önemlisi dört atamı gördüm. Evlatlarımı adaşları ile yani isimlerini aldıkları dedeleriyle buluşturdum. Uzun zamandır özlemini duyduğum kiraz ağaçlarına ve meyvesine kavuştum. Memleketimin eskisinden daha güzel olduğunu gördüm. Irmak boyunun ormanlardan daha yeşil ve daha güzel olduğunu, ırmağın denizden daha güzel olduğunu gördüm. İki gün tatil yaptım ama sanırım iki aylık enerji topladım. Size uzun uzun tatilimi anlatacak değilim. Önemli olduğuna inandığım bir iki konuyu paylaşmak istiyorum.
Kasabam doğal bakımdan çok güzel olmasına rağmen olaylara çok realist olarak yaklaşanlar şöyle diyor “Telinin tamamı bir adamı doyurmaz”, “Dağlar kupkuru, hâlbuki Karadeniz böylemi”, “Kasabada hayat bitmiş”, “Giden kendini kurtarmış, geriye kalanın Allah yardımcısı olsun” v.s. v.s. Kasaba nüfusu azalmış ama hala bir köyden çok büyük durumda. Hala kendini toparlayabilecek kadar enerjisi var. Yeter ki bir şekilde kasabanın ufkunu açacak projeler bir an önce başlasın.
Evet, sadece kasabam değil bütün ülkemin düze çıkabilmesi üretime bağlı. Organik tarım kasabamız için can simidi olabilir. Eskiden kasabamızın ürünleri Gürün’ün en çok tercih ettiği ürünler olduğu için kasabamızın ekonomisi bir miktar daha canlıydı. Ama Gürün pazarında Telin malları yerine uzak diyarların malları satılıyor. Yapılacak bir şey var, Gürün’e ürünler dışarıdan geliyorsa biz de ürünlerimizi dışarı, çok dışarı (belki Avrupa) göndermeliyiz. Uluslar arası ticarete bir şekilde girmeliyiz en azından bir ucundan. Ürünlerimizi marka haline getirmeli ve en iyi şekilde pazarlamalıyız.
Son söz olarak bizim bir sloganımız vardı, “Mavi ve Yeşil’in buluştuğu yer…” şeklinde. Gök mavi, yer yeşil, ırmak mavi olacak. Gök ve ırmak mavi ama dağlarımız yüzünden yer yeşil değil. Gelin bir seferberlik başlatalım ve adım adım kasabamızın yeşil olmayan yerlerini yeşile boyayalım. Nasıl mı? Mesela Ebubekir Ağabeyimizin bizlerle tanıştırdığı Kapari ile bu iş yapılamaz mı? Hem dağlarımız yeşerse hem de ekonomi canlansa. Belki de nüfusumuz bile artabilir. Neden olmasın. Biz de kasaba kapandı kapanacak diye korkulu rüyalar görmeyiz bir daha.
Evet, kasabam için Sabah Yakın İnşallah. Lütfen gelin bu ortak paydada bir olalım.
Selam ve saygılarımla,
Hidayet Takçı
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Mustafa Ağabey,
"Uyuyan devi uyandırmak" tabiri belki biraz abartılı olabilir ama inanın kasabamız insanı uyandırılması gereken dev bir potansiyele sahip. Ben abartıyı sevmem, hatta sitemizde de nice değerli insanlar abartı sevmediği için fazla abartılı konuşmayız. Ama inanın kapari tarzı bir proje ile kasaba yeniden ve daha güçlü olarak canlanabilir. Bu konuda artık harekete geçelim inşallah. Bu işin kasaba ayağı çok önemli o yüzden sizler en azından kasaba insanını bu yeni ürüne karşı yüreklendirseniz, Ebubekir Ağabeyimiz de yol haritasını çıkarsa ve hep birlikte bu işe koyulsak. Ben kısacık tatilimde bu konuyu babama açtım ve çok hoşuna gitti. İnşallah kimse yapmasa bile babamla kapari dikimini yapmayı planlıyoruz. Allah muvaffak eder inşallah. Selam ve sevgilerimle.
Sayın hidayet Hocam,belli oluyor kasabanın havasından suyundan nemalandığın...kirazların,kaysıların faydası olmuş.yazından belli çok enerji dolu bir yazı olmuş.gerçekten güzel konulara temas ediyorsunuz ama insanlarımızı bunun içinde bizler de dahil uykudan uyandırıp,ayrıca karamsarlıktan,birbirimize güvensizlikten uzaklaştırmak lazımdır.ilk önce kasaba halkına projelerden önce bu konularda vatandaşı bilinçlendirmek lazımdır.Bizler hala uyur gezer haldeyiz.seçim zamanları ortalık heyecanlanıyor,öyle yapılacak işler,projeler üretiyoruzki,hemde vatandaş olarakda neler neler.Sonra ne oluyor başımızdaki adamlarla beraber yavaş yavaş uyumaya başlıyoruz ve hayal aleminde dengeler kurmaya çalışıyıruz.sonuçta bu işte,kasabamızın düştüğü halini canlı olarak görmüşsünüz..ama dediğiniz gibi yılmadan usanmadan bu hastayı hep beraber ayağa kaldırmamız lazımdır..Çok çok teşekkürler bu konuları devamlı gündemde tuttuğunuz için,inşallah iyi olur..Saygı ve selamlar
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın