ESKİ TÜRK FİLMLERİ
Kategori: Yazı - Makale |
5 Yorum |
2931 Okunma | 01 Mayıs 2009 22:59:04
Yunus Beye Teşekkür ediyoruz...
ESKİ TÜRK FİLMLERİ
Yorgundum…
Gecenin ilerleyen saatlerinde, göz kapaklarımı açık tutmakta zorlanırken bir taraftan da televizyon kanalları arasında dolaşıyordum. Bir ara, biraz da dokunaklı bir müziğin eşliğinde Türkan Şoray’ı ekranda görünce durakladım. Tabii ki bir Türk Filmi. Ekranın sağ alt köşesinde ismi yazılı, “Bodrum Hakimi”. Türkan Hanım, ilçeye yeni atanmış idealist bir hakim. Kadir İnanır ise başına buyruk zengin bir delikanlı. Gerisini çok fazla açmama gerek yok sanırım. Gülümsediniz değil mi?
…
70’li yıllardı…
Siyah beyaz televizyonun ancak birkaç ailede bulunabildiği yıllar…dönemine göre önemli mevkilerde bulunmuş olan Bekir Dayım da dedemlere bir tv almıştı. O evin ayrı bir büyüsü vardı benim için. Öncelikle, kasabadaki kiremitli birkaç evden biriydi. Sonra geleni ve gideni o kadar fazlaydı ki sebebini anlamakta zorlanırdım. Annem dedemlerle ilgili konuşurken hayranlık uyandıran cümleler kurardı. Dedemin varlığı evi ne kadar sıcak kılıyorsa, dayım- ki onun bürokrat kimliğinden olsa gerek- da o kadar resmileştiriyordu. Buna rağmen, ablamla bütün riskleri göze alır dedemlere film izlemeye giderdik. Feyruza ve Azize ablalar çoktan yerlerini almış olurlardı. Keza Sami, Hulusi ve Musa ‘lar da. Ve bitmek tükenmek bilmeyen TRT Haberleri başlardı. Haberler sona erip filmin yayın saati yaklaştığında, dayımın o gün getirdiği gazeteden filmin konusu hakkında bilgi sahibi olan Durdane Yengemiz alel acele özet bilgi verirdi. Merak ve heyecan doruğa ulaştığında film başlardı.
-hemen hepsinde, bir aşk ve sevgi mücadelesi;
-tabii ki öne çıkan iki figür; genç ve yakışıklı erkek aktrisler ki başlıcaları: Ayhan Işık, Ediz Hun, Ekrem Bora, İzzet Günay ve Cüneyt Arkın. Bayanlardan ise Belgin Doruk, Filiz Akın, Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit.
- erkek sanatçının kim olduğuna göre filmin konusu değişik olurdu. Ediz Hun ve İzzet Günay’ın filmleri genellikle romantik olurken, Ayhan Işık ve Cüneyt Arkın’ın filmleri yiğitlik, mertlik, biraz da külhanbeylik kokardı.
-bazen erkek fakir kadın zengin olur, bazen de tam tersi…
-dolayısıyla konuları son derece basit. Araya giren bütün kötü karakterlere ve yanlış anlamalara karşın, aşk mücadelesi galip gelir ve çoğunlukla şevrole marka bir takside gelin ve damat uzaklaşırken, filme eşlik eden şarkı nağmeleri de birden şenlenir ve film sona erer. “SON” yazısının altında biraz daha küçük punto ile “ERLER FİLM” yazar.
Filmlerin o iç acıtıcı, hüzün veren sahnelerinde genç Feyruza ve Azize ablalar sessizce göz yaşlarını dökerken, kötü rollerdeki karakterlere lanetler yağdırırlardı. Filmin sonuna doğru daha doğrusu en can alıcı bölümlerinde, elektrikler giderdi. Elektrikçi İhsan Ağabey oldu mu şimdi? Filmin en heyecanlı yerinde elektrik jeneratörü stop ettirilir mi? Gerçi on onbeş dakika evvel uyarıyı vermiştin ama şu filmi bitirsek olmaz mıydı? Neyse ki, beyaz saçlı, altın dişli ve de kullandığı kırmızı bisikleti ile zihnimizde yer edinen İhsan Ağabeyimiz insafa gelir, jeneratörü tekrar çalıştırır ve filmin sonunu görürdük. Belki de en çok istemediğim an bu filmlerin “SON” larıydı. Ortalık karanlığa bürünür, alel acele lastik ayakkabılarımızı giyerek evin yoluna düşerdik.
İşte gerçek hayat…her şey filmlerin o büyülü dünyasında kaldı. Kendimi Cüneyt Arkın’ın yerine koysam ne ki? Bacağında şalvarı, ayağında lastik ayakkabısı, sırtında yamalı köğneği yeni yetme; ben. Sonra hani nerede güzelliğin, zarafetin sembolü, yanağında beni ile Belgin Doruk? Çekirge ve kurbağa sesleri arasında eve ulaştığımızda annem çoktan uyumuş olurdu. Zahireliği, ahırı, yatak odası ile dört odalı ahşap evimizde tatlı bir uykunun başlangıcında gözüm, asfalt yoldan geçen araçlara ait farların pencere camında oluşturduğu görüntülere takılır ve öylece uyuyakalırdım.
…
Yunus EMRE
01.05.2009 Avcılar/İSTANBUL
|
Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy |
Yazdır
Yorumlar
Akıcı ve sıkmayan bir üslupla hemen hemen herkesin yaşadığı bir olayı anlatmışsınız.Eski Türk filmlerinden beni en çok cezbeden filmden ziyade film müzikleriydi.Öyleki arşivimde bu müziklerin bir çoğunu topladım ve zevkle dinliyorum.Bu müzikler kültürümüzü, sevincimizi, acılarımızı yansıtıyor.Selamlar..
Eski Türk Filmleri güzel ama yazınızda anlatılanlar daha güzel ve daha hoş. İnşallah aramızdan yetenekli arkadaşlar çıkar ve sizlerin yaşadığınız geçmiş zaman güzelliklerini bir Türk filmi haline çevirir ve hepimiz zevkle okuruz. Elinize sağlık
sami
{ 02 Mayıs 2009 13:34:48 }
Canım Kardeşim, eline diline sağlık. Gerçekten o günlerin ayrı bir yeri vardı bizler için.Bir zaman Durdane Yengemlere takıldık. Ardından Postacı Turan Amcalara. Hele bir keresinde ortaokul Müdürümüz İbrahim Şimşek 'le eşi Turan Amcalara misafirliğe gelmişlerdi. Tüm tavır ve davranışlara rağmen kalkmamıştık. Sen ilkokul beşte. Ben seortaolkul ikinci sınıfta idim. Bir gün sonra aynı zamanda matematik öğretmeni olan Hocam'dan ciddi olarak azar işitmiş, dayak ta yemiştim. Bütün bu tür risklere rağmen gerçekten o Eski Türk Filmleri' nin yeri farklı idi bizim için. O dönem gerçekten ayrı bir yere sahipti. o günleri bizlere hatırlatıp bize o günkü duyguları yeniden hatırlattığın için çok teşekkür ederim. Ayrıca da bizim kahrımızı çeken gerek Yengeme, gerekse Postacı Turan Amcam ve değerli eşlerine en derin saygılarımı sunmayı yeniden bir borç bilirim...
Kardeşim Yunus,bu kadar yazı ve yorumların arasında Türk filmlerinden bahsetmemek olmazdı.Senin bahsettiğin yıllarda ben Adana'da liseyi okuyordum.Bende orada sinemalara giderdim.Tercihim çoğunlukla bahsettiğin Türk filmleri olurdu.Sinemaların matine saatlerini bilirdim ancak kolumuzda saat yoktu mecburen caddede sokakta saatı olanlara saatınız kaç diye sorardım.Onların bazısı hiç söylemezdi,bazısı söyler anlaşılmazdı,bazısıda söyler anlaşılırdı.Şimdi ise halen yaşadığım Elazığ'da caddede sokakta banada saat kaç diye soranlar oluyor,hemen o günler hatırıma geliyor cevabı doğru ve anlaşılır bir şekilde veriyorum.Türk filmleri fazla maliyeti olmayan basit ama kendine göre sürükleyiciliği bulunan kolay anlaşılır sonucu aşağı yukarı tahmin edilebilir yapımlar.Yabancı filmler ise maliyetli karmaşık konulu baştan iyi takip etmezsen mevzuyu anlayamazsan seyretmenin ızdıraba dahi dönüşebileceği yapımlar.Eline koluna sağlık selamlar.
Yunus Bey, yüreğinize sağlık. Tüm yazılarınız gibi bu yazınız da çok güzel gerçekten. Hani çok sevdiğimiz bir filmin sonu bize hep erken gelir ya işte sizin yazılarınız da -en azından benim için- öyle. Bir solukta okuyorum, sonra da "Ne çabuk bitti!" diyorum içimden.
Bu, birbirinden güzel yazılarınızı bizimle de paylaştığınız için teşekkür etmekten başka söylenecek çok fazla söz yok aslında...
Hocam, Allah(c.c.) yolunuzu açık etsin.
İnşallah daha nice güzel yazılarınızı okuruz.
Saygılar...
Diğer Sayfalar: 1.
Yorum Yazın