HAŞERATIN CÜMLESİNE
Kategori: Yazı - Makale |
3 Yorum |
2040 Okunma |
Yazan: hidayet | 26 Mayıs 2009 13:08:12
Haşere ilacı reklamı olarak algılanmaz umarız :)
HAŞERATIN CÜMLESİNE
Askerlik dönüşü aceleye gelmesine rağmen Allah nasip etti ve manzaralı, döşemeli güzel bir eve yerleştik. Özellikle terasını görüp de beğenmeyen yok, inşallah herkes daha güzel evlerde oturur. Biz zaman zaman bu ev bize pek iyi gelmedi, eve geleli beri başımızdan bir şeyler eksik olmuyor desek bile o cansız bir varlık ve cansız varlıklara suç yüklemek en basit ifadeyle ahmaklık. Başımıza gelen şeyler kader, hayır ve şer üçlüsü ile açıklanabilecek olaylar, yoksa ev ile ilişkilendirmek meseleleri anlamamak olur. İşte bu güzel evimizin son zamanlarda önemli bir problemi daha vardı, bizim tahta kurusu zannettiğimiz ama uzmanının tahta kurdu teşhisi koyduğu haşereler. Sinek küçük ama mide bulandırır hesabı bu haşerat evimizi berbat etti. Üzerine bastığımız tahtalar kırılmasın diye ailecek balerinler ve baletler olduk resmen. Tam canımıza tak etmişti ki uzman bir ekipten yardım alarak Allah’ın izniyle kökünü kazıdık haşeratın, en azından şimdilik.
Bu haşeratlardan sanal ortamda da var biliyorsunuz. Kimisi kurtçuk, kimisi solucan kimisi bilmem ne bela adıyla nam salmış. Namı başına çalınsın ama ya bana çektirdikleri. Genelde bilgisayarımı güvenli tutmaya çalışırım ama maalesef bende demek ki bazen açıklıklar veriyorum ki bilgisayarım kaç gündür hasta vaziyette. Şöyle içe sinesi internette gezinemiyorum. Bu problemler için de yine uygun hal çaresi bularak şükürler olsun onu da hallettim.
Size bahsettiğim iki tür haşerata ek öyle bir haşerat tipi daha var ki birincisi; diğerlerinden kat be kat daha zararlı ikincisi ise bu tip haşeratın çözümü o kadar kolay değil. Üçüncü ve en tehlikeli haşerat tipi hiç şüphesiz beynimizi kemiren haşerat. Beyin kemiren haşerat kendini kimi zaman aklaşan, kimi zaman yok olan saçlar ile gösterirken kimi zaman da bütün vücudu hasta ederek göstermekte.
Evet, en tehlikeli haşerat tipi beynimizi mekan tutmuş ve devamlı kemiren haşereler. Bunlarla mücadele için herkesin kendine göre çözümleri vardır muhakkak fakat ben herkese yarayabilecek çok basit bir formül önermek istiyorum sizlere. Yukarıda da bahsettiğim bir üçlü vardı, ben o üçlüye gerçekten inandığımız takdirde beynimizde haşerat kalmayacağını düşünüyorum. Çünkü hayır gördüğümüz de şer gördüğümüz de yaşamamız gereken şey değil mi, hepsi Allah’tan gelmiyor mu. Şer gördüğümüz birçok şey zamanla hayır çıkmıyor mu? Biz elimizden geleni yaptıktan sonra tevekkülden başka elimizden ne geliyor ki. O yüzden müdahale edemediğimiz ve gücümüzün yetmeyeceği şeyleri düşünmek beynimiz için en büyük haşerat. O yüzden tedbiri alıp takdiri Allah’a bırakmak beynimizdeki problemlerin bir çoğunu halledecektir diye düşünüyorum. Beynimiz bize düşünmek için verilmiştir fakat düşünüp hasta olmak için değil düşünüp ibret alabilmek için. Düşünmek en büyük ibadet bizi doğruya götürüyorsa, düşünmek en büyük günah bizi eğriye götürüyorsa.
Herkese; faydalı ve hayırlı düşüncenin içinde yeşereceği, her türlü lüzumsuzluktan arınmış, temiz düşünebilen, doğru kararlar verebilen, insanların mutluluğu için yoğun mesai harcayan, başkalarının ve kendinin problemlerine çözümler üretebilen beyin ve akıl diliyorum Allah’tan.
Hidayet Takçı
Haşereler konusu çok daha fazla uzatılabilir fakat ben burada konuya bir giriş yapmak istedim sadece, yoksa toplumu yeyip bitiren haşereler konusu başlı başına büyükçe bir konu zaten. Temiz bir beyin gibi temiz bir toplum da hepimizin temennisi.
Yorumlar
Güzel yazınız için teşekkürler Hocam.
Doğru söze ne denir. Allah(c.c.), hepimize, beynimizi ve düşüncelerimizi kemiren haşerelerle mücadelede güç ve sabır versin de sonunda kazanan biz olalım inşallah.
Saygılar...
Sevgili Ebubekir ağabey, yazımın sonunda bu konu çok daha uzatılabilir diye not düşmüştüm, o manada haşere ile mücadele de kalbin hali de önemlidir. Katkınız için teşekkürler.
Hidayet kardeşim öneriniz için teşekkür ediyoruz.Elbetteki inancımızın gereklerini hakkıyla yerine getirebilsek huzuru elde edeceğiz. Alimler "kul kasib, Allah Halık" demişler.Biz sebeplere yapışırız, Allah nasıl isterse öyle yaratır, takdir O'nundur.Hayrı murad eder, şerri murad etmez.Bunları her müslüman biliyor ve kabul ediyordur. Ancak böyle inanıp "tedbir bizden takdir Allah'tan" diyerek sonucunu Allah'a havale etmemize rağmen yine de başımıza gelenlerden dolayı üzülüp sıkıntıya düşüyoruz.Yani senin tabirinle haşereler beynimizi kemirmeye devam ediyor.Bana göre ortada bir problem yada bir eksiklik var ve bu iş çok kolay olmuyor. Bilmenin ve düşünmenin yanında kalbin hali haşeratın en etkili ilacıdır diye düşünüyorum. Yanılıyormuyum acaba? Selamlar
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın