Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

Ben Yıldız Dağı'nda Yalnız Bir Ahlatım

Kategori Kategori: Yazı - Makale | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 3158 Okunma | Yazar Yazan: osman | 18 Nisan 2009 23:21:39

Osman Beye Teşekkürler...

Ben Yıldız Dağı’nda Yalnız Bir Ahlatım

 

Ben Yıldız dağında bir ahlatım

Sen, Konya düzünde bir sarı söğüt.

Dizlerim tutmadı varmaya yanına

Tutup bu mektubu yazdım sana.”

**

Nasılsın; kök saldın dal attın mı?

Boyun uzadı mı beş on santim?

Bense, bildiğin üzere

Bakar dururum açık göklere.

**

Yaz der, sonbahar der

Yel alır yaprağımı götürür

Sel alır toprağımı;

Kanım donar kara kışta damar damar

Şimdi görme beni

Ölümle yaşamak arasında

Bir perişan halim var.

                    Muzaffer Özden

 

Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım…

Bahara doğru açılır tomurcuklarım. Bahara doğru salınırım tepenin en tenha yerinde. Yalnız bir ahlatım dağın doruğunda. Kış yaz, aynı serçelerle söyleşip dururum. Aynı serçeler, şakımalarını kondururlar bağrıma.

Aşka tutsak bir bedenden arakladığım, gözü yaşlı zamanları anımsamadan, şerha şerha paralanan kovukçuklarımda söylenir adım.

Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım. Anlamaz kimse, derdimin dermanının bende saklı olduğunu… Anlamaz kimse, ne için bedenimde göz göz yaraların açıldığını…Ben yalnız bir serçe gibi, tutunacak bir dal ararım. Ben yalnızlığı her daim heybesinde taşıyan yalnız bir ahlatım. Dağın en tenha yerinde, filizlerimle güneşi selamlarım. Bilirim dizlerimin dermansız olduğunu. Sen narin gözeler başında saçlarını dağıtırken rüzgarlara, ben yüce bir dağın başında, bulutlarla örerim sana hasret gergeflerimi…Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım… Geceden örülmüş şiirler kadar mağrur, tan vakti öten bülbüller gibi nazlıyım… Ben yalnız bir ahlatım… Yalnızlığının su aldığına aldırmadan, gururdan örülü keşanelere sığınan yalnız bir ahlatım…  

**

Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım…

Göğe sunduğum taptaze resimlerden, hayaller kursam da, bulutlara erişmeyen yanlarım var benim. Ancak bahara kök salar umutlarım… Ancak tomur tomur tomurcuklanır bedenim baharda. Ben Yıldız Dağında yalnız bir ahlatım.. Yalnız bir şiir kadar üşüyor, yalnız bir kartal gibi divaneyim…Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım… Yalnızlık kaderim olsa da, uzak tepeciklerin en tenha yerinde parlarım ötelere.  

**

Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım…

 Uzak dururum pınarların başına. Uzaktır zaten hayalim ötelere. Kök salsamda yüzyılların bereketine, içimin sancılarından bir türlü sıyrılamam. Bedenimde dolaşan kurtçuklara aldırmadan, uzak bozkırlardaki başak denizlerinden sıyrılarak, bir hayale odaklanır yüreğim. Ben Yıldız Dağı’nda, bin türlü zorlukla cebelleşirken, sen öte düzlüklerdeki pınarların başında, sap sarı başını göklere uzatırsın…

**

Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım…

Baharla parlayan filizlerim kadar asiyim zamana. Zaman kadar yakınım meyvelerimin hasretine. Tuttuğum dileklerden de soyarak yılları, yara, pere içindeki yorgun bedenimle umuda yöneldi dallarım. Mağrur bir sultan gibi, yapraklarınla oynaşa dur sarı söğüt, ben yalnızlığa hüküm giymiş, yalnız bir ahlatım.

Senin başında serçeler oynaşırken, ben öte dağların en tenha yerinde dinlerim bir çobanın yürek çalkantısını. Kavalın yanık ezgisinde, bahar sultanının muştusunu yudumlarım bir zaman. Yanı başımda açılan azık çıkınlarındaki esrik rayihayla mutlu olurken, körpecik kuzuların bana sürtünmelerinin seyrine dalarım ansızın. Dedim ya, ben yalnız bir ahlatım.

Ben Yıldız Dağı’nda yalnız bir ahlatım… Yalnızlık kadar koca bir hayal biriktiriyorum heybemde…Koca bir sevdaya ram olan seyyahlardan araklıyorum iyilik muştularını…Bulutlardan aldığım seyir günlüklerine daha bir göz atmadan, heybemdeki anılarla söyleşen yalnız bir ahlatım… Anadolu’nun en narin doruğunda, yanı başıma dökülen kekremsi anlardan arakladığım günleri yarınlara saklayan yalnız bir ahlatım…

 

Osman ÇELİK

 | Puan: 10 / 11 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar

Nisa ŞAHİN { 18 Mayıs 2009 15:29:49 }
Yazı çok hoşuma gitti. Yıldız Dağını görmedim ama merak ediyorum şimdi. Valla elinize sağlık...
Ayşegül ERGİN { 04 Mayıs 2009 21:36:31 }
Osman Bey, yazınız için ne kadar güzel söz söylesem az gelir. Sıkı bir takipçinizim.Tüm yazılarınızı büyük bir beğeniyle okuyorum ama bu yalnız ahlatın öyküsü nedense hepsinden farklı geliyor bana. Bu güzel yazıyı bizlere de ulaştırdığınız için çok teşekkürler...
Yazmaktan ve paylaşmaktan hiç vazgeçmemeniz dileğiyle...
Saygılar...
yunus emre { 20 Nisan 2009 18:45:51 }
muhterem hocam merhaba,
en değme edebiyat dergilerinde yayınlanmaya namzet bir yazınızı daha okumanın bahtiyarlığını yaşıyorum. kendi adıma, şu dağdağalı günlerin ardından yazınızı okumak bana ayrı bir dinginlik veriyor. sanki, herşeyi bir kenara bırakıp bir yerlere doğru yükseldiğimi hissediyorum.

evet hocam, bizim şu mütevazi yaylamızda, ne yazık ki hiç tırmanamadığım küçük partı yarık tepesinin tam orta yerinde bir dağ armudu olduğunu duymuştum, küçüklüğümde. bahçelerimizde dehemen hiç armut ağacı olmadığından mıdır nedir hep o armudu hayal etmişimdir. meyvesinin çok tatlı olacağını yiye yiye doyamayacağımı düşünmüşümdür. ama hep hayal olarak kaldı. şimdi hala yerinde midir veya gerçekten orada öyle bir armut var mıdır bilemiyorum. . kim bilir belki de kaskatı kesilmiş, avlayacağı bir kuşu bekliyordur; bırak meyve vermeyi. keşke yalnız kalmasalardı...bizi kelimelerin büyüsünden ve ahenginden mahrum etmeyin hocam.
Diğer Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Yeşilin ve Mavinin Buluştuğu Yerdesiniz

SuçatıHaber Anket

Sizce Gürün Belediye Başkanlığı seçimini kim alır?
Ak Parti adayı Feyzullah Arslan
MHP adayı Nami Çiftçi
Sonuçlar

Google

Il Il Hava Durumu


Ziyaretçi Sayımız

Aktif Ziyareti
Bugun543 
Ayrnt
 
SuçatıRSS
 Haberler | En Çok Okunanlar | En Çok Oy Alanlar
 


Altyapıda yardımları olan mydesign ve efkan teşekkürler.
Suçatı Haber 2007
Tasarım ve Kodlama: Fatih TAKCI