Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

MASKELİ BALO

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 5 Yorum | Okunma 4147 Okunma | 26 Mayıs 2009 23:03:57

Ayşegül Hanıma Teşekkür ediyoruz...

MASKELİ BALO

 

“Öyle maskeler vardır ki yalnız dikkat edene gösterir kendini. Öyleleri de vardır ki gün gibi ortadadır. İstemeseniz de karşılaşırsınız onlarla.

Ve bazen yoktur maskeler ama biz o kadar alışmışız ki onlarla ve onları kullananlarla bir arada yaşamaya, bir türlü inanamayız

 etrafta maskesiz dolaşanlar olduğuna…”

 

           

            İnsanoğluyuz. İçimizde bin bir çeşit duyguyu barındırırız: Sevinç, hüzün, öfke, şaşkınlık, nefret, hoşgörü… v.s.  Ve bu duygular hayatımız boyunca kimi zaman tek başlarına kimi zaman da birkaçının karışımından oluşan halleriyle çıkarlar karşımıza. Bazen akışına bırakırız her şeyi. Ne hissediyorsak öyle davranırız. Mutluysak mutluyuzdur. Bunu etrafımızdakilerin de bilmesi sorun değildir bizim için ya da tam tersi üzüldüğümüz bir şey olmuştur. Nerde olduğumuza aldırmadan akıtırız gözyaşlarımızı. Ama bazen öyle bir an gelir ki aslında çok mutluyken –kimi zaman yanımızdakini kırmamak kimi zaman kendimizi korumak adına- üzgün görünmemiz; ya da çok öfkeliyken –bu çok haklı bir öfke olsa bile- sanki çok sakinmişiz gibi davranmamız gerekir. Ve daha bunun gibi binlerce örnek…  Böyle durumlarda gerekeni yapabilmek için de genelde aynı yola başvururuz. Bin bir çeşit maskemizi sakladığımız kutuyu açar, o an için en gereklisini takıveririz. İşte bu kadar.  Buraya kadar bahsi geçenler hepimizin zaman zaman kullandığı, farklı durumlara ait “Duygu Maskeleri”dir. Bu maskeleri, insanları ya da en kötüsü kendimizi aldatmak adına kullanmadığımız sürece zararsızdırlar. Hatta bir kaç satır önce de belirttiğim gibi bazen gereklidirler ama maskelerin ikinci bir türü vardır ki hem kullanmaktan hem de kullananlardan kendimizi korumamız gerekir. İşte bu türün adı “Karakter Maskeleri” dir.

 

Etrafımıza biraz dikkatle baktığımızda, bir şekilde muhatap olduğumuz insanların çoğunun aslında göründükleri gibi olmadıklarını fark etmiyor muyuz? Bazen etrafımızdaki sahteliklere lanet etmiyor muyuz?  Ya da hangimiz hayatımızın bir yerinde herhangi biri için “İkiyüzlü” sıfatını kullanmadık?

“İkiyüzlü”…

Yaşadığımız zamana bakınca ikiyüzlülük bile bazı durumlar karşısında hafif kalıyor. Öyle insanlar var ki bırakın iki yüzü her yöne dönebilen karakterlere sahipler. Bugün “beyaz” dediklerine yarın “siyah” derler. Hatta bu dönüşü yaparken ortamda aynı insanların bulunması da onlar için bir şey ifade etmez.  Hiçbir şekilde yüzleri kızarmaz. Hani utanmaz insanlar için “Ar damarı çatlamış.” denir ya, bunlar o damarı çoktan tuzla buz edip ayaklarının altına alabilecek kadar edepten, hayadan yoksun kalmış - sözde - insanlardır. Her şeyin ve herkesin kendilerine kul köle olduğunu sanırlar. Hatta bazen bu sanrıları o kadar artar ki –Yüce Yaratanı hiçe sayarcasına- birçok insanın ve bu insanların ailelerinin, yaşamlarını kendileri sayesinde devam ettirebildiğini söylerler. Bunlar için, “Allah ıslah etsin.” demekten başka yapılacak bir şey yoktur. Çünkü kendini en yüce yaratık sanan bu sözde insanlar, onların dışındaki herhangi bir faniden gelecek her türlü yardıma kapalıdırlar. Ha bire değiştirdikleri –aslında olmayan ama kendilerine göre eşi bulunmaz- karakterleri sayesinde, zıvanadan çıkmak konusunda en üst mertebeye erişmeyi -tabir-i caizse “Nirvana’ ya ulaşmayı”- başarmışlardır.

 

 

                                   Yeri gelmişken;

Maskelerle ilgili yazılmış bence en güzel şiiri de paylaşmak istiyorum. Şiir, daha çok duygusal maskelerin, kendini ve başkalarını aldatmak için kullanılışını ve bu durumun insanın ruhunda yarattığı sıkıntıların nasıl içinden çıkılması zor bir hal aldığını anlatıyor. Aklıma gelmişken araya eklemek istedim.

MASKE          
Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum.
Ve Hiçbiri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
 "Kendinden emin biri" dersiniz,
Sanki güllük gülistanlık
Benim için her şey...
Adım güven belirtir.
Ve Oyunumun adı
"Ağırbaşlılıktır".
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Her şeyin kumandanı ben...
Kimseye gereksinme duymayan Ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!
 Her şey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan o maske!
Altta ne güven ne de rahatlık...
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla...
Kimsenin bilmesini istemem...
Zayıf taraflarımı düşündükçe
Titrer ve sararırım...
Ya başkaları görürse iç dünyamı...
Gerçek ben ve yalnızlığımı!
İşte,
Maskelerimi onun için takarım...
Onun için, arkalarına saklanacak
Maskeler yaratırım...
Onlar,
Gösterişte kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Beni korur, bakan gözlerden...
 Beni olduğum gibi kabul edecek,
Sevecek
Bakışları bulamazsam,
Solacak kuruyacak gerçek ben...
Ve Ben bunu biliyorum.
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduğum hapishaneden kaçıracak
Diktiğim engellerden aşıracak,
Beni seven,
Beni anlayan
Bakışlar olacak. Bana,
"Sen değerlisin" diyecek,
"Maskesizken daha bir insansın"
"Daha yakın, daha bir dostsun"
Diyecek bir bakışa
Beni gören bir bakışa
Muhtacım...
 Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!
Uyarırım seni dost!
Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
Sana kendini kolayca açamayacaktır...
Bütün gücümle tutunacağım maskelerime
Ne kadar sokulursan yakınıma,
O denli şiddetli geri iteceğim seni...
Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım


Charles C. Finn (Çeviren: Doğan Cüceloğlu)

 

 

 

            Karakter maskeleri, her zaman tehlikelidir. Eğer kullanan azıcık da olsa vicdan kırıntısına sahipse, bu davranışı yüzünden sadece kendi içinde yaşayacağı bunalımlar bile hayatını yaşanmaz kılabilir ki bahsi geçen bunalımlar hiçbir zaman kendiyle sınırlı kalmayacaktır. İnsan, toplumun temel taşıdır. Karakter maskeleri o taşı içten içe kemirip zayıflatır. Yapmacık insanlar ne kadar hızla çoğalırsa, toplumun ahlak yapısı da aynı hızla tahrip olur. Eğer önüne geçmek için çabalamazsak; en azından kendimize ve yakın çevremize -Hz. Mevlana’nın  “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” sözünden hareketle- sağlam karakterli olmanın ne büyük bir erdem olduğunu sık sık hatırlatıp,  bu yolda yürüme zorluğuna katlanmazsak korkarım tüm hesapların görüleceği gün bizler de bu tahribatın sorumluları arasında yer alırız.

 

            Dilerim hepimiz olduğundan farklı görünmek için çabalamayan dosdoğru insanlar oluruz ve dilerim Yüce Allah(c.c.), hepimize ömrümüz boyunca doğru insanlarla, doğru yollarda, en doğru insan Hz. Muhammed (s.a.v) ‘in izinde, sağlam adımlarla yürümeyi nasip eder.

 

           

 

Bazen ise o kadar çoktur ki maskeler; hangi yöne dönüp ne diyeceğimizi şaşırırız.

İşte o zaman başımızı ellerimizin arasına alıp başlarız

kahkahalarla ağlamaya…

Umarım yapmacıklıkların, sahteliklerin karanlıklarına gömülmekten yol yakınken dönebilir bu dünya.

 

             

 

          Ayşegül ERGİN

Mayıs // 2009

 

 

Umarım yapmacıklıkların, sahteliklerin karanlıklarına gömülmekten yol yakınken dönebilir bu dünya. Ve umarım, karşımızdakine baktığımızda içini görüp dürüstlüğünden emin olabileceğimiz, gerçek insanların çoğaldığı güzel günlerde, sevdiklerimizle birlikte, hayırlı, huzurlu, mutlu, güzel bir ömrümüz olur.

 

Kıymet verip okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Elimde olmayan bazı sebeplerden dolayı bazen yazılarımın arası uzuyor. Bu aksaklık için site yönetimimizden ve sizlerden çok özür diliyor, hoşgörünüze sığınıyorum.

 

Hepinize sağlıklı sıhhatli, sevgi saygı içinde insanca yaşayacağınız güzel günler diliyorum… İnşallah her zaman iyilerle ve doğrularla karşılaşırsınız.

Saygılar…

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Ayşegül ERGİN { 17 Haziran 2009 23:43:46 }
Habip Bey, öncelikle yazılarıma gösterdiğiniz özen için çok teşekkür ederim. Bir eğitimcinin yazılarım hakkında yorumlarını okuyabilmek benim için çok önemli.Yaptığınız psiko analiz sonucu verdiğiniz tavsiyeler için de ayrıca teşekkür ederim. Evet, hayatta farklı karakterlerde bir çok kişi ve olayla karşılaşıyoruz. Tabi ki bunların hepsi birer tecrübe. Dilerim hepimiz bu tecrübeleri bizleri doğruya biraz daha yaklaştıracak adımlara dönüştürebiliriz.
Ne mutlu ki güzel sitemizde sizler gibi kardeşlerle, arkadaşlarla, abilerle, hocalarla fikir alış verişinde bulunma imkanına sahibiz. İnşallah her şey çok daha iyi olur.
Kıymetli yorumunuz için tekrar teşekkürler Hocam. Saygılar...
Habip BEDİR { 15 Haziran 2009 18:33:54 }
Bazı yazıları hızlıca okuyup geçmek istemem üzerinde düşünüp bir kere daha okumayı yeğlerim.Sizin yazılarınızı da bu bakış açısıyla takip etmeye çalışıyorum ve nihayet oturup yazma imkanı buldum.
Değerli büyüklerimin yorumları fevkalede yerinde tespitler ihtiva ediyor.Bence de bu meselenin temel çözümü karakter eğitimi ile alakalı.Örnek model ile birlikte nitelikli eğitim gerektiren uzun uğraşlı karakter eğitimi uygulamak ,"maske"li insanları en aza indirme adına uygulanabilir diye düşünüyorum.
Ayrıca bu yazıya psiko analiz gözüyle bakarsak yazarın halet-i ruhiyesini bulacağımızı zannediyorum.Ayşegül hanım bu noktada yanılıyor olabilirim ama böyle bir durumla karşılaştığımız da tecrübe adına kazancımız olduğunu düşünüyorum.
Maalesef insanlar bazen büyük değerlerden nasibini almamış oluyor.O zaman Bir şeyler aktarabileceğimizi hissettiğimiz insana mesai ayrılabilir ama nasip alıcılarının kapalı olduğunu hissettiklerimize ise gerektiği kadar değer vermek gerektiğine inanıyorum...
Güzel yazınız için teşekkürler...saygı ile
Ayşegül ERGİN { 06 Haziran 2009 22:13:20 }
Kıymetli yorumlarınız için çok teşekkür ederim.
Dilerim her şey gönlünüzce olur.
Saygılar...
yunus emre { 30 Mayıs 2009 11:57:01 }
ayşegül hanım merhaba,

şüphesiz önemli bir konuya parmak basmışsınız. maskeyi başka tür kavramlarla da ifade etmek mümkün. ebubekir bey riyakarlık demiş, mesala. samimiyetsizlilk, ikiyüzlülük te denilebilir. nihayetinde insani ve devamında toplumsal ilişkilerimizi de bozan bir sorunla karşı karşıyayız.

sorunun kaynağını insan olarak ele aldığımızda çözüme de buradan başlamak gerekiyor. hepimizin hemen her toplantıda dile getirdiği milli ve manevi değerlerimiz, aslında bu sorunun çözümü için fazlasıyla öneri sunar. kaldı ki "bilme" noktasında fazla bir problemde yok aslında. ancak ebubekir abinin de sıklıkla vurguladığı gibi terbiyeye, hadi daha güncel olsun eğitime ancak daha da önemlisi rol modellere ihtiyacımız var, sanırım.

ve belki de daha da önemli olan bu dünyaya dair beklentiler noktasında "denge" nin nerede nasıl ve hangi modeller esas alınarak sağlanacağı. sanırım, maske kullanmak biraz da modern zamanlarda insanların "tatmin" noktasında karşılaştığı sorunlardan kaynaklanıyor. demem o ki batı tarzı hayat anlayışı ve bunun sonucunda geliştirilen sınır tanımaz tüketim çılgınlıkları insanları yozlaştırırken, kişiliklerini de ellerinden almakta.

büyük bir medeniyetin mirasçıları olarak, modern zamanlara söyleyeceğimiz çok sözler olmalı. selam ve dua ile...
Ebubekir GÜR { 29 Mayıs 2009 16:47:31 }
Değerli yeğenim maske kullanma arzusu aslında her insanda vardır çünkü herkes nefis sahibidir. Nefisler övülmeyi, beğenilmeyi, halkın gözünde üstün gözükmeyi sever.Kimisi halkın gözünde daha dindar, kimisi daha cömert, kimisi daha hizmet ehli vs. gözükmeyi ister. Bu aslında riyakarlıktır. Riyada başkalarından maddi- manevi bir menfaat beklentisi vardır.İnsanoğlu halktan ümidini kesmediği sürece faklı maskeler kullanmaya devam edecektir.Bu ve benzeri yanlışlıkları nefislerimiz hiç kendilerine yakıştırmıyor. Sanki bunları hep başkaları yapıyor ve bizler ihlas sahibi, rızay-ı Bari için çalışan, amel eden insanlar olarak görüyoruz kendimizi.Deriz ki; bizler Allah rızası için hizmet ediyoruz, sadece Allah için ibadet yapıyoruz. Zannediyoruz ki kendi yüzlerimizde hiç bir maske yok.İmam-ı Gazali hz.leri bile zamanının en büyük alimi, Bağdattaki medresenin rektörü konumunda iken her şeyini bırakıp bir terbiye edicinin elinde on senede terbiye edildikten sonra;" ben anladım ki bütün ilmim desinler içinmiş" diyor. Yani o bile terbiye edilmeden önce tüm ilmini halk ona alim desinler diye tahsil etmiş. Ama o zaman bunun böyle olduğunu anlayamamış.. Ne zaman anlamış.. Terbiye edilip nefsini ve hilelerini tanıdığı zaman. Bu gün kimse ameline, hizmetine güvenemez. hele Allah rızası için yaptığımızı söyleyebilmek kolay değidir ve çok büyük bir iddiadır. Maske kullanmak riya olduğu gibi aynı zamanda insanları aldatmaktır çünkü olduğundan farklı görünerek insanları yanıltıyordur. Alimler yaşlı insanların saçlarını siyaha boyatmalarını bile hoş görmezler. Çünkü burada da yaşlı bir kimsenin genç görünmesini bile aldatmak olarak görmüşlerdir. Hal böyle olunca yaptıklarımızın ne kadarı maskeli işlerdir, bunu anlayabilmek zor iş. Yinede maskesiz bir hayatın şifrelerini çözmek azım. Teşekkürler.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun779 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI