ERCİYES'İN ETEKLERİNDEN SİZE SELAM GETİRDİM
Kategori: Yazı - Makale |
5 Yorum |
2278 Okunma |
Yazan: hidayet | 11 Mayıs 2009 12:52:29
Bir hafta sonu kaçamağı...
ERCİYES’İN ETEKLERİNDEN SİZE SELAM GETİRDİM
Memleketimizin aydınlık yarınları için elimizden geldiği kadar hepimizin bir şeyler yapması gerektiğine inanan birisi olarak önemli bulduğum organizasyonlara zaman zaman katılırım. Bu bağlamda katıldığım son organizasyon - benim için her zaman ayrı bir yeri olan Kayseri’de düzenlenen - Proje Park 09 isimli organizasyon oldu.
Geçen ay içerisinde gönderdiğim proje önerimin kabul edilmesi üzerine 6 mayıs 2009 Çarşamba günü Kayseri yolculuğum başlamış oldu. Öneriler üzerine tercih ettiğim Süha Turizm oldukça konforlu bir seyahat imkanı sağladı bizlere. Kendilerine teşekkür ediyorum. Serin bir bahar sabahı vardığım Kayseri’de ilk işim Erciyes Üniversitesi kampüsü içerisinde yer alan Hızıroğlu Konağı’na gidip yerleşmek oldu. Otele daha önceden yerleşen arkadaşlarla yaptığımız toplu kahvaltının ardından, otelden Sabancı Kültür merkezine bir otobüs ile gittik. Nefis bir müzik ziyafeti ve önemli konuşmaların ardından proje sergisinin açılışı ve ardından projelerimizin tanıtımı vardı. İki gün devam eden organizasyonun ardından önümüzdeki yıl için arkadaşlarla sözleşerek organizasyonu bitirdik. Organizasyon bitiminde okulumuzdan gelen iki akademisyen arkadaşla birlikte ikindi üzere Kayseri’yi dolaşmaya başladık. Selçuklu eserlerinin çok belirgin şekilde yer aldığı Kayseri’de tarihi yaşamak büyük zevk verdi bizlere. Selçuklu için çok önemli bir şehir olan Kayseri’nin sanırım en belirgin bir diğer özelliği de Erciyes dağı olmalı.
Üzerinden hiç eksik olmayan kar ve ona arkadaşlık eden bulut tabakası Erciyes’i gizemli hale getirmiş. Zirvesini görebilmek için havanın çok berrak ve bazen de rüzgarlı olması gerekiyor. Erciyes başkalarına ne düşündürüyor bilmem ama ben Erciyes’in Kayseri’yi beklediğini ona bekçilik yaptığını düşündüm. Heybetli duruşu bu şekilde düşünmeme sebep olmuş olabilir.
Kayseri’nin birçok tarihi camisini gezdikten sonra okuldan arkadaşlarla ayrılıp amca oğlum Fatih ile görüştük Hunat Hatun camisinin önünde. Biraz da Fatih ile gezdikten sonra vakit akşam olduğundan çok nezih bir lokantada Kayseri’nin güzelim İskender kebabından yedik. Valla yemekten sonra bir çay geldi, inanın kebaptan bile iyiydi. Ardından Kayseri’de yaşayan ablamın evine konuk oldum. Gürün’den beni görmek için gelen babam, enişte bey ve ablam ile gece bir yarısına kadar sohbet ettik.
Diğer gün sabah kahvaltımızı yapar yapmaz vaktimin çok olmadığını ve az vakti en iyi şekilde değerlendirmek istediğimi söyleyerek babam ve ablamla birlikte Beştepeler parkına doğru dere, tepe yola koyulduk. Park güzel ama yol daha güzel, yol üzerinde sadece bizim o yörelere ait ince yapraklı papatyalar ve diğer bitkiler çocukluğumu hatırlattı bana. Ayrıca dere tepe gittiğimiz yollardan çok net görülen iki dağ Erciyes ve Ali dağı azametin iki sembolü olarak güçlü olmanın ne olduğunu bize haykırıyor gibiydi. Doğa ile baş başa olmak sanırım insanın ruhunu geliştiriyor. Şehirlerde güneşi bile görmeyen evlerde yaşayan insanları düşününce insan üzülüyor. En önemli şeyleri olan ruhları gelişemiyor insanların ve ruhu gelişmeyen insanlardan hayatı ve gelişen, değişen olayları maalesef yeteri kadar doğru okuyamıyor. Düşünüyorum, acaba insanımızın sağduyusu ve engin gönüllü oluşu birçoğunun tabiat ile iç içe oluşundan mıdır diye.
Beştepeler parkı görülmesi gereken yerlerden birisi, çünkü Kayseri’yi en net izleyebileceğiniz yerlerden birisi. Gerçi ben sadece oradan şehri izlerken şehrin ne kadar büyüdüğü ile ilgilendim ama yön bilginiz sağlamsa babam gibi o tepeden bakarak mahalle mahalle Kayseri’yi keşfedebilirsiniz. Evet gittim, gördüm ve sizlere tavsiye ediyorum.
Beştepeler dönüşü yorgun argın ablamın evinde, kapıya doğru ayaklarımı uzatmış uyurken kapıdan giren iki kişi sayesinde uyandım. Uyanınca baktım ki aslında gelenler üç kişi imiş ama ben açıdan dolayı üçüncü kişiyi görememişim. Çok saygıdeğer Emrullah Hocam, Fatih Hocam ve Emrullah Hocamı en az bizim kadar seven minik kızı. Misafirlere hoş beş ettikten sonra çerçevesini kasabamızın ve sitemizin oluşturduğu çok eğlenceli bir sohbete daldık. Sitemizin niteliği, niceliği üzerine yaptığımız sohbet çok nitelikli oldu. Yine o sohbet esnasında hasretini çektiğimiz kurumsallaşmanın aslında bizler çok ta fark etmeden meydana geldiğini tespit ettik. Emrullah Hocam kendi etki alanındaki gelişmelerden bahsetti, bende başta geçen hafta Yunus Ağabey ile yaptığımız sohbet olmak üzere diğer gelişmelerden bahsettim.
Evet, Erciyes’in eteğindeki şehri ziyaret her açıdan olumlu gelişmelere sebep oldu ama sanırım en olumlusu sitemiz adına oldu. Nasip olursa çok yakın zamanda daha güzel ve daha yeni projelerle sevenlerimizin karşısına çıkacağız. Sitemizin yakın çevre için iyi bir model olması, lokomotif rolümüz, kendi kendimizi aşma gayretlerimiz ve daha kaliteliye, daha iyiye sizlerin layık olması bizi daha çok çalışmaya itiyor. İnşallah çok daha güzel iş ve projelerle siz sevenlerimizin karşısında olacağız. Bu arada kurumsallaşma konusunda belki biraz zayıf kaldığımız bölge Karadeniz bölgesi, eğer o bölgeyi temsil edecek birilerini de bulabilirsek mutlu olacağız.
Başta kendi annem ile çocuklarımın annesi olmak üzere bütün annelerin anneler gününü ve bugün nişan töreni olan sevgili kardeşim Mehmet Takçı ile nişanlısı hanımefendiyi tebrik ediyorum.
Kayseri yolculuğumuz esnasında bize konfor sunan Süha Turizm ve değerli personeline, Proje Park organizasyonunu düzenleyen başta Erciyes Üniversitesi Mühendislik Kulübüne, Gürün’den gelerek beni ziyaret eden babama, benimle ilgilenen ablam ve ailesine, amca oğlum Fatihe ve beni uğurlayan değerli hocam Emrullah beye teşekkürlerimi iletiyorum.
Yılda bir kez toplanan Proje Park organizasyonuna katılanların sayısı 150 bile değilken sitemize günde en az 150 kişi uğramaktadır. Proje Park çıktılarına bakınca diyorum ki biz potansiyelimizi organize edebilirsek yer yerinden oynayabilir arkadaşlar.
Saygılarımla,
Hidayet Takçı
Yorumlar
Kayseriyle ilgili yazılar nedense dikkatimi çekmiştir.. Bir zamanlar'Beyaz Şehir' diye bir dergide çıkıyordu kayseride halen devam ediyormu? bilmiyorum. Kayseriyi çok içtenlikli ve arı duru bir tükçeyle anlatmışsınız.Tebrik ediyorum. Anadolunun bütün şehirleri , yöre insanları gibi özeldir. Herbiri bir hassasiyetiyle dikkat çekmektedir.Sivası Kayserisi malatyası Elazığı Vanı Konyası.. Bir başkadır memleketimiz. Kıymet bilen yiğitlerinin çoğlaması lazım. Üç kuruş için ihanet edenlerden değilde, Vatanını bir emanet gibi algılayıp can pahasına koruyanlardan olmamız lazım. yazınız için teşekkürler
Sevgili Hidayet senin şu çalışma azmine hastayım valla.Okadar işinin arasına vatan memleket sevgisinide sığdırıyorsunya maşallah.Umarım memleket için hayalini kurduğun plan ve projelerini hayata geçirirsin.Senin başarılarınla ailen olarak gurur duyuyoruz.Allah başarılarınnın devamını nasip etsin.
Mustafa Ağabey ve İsmail Kardeşim değerli yorumlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Evet, kayseri ne kadar bir dağın eteğinde kurulmuş ise bizim kasabamızda dağların eteğinde kurulmuş, erciyes ne kadar insana derinlik hissi veriyor ise bizim dağlarımız da da bir o kadar güzel hisler yaşatıyor. Umarım dağların taşıdığı saflık ve temizliği içimizde taşıyarak, modern hayatın bozamadığı insanlar olarak kalmayı başarabiliriz.
İsmail
{ 11 Mayıs 2009 16:35:54 }
Hidayet Kardeşim,Kayseri izlenimlerini okurken,hatıralarıma gömüldüm birden abim ericiyes üniversitesinde okurken bende öss ve öys ye kayseri de girmiştim ilk büyük şehir olarak kayseriyi görmüş, şehre büyülenmiştim beni cezbeden yüksek binaları yolları parkları değildi geçmişi günümüze bağlayan tarihi eserleriydi; kalesi, tarihi camileri buram buram kokan tarihiydi.
Erciyes Dağı şehre ayrı bir ihtişam, fotoğrafik bir görüntü sağlıyor en son memlekete gidişimde hava açıktı heybetinin yanında bulutlara gizlenen bembeyaz o zarif nazenin halini de seyretme fırsatım oldu.
Mehmet kardeşimi ve nişanlısını tebrik ediyorum,Allah tamamına erdirsin
Selam ve sevgilerimle..
Sayın Hidayet bey,kutlarım sizi güzel bir gezi olmuş,imrendirdin bizi...inşallah devamı gelir..Ne yalan söyleyim bende Kara kepeze çıktım çocuklarla,göbelek toplayalım diye ama elimiz boş geldik..Biraz kenger,çiğdem topladık.. sizin gibi bir organizasyon düzenlemedik ama inanırmısın hani o erciyesin eteklerini aratmıyacak şahane bir yer..İnsan temiz ve soğuk rüzgarın estiği yeşilin tam göründüğü ve çiçeklerin insana selam durduğu bu doğa harikası yerde inanırmısın uzaklara taa uzaklara haykırası geliyor,işte bakın insanın insanlığını hatırladığı,insanın doğayla barıştığı ve insanın insanla barıştığı bir yer..Ne geçim derdi ne doğanın çığlığı ne insanların zulmü,hiç bir şey yok orda..Eli kulağa atacaksın başlıyacaksın uzun bir hava,bağıracaksın derenin öbür tarafına diyeceksinki hani geçen zaman hani bizimle olanlar hani beni mutlu edecek şeyler ordan ses yankı yapıyor ve sana kadar geliyor..Ne yaptınki hani ne bekliyorsun,hüzün çöküyor,güneşe bakıyorsun dur biraz daha bekle diyorsun ama nafile geçip gidiyor,akşam ın karanlığı hüzünle beraber doluyor insanın içine..Aynen geçip giden ömrümüz gibi.Ahh Karakepez ah,şöyle bir dile gelsende anlatsan yanından,üstünden geçenleri..Derlerki, zamanında bir ihtiyar kör adamı torunu elinden tutmıuş götürüyor.Kara kepezin oraya gelince sorar torun nere geldik,Çocuk cevap verir Karakepeze geldik dede der,O zaman ihtiyar eğilerek gider ordan,Derlerki;Kara kepezin üzeri asmalarla dolu imiş zamanında dallara başım değmesin diye eğilmiş,bir rivayete göre de dağın heybetliliğine ve ihtişamına karşı eğilerek selam vermiş.Ne olursa olsun Erciyes gibi olmasada bizler için,en görkemli en saf en temiz haliyle bir abide..içindeki sırlarıyle beraber...Selamlar
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın